Bir şehri yönetmek yalnızca kaynakları, kurumları ve süreçleri yönetmek midir?
Yoksa insanların beklentilerini, kaygılarını ve umutlarını anlayarak geleceğe yön verebilmek midir?
Yerel yönetimlerde alınan her karar, yalnızca idari bir tercihten ibaret değildir; çalışanların motivasyonundan kurum kültürüne, hizmet kalitesinden vatandaşın gündelik hayatına kadar uzanan geniş bir etki alanına sahiptir. Bu nedenle yöneticilik, akıl ile duygunun karşı karşıya geldiği değil, birlikte çalışmak zorunda olduğu bir sorumluluk alanıdır.
Yerel Yönetimlerde Duygusal Akıl, duygusal zekâ ile karar verme arasındaki çoğu zaman göz ardı edilen ilişkiyi bilimsel bir bakışla ele alıyor. Duygusal zekânın temel yaklaşımlarından karar verme modellerine uzanan kuramsal çerçeveyi, yerel yönetimlerde görev yapan yüzlerce alt, orta ve üst düzey yöneticiyle gerçekleştirilen ampirik araştırmayla buluşturuyor. Yöneticilerin duygularından yararlanma, duygularını ifade etme ve iyimserlik düzeylerinin; rasyonel, sezgisel, bağımlı, kaçıngan ve anlık karar verme eğilimleri üzerindeki etkilerini ortaya koyuyor.
Akademisyenler, lisansüstü öğrenciler, yerel yöneticiler ve kamu yönetiminin insan merkezli geleceğini önemseyen herkes için hazırlanan bu eser; başarılı yönetimin yalnızca doğru karar vermekle değil, kararın insani sonuçlarını öngörebilmekle mümkün olduğunu hatırlatıyor.
“Çağın araçları değişse de idarenin kadim ölçüsü değişmez: İnsan anlaşılmadan şehir, vicdan duyulmadan gelecek yönetilemez.”
Muhammed Gökberk Kocaaliler