Futbol savaş çıkardı, futbol bir ülkenin başka bir ülkeden intikam almasını sağladı, futbol yüzünden insanlar öldü, öldürüldü. Bunların hepsini futbol gibi keyifli bir oyun mu yaptı, yoksa insanlar bu sporu yıkım, şiddet gibi doğal davranışlarında araç olarak mı kullandılar. Soru işareti yok, ikincisi. İnsanın doğasında şiddet vardır demiyorum, şiddete ulaşmanın çok kolay olduğunu söylüyorum ve futbol da insanla şiddet arasında ideal bir köprü vazifesi görüyor ne yazık ki. Bu vazife gördürülüyor daha doğrusu.
Galeano, Uruguaylı bir futbol aşığı. Deneme kitapları varmış, Can'dan çıkmış onlar da. Bende bunun ilk baskısı var.
The Devil's Dictionary var Ambrose Bierce'ın. İnsanoğluna giydirmeli bir kitaptır. Mesela şöyle: "Elbise: İnsanların çirkinliklerini gizlemek için giydikleri hede." Tam böyle odunlamasına değil, ince ayarlar da mevcut. Bu sözlüğü alın, giydirmeleri çıkarın, maddelerin yerine dünya kupalarını, futbolcuları ve olayları koyun, bunu da kronolojik bir şekilde yapın. İşte bu kitabın olayı bu. Galeano, doğumundan önceki futbol olaylarını araştırıp incelemiş, ya da belki yaşlılardan dinlemiştir falan, kitabın ilk bölümlerini bunlarla oluşturmuş.
Taraftar, kaleci, oyuncu, top, bu maddelerle başlıyor kitap. Sonra futbolun tarihçesi. Brezilya'ya futbolun gelmesi var, İngilizler getirmiş. Futbolun kurallarının şekillenmesi, Güney Amerika'nın futbolla yatıp kalkmaya başlaması, sefaletten bir çıkış yolu olarak futbolu gören kavruk gençler, Falkland Adaları ve Maradona, Pele ve o dönemlerin bütün yıldızları, Kolombiyalı Escobar'a kadar giden bir yolculuk. Escobar'ın öldürülmesi çok çok üzücü. Bir küçük şanssızlık ve kurşun yağmuruna tutuluyorsunuz.
Futbolun mucidi İngilizler ve dünyanın geri kalanı arasındaki durum da ilginç. Sınıflar çok farklı olduğu için İngilizlerin şikayeti büyük: Kendileri gayet soylu, kont gibi, dük gibi adamlar ama futbolu başka ülkelerde fakirler, kokmuş adamlar oynuyor. Ühü. Hıyarlığı kes.
Goller, efsane hareketler, bir sürü ayrıntının yanında geniş bir endüstriyel futbol giydirmesi var, bir de faşizmin futbola yansıması elbette. Mussolini ve Franco dönemleri, göğüs reklamları, televizyon gelirleri ve daha fazla para kazanmak için uğraşan sömürücü bir FIFA. Ne pis oyunların döndüğünü görüyorsunuz.
Sadece futbol yok bu kitapta, geçtiğimiz yüzyılın kısa bir tarihçesi mevcut. Galeano'nun esprili üslubu keyif verici. Futbol sevmeyenler bile çok şey bulacak bu kitapta.
Futbolu ve onu çirkinleştirenleri anlattığı bu kitapta, asıl çirkinliğin futbolu oyun olmaktan çıkarıp sömürü aracı olarak kullanan baronları da görebilirsiniz. kesinlikle okuyun. çünkü futbol asla sadece futbol değildir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Futbolun zaman icerisinde neye dogru evrildigini adim adim aciklayan bilgi yuklu ve ironilerle dolu muhtesem bir kitap.. "Miami'den gelen güvenilir haberlere göre Fidel Castro'nun devrilmesi an meselesiydi."
Kaleciler ile ilgili yazısından küçük bir bölüm paylaşacağım; zaten almak isteyeceksiniz.
Ona file bekçisi denildiği de olur. Aslında kader kurbanı, mahkûm ya da şamar oğlanı da denilebilirdi. Onun bastığı yerde bir daha çim çıkmadığı söylenir.
O yapayalnızdır. Oyunu hep uzaktan izler. Hedef mekândan ayrılmaksızın üç direğin arasında idamını bekler. Eskiden hakem gibi, siyahlara bürünürlerdi. Artık hakemler kara karga kıyafetiyle çıkmıyorlar sahaya, kaleciler de renkli fantezilerle süslüyorlar yalnızlıklarını.
O gol atmaz. Onun varoluş nedeni gol atılmasını engellemektir. Gol futbolun bayramıdır, golcü mutluluklar yaratır; kaleci ise bozguncudur, oyunbozandır.