bilgeoguz

Mesaj Gönder

Kazandığı Rozetler

Kitapkurdu
Kitapkurdu

Yorumları

105Yorum
Türklerin Ataları
KAYNAK YAYINLARI
Opr. Dr. Tuğrul Kihtir
Ürünü İncele
Çok kapsamlı bir eser. Yazar, Eski Türk tarihi üzerine yapılmış eski ve yeni birçok araştırmayı titizlikle inceleyerek bunları tek bir kitapta derlemiş. Bu açıdan bakıldığında eserin arkasında çok büyük bir emek ve yoğun bir araştırma süreci olduğu açıkça görülüyor. Ayrıca farklı görüşleri tarafsız bir yaklaşımla aktarması da kitabın önemli yönlerinden biri. Elbette bu durum zaman zaman tekrarların oluşmasına ve birbirine zıt tezlerin aynı eser içinde yer almasına neden olmuş. Adeta farklı tezlerin ve görüşlerin harmanlandığı kapsamlı bir başvuru kaynağı niteliğinde.
Türklerin Prehistoryası & Cumhuriyetin 100.Yılında Yeni Bir Türk Tarih Tezi
KABALCI YAYINLARI
Semih Güneri
Ürünü İncele
Kitabın başında Pazyryk halısının Frigya’dan (ki bununla bir bağlantı kurmak oldukça güçtür) veya İran’dan geldiğini iddia etmesi beni ciddi anlamda hayal kırıklığına uğrattı. Altay bölgesinde benzer bir halının bir daha bulunmaması, onun Türk kültürüne ait olmadığına delil sayılamaz. Zira MÖ 5. yüzyılda ne Anadolu’da ne de İran coğrafyasında bu nitelikte bir halıya rastlanmaz. Söz konusu halı, dünyanın bilinen en eski el dokuma halısıdır ve Altay Dağları’nda yaklaşık 2500 metre yükseklikte bir kurganda yapılan kazıda ortaya çıkarılmıştır. O dönemde, bugün “Aryan” kavramı üzerinden İran’a yakıştırılan siyasi-kültürel oluşumlar henüz mevcut değildi. Ahameniş İmparatorluğu yeni yeni şekillenmekteydi ve aslında Medlerin devamı niteliğindeydi; “Persler” ve “Persepolis” gibi tabirler ise henüz tarih sahnesine çıkmamıştı. Ayrıca halıdaki ren geyiği tasvirlerinin İran coğrafyasıyla hiçbir zaman örtüşmediği de açıktır.
Türklerin Türklerle Savaşları & Orta Asya - Çin İlişkileri MÖ 2070 - MS 1644
SARMAL KİTABEVİ
Arif Cengiz Erman
Ürünü İncele
Tarihte Türkler, “Türk” etnik adıyla birlikte farklı boy ve aile adları altında birçok devlet kurmuşlardır. Kaşgarlı Mahmud, Divânü Lügati’t-Türk’te Türk boylarını ve lehçelerini (o dönemde “lügat” olarak adlandırılan farklı konuşma biçimlerini) sıralarken Tabgaç, Kitay ve Tangutları da bu boylar arasında saymaktadır. Göktürk yazıtlarının çözümünde ise Tabgaçlar genellikle bugünkü Türkçeye “Çinliler” olarak çevrilmiştir. Bu yanlış yorumu Arif Cengiz düzeltmektedir. Gerçekte, yerleşik Türkler olan Tabgaç Devleti ile yapılan savaşlar, Türk boyları arasındaki bir tür kardeş savaşıdır. Kaşgarlı Mahmud’un eserinde bazı Türk boylarının “farklı dilleri” olduğu şeklindeki ifade aslında bir tercüme hatasından kaynaklanır. Çünkü o dönemde “lehçe” kavramı bilinmiyordu; farklı lehçeler “lügat” olarak ifade edilmekteydi. “Lehçe” kelimesi ise Türkçeye, eski Polonya halkının farklı konuştuğu Türkçe için kullanılan bir terimden geçmiştir.
Orhun Yazıtları & Yazıtların Çözümünde Düzeltmeler
SARMAL KİTABEVİ
Arif Cengiz Erman
Ürünü İncele
Mutlaka okunması gereken, son derece önemli bir araştırma. Arif Cengiz, Türk tarihine dair şaşırtıcı ve çoğu kez göz ardı edilmiş gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Bu kitapta, Bilge Kağan Yazıtı’nda Tabgaçların Çin yazısıyla kaleme aldıkları bölümler de ayrıntılı biçimde inceleniyor. Bugüne kadar bize, kuzeyli göçebe Türklerin güneydeki Çin İmparatorluğu ile mücadelesi olarak aktarılan olayların aslında iki Türk boyu—yerleşik Tabgaç Türkleri ile göçebe Göktürkler—arasındaki güç mücadelesi olduğu ortaya konuyor. Arif Cengiz, bu çalışmasıyla Türk tarihine yeni ve ufuk açıcı bir perspektif kazandırıyor. Türk tarihini belirli bir bölgeye ve dar bir zaman dilimine sıkıştırma çabalarına karşı çıkarak, tarihimizin Çin, Yunan, Roma, Pers, Arap ve Yahudi tarihlerinden çok daha eskiye dayandığını güçlü kanıtlarla ortaya koyuyor.
Avrupa Dillerinin Gizlenen Kökü: Türkçe
KDY AKADEMİ (KİTAPYURDU DOĞRUDAN YAYINCILIK)
Kaan Arslanoğlu
Ürünü İncele
Atatürk’ün tarih tezinden bu yana ilk kez Türk tarihine dair böylesine canlı, umut verici ve bilimsel açıdan zengin bir hareketlilik yaşanıyor. Genetik, arkeoloji ve etimoloji alanlarında yapılan araştırmalar birbirini tamamlayarak güçlü bir bütünlük oluşturuyor. Arif Cengiz Erman ve Semih Güneri’nin ardından Kaan Arslanoğlu da kaleme aldığı eserlerle yerleşik kabulleri sarsan, ezber bozan bir çizgi ortaya koyuyor. Batı’nın oryantalist varsayımlarından sıyrılarak yürütülen bu çalışmaların, uzun yıllardır Batı merkezli akademik kalıpların dışına çıkamayan Türkolog ve tarihçilerden gelmemesi son derece doğal. Onlar kariyer kaygısıyla “bilimsellik” adı altında nakliyeciliğe devam ededursun, yeni kuşak araştırmacılar gerçek anlamda özgün ve cesur bir perspektif sunuyor. Bu yazarları okumanızı özellikle tavsiye ederim.