İzzet Can Bezircioğlu

Mesaj Gönder

Kazandığı Rozetler

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilge
Bilge
Kaşif
Kaşif
Üstat
Üstat

Yorumları

57Yorum
Nihayet! Mutluluk. & Yıl 2022. Zamanın Yarattığı Tahribatın Acısına Dayanma Çabam.
YAPI KREDİ YAYINLARI
Dag Solstad
Ürünü İncele
Dag Solstad, bu eseriyle okuru zihninin kıvrımlarına davet ediyor. Kitap bir otobiyografiden ziyade; yaşlanmanın ve hafızanın güvenilmezliğinin acımasız bir edebî soruşturması gibi. Başlıktaki "mutluluk" kelimesi sizi yanıltmasın; bu, kolay elde edilmiş, ışıltılı bir his değil. Solstad; çocukluk, siyaset ve aşkı nostaljiye yaslanmadan işliyor. Hafızanın süzgecinden geçen bu anılar, masumiyetin ardındaki ihanetleri, dünyayı değiştirme tutkusunu ve kayıp zamanların melankolisini görünür kılıyor. Yazar, hafızanın parçalı doğasını gözler önüne sererken okura şu soruyu yöneltiyor: Hatırladığımız şey geçmişin ta kendisi mi, yoksa zihnimizin yıllar içinde kurguladığı bir anlatı mı? Kitapta, yazarın o dolambaçlı üslubu en yoğun şekilde hissediliyor. Çünkü amaç bir hikâye anlatmak değil, düşüncenin hareketini yakalamak. "İnsan kendi hayatını gerçekten anlayabilir mi?" sorusuna verilmiş bu kişisel yanıt, zamanın izleriyle yüzleşmekten korkmayanlar için sarsıcı ve akıldan çıkmayacak bir eser.
Ağızdan Ağıza
TERSİNE KİTAP
Antoine Wilson
Ürünü İncele
İlk bakışta kahramanlık hikâyesi gibi görünen Ağızdan Ağıza, ilerledikçe insanın gerçeği kendi zihninde nasıl kurguladığına dair karanlık bir psikolojik anlatıya dönüşüyor. Roman, rötar yapan uçuşu bekleyen iki eski arkadaşın karşılaşmasıyla açılıyor. Başarılı galerici Jeff, yıllar önce boğulmaktan kurtardığı sanat simsarı Francis'in hayatına nasıl dahil olduğunu anlatmaya başlıyor. Ancak Jeff'in anlattıkları ilerledikçe, okur da bu hikâyenin ne kadarının gerçek olduğunu sorgulamaya başlıyor. Wilson, güvenilmez anlatıcı tekniğini ustalıkla kullanırken sanat dünyasını da güçlü bir metafora dönüştürüyor. Tıpkı sanat eserlerinin değerinin onlara yüklenen hikâyelerle şekillenmesi gibi, karakterler de kendilerini anlattıklarıyla var ediyor. Klasik gerilim kalıplarına yaslanmayan roman, huzursuzluğunu ahlaki belirsizliklerden ve karakter psikolojisinden üretiyor. Finalde bıraktığı küçük çatlaklar, çözülmesi gereken asıl bilmecenin Francis değil, Jeff olabileceğini düşündürüyor.
İnsanlığın Sonu
CAN YAYINLARI
Guido Morselli
Ürünü İncele
İnsanlığın Sonu, alışılmış kıyamet senaryolarını tersyüz eden sessiz bir meydan okuma. ​Roman, intihar için bir mağaraya giren anlatıcının, dışarı çıktığında tüm insanlığın iz bırakmadan yok olduklarını fark etmesiyle başlar. Kahramanımız dünyayı terk etmek isterken; dünya, insanlığı tahliye etmiştir. Şehirler ve eşyalar yerli yerindedir ancak o "nefret edilen öteki" artık yoktur. ​Yazar bizi sarsıcı bir soruyla baş başa bırakır: Kurtulmak istediğimiz kalabalıklar gerçekten giderse ne olur? Kahramanımız, özlemini kurduğu mutlak yalnızlığa kavuştuğunda; en mahrem düşüncelerinin bile birine itiraz etmek ya da kendini kanıtlamak için var olduğunu dehşetle fark eder. Paylaşılmayan bilinç, taşınması imkansız bir yüke dönüşür. ​Bu bir son değil; insanın, insanlık yokken neye dönüştüğünü gösteren çıplak bir ayna. Zihnimiz, kendini yankılayacak başka bir bilinç bulamadığında anlamını yitirir. Çünkü en büyük yalnızlık hayalinde bile insan, yanında hâlâ başkalarını taşır.
Kötü Tohum
TERSİNE KİTAP
William March
Ürünü İncele
William March’ın Kötü Tohum adlı eseri, edebiyat tarihinin en cesur psikolojik gerilimlerinden biri. Roman, yalnızca kurgusal bir suç öyküsü sunmakla kalmıyor; okuru “Kötülük öğrenilir mi, yoksa insanın doğasında mı vardır?” sorusuyla yüzleştiriyor. 1950'lerin "mükemmel aile" illüzyonunun tam kalbinde başlayan hikâye, tertipli ve kusursuz görünen sekiz yaşındaki Rhoda ile onun karanlık yüzünü keşfettikçe dehşete düşen annesi Christine üzerinden "çocukluk eşittir masumiyet" varsayımını sistemli bir şekilde yıkıyor. ​Eserin vurucu gücü, iliklerinize kadar hissettiğiniz o atmosferik gerilimde saklı. March, psikolojik derinliğin yarattığı saf tekinsizliği kullanarak, boğucu bir tansiyonu ilmek ilmek işliyor. Bu atmosferin merkezinde ise annelik içgüdüsü ile toplumu koruma sorumluluğu arasında sıkışan bir kadının trajik ikilemi duruyor. Kapağını kapattıktan sonra bile zihninizi meşgul etmeye devam edecek, edebi derinliği yüksek bir gerilim arıyorsanız, Kötü Tohum kesinlikle okunmalı.
Tanpınar'a Huzur Yok
EVEREST YAYINLARI
Murat Menteş
Ürünü İncele
Tanpınar’a Huzur Yok, Murat Menteş’in edebiyat belleğini kendi kaotik ve ironik evrenine davet ettiği, yüksek tempolu bir polisiye. Melankoliyle özdeşleşen Tanpınar, bu romanda ağırbaşlı bir profesörden baş şüpheliye dönüşüyor. Koleksiyoner Bahtiyar Kont’la başlayan dostluğu; cinayet ve kovalamacaya evrilirken, Soğuk Savaş atmosferi ve ruh çağırma seanslarıyla romanın temposu hiç düşmüyor. ​Menteş, Tanpınar’ı bir vitrin figürü yapmadan aksiyonun tam merkezine yerleştirmiş. Biz, Murat Menteş okurlarının aşina olduğu çevik, oyunbaz dil yine başrolde. Tarihsel arka plan absürtlükle, gerilim ise mizahla ustaca dengeleniyor. ​Bu eser akademik bir anlatı ya da nostaljik bir saygı duruşu değil; Tanpınar’ı simge olmaktan çıkarıp canlı bir kurmaca figüre dönüştüren sürükleyici bir macera. ​Yazarın başta uyardığı gibi: "Bu romanda anlatılanlar gerçek olabilirdi. Hepimizi Allah korudu." Yine de böylesi bir macerada Tanpınar’a eşlik etmek çok keyifliydi.