Öğrencilik yıllarımda ilk baskısını okuduğum Çetin Altan'ın "Büyük Gözaltı" kitabı okul arkadaşlarımın ellerinde dolaşır dururdu. Gözaltı kelimesini sık sık duyar ne olduğunu merak ederdik. Bizler de kendi dü- şüncelerimizin etrafında hayal kurar eğer gözaltına alınırsak bundan kurtulmak için üretttiğimiz senaryolar ile bir çıkış yolu arardık. Ancak insan olgunlaşınca olaylara ve içinde bulunduğu şartlara daha değişik bir biçimde bakmak zorunluluğunu hissediyor. Romanda hem gerçek hem de düşsel bir işkence odasında bir adam işlemediği bir cinayetle sorgulanmaktadır. Onun içine düştüğü bu durum karşısında suçsuzluğunu ıspatlaması gerekmektedir. Çaresizliği kar- şısında bazen aklına esen bir suçu itiraf etme fikrine kapılır. Kitabın yazılış tarihi ve o dönemdeki toplumsal olaylar ile bu günkü toplumsal olaylar karşılıklı irdelendiğinde gerçektende günümüz toplumun- da bilinçli olarak kişi kendini suçsuz bulabilirmi. Kişisel serüvenlerin ötesinde bu romanda anlatılan özellikle baskcı bir toplumun öyküsü yer almaktadır. Romanın yapısı ve anlatımı insanı büyülemekte,derin düşüncelere iterken günümüz Türkiye'sindeki önceden var olan ve şimdide var olan rahatsızıkları gözönüne sermektedir. Herkesin kitaplığında bence bulunması gereken "Büyük Gözaltı"yı yeni nesil kitapseverlerinde okumasını tavsiye ederim.
Ayşe Kulin'in okuduğum 3.kitabı.İçimde Kı- zıl Bir Gül Gibi kitabı ile yazmış olduğu Köprü ve Sevdalinka ile bağlantısı olduğunu düşünüyorum. Köprü'de hepimize bir şeyler an- latmak isterken,bu romanında babasının Genç Cumhuriyet Türkiyesi için kendi alanında yap- tığı çalışmalara geniş bir yer ayırmasada, onun ruh halini,içinde bulunduğu ortamı,özel- likle 1950 seçimlerinden sonra günümüzün ka- nayan yarası haline gelen "siyasi çekişmele- ler" içindeki Türkiye'nin menfaat düşmanları- nın resmini çizmektedir. İçimde Kızıl Bir Gül Gibi 'de aile içindeki yaşamın bir parçası olan siyasi düşüncenin ön plana çıkarılarak, bir döneme damgasını vurmakla kalmayıp,günümüzde de uluslararası alanda kendisine yer bulan Nazım Hikmet'in düşünce ve şiirlerinde çizdiği yolu görmek ve okumak suretiyle geleceğine yön veren genç dimağların içinde bulunduğu sıkıntıla- rıda anlatmaktadır. Yazar,kendi dönemindeki sıkıntıları anlatmıştır. 1970'li yıllarda benimde okuduğum okulumda Nazım Hikmet'in şiirlerini okumak,yazmak,disiplin suçunu ge- rektiriyordu. Hiç bir şeyin değiştiğini san- mıyorum. Bu gün Devlet'in kurumlarında boy boy satılan Nazım Hikmet kitaplarına rağmen, halen insanların büyük bir bölümü siyasi bir çerçeve içinde değerlendirilmektedir. Yıllarca hep Yüce Önder Mustafa Kemal'in geç Türkiye'si için yaptığı "Kurtuluş Savaş'ı nı kitaplardan okuduk durduk. Ancak Nazım Hikmet'in " Kurtuluş Savaşı Destanı" nda adı geçen vatanı için atının üzerinde bel kemiği ni kıran çocuk Kerim'ikürekleri elinde parça- lanan Arhavili İsmail'i,giysilerini patlak lastiğine doldurmak için çırılçıplak soyunan şöför Ahmet'i bize anlattılarmı. Mustafa Ke- mal'in Türk Ordusuyla birlikte İzmir'e giri- şi onun şiirlerindeki gibi yalın bir şekilde anlattılarmı Hayır. Biz ve önceki nesil hep bunları yasaklı şiirlerde yer alan Nazım Hik- met'in "Kurtuluş Savaşı Destanı"dan öğrendik. Öğrenci olsanda,işçi olsanda,kamu görevlisi olsanda fikirlerini açıklarkan,hakkını arar ken Ayşe Kulin'in döneminde olduğu gibi itil-dik,kakıldık.Değişen ne var şimdi de itilip kakılıyoruz.Hiç bir şeyin değiştiğini sanmı- yorum. Toplumun tümünü ilgilendiren yasakçı şeylerin tümünün artık hayatımızdan çıkarılıp atılması gerekir kanısındayım. Kitap ile ilgili yazılacak ve söylenecek çok şey var. Kitabın sayfalarında Nazım Hik- met'in şiirlerini görmek ne kadar güzelse,Ay- şe Kulin'in "içimde Kızıl Bir Gül Gibi" kita- bıda da o kadar güzel.Herkese tavsiye ederim Tüm dostlara Sevgi ve Saygılarımla.
Ülkemizin kalkınması için her bireyin üzerine düşen görevleri vardır.Ayşe Kulin yazar olarak bu görevini layıkı ile yapmaktadır. Ülkemizin gerçeği olan kitabındaki olaylar maallesef ülkemizde halen de yaşanmaktadır. Ülkemizde iyi bir yönetici olmak siyasilerin hedefi olmak demektir. Recep Yazıcıoğlu'da bu hedeflerden biri idi,yaptıkları anılarımızda kaldı. Ama onun düşünceleri bir kamu görevlisi olarak benim de yaşam biçimim.Her şeyin Devletten beklenmesi doğru olmadığı gibi,elimizdeki bir takım şeylerin kıymetini bilmek onları doğru kullanmak ve değerlendirmek gerekir. Ayşe Kulin'in Köprü kitabı bize yurttaşlık dersini anımsattığını düşünüyorum. İçimizdeki gücün örneği Recep Yazıcıoğlu gibi örnek insanlardır . Bunu bize bir kerede yazar Ayşe Kulin hatırlat- mıştır. Bu kitabı siyasilere tavsiye ediyo- rum.Recep Yazıcıoğlu ve Ayşe Kulin'e saygılarımla.
Hürriyet gazetesi ile elime geçen Yalnızlıktan Devren Kiralık ve bana sen söyle romanları ile ilişkili okunduktan sonra tüm dostlarıma tevsiye edeceğim mükemmel bir eser.