"'Love is blind.' Bu kelimeler sıcak bir ses gibi, ben açık pencere önüne geçerken dökülüveriyor. Aşkın bütün güzelliği burada. Kör olmak, karşınızdakine artık parça parça değil bütün halde bakmanızı sağlayan erdemdir çünkü aşkı olanaksız kılan, ona parçalayarak bakmaktır."
Yahu sen nasıl güzel bir kitap çıktın Almodovar Teoremi ya? Bir Almodovar filmi gibisin ve hatta daha güzelisin, çünkü içinde Almodovar'ın bizzat kendisi de var. Bayıldım sana, bayıldım!
Katalan yazar Antoni Casas Ros'un ilk romanı Almodovar Teoremi, benim de kendisiyle tanışma kitabım oldu ve bu işin tek buluşmada bitmeyeceğini, kendisiyle kesinlikle bir geleceğimiz olduğunu şimdiden söyleyebilirim. "Affetmek bazen affettiğine yakın olmayı kaldıramaz" cümlesini aldım kalbime yerleştirdim, mesela.
Yazarın gerçek yaşam öyküsünü anlatmasıyla başlıyor kitap ve sonra üstüne kurmaca ve fantezi katmanı ekleniyor. Yazar, 20 yaşındayken kız arkadaşının ölmesi ve kendisinin yüzünü tamamen yitirmesiyle sonuçlanmış bir kaza geçirmiş. Bu kısım gerçek, anlatıyı otobiyografik yapan da bu. Kitapta öyküsünü anlattıktan sonra bir gün Almodovar ile tanışması ve yönetmenin onun hayatını filme çekmeye karar vermesi ile gelişen olayları okuyoruz. Buralar kurmaca ama keşke olmasalar - keşke çeksen sahiden Almodovar!
Yüzünü yitirmiş olan Antoni, senelerce insanlardan kaçtıktan sonra Almodovar'ın kendisiyle tanıştırdığı trans kadın Lisa ile bir aşk yaşamaya başlıyor. Bu aşk hikâyesi muazzam güzel anlatılmış. Aşklarının narinliği, coşkusu, tutkusu, şiddeti... Öyle güzel ki. Bir Almodovar filmi kadar rüyamsı ve aynı anda gerçekçi, acımasız ve komik, karanlık ve rengarenk, güzel ve çirkin bir kitap bu. İşte tam da bundan ötürü bayıldım.
Güzellik / çirkinlik demişken; anlatıcımız yüzünü ve "güzelliğini" yitirdiği için bu konuda uzun uzun yazıyor ve bu bölümler kusursuz. Çok düşünürüm, ilk bakışta "güzel" diye nitelemediğimiz biri sonra bize nasıl düpedüz "güzel" gözükmeye başlar diye - buralarda çok güzel geziniyor yazar. Daha söylenecek çok şey var ama söylemeyeyim, alın okuyun, lütfen.
Şununla bitsin: "Korkunç bir şeyi güzelliğe çevirmek için ona yeterince uzun süre bakmak yeter."
Otobiyografik. Matematikçi gözüyle:
yalnızlığın, beğenilme isteğinin, şekillerin
ve şekilsizliğin anatomisi. "Kadın mı
erkek mi belli olmayanların şüpheli dünyası"nda kısa bir gezintiye çıktım. "İnsanlık, dünyayı görebilenleri öldürdü
hep" dedim. "Mekanın yuvarlak olduğunu sanıyoruz" diyerek bitirdim.
Arada bir çok kavramın; bilimsel çalışmanın, insanlığın, duygularının, ışığın, hızın, yüzü olanın, yüzü olmayanın vb. aklımdaki ve gerçekteki yerlerini sorgulama imkanı buldum. Biraz boğucu yerleri olduğunu biliyorum. Yazarın kendi hesaplaşmasını yaptığı bölümler sıkılmadan okunabilecek metinler değil. Kısa yapısına rağmen görünenin ötesinde bir derinliğe sahip. Çünkü kavramları incelemek ve düşünmek için zaman vermek gerekiyor. Yazarın diğer kitaplarını da sıraya alıyorum. Sayısal düşlerin kelimelerle dansına davetlisiniz.
