İnsanlık, yüzyıllardır tek bir şeyin peşinde: doğru.
Doğruyu bulmak, gerçeği tanımlamak ve dünyayı sabit bir düzene oturtmak.. Felsefe, bilim ve düşünce sistemleri farklı yollar izlese de çoğu zaman aynı varsayıma dayanır: Doğru vardır ve bulunabilir.
Peki ya doğru, sandığımız gibi sabit değilse?
Düzenin Yalanı, insan zihninin tarih boyunca kurduğu en güçlü yanılsamalardan birini sorgular: mutlaklık arzusunu.
Bu kitap; doğruyu, anlamı, mantığı, bilinci ve sistemi tek bir disiplinin sınırları içinde değil; felsefe, nörobilim, fizik, psikoloji, matematiksel mantık, bilgisayar bilimi ve metafizik kesişiminde ele alır.
Bu yaklaşımın adı: Relativistik Mantık.
Relativistik mantığa göre doğru, değişmeyen bir sonuç değil; gözlemci, bağlam, sistem
ve zaman içinde sürekli yeniden kurulan geçici bir dengedir. Bir düşünce, yalnızca kendi sistemi içinde anlam kazanır; fakat sistem değiştiğinde, doğru da değişir.
Bu yüzden bu kitap, herhangi bir dini, ideolojiyi, siyasi görüşü ya da kültürü hedef almaz. Tam tersine, insan zihninin herhangi bir düşünce sistemini nasıl mutlaklaştırdığını ve bu mutlaklığın zamanla nasıl kendi yalanını ürettiğini inceler.
Çünkü insan, çoğu zaman gerçeği değil; taşıyabileceği bir düzeni arar.
Ve belki de en büyük soru şudur: Eğer doğru yalnızca yanılabildiği sürece varsa, insan gerçekten hakikati mi arar, yoksa kendi kurduğu düzenin içinde kaybolmayı mı?
"Doğru yalnızca yanılabildiği sürece vardır."