aygn.elif

Mesaj Gönder

Kazandığı Rozetler

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilge
Bilge
Kaşif
Kaşif

Yorumları

67Yorum
Fedailerin Kalesi Alamut
KORİDOR YAYINCILIK
Vladimir Bartol
Ürünü İncele
Roman, 11. yüzyılda Selçuklu egemenliğindeki İran’da geçiyor. İbn-i Sabbah’ın insanları masallar ve uydurulmuş hikâyelerle kandırarak kurduğu yapay cennet, Alamut’un temelini oluşturuyor. İnsanların korkularını ve inançlarını kullanarak onları her şeyi yapabileceklerine inandırıyor. Bu cennette, kendilerini feda etmeye hazır fedailer yetiştiriliyor. Roman ilerledikçe Alamut’un yalnızca bir kale değil, insanların zihinlerinde kurulmuş bir yanılsama olduğunu görüyoruz. Özellikle İbn-i Tahir’in yaşadıkları üzerinden, inançların nasıl manipüle edilebildiğini ve insanın kandırılmaya ne kadar açık olduğunu hissediyoruz. Bence romanın en çarpıcı yanı, gerçek ile kurmaca arasındaki sınırı bulanıklaştırması. Okurken Alamut’un nasıl bir yapay cennete dönüştürüldüğünü sorguluyorsunuz. Aynı zamanda insanın, inandığı şey uğruna kendi iradesinden nasıl vazgeçebileceğini düşündürüyor.
Misafir (Karton Kapak)
EVEREST YAYINLARI
Nermin Yıldırım
Ürünü İncele
Misafir, hafıza kaybıyla başlayan ama aslında insanın kendini, annesini ve çocukluğunu aradığı çok derin bir yolculuk. Nermin Yıldırım, ölümden çok yaşamı, vedadan çok kavuşmayı ve insanın kendine duyduğu merhameti anlatıyor. “Bazen konuştuğuyla, bazen sustuğuyla öldürür insan.” ve “Toprağın altı, üstü gibi değildi. Adildi.” gibi cümleler uzun süre aklımdan çıkmadı. Kitap boyunca hafıza, hatıralar ve affetmek üzerine öyle güçlü satırlar vardı ki sık sık durup düşündüm. Bitirdiğimde yalnızca bir roman okumamış, kendime doğru uzun bir yolculuğa çıkmış gibi hissettim. Altını çizmeye doyamadığım, unutamayacağım kitaplardan biri oldu.
Bir İntihar Çok Ölüm
İLETİŞİM YAYINLARI
Esra Kahya
Ürünü İncele
“Bu intihar eylemi kılındı.” diyor Acibe. Oysa insanın sevmeden büyümesi de sessiz bir ölüm değil midir? Annesinin kokusuna bir parfüm şişesiyle tutunmaya çalışan kambur kızın yalnızlığı yüreğime dokundu. Ablası ise merhametle öfke arasında sıkışmış; kardeşi için dünyayı karşısına alacak kadar güçlü, ama bir o kadar yorgun. Esra Kahya karakterlerini öylesine gerçek anlatıyor ki kimi sayfada boğazım düğümlendi, kimi satırda gözlerim doldu. Bu kitap yalnızca bir hikâye değil; sevgisizliğin, kırgınlığın ve umudun insan ruhunda bıraktığı izleri anlatan, uzun süre hafızamdan silinmeyecek güçlü bir romandı.
Annem Öldü mü
SİREN YAYINLARI
Vigdis Hjorth
Ürünü İncele
“Annem Öldü Mü?”, annesiyle bağını tamamen kopardığını düşünen Johanna’nın, aslında ondan hiç uzaklaşamadığını anlatan etkileyici bir roman. İnsan kaçtığını sandığı yere çoğu zaman fark etmeden geri dönüyor. Johanna’nın annesine duyduğu öfke, merak ve özlem öyle gerçek aktarılmış ki okurken onunla birlikte hissediyorsunuz. Özellikle “Gökyüzü gibi bir şey çocukluk, hiçbir yere gitmiyor.” cümlesi uzun süre zihnimde kaldı. Anne-kız ilişkisini anlatırken aslında çocukluğun, kırgınlıkların ve affedememenin izlerini sorgulatıyor. Bitirdiğimde geriye yalnızca bir hikâye değil, uzun süre aklımdan çıkmayacak duygular kaldı.
Yeşil Peri Gecesi
CAN YAYINLARI
Ayfer Tunç
Ürünü İncele
Ayfer Tunç'un Yeşil Gece Perisi, bende sadece okuduğum bir roman olarak kalmayacak. Karakterlerin hayatını yalnızca okumadım; sanki onların yanı başında yürüdüm, acılarını ve suskunluklarını hissettim. Ayfer Tunç, okurla roman arasındaki mesafeyi ustalıkla kaldırıyor ve insanı hikâyenin içine usulca davet ediyor. Roman öylesine sürükleyiciydi ki dışarıdayken bile aklım hep bıraktığım sayfalardaydı; bir an önce eve dönüp kitabımı elime almak istedim. İçeriğinden özellikle söz etmeyeceğim. Çünkü bu romanın büyüsü, onu her okurun kendi duygularıyla keşfetmesinde saklı. Bazı kitaplar okunmaz, yaşanır; Yeşil Gece Perisi de benim için tam olarak böyleydi.