Türk tipi ya da alışıldık deyimle alaturka femme fatale öyküsü geliştirmenin yolu, her zaman hayatı baş kadın karaktere zehir eden öteki insanlara yüklenen anlamların toplamına bel bağlar. Yeşil Peri Gecesi'ndeki Şebnem gibi (Kapak Kızı'ndaki kimliksiz karakterimiz serinin bu devam romanında bu kez isimsizleştirilse de biz onun Şebnem olduğunu biliriz.) "pişmiş tavuktan beter" misali bir hayata mecbur olan kadınlar, alaturka femme fatale öykülerinde "öteki" karakterlerin anlamsız bir yıkım ekibiymiş gibi davrandıkları bir hayatın gecekondusudur.
Ayfer Tunç, üç farklı karakteri bir trende varlığıyla daha doğrusu pornografik fotoğraflarının getirdiği avatarıyla birbirine bağlayan Şebnem'in otopsisine girişiyor Yeşil Peri Gecesi'nde. Şebnem'i Şebnem yapan, onu sevgiye naçar derecede aç bir kız çocuğu kimliğinden alıp yıkıcı bir seks bombası haline getirirken tıpkı babasının çolak kalması gibi Şebnem'i de duygularından hem azade bırakıp sakatlıyor hem de tamamen doyurulmamış duygulardan ibaret hale getiriyor. Şebnem karakteri ne kadar havada kalmışsa, ne kadar inandırıcılıktan uzak ve özdeşleşmeye uzaksa diğer karakterler de bunun aksine net çizgilere sahip. Mutlak kötüler, asla değişmeyen erkekler, masalın mecburiyeti haline gelen beyaz atlı prens, kötü cadılar vs... Ayfer Tunç belki de Türk feminizminin zayıf noktası olan, sebepleri ortaya koymak yerine bahane üretme yolunu seçiyor. Asla kendi başına bir birey olma yolunda ilerlemeyen Şebnem'in kaçınılmaz sonu da bu ulusal aymazlığımıza yenik düşüyor. Bürokratların, yeteneksiz müzisyenlerin, ufku küçük kendi küçük iş adamlarının hüviyetlerine doğuştan yazılı zaafları konusundaki netlik, Şebnem söz konusu olduğunda afakileşiyor.
Meramını kurguda ileri atlama ve geri dönüşlerle anlatmaya çaba gösteren Ayfer Tunç, Şebnem'in çocukluk ve ilk gençlik günlerini birinci ağızdan kesintisiz paragraflarla anlatırken günümüze geldiği bölümlerde yine ilk ağızdan ama daha sisli ve kesintili anlatmayı tercih ediyor. Şık bir anlatım yolu bu. Şıklığı Şebnem'in ergenlikten çıkamamış dimağının o yıllara ait olduğu kısımda detaylara hakim olacak kadar başarılı olduğunu göstererek ve bugüne gelindiğinde Şebnem'in bir çocuk kapasitesiyle dolu olan düşünce ve duygularındaki belirsizliklere vurgu yaparak sistemlemesinde gizli. Bedeninden başka bir silahı olmayan Şebnem ve Şebnem'de vücut bulmuş binlerce kadına erkekler ve yaşlı kadınlar dünyasının bir savaş alanı olduğunu, yegane silahlarına ve cephanelerine iyi bakmaları gerektiğini öğütleyen kaotik bir dünyada roman silaha yani çekici bir bedene sahip olmayan kadınlara da belki de tek sahte olmayan karakteri olan Selda üzerinden yol gösteriyor. Silahlı kuvvet Şebnemlerin kıyametinde bedeninden başka silah da geliştirebilen, kaosa daha donanımlı adım atabilen kurtarıcı Selda oluyor. Ayfer Tunç bütün roman boyunca beyaz atlı prens gibi siste bekleyen Ali'ye kahramanlık fırsatı tanımayıp kurtarıcı rolüne "güçlü kadın" Selda'yı atayarak alkışları toplayabiliyor. Zor durumda kalan ve ölüm kalım meselesinde hayatta kalmasını bir başka kadına borçlu olan kadın kimliği üzerinden bütün roman boyunca her şeyin sebebi, her zulmün bahanesini yanlış yerlerde arayıp duran yazar nihayet son virajda direksiyon hakimiyetini geri alıp olması gerekende karar kılıyor.
Yeşil Peri Gecesi'ni kadın düzleminin dışında ele almak neredeyse imkansız ve bunu romanın bizzat kendisi istiyor. Dünya savaşları arasındaki bunalım yıllarında batıda doğan femme fatale kültürünü Türkiye'nin batılılaşma çağının sonundaki batıya açılma döneminin orta yerine koyan roman, içerdiği Şebnem karakterini "Öldüren Kadın" prototipinden daha zengin ama daha bilindik, klişe öğelerle harmanlıyor. Romanın belki de en iyi yanı, özdeşleşmeye izin vermeyip Yeşilçam'ın hatasına düşmemesi. Her kim ki bu romanı okurken Şebnem'e çok üzüldüğünü ya da ondan nefret ettiğini belirtiyorsa romanın meramından uzak kalmış demektir. Karakterle özdeşleşilemeyen her öykü, okuruna olaylar ve olgularla özdeşleşme imkanı sunar. Okur bu imkandan faydalanabilmeli zira bu tip romanlar nadiren yazılıyor.
Serinin ilk kitabı olan kapak kızını okuduğumda beni pek içine çekmemişti. Dolayısıyla ikinci kitap olan yeşil peri gecesine de biraz isteksiz başlamıştım. Ama az önce kitabı ağlayarak ve bir solukta okumuş olarak bitirdim. İlk bölümlerde hikayeye tam vakıf olamadım ama okudukça kitap beni iyice içine çekti ve ilk kitapta yaşanan olayları gördükçe de taşlar yerine oturdu. Gerçekten muhteşem bir kitap. Beni inanılmaz etkiledi. Şebnem'e ve yaşadığı hayata çok üzüldüm. Sevgisiz büyüyen çocukların hayatının nasıl alt üst olabileceğini çok çarpıcı bir şekilde bu kitapta görebilirsiniz. 3. Kitap olan Osman'ı da okumak için sabırsızlanıyorum. Kısaca mutlaka okuyun derim.
Akıcı anlatımı ile kolay okunan, aynı zamanda okuyucuda merak uyandıran, yer yer psikolojik tahliller yapmanıza sebep olan güzel bir roman. Ama karakterin ismi geçmiyor bu kitapta. Yeşil Peri Gecesi serinin ikinci kitabı, o yüzden serinin ilk kitabı olan "Kapak Kızı"nı da okumanızı tavsiye ederim. İlk kitapta bahsedilen Şebnem'in öyküsünü yine Şebnem'in ağzından dinliyoruz. Yalnızlaştırılmış ve kendi başına büyümek zorunda kalmış, hayata tutunurken farklı yollar seçmiş, zorlanmış , zorlandıkça güçlenmiş bir kadının hikayesini tüm çıplaklığı ile okuyucuyada yansıtmış Ayfer Tunç. Para ve güç uğruna yüksek mevkilere gelen ve her şeyin hakimi olduğunu düşünen sığ zihniyetlere göndermelerle dolu bolca satır var kitapta. Serinin üçüncü kitabı 'Osman'ı da okumayı iple çekmekteyim.
İnsanın Kendinden Kaçamadığı Bir Gece
Yeşil Peri Gecesini okurken şunu hissettim:Bu kitap okuru rahatlatmak için yazılmamış.Ayfer Tunç, insanın karanlık yanlarını saklamıyor,süslemiyor.Okurken sık sık durup kendime sordum: “Ben olsaydım, gerçekten daha farklı mı olurdum?”
Roman,karakterlerin iç dünyasındaki sessiz çatışmaları anlatıyor. Söylenmeyenler,ertelenen yüzleşmeler ve bastırılan duygular metnin merkezinde.Her şey olduğu gibi duruyor ve tam da bu yüzden sarsıcı.
Merkezdeki karakterle bağ kurmak kolay değil.Ama onu zorlayan da bu.Yargılamakla anlamaya çalışmak arasında gidip geldim.Kitap bana şunu düşündürdü:İnsan, kendinden kaçtığını sandığı yerde aslında kendisiyle yüzleşiyor.
Kolay bir okuma olmadı. Yer yer ağırdı ama bittiğinde bıraktığı etki uzun süre geçmedi. Çünkü bazı kitaplar iyi hissettirmek için değil, insanı kendisiyle baş başa bırakmak için yazılır. Psikolojik derinliği olan, karakter odaklı romanları sevenler için Yeşil Peri Gecesi kesinlikle okunmalı.
Kapak Kızı kitabından sonra Şebnem'in kim olduğunu ve nasıl bir insan olduğunu hatta onun nasıl bir hayatı olduğunu merak ediyor insan. İşte bu kitap ile de Şebnem'in hikayesini Şebnem'in ağzından dinliyoruz. Hiçbir şey göründüğü gibi değilmiş. Şebnem'in yaşadıkları ne kadar onun suçu acaba? Şebnem neden bu hale gelmiş? Onun bakışlarındaki gizli sır ne? Kime bu öfke? Ah Şebnem...Neler yaