Merhaba! Ben Sezer KOÇAK... Sosyal Hizmetler bölümü mezunuyum. 2015 yılından bu yana kendime ait işletmemde "Web Tasarım ve Reklam" hizmeti vermekteyim. Çocukluk yıllarımdan itibaren edindiğim kitap okuma alışkanlığım ile okuduğum kitapların sayısını net söyleyememekteyim. Kitaplar konusunda yorum yapmak, çok beğenerek okuduğum kitapları başkalarına tavsiye etmek bana ayrıca bir keyif vermektedir. Yılların emeğiyle oluşturduğum kitaplığıma her zaman yenilerini eklemek benim için ayrıca gurur kaynağıdır. Okuduğum kitapları yorumlayarak sizlere ışık tutmak en büyük temennimdir.
Semerkant, Ömer Hayyam’ın ünlü Rubaiyat el yazmasının izinde, Doğu’nun felsefi altın çağından modern dünyanın soğuk gerçekliğine uzanan epik bir kayboluş hikayesidir. Kitapta özetle; devlet düzenini kuran Nizamülmülk, dogmatik inançla hükmeden Hasan Sabbah ve sadece "an"ı şiirle mühürleyerek ölümsüzleşen Ömer Hayyam üzerinden güç ile sanatın ebedi çatışmasını anlatır. Romanın sonunda el yazmasının Titanik ile birlikte okyanusun derinliklerine gömülmesi ise Doğu’nun o eski bilge, özgür ve mistik ruhunun, Batı’nın kibirli ve maddeci modern çağı karşısında yok oluşunu simgeleyen hüzünlü bir metafordur.
Okunması gereken güzel eserlerden biri diyebilirim. Şimdiden iyi okumalar...
Eser o kadar güzel ki daha ilk satırlarından itibaren okuyucusunu içine almayı başarıyor. Zengin bir evin tek çocuğu olan Emir ile evin uşağının oğlu Hasan'ın bazen hüzünlendiren, bazen düşündüren, bazende sinirlendiren macerasına tanık olmaya hazır olun. Hasan Emir için hiçbir fedakarlıktan vazgeçmezken Emir de Hasan için aynı şeyi yapabilecek mi? Kitap, çocuklukları uçurtma uçurma ile geçen bu ikilinin zaman sonrasında talihsiz bir anı yaşamasıyla okuyucusunu kitaba daha çok bağlıyor, ve olay burada patlak veriyor. Kitap o kadar sürükleyici ki her sayfasında merak duygunuz artacak. Kıskançlığın, sadakatin, bağlılığın, dostluğun ve kardeşliğin var olduğunu göreceğiniz bu kitabın bitmesini istemeyeceksiniz. Kitap sonunda büyük bir sırrı gözler önüne serecek. Babasının günahını taşıyan için diğeri ne ifade edecek... Filmi dahi yapılmış bu kitabı keşke daha önce okusaydım diyeceğinize eminim... Şimdiden keyifli okumalar..
Bazen hepimiz hayatın yükü altında ezilip "Neden ben?" diye sorarız ya, işte bu kitap o anlarda omzumuza konan dostane bir el gibi... Okuyucusuna acının kendisinden çok, acı çekme korkusunun ruhu kemirdiğini hatırlatıyor. Eseri okuduktan sonra içinizde bir yerlerde sönmeye yüz tutmuş o ateşin yeniden harlandığını hissedeceksiniz. Belki dünya her zaman bir masal kadar toz pembe değil ama Simyacı kitabı, bize o masalıda olan cesaretin içimizde olduğunu iliklerimize kadar hissettiriyor.
Coelho eseri öyle bir ruhla anlatıyor ki; insanın başına gelen her aksiliğin, aslında gitmesi gereken mutluluğa "işaret" olduğunu okuyucusuna titizlikle aşılıyor.
Kısaca "Simyacı" düştükçe kalkmanın, kaybettikçe kazanmanın, en önemlisi başarmanın en güzel şekilde konu alındığı süper bir eser. Kitaplığınızda yer vermeniz gerektiğini düşünüyor ve keyifli okumalar diliyorum...
Hani bazen deriz ya nerde o eski günler diye… Bu eser tam olarak okuyucusunu ilk satırlarından itibaren içine alıp kendi yaşamına perde aralıyor desek eksik olmaz. Herkesin keyifle okuyacağı yarım asırlık yaşamı ele alan içerikte yazarımız, 1975-2025 yıllara değinerek okuyucusunu bazen hüzün, bazen özlem, bazende neşe duygusuna sokmayı başarıyor.
Özlediğimiz çocukluk anılarına yer veren “Eskiden” kitabı ile eskiye perde açmaya hazır olun. “Eskiden doğalgaz yoktu. Yanan sobanın üzerine portakal kabuğu atıp karşısında ders çalışmanın mutluluğunu şimdi bulamıyoruz” “Pazar günlerinin gelmesini iple çeken nesillerdik biz” (alıntı)…
Yazdığı bu biyografi & otobiyografi türü ilk kitabı ile adından bahsettiren yeni yazarımız Hacı Demir beyi yürekten kutluyorum. Bu kadar güzel ve içtenlikle yazılan eseri sevdiklerinize gönül rahatlığı ile hediye edebilirsiniz. Kütüphanenizde olmasını istediğim bu eseri keyifle okumanızı dilerim. Şimdiden iyi okumalar…
Sezai Karakoç için "Cennet" sadece ahirette vaat edilen bir mekan değil, insanın asıl vatanı ve ruhsal huzurunun kaynağıdır. Yitik Cennet, insanın bu dünyadaki serüvenini bir "gurbet" hikayesi olarak ele alır. İnsan, yasak meyveyi yiyerek yeryüzüne inmiş (sürgün edilmiş) ve o günden beri kaybettiği o ilahi huzuru (cenneti) aramaktadır.
Kronolojik bir tarih anlatısı yerine peygamberlerin getirdiği mesajların özüne odaklanır, Sezai Karakoç. Her peygamber, insanlığın "yitik cennetine" geri dönebilmesi için açılmış bir kapıdır.
Sezai Karakoç bu eserin içeriğinde peygamberlere yer vererek dünyada insanın anlam arayışına yön vermektedir.
Hz. Adem: Yasak ve tövbe, yani insanlığın başlangıç dramı,
Hz. Nuh: Tufan ve kurtuluş, medeniyetin gemisi,
Hz. Yusuf: Kuyu ve saray, sabır ve iktidar,
Hz. Süleyman: Maddeye hükmetme ve estetik,
Hz. İsa: Ruh ve diriliş,
Hz. Muhammed (S.A.V): Bütün bu kapıların birleştiği "Mutlak Cennet"in anahtarı, olarak okuyucusuna ışık tutmaktadır.
Okunması gereken bir eser olarak düşünerek sizlerin de kütüphanenizde bulunmasını isterim. Farklı bakış açısıyla peygamberlerin hayatından günümüze örnekleri, okuyucusuna güzel bir şekilde sunan bu eseri okumanızı tavsiye ederim.
Şimdiden keyifli okumalar…