İzzet Can Bezircioğlu

Mesaj Gönder

Kazandığı Rozetler

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilge
Bilge
Kaşif
Kaşif

Yorumları

60Yorum
Atları Da Vururlar
TERSİNE KİTAP
Horace Mccoy
Ürünü İncele
Atları da Vururlar, 1930’ların Amerika’sında bir dans maratonunu merkeze alıyor. Fakat bu pistte amaç eğlenmek değil, sonuna kadar dayanabilmek. Hollywood’da yönetmenlik hayali kuran Robert ile hayattan umudunu kesmiş Gloria, para ödülü için haftalarca ayakta kalmak zorunda. Durursan elendiğin, devam edersen tükendiğin bu yarışma; Amerikan Rüyası’nın çöktüğü dev bir sahneye dönüşüyor. ​Robert’ın kırılgan umutlarıyla Gloria’nın karanlık gerçekçiliği arasındaki zıtlık, romanın en güçlü tarafı. McCoy, insanların fiziksel ve ruhsal çöküşünün bir eğlenceye dönüştüğü bu düzende okuru seyircilerin tam ortasına bırakıyor. Pistin yalnızca bir yarışma alanı olmadığını anladığınızda, sistemin acımasızlığıyla yüzleşiyorsunuz. Romanın adındaki ahlaki ikilem ise finalde tüm ağırlığıyla beliriyor: Bir canlının acısını dindirmek hangi noktada merhamet, hangi noktada cinayet olur? McCoy net bir yanıt vermiyor; bizi o rahatsız edici sınırda vicdanımızla baş başa bırakıyor.
Sığırlar ve İnsanlar
TERSİNE KİTAP
Ana Paula Maia
Ürünü İncele
Sığırlar ve İnsanlar, ilk bakışta bir mezbahanın gündelik işleyişini anlatıyor gibi görünse de asıl olarak insanın şiddete ve ölüme alışma biçimini sorguluyor. İşçilerin her gün aynı şiddet döngüsünün içinde çalışması, bir süre sonra okurun gözünde de sıradanlaşıyor. Maia tam bu noktada, şiddete alışmanın nasıl bir şey olduğunu okura hissettiriyor. Ana karakter Edgar Wilson ise ahlaki açıdan gri bir karakter. Hayvanların acı çekmemesi için çabalarken onları öldürmeye devam etmesi, merhamet ile şiddetin aynı düzende nasıl yan yana durabildiğini gösteriyor. Böylece mezbaha, vicdanın yeniden biçimlendirildiği bir toplum modeline dönüşüyor. Sığırların açıklanamayan ölümleri düzeni sarsarken belirsizlik büyüyor. Roman, okura ne düşünmesi gerektiğini söylemiyor; yalnızca mezbahayı, hayvanları, kanı ve insanları aynı çerçevenin içine yerleştiriyor. Sonunda geriye tek bir soru kalıyor: Şiddetin kendisinden mi korkmalıyız, yoksa ona alıştığımızda neye dönüşeceğimizden mi?
Dünyadan Son Gidişimiz
İLETİŞİM YAYINLARI
Gülhan Tuba Çelik
Ürünü İncele
İnsan bazen hayatın dışına tek bir adımla çıkmaz; fark edilmeden, yavaş yavaş geri çekilir. Bir evden, bir aileden, bir aşktan uzaklaşarak sonunda kendi hayatının kıyısında yaşamaya başlar. Dünyadan Son Gidişimiz'deki karakterler de böyledir: Geçmişin yükünü taşıyan, yakınlık kurmaya çalışırken yalnızlaşan ve hayatla mesafeli insanlar. Esirgeme, başarı baskısıyla içine kapanan bir kadının sessiz geri çekilişini anlatırken; Aramızdaki Şeyler, plaza hayatı ve mahalle arasında sıkışan bir yalnızlığı merkeze alıyor. Köstebekler ve Köpekler, sınır çizemediği için benliğini yitiren bir adamı; Bir Şeylerin Ardından ise sosyal medyanın kurgusal dünyasında köklerinden uzaklaşan bir kadını konu ediyor. Ev Ölürken ise bu sessiz çözülmeyi sarsıcı bir yalnızlıkla tamamlıyor. Dünyadan Son Gidişimiz, farklı hayatların ortak yalnızlığını görünür kılan bir kitap. Hayatın içinde sessizce eksilen, kendine ve çevresine yabancılaşan insanların hikâyelerini, derine işleyen bir dille aktarıyor.
Nihayet! Mutluluk. & Yıl 2022. Zamanın Yarattığı Tahribatın Acısına Dayanma Çabam.
YAPI KREDİ YAYINLARI
Dag Solstad
Ürünü İncele
Dag Solstad, bu eseriyle okuru zihninin kıvrımlarına davet ediyor. Kitap bir otobiyografiden ziyade; yaşlanmanın ve hafızanın güvenilmezliğinin acımasız bir edebî soruşturması gibi. Başlıktaki "mutluluk" kelimesi sizi yanıltmasın; bu, kolay elde edilmiş, ışıltılı bir his değil. Solstad; çocukluk, siyaset ve aşkı nostaljiye yaslanmadan işliyor. Hafızanın süzgecinden geçen bu anılar, masumiyetin ardındaki ihanetleri, dünyayı değiştirme tutkusunu ve kayıp zamanların melankolisini görünür kılıyor. Yazar, hafızanın parçalı doğasını gözler önüne sererken okura şu soruyu yöneltiyor: Hatırladığımız şey geçmişin ta kendisi mi, yoksa zihnimizin yıllar içinde kurguladığı bir anlatı mı? Kitapta, yazarın o dolambaçlı üslubu en yoğun şekilde hissediliyor. Çünkü amaç bir hikâye anlatmak değil, düşüncenin hareketini yakalamak. "İnsan kendi hayatını gerçekten anlayabilir mi?" sorusuna verilmiş bu kişisel yanıt, zamanın izleriyle yüzleşmekten korkmayanlar için sarsıcı ve akıldan çıkmayacak bir eser.
Ağızdan Ağıza
TERSİNE KİTAP
Antoine Wilson
Ürünü İncele
İlk bakışta kahramanlık hikâyesi gibi görünen Ağızdan Ağıza, ilerledikçe insanın gerçeği kendi zihninde nasıl kurguladığına dair karanlık bir psikolojik anlatıya dönüşüyor. Roman, rötar yapan uçuşu bekleyen iki eski arkadaşın karşılaşmasıyla açılıyor. Başarılı galerici Jeff, yıllar önce boğulmaktan kurtardığı sanat simsarı Francis'in hayatına nasıl dahil olduğunu anlatmaya başlıyor. Ancak Jeff'in anlattıkları ilerledikçe, okur da bu hikâyenin ne kadarının gerçek olduğunu sorgulamaya başlıyor. Wilson, güvenilmez anlatıcı tekniğini ustalıkla kullanırken sanat dünyasını da güçlü bir metafora dönüştürüyor. Tıpkı sanat eserlerinin değerinin onlara yüklenen hikâyelerle şekillenmesi gibi, karakterler de kendilerini anlattıklarıyla var ediyor. Klasik gerilim kalıplarına yaslanmayan roman, huzursuzluğunu ahlaki belirsizliklerden ve karakter psikolojisinden üretiyor. Finalde bıraktığı küçük çatlaklar, çözülmesi gereken asıl bilmecenin Francis değil, Jeff olabileceğini düşündürüyor.