Vuslat Kahraman

Mesaj Gönder

Kazandığı Rozetler

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilge
Bilge
Kaşif
Kaşif
Üstat
Üstat

Yorumları

106Yorum
Annem Öldü mü
SİREN YAYINLARI
Vigdis Hjorth
Ürünü İncele
Vigdis Hjorth’un Annem Öldü mü romanı, okuduğum en dürüst anne-kız hesaplaşmalarından biri oldu. Klasik anlamda olay örgüsü bol bir kitap değil; tam tersine, yokluk ve sessizlik üzerine kurulu. Johanna’nın yıllardır görüşmediği annesini bir gece aramasıyla başlayan süreç, sizi adım adım zihnin labirentlerine sürüklüyor. Hjorth, “iyi anne” mitini tamamen bir kenara bırakıyor. Sevgi, reddedilme, suçluluk ve kabul görme ihtiyacını öyle keskin işliyor ki, sayfalar ilerledikçe kendi ailenizle ilgili sorular zihninizde dönmeye başlıyor. “Annem öldü mü?” sorusu fiziksel bir ölüme değil, duygusal bir kopuşa işaret ediyor ve bu soru kitabı bitirdikten sonra da peşinizi bırakmıyor.
Grapon Kağıtları
METİS YAYINLARI
Didem Madak
Ürünü İncele
Didem Madak’ın ilk kitabı Grapon Kâğıtları, okuduğum en içten ve yaralayıcı şiir kitaplarından biri. Anne kaybının, çocukluğun kırılganlığının ve yalnızlığın nasıl bu kadar çıplak ve samimi yazılabileceğini gösteriyor. Dil yine çok sade ve gündelik; ama o sadeliğin altında derin bir acı var. “Keşke gölgesine razı bir fesleğen olsaydım” gibi dizeler uzun süre aklınızda kalıyor. Şiirler, şairin hayatından izler taşıyor ve bunu saklamadan, neredeyse itiraf eder gibi yazıyor. Bu yüzden okurken zaman zaman nefes almak için durmak gerekiyor. Ah’lar Ağacı’na göre daha ham, daha doğrudan ve daha kederli bir kitap. Didem Madak’ın sesini en çıplak haliyle duymak isteyenler için vazgeçilmez. Şiir seven herkese öneririm ama duygusal olarak yorucu olabileceğini de belirtmek isterim.
Ah'lar Ağacı
METİS YAYINLARI
Didem Madak
Ürünü İncele
Didem Madak’ın Ah’lar Ağacı, kısa ama çok yoğun bir şiir kitabı. Dokuz şiirin içinde insanın içini bu kadar derinlemesine yoklayan, hem yaralayan hem de teselli eden başka bir şey bulmak zor. Şairin dili sade, gündelik ve samimi; ama o sadeliğin altında ağır bir hüzün, pişmanlık, kadınlık hali, kayıplar ve hayata dair bir “ah” var. Özellikle ismini veren şiir, okuduktan sonra uzun süre aklınızdan çıkmıyor. Ahlat ağacı metaforu üzerinden kurduğu o iç hesaplaşma, hem kişisel hem evrensel geliyor. Didem Madak’ın sesi çok kendine özgü. Ne abartılı bir duygusallığa kaçıyor ne de mesafeli kalıyor. Acıyı da, ironiyi de, yorgunluğu da doğal bir şekilde taşıyor. Şiir severlerin, özellikle de içsel ve samimi bir dil arayanların mutlaka okuması gereken bir kitap. Bitince “keşke daha uzun olsaydı” dedirten nadir eserlerden.
Masumiyet Müzesi
YAPI KREDİ YAYINLARI
Orhan Pamuk
Ürünü İncele
Masumiyet Müzesi’ni beğenerek okudum ama bazı yönleriyle de eleştiriye açık buldum. Orhan Pamuk’un 1970’ler-80’ler İstanbul’unu anlatışı gerçekten güçlü; atmosfer, sınıf farkları ve dönem detayları başarılı. Aşkın zamanla saplantıya dönüşmesi de ilginç bir tema. Ancak kitabın büyük kısmı aynı ritmi tekrar ediyor. Kemal’in yıllarca süren ziyaretleri, eşya biriktirmesi ve iç monologları bir noktadan sonra yorucu hale geliyor. Tempo oldukça yavaş; okurken “bu kısım biraz uzadı” hissi oluşabiliyor. Ayrıca Kemal karakterinin tutumu zamanla rahatsız edici bir boyuta varıyor; aşk mı saplantı mı sorusu sürekli aklınızda kalıyor ve bu da okuma keyfini biraz gölgeliyor. Yine de Pamuk’un üslubu ve İstanbul betimlemeleri sayesinde bitirdim. Herkese tavsiye eder miyim emin değilim; sabır isteyen, uzun soluklu bir roman. Ama dönemin atmosferini ve bu tür takıntılı bir aşk anlatısını merak edenler için deneyebilir.
Kırmızı Ayna
İLETİŞİM YAYINLARI
Burhan Sönmez
Ürünü İncele
Kısa bir roman ama ağır. Bitirdiğinizde “ne oldu?” diye sormuyorsunuz, “neden hâlâ bakıyorum?” diye düşünüyorsunuz. Aynaya bakmak kolaydır demiş ya… Zor olan, gözünü çevirmemek. Bu kitap tam da onu yaptırıyor. Sönmez’in en olgun, en etik romanlarından biri bence. Labirent ve Taş ve Gölge’yi sevenler mutlaka okusun.