Bonibom

Mesaj Gönder

Kazandığı Rozetler

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilge
Bilge
Kaşif
Kaşif

Yorumları

46Yorum
Ağaçlar
KOLEKTİF KİTAP
Hermann Hesse
Ürünü İncele
Ağaçlar, olay örgüsüyle ilerleyen bir kitap değil; daha çok bir bakış biçimi sunuyor. Anda kalmak gerekiyor. Bir sayfayı okuyup durup pencereden dışarı bakmak, yürüyüşe çıkmak ya da sadece düşünmek bile kitabın ritmine daha uygun geliyor. Çünkü Hesse, bir duygu hali yaşatmaya çalışıyor. Gezgin meselesi çok kıymetli bence. Hesse’nin gezgini; dünyayı sahip olunacak bir yer olarak değil, deneyimlenecek bir yer olarak gören insan. Sahip olma arzusundan kurtuldukça insanın gerçekten görmeye başladığını söylüyor. Ağaç, bulut, taş, yol… Hepsi oldukları gibi değerli. “Her çiçek meyve olmak ister. Her yaz sonbaharı düşler.” Doğada hiçbir evre diğerinden üstün değil. Hepsi aynı döngünün parçaları. İnsan bu döngüye direndikçe acı çekiyor, kabul ettikçe dinginleşiyor. Yaş almışlığın verdiği dinginlik. “Ağaçlar hiçbir yere yetişmeye çalışmıyor. Yine de her mevsimde olmaları gereken şeye dönüşüyorlar.” Hesse, insanın da akışa güvenebilmesini istiyor.
El Kızı
EVEREST YAYINLARI
Orhan Kemal
Ürünü İncele
El Kızı, sadece Nazan’ın hikayesi değil; gelinlik, annelik, erkeklik, aile ve sınıf üzerinden kurulan bütün o görünmez baskı düzenine geçmişten bakışın bir romanı. İç acıtıcı ve çok sahici.
Fatih Harbiye
ÖTÜKEN NEŞRİYAT
Peyami Safa
Ürünü İncele
Fatih Harbiye, Doğu ile Batı arasında sıkışmış bir neslin hikayesinden çok, batılılaşmanın ne olduğuna dair bir sorgulama bana göre. Peyami Safa, özellikle Ferit karakteri üzerinden, Batı’yı sadece kıyafet, eğlence ve yaşam tarzından ibaret gören yüzeysel anlayışı eleştiriyor. Peyami Safa, daha çok taklit ile sentez arasındaki farkı anlatıyor. Eleştirdiği şey Batı değil; düşünmeden, sadece görünüşü taklit eden bir batılılaşma anlayışı. Bu nedenle roman, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki modernleşme tartışmalarını anlamak açısından da hala önemli bir eser bana göre. Asıl medeniyetin; kültür, sanat, ilim ve düşünceyle birlikte anlam kazandığını hatırlatıyor. Şekilci bir batılılaşmanın ise insanda bir boşluk ve aidiyetsizlik oluşturduğunu vurguluyor. Bugün bile güncelliğini koruyan bu tartışmayı, bir hikaye üzerinden sade ama düşündürücü bir şekilde aktarmayı başarıyor.
Saraybosna Radyosu
SİREN YAYINLARI
Tijan Sila
Ürünü İncele
Saraybosna Radyosu bir tanığın tek nefeste tuttuğu hafıza kaydı gibi. Sanki yazar, bir nöbet anında gözlerini bir noktaya dikmiş ve savaş boyunca yaşadıklarını olduğu gibi bir solukta anlatıyor. Yalın, gözleme dayalı, yaşadıklarını kendi gözüyle hissettiği bir yerde. Anlatımında edebi bir gösterişten çok, dolaysız bir doğrudanlık var. Savaşın bireye hiçbir şey kazandırmadığını, buna karşılık sıradan insanların hayatından neleri söküp aldığını sade ama sarsıcı biçimde gösteriyor. Gerçekleşme ihtimali varken yarım kalan hayatlara be hayatta kalsa bile yok olup gitmiş hayatlara şahit olmak zor bir deneyim. Yazarın son notu bütün metni anlamlandırıyor bence, başka bir noktaya getiriyor. “Köklerinden koparılmış, sökülüp atılmış bir nesil var ama benim neslimin lakabı yok. Biz unutanlardık. Bu kitabı unutulmaya karşı koymak için yazdım.” Bu son, kitabın neden var olduğunu ve bütün ruhunu tek başına anlatıyor.
Ölmeye Yatmak
BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ YAYINEVİ
Adalet Ağaoğlu
Ürünü İncele
Yakın dönem Türkiye Cumhuriyeti tarihini büyük siyasi olaylar üzerinden değil, insanların gündelik hayatları, konuşmaları, eğitim anlayışları, evlilikleri, arzuları ve hayal kırıklıkları üzerinden anlatması. Batılılaşma, modernleşme, Cumhuriyet idealleri gibi büyük kavramlar; Aysel’in, öğretmenlerin, öğrencilerin ve ailelerin hayatında somut bir karşılık buluyor. Bu da romanı aynı zamanda kültürel ve toplumsal bir tanıklık metni haline getiriyor.