İçindekiler bölümü olsa hepsinin ayrı ayrı kategorilendiği muazzam bir sözlük olabilirdi. zihin, ruh, arzu, korku, güzellik, hayal kurmak...Mesela:
"Hiçbir şey sabit değil, her şey hareket halinde evrende, şekillerin hepsi geçici duraklar" diyerek bize Heraklitos'u ,
Nesnelerin beklenmedik karşılaşmalarından hayatının gidişatını değiştirdiğinden bahsederken Newton'u,
Arzunun, deliliğin ya da yaratıcılığın denklemini çözen birinin Nobel ödülü almasını isterken bütün matematikçilere,
Bilim adamları, filozoflar ve sanatçılar bedene sıkışmışlıktan sezgi veya düşünceyle kurtuldukları zaman yaratıyor ve icat ediyorlar derken de yeterince küçümseyici, adeta tarihte adı geçen herkese kafa tutulur bir yazım şekliyle, bolca aşk, bolca yalnızlık, farklılıklar ve Almodovar Teoremine bile bence budur diyerek ve hangi yüz zaman içerisinde bir maske olmaz diye sorarak, terimlerin hem iç içe olduğu hem de bence yeniden adlandırıldığı, yeniden canlandığı bir kitap.
Kitap yüz on iki sayfa ve yer yer otobiyografik izler de taşıyor. Anlatıcı,bir gün arabayla giderken yolda karşısına çıkan geyiğe çarpmamak için direksiyonu kırıyor ve kaza yapıyor.Bu kazada hem kız arkadaşını hem de yüzünün neredeyse tamamını kaybediyor. Yaşadığı travmanın ardından uzun süre toplumdan uzak kalıyor. Matematik alanındayken kazadan sonra edebiyata yöneliyor ve kitap yazmaya başlıyor.Sonrasında, yönetmen Pedro Almodóvar’ın bir gün bu hikayeyi filme alacağını hayal ediyor.Buradan itibaren yazar,gerçek ve hayalin birbirine karıştığı bir anlatı ortaya çıkarıyor. Böylece güzellik ve çirkinlik üzerine kurulmuş,oldukça farklı bir metin okuma fırsatı buluyorsunuz.
Anlatım biçimi ve ele aldığı meseleler açısından niş bir okuma deneyimi sunuyor bu kitap.Yani daha klasik ve net bir hikaye arayanları zorlayabilir.Ama Almodovar sinemasını seven, deneysel anlatılardan ve gerçek ile kurgu arasındaki geçişlerden hoşlanan okurların keyifle okuyacağını düşünüyorum.@_sayfayolcusu_
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın anlatımı, düşüncelerini aktarımı o kadar başarılı ki sanki kafasının içini şeffaf görebiliyorsunuz. Bittikten sonra kapatıp şöyle bir düşündüğüm nadir kitaplardan oldu.
Geyiğe çarpmamak için geçirdiği bir trafik kazası sonucunda hem kız arkadaşını hem de yüzünü kaybetmiş olan kahramanımız için zorlu bir süreç başlamıştır. Evden dışarı çıkamamaktadır çünkü yüzündeki boşluk yüzünden dış dünyada insanlar yüzüne bakamamaktadırlar. Bunun üzerine otobiyografik olarak kendi hayatını yazmaya başlar ve Armodovar'ın bu hikayeyi film yapacağını hayal eder. Bu arada iletişim kurduğu transeksüel Lisa onun cinselliği farklı bir boyutunda yaşamasını sağlar.
Değişik bir kurgu, gerçek ve hayal iç içe geçmiş. Kendi ülkesinde, İspanya'da en iyi Roman ödülüne layık görülen bu kitap okunmalıdır.
" Boşluğun merkezinde başka bir şenlik var." (Robert Juarroz)
Epigrafı boşluğun kesinlikle hiçlikle bağlantısı olmadığını anlatır.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Belki cinsel anlatımlar biraz daha az yer verilse mükemmel bbir kitap olabilirdi ama yine de tadı damağınızda kalan her anlatımı yanınızda yaşanıyor gibi hissedeceğiniz harika bir eser olmuş
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yüzü olmayan bir adam belgisiz bir zamirdir diyor yazar ve bu cümle ile ne demek istediğini çok iyi anlatıyor. Otobiyografik bir roman olması kitabı daha da ilgi çekici kılıyor. Mecbur kalınmış ve alışılmış bir yalnızlığın, kendi kabuğunda bir başına ama güvende sürüp giden bir hayatın ve bu mengeneden çıkışın öyküsünü anlatıyor bize kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
*Yetişkin kitabı
Otobiyografi kurguyla harmanlanmış, güzel fikirler farklı düşünceler var, oldukça da not aldım. Bunun yanında:
Katıldığım yer yer de kararsız kaldığım bir çok fikir bulduğum; matematik ve edebiyatı aynı zamanda da varoluşun kasti sonunda irdelenilen şeylerin metaforlaşarak ilerlediği boşluk, tartma ve dürüstlükle beraber anlayış ve anlamlandırma kitabı. Tünelin ucunda ışık var, neden olmasın?