Bahar Akan

Mesaj Gönder

Kazandığı Rozetler

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilge
Bilge
Kaşif
Kaşif

Yorumları

52Yorum
Aytaşı
YEDİ
Wilkie Collins
Ürünü İncele
Collins’in yazarlığı bence gerçekten büyüleyici. Aytaşı ile polisiye türüne yön vermesi zaten başlı başına bir başarı, ama Beyazlı Kadın ve Lanetli Otel gibi eserlerinde de aynı derinliği görmek mümkün. Hikayeyi farkı seslerden okumak, okuru olayların içine çekiyor; sanki her biri kendi küçük dünyasını açıyor bize. Mizahi dokunuşları sayesinde hikâyeler ağırlaşmadan ilerliyor, arka planda sınıf farkları, ahlaki ikilemler ve toplumsal eleştiriler hissediliyor. Collins’in kalemi hem sürükleyici hem düşündürücü; okur bir yandan merakla sayfaları çevirirken, bir yandan da dönemin kültürel gerilimlerini fark ediyor. Buna rağmen, bence hak ettiği değeri göremeyen bir yazar olarak kalmış; belki de Dickens gibi devlerin gölgesinde unutulmuş. Oysa eserleri, polisiye edebiyatın temel taşlarını döşemekle kalmıyor, aynı zamanda edebiyatın güzelliğini ve çok sesliliğini de ortaya koyuyor. Onu okurken hem keyif alıyor hem de edebiyatın derinliğini hissediyorum bana iyi gelen bir yazar.
Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde
TİMAŞ YAYINLARI
Olga Tokarczuk
Ürünü İncele
Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde romanı, okuru ilk sayfadan itibaren içine çeken, hem tuhaf hem de büyüleyici bir atmosfere sahip. Hikâyenin merkezindeki Janina Duszejko, toplumun “garip” bulduğu ama aslında doğayla en uyumlu yaşayan karakterlerden biri. Onun gözünden, hayvanların sessiz çığlıklarını, insanların umursamazlığını ve adaletin ne kadar kırılgan olduğunu görüyoruz. Kitap polisiye gibi başlıyor ama kısa sürede felsefi bir sorgulamaya dönüşüyor: suç nedir, adalet kime hizmet eder, doğa karşısında insanın sorumluluğu nedir? Roman, polisiye merakını tatmin etmekten öte, doğayla kurduğumuz ilişkiye dair güçlü bir felsefi çağrı sunuyor. Kitabı bitirdiğinizde, sadece bir hikâye değil, içinizde yankılanan bir vicdan sesiyle baş başa kalıyorsunuz.
Doktor March'in Dört Oğlu
METİS YAYINLARI
Brigitte Aubert
Ürünü İncele
Konusu itibarıyla oldukça ilgi çekici bir polisiye. Dördüz kardeşler, gizemli bir günlük ve cinayetler üzerinden ilerleyen kurgu, okuru sonuna kadar merakta bırakmayı başarıyor. Ancak kitabın en büyük handikapı, anlatımındaki dağınıklık. Olay örgüsü güçlü bir gizem barındırsa da, dilin akıcılığı ve kurgunun bütünlüğü çoğu yerde zayıf kalıyor. Karakterlerin derinleşememesi ve anlatımın yer yer kopuk ilerlemesi, romanın atmosferini tam anlamıyla hissetmeyi engelliyor. Yine de finaldeki sürpriz çözümle okuru şaşırtmayı başarıyor ve gizemi son ana kadar koruyor. Bu nedenle kitap, güçlü bir fikir ve merak uyandırıcı bir kurguya sahip olsa da, edebi açıdan daha özenli bir anlatımla çok daha etkileyici bir eser olabilirdi. Polisiye severler için okunmaya değer, fakat beklentiyi biraz törpülemek gerekiyor.
Sıcak Kafa
APRIL YAYINCILIK
Afşin Kum
Ürünü İncele
Sıcak Kafa, Türk edebiyatında distopya türünün de güçlü bir şekilde yazılabileceğini gösteren özgün bir eser. Konuşma yoluyla bulaşan “dil virüsü” fikri hem ürkütücü hem de düşündürücü; insanlar anlamsız sözlerle birbirini enfekte ederek toplumsal düzeni çökertiyor. Bu salgına karşı bağışıklık kazanmış tek kişi olan eski dilbilimci Murat Siyavuş’un gözünden, hem bireysel yalnızlık hem de kaotik İstanbul’un çöküşü anlatılıyor. Siyavuş’un geçmişi, travmaları ve salgınla mücadelesi karakteri insani kılıyor. Kum, dili bir virüs gibi kurgulayarak iletişimin sınırlarını ve düşüncenin kırılganlığını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Roman sürükleyici bir macera sunarken aynı zamanda dil yozlaşması, özgün sesin kaybı ve otoritenin baskıcı yöntemleri üzerine düşündürüyor. Sadece hastalığın kökeni ve detayları daha fazla işlenebilirdi diye düşünüyorum yine de Sıcak Kafa, atmosferi ve özgün fikriyle akılda kalan bir distopya örneği.
Üst Kattaki Aile (Karton Kapak)
OLİMPOS YAYINLARI
Lisa Jewell
Ürünü İncele
Aslında kitaba büyük bir merakla başladım ve okurken merak duygusunu diri tutmayı başarıyor, bunu inkâr edemem. Ama okudukça beni en çok rahatsız eden şey evin içindeki o tuhaf düzen oldu. Bu kadar manipülasyon, istismar ve psikolojik baskı yaşanırken kimsenin gerçekten ciddi bir şekilde karşı çıkmaması bana fazlasıyla saçma geldi. Özellikle de ailedeki yetişkinlerin olan biteni görüp yine de sessiz kalması insanın sinirini bozuyor. Kitap kötü mü? Bence değil. Hikâye akıyor ve merak uyandırıyor. Ama okurken sürekli “Gerçekten kimse mi bir noktada dur demedi?” diye düşündüm. Belki de kitabın en rahatsız edici yanı tam olarak bu: Dünyada gerçekten böyle manipülasyonlara kapılan ve sessiz kalmayı seçen insanların var olabileceğini hatırlatması. Kitap bitince aklımda kalan şey gerilimden çok bu huzursuz düşünce oldu. Sanırım devamı da varmış onu da okumayı planlıyorum.