Zorlu ve hatalarla dolu bir hayat geçirdikten sonra tam kalbini tamir etmek için âşık olursun ki, ne aşktır ama bir mutlu olsan, bin ağlatır. Âşık olup da kavuşan var mıdır? Oysaki kavuşamadığın zaman aşktır, kavuşursan sevgi olur. Tabii, bir de aşkın olmazsa olmazlarından, gurur vardır. O gurur seni mahveder, içten içe yok eder. Oysa sevdiğinin yüzünü bir saniye görmek için nelerden vazgeçersin. Ama her aşkta bir engel vardır. Aşk kolay bir duygu değildir. Buna rağmen kaç kere âşık olursun? Bir sınırı var mıdır? Herkes aşkın ağırlığını taşıyamaz. Ya kafayı yer ya da hayatına bir şekilde devam etmek zorunda kalır. Hayat zaten bu kadar zorken, bir de aşkın cilvesine ömür boyu kalbindeki buruklukla devam edebilir misin? Sevdiğin için sevdiğinden vazgeçersin ama unutabilir misin? Hayır efendim, unutamazsın. Sen kaçtım sanırsın ama dünyanın öbür ucuna dahi gitsen de dertlerin, acıların, anıların, aşkların seninle beraber yanında gelir. Ama acı çekmeden mutluluğun ne olduğunu anlayamazsın. Acı çekmeden büyüyemezsin. Sen yaşadıklarını unutmak istersin ama unutmak istedikçe daha çok hatırlarsın. Unutursan, yaşamamış olacaksın ve mutluluğu anlayamayacaksın.
Önünüzde kocaman bir hayat var. Hayallerinizin, sevdiklerinizin, aşklarınızın kısacası hayatınızın peşinden gidin. Asla pes etmeyin. Gerekirse tekrar âşık olun. Ama asla unutmayın! Yaşadıklarınızın kıymetini bilin; çünkü bugünkü sizi var eden geçmişte yaptıklarınız, yaşadıklarınız ve en önemlisi de aşkınız…
İPOLİ...
Bodrum, 1976