Korkuyu Beklerken / Bütün Eserleri 4
Korkuyu Beklerken / Bütün Eserleri 4

Kitapyurdu Fiyatı: 238,51TL

Ürüne Git
747Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Korkuyu Beklerken
"Kalabalık bir topluluk içindeydi. Başarısızdı. Parası yoktu. Dileniyordu. Caminin önündeydi." (s. 11) Dileniyor muydu gerçekten? Serbest dolaylı anlatımın oyununa uyarsak anlatıcıya inanacağız, uymazsak adamın davranışlarıyla anlatıcıyı karşılaştırıp farklı bir sonuca varacağız. Anlatıcı, caminin avlusundaki dilencileri ve dilencilere benzeyen satıcıları biçimler. Başarısızlığı biçimler; adam konuşmadığı için "başarı kazanması" güçtür, para kazanamadığı sürece başarısızdır, "avucunu açma teşebbüsü" bile yoktur ortada. O avuç zorla açılır, "gönülsüz dilencinin" avucunu çeviren bir kadın, içine biraz para koyar ve oyunu başlattığı sanılır ama hayır, oyunu anlatıcı çoktan başlatmıştır. Bir nevi Yes Man olan adam, her şeyden önce anlatıcının zoruyla kurulur. Anlatıcının diğerlerinden bir farkı yoktur, o da insanlar arasında gezdirilen bir aynadan/adamdan yansıyandır. Toplumun bir parçası, biçimleyicilerin ilki. "Eski kitapların bu günlerde çok para etmesi", tavan arasına çıkmak için yetersiz bir sebeptir. Öyle gözükse de öyle değildir çünkü tavan arasında eski kitaplardan çok daha fazlası bulunacaktır. Unutuş mesela. Hatırlayış değil. Hatırlamak her zaman sonradan gelir, gelene kadar boşluktur, Bernhard'ın deyişiyle açılan boşluk. Boşluk iyidir, dolmaya meyillidir. Öncesi ve sonrası berkitilir, üzeri kapanır. En iyisi budur, hatta tavan araları olduğu gibi yok edilmelidir. Tavan araları bilincin şekillendiriciliğini reddeder, olduğu gibi kalır. Kalmamalıdır bana göre, silinmelidir. Tavan aralarından doğan buruklukların, burukluklarda -belki- bulunan mutlulukların yerine yeninin, her zaman yeninin izi sürülmelidir. Az önce İhsan Fazlıoğlu'nu dinliyordum, İslam medeniyetinde bilimsel çalışmaların teoloji ağırlıklı olduğunu, oysa fizik bilmeden metafiziğin anlaşılamayacağını söyledi. Hemen indirgiyorum; mektubun müellifi olan anlatıcı iki yıl önce ölen babasıyla tek yönlü bir iletişim kurarken babasına egodan, bilinçaltından, varoluştan dem vurur. Anlatıcının zamanında bunlar vardır, babasının zamanında yoktur. Doğu-Batı meselesi diyeceğim, yavan bir özet olacak. "Bana öyle geliyor ki sizin zamanınızda böyle şeyler icad edilmemişti. Sanki Osmanlıların böyle huyları yoktu gibi geliyor bana." (s. 181) Akış; hızlı olmasına rağmen biriktirmeyen. Birikmedikçe anlamlanmayan.
Turhan Yıldırım
Kitapkurdu
Oğuz Atay'ın tek öykü kitabı Korkuyu Beklerken, öykücülüğümüze damgasını vurmuş bir eserdir. İçinde sekiz öykü barındıran kitapta özellikle mektuba dayalı anlatım kendini gösteriyor. Korkmak, utanmak gibi duyguları başat olarak öykülerde görüyoruz. Oğuz Atay edebiyatından iyi bildiğimiz, onun "Disconnectus Erectus" olarak isimlendirdiği "Tutunamayan" kişilerini bu kitaptaki öykülerde de tanık oluyoruz. Özellikle "Tahta At" öyküsünde -otobiyografik öğeleri de içeren- Tuğrul Tuzcuoğlu karakteri bunun en tipik örneğidir. Toplumun erkeğe yüklediği role ve statülere karşı duruş vardır öykülerde. Bunu hem kadın mantosu giyen, dış dünyayı tamamen yok sayan Beyaz Mantolu Adam'da hem de para için dansöz kadının yerine oynamaya çalışan Tuğrul Tuzcuoğlu'nda görürüz. Kitabın ilk baskısında bulunmayan, yazarın yaşamındaki son metni "Demiryolu Hikayecileri - Bir Rüya" ise final cümlesiyle iyi bildiğimiz nefis bir alegorik öyküdür.
Ömer Faruk İnceler
Üstat
Kitap ilerledikçe Atay’ın karakterlerini anlayabilmekten çok, onların iç sesi olmaya başladım. Çünkü bence bu öykülerde anlatılan şey korkunun kendisinden ziyade insanın kendi zihnine hapsolmasıydı. Oğuz Atay insanın veya kendisinin en derin zaafını yazmak istemiş. Düşünen ama harekete geçemeyen, fark eden ama karar alamayan insanı. Atay’ın dili bilerek dağınık, bilerek huzursuz. Çünkü zihnin kendisi de öyle. Bence mantık arayan okuru özellikle yarı yolda bırakıyor. Netlikten kaçıyor, kesinlikten şüphe ediyor. Bu yüzden kahramanlar çoğu zaman eksik, kararsız ya da tuhaf görünüyor. Aslında sanki Atay normal olanın ne kadar yapay olduğunu göstermeye çalışmış. Toplumun makul dediği şeylerle bizim iç dünyamız arasındaki uçurumu büyüterek yazmış, tabi ki anlayana. Korku, dışarıdan gelen bir tehditten ziyade içimizde biriken ama bir türlü adını koyamadığımız düşünceler. Atay, bu düşünceleri konuşturup bizi kendimizle baş başa bırakıyor.
narağacım
Kaşif
oğuz atayın öyküleri çok başka seviyede. öykülerinin temelinde "birey- toplum" ilişkisi yer alıyor. toplumda yine tutunamamış, toplumla ilişki kuramayan, ait hissedemeyen, var olamayan, hapsolmuş, sıkışmış, görülmeyen, ve gitgide akıl sağlığını yitiren karakterler yer alıyor. her bir öyküde, bir şekilde başarısız olmuş, dışlanmış ya da kendini soyutlamış olan karakterler derin bir yalnızlık, eve hapsolma, düşüncelerinin ve isteklerinin esiri olma, ve bu şekilde yitip gitme örneği gösteriyor. üzerine çokça incelemeler yapılan, makaleler yazılan bu öyküler herkese hitap etmeyeceği gibi, derin okumalar yapan kişiler için ise farklı bir yer edinecek türden.
kahya05
Kitapkurdu
Okuduğum ilk Oğuz Atay kitabı. Üslubunu çok beğendim.
Fethi Aksoy
Kaşif
Bireyin iç dünyasındaki çatışmaları, toplumsal uyumsuzluğu ve yalnızlığı o kendine has ironik diliyle anlatan Türk edebiyatının en kıymetli öykü kitaplarından biri.
Ceren Yılmaz
Üstat
Oğuz Atay'ın post-modern tekniğini öğreneyim diyorsanız okunur
kübra behti
Kaşif
herkese hitap edecek bir tarz değil, dönemin baskın kötümser edebiyat anlayışının etkisi var
derin1okur
Üstat
obsesif bir roman. ya da yazar...
azimli_okur
Kaşif
özellikle korkuyu beklerken hikayesini severek okudum çok güzeldi
Cey48
Üstat
Oğuz ATAY'ın tek öykü kitabı. Yazarın yaşamı daha uzun olsaydı bizlere daha nice kaliteli eser bırakacaktı.
Elif Tuğlu
Kitapkurdu
kalemi kuvvetli bir yazar eseleri çok iyi
yer içer okur
Üstat
keyifli bir okuma için yazarı tanımak anlamak gerekiyor. maalesef popüler kültüre kurban ettiler yazarı
Polat6666
Kitapkurdu
Diğerleri gibi güzel bir eser.
Zeynep Akyildiz
Kitapkurdu
kesinlikle oğuz ataya başlamak isteyenlerin ilk tercihi bu olmalı
Vahap Tuğba Çanak
Üstat
Hevesle başlayıp hüsranla sıkılıp yarım bıraktığım bir eserdi.Yazarın okuduğum ilk eseri ileriki zamanlarda tekrar okumayı planlıyorum.
Kübra Aydın
Kitapkurdu
Oğuz atay kitaplarına bayılıyorum, tutunamayanlardan önce başlamak için güzel bir kitap
berfinkoroglu
Kaşif
İlk Tutunamayanlar eserini okumuştum ve bir insan nasıl böyle bir kitap yazabilir dedirtmişti bana Oğuz Atay. Bu kitap da yine aynı şekilde, çok derin...
Şaban Ercan KARAÇAM
Kitapkurdu
Akışı çok güzel .
Aysun Ak
Kitapkurdu
İçindeki her bir hikaye ayrı ayrı çok değerli