Ahlak, insanın kendisiyle, çevresiyle ve varlıkla kurduğu ilişkide daimi olarak şekillenen bir tecrübe. İnsanın kendisini, başkalarını ve içinde yaşadığı dünyayı nasıl anlamlandırdığını gösteren bir varoluş biçimi... Her zaman yeni ve değişen durumlarda kendisini ortaya koyan ahlak, iyi ve kötü arasındaki basit bir seçim olmaktan ziyade gerilimli bir çatışmayı ifade eder. Hiç kuşkusuz bu çok katmanlı alanı çeşitli sorunlar çerçevesinde, farklı felsefi perspektiflerden düşünen ve sorgulayan eserlerin sayısının artması ahlakın değişen dünyada aldığı yeni görünümler ve problemlerle doğrudan irtibatlıdır.
Ahlaka ilişkin sorgulamayı farklı yaklaşımlar üzerinden sürdürmeyi amaçlayan "Ethos’tan Meta’ya Post-Truth Çağda Ahlak", beraber öğrenme pratiğinin dahası birlikte düşünme çabasının sonucu. Eser, insanı hem kendisiyle hem de içinde bulunduğu dünyayla yüzleştiren ahlak tecrübesine dikkat çekmekle kalmıyor, aynı zamanda ahlakın yeniden sorulan sorularla canlı kaldığını hatırlatıyor. Kitaptaki metinler; bilinç, niyetlilik ve ahlaki gerçeklikten nöroetiğe, ötanaziden teknoloji eleştirisine, hukuk etiğinden yaratıcılık etiğine, kültür endüstrisinden değerleme teorisine, aynılık ekonomisinden feminist eleştiriye, yapay zekâdan çevre etiğine birçok konuya temas ediyor. Böylelikle okuru ethos’tan meta’ya uzanan ahlaki tartışmalar üzerinde yeniden düşünmeye davet ediyor.
"Ethos’tan Meta’ya Post-Truth Çağda Ahlak", çağdaş ahlak tartışmalarının genişleyen boyutlarını görünür kılan kayda değer ve ufuk açıcı bir toplam.