Yaşadığımız yüzyılda, İslam coğrafyasındaki “radikal” örgütler, Ortadoğu’da ya da dünyanın başka bir ülkesinde, “ses getiren” eylemler gerçekleştirir. El Kaide, Eş Şebab, Boko Haram ve IŞİD gibi art arda çıkan örgütlerin İslam dünyasında çok ciddi tabanlarının olduğu bilinmektedir.
İslam ülkelerinin yaşadığı sıkıntılar, radikal örgütler için çok “müsait bir ortam” yaratır. Radikal İslamcı örgütlerin, birçok motivasyon kaynağı vardır. En önemli motivasyon: ABD’nin Ortadoğu’ya yaptığı müdahalelerdir. ABD’nin sınır ötesi operasyonları, radikal örgütlerde büyük bir öfke birikimine sebep olur. Ortadoğu’ya barış ve demokrasi götürmek için yola çıkanlar, geride gözyaşı ve öfke bırakır.
Ortadoğu’yu ve dünyanın farklı ülkelerini kana bulayan IŞİD, kimler tarafından desteklenip bugünlere getirilir? Bünyesinde büyük bir öfke barındıran bu örgüt, nasıl oluyor da küçük bir çete hâlindeyken, dünyanın her yerinden -ağırlıklı olarak internet üzerinden- kendisine militan toplar?
IŞİD, ortaya çıktıktan sonra Suriye’de hızla ilerleyerek geniş bir alana yayılır. Musul’u ele geçirdikten sonra hilafet ilan eder. Bu ilandan sonra tüm dünyanın dikkatini çeker. Örgüt, komşu ülke Türkiye’de gerçekleştirdiği kanlı eylemlerin yanı sıra kendisine faaliyet alanları yaratır.
IŞİD ile mücadele, uzun soluklu bir süreçtir. Askeri yöntemler, geçici bir çözüm sağlayabilir fakat IŞİD gibi örgütlerin ideolojisini savunan başka örgütler “gün yüzüne” çıkacaktır. IŞİD, yok olsa bile ideolojisinin yaşayacağı unutulmamalıdır.