aygn.elif

Mesaj Gönder

Kazandığı Rozetler

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilge
Bilge
Kaşif
Kaşif

Yorumları

63Yorum
Yeşil Peri Gecesi
CAN YAYINLARI
Ayfer Tunç
Ürünü İncele
Ayfer Tunç'un Yeşil Gece Perisi, bende sadece okuduğum bir roman olarak kalmayacak. Karakterlerin hayatını yalnızca okumadım; sanki onların yanı başında yürüdüm, acılarını ve suskunluklarını hissettim. Ayfer Tunç, okurla roman arasındaki mesafeyi ustalıkla kaldırıyor ve insanı hikâyenin içine usulca davet ediyor. Roman öylesine sürükleyiciydi ki dışarıdayken bile aklım hep bıraktığım sayfalardaydı; bir an önce eve dönüp kitabımı elime almak istedim. İçeriğinden özellikle söz etmeyeceğim. Çünkü bu romanın büyüsü, onu her okurun kendi duygularıyla keşfetmesinde saklı. Bazı kitaplar okunmaz, yaşanır; Yeşil Gece Perisi de benim için tam olarak böyleydi.
Malma İstasyonu
TİMAŞ YAYINLARI
Alex Schulman
Ürünü İncele
Malma İstasyonu; Harriet, Oskar ve Yana’nın iç içe geçen hikâyesiyle, parçalanmış bir ailenin izini sürüyor. Anne, baba ve çocuk… Üç farklı yerden bakılan ama aynı acıya çıkan hayatlar. Okurken bir Harriet’e hak veriyorsun, bir Oskar’a. Bir yanın hepsinin yanında olmak istiyor. Ve kitap boyunca tekrar tekrar aynı soruya dönüyorsun: “Bir çocuğu ne zaman kaybedersiniz?” Cevabı tek bir an değil. Gün be gün, sene be sene gerçekleşen bir kopuş bu. Küçük kırılmalar, fark edilmeyen mesafeler… Sonunda büyüyen bir uçurum. Ve en acısı şu: Bu kayıp sadece birini değil, iki tarafı da eksiltiyor. Hem kaybeden için, hem kaybedilen için.
Koloni
DELİDOLU
Audrey Magee
Ürünü İncele
İrlanda’nın sert kıyılarında, uçurumların kenarında bir ada… Bir İngiliz ressam, bir Fransız dilbilimci Masson ve unutulacak bir umuda tutunan James… Ve bir ada. Ve patlamalar. Audrey Magee’nin Koloni romanı, daha ilk sayfalardan itibaren insanı içine çeken bir atmosfer kuruyor. Ressamın kendini kanıtlama çabası, dilbilimcinin yok olmaya yüz tutmuş bir dili kaydetme isteği ve adadaki insanların sessiz direnişi; hepsi ince ince birbirine bağlanıyor. Roman sadece bir hikâye anlatmıyor; dil, kimlik, aidiyet ve sömürgecilik üzerine düşündüren katmanlı bir anlatı sunuyor. Arka planda hissedilen gerilim ve patlamalar, karakterlerin iç dünyasındaki kırılmalarla birleşince ortaya hem sert hem de dokunaklı bir metin çıkıyor. Bir çırpıda okunacak kadar akıcı, ama bittikten sonra uzun süre zihinde kalacak kadar derin… Kalbe dokunan, düşündüren ve iz bırakan bir roman.
Bahçıvan ve Ölüm
METİS YAYINLARI
Georgi Gospodinov
Ürünü İncele
Georgi Gospodinov’un Bahçıvan ve Ölüm kitabı, hastalığın aslında gerçekleşmemiş konuşmaları ve ertelenmiş yakınlığı nasıl ortaya çıkardığını çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor. İnsan, çoğu zaman en yakınına söyleyemediklerini ancak bir şeyleri kaybetme ihtimaliyle yüzleşince söylemek istiyor. Kitapta baş karakter, bir yazar ve aynı zamanda babasının bakımını üstlenen bir evlat. Babasının adım adım ölüme yaklaşmasına tanıklık ederken yaşadığı duyguları okurla paylaşıyor. Bu duygular sadece anlatılmıyor, aynı zamanda okura da hissettiriliyor. Özellikle acı durumların içine serpiştirilen o hafif komik hikâyeler, kitabın en sevdiğim yanlarından biri oldu. Çünkü en zor anlarda bile insanın zihninin nasıl başka yerlere kaçtığını, kendini korumaya çalıştığını gösteriyor. Kitap boyunca ölümün kaçınılmazlığını ve aslında ne kadar yakınımızda olduğunu fark ediyoruz. Ama en çok da şunu düşündürüyor: Söyleyemediklerimizle yaşamaya ne kadar alışmışız?
Azdahak
KAPI YAYINLARI
Prof. Dr. İskender Pala
Ürünü İncele
Azdahak, gökte Ramazan hilalinin görülmesiyle başlayıp, yerde birilerinin başına çorap örülmesiyle açılan çarpıcı ve merak uyandıran bir hikâye sunuyor. Daha ilk sayfalardan itibaren okuru içine çeken bu başlangıç, yaklaşan büyük bir felaketin habercisi gibi ilerliyor. Halkın tanıklık ettiği sıra dışı olaylar; kutsal kitap sayfalarının yırtılması, gökyüzünde beliren kuyruklu yıldız ve art arda gelen uğursuz işaretlerle giderek yoğunlaşıyor. Tüm bu gelişmeler, müneccimbaşı tarafından “saltanat-ı seniyyeye hayır getirecek” şeklinde yorumlansa da, roman ilerledikçe her şeyin aslında bambaşka bir yöne evrildiği görülüyor. Beklenenle yaşanan arasındaki bu zıtlık, hikâyenin gerilimini sürekli canlı tutuyor. İskender Pala, Osmanlı’nın son dönemine ait atmosferi ustalıkla kurarken dili ağırlaştırmadan derinlik kazandırıyor. Tarihî dokuyla harmanlanan anlatımı sayesinde roman hem düşündürüyor hem de sürükleyiciliğini hiç kaybetmiyor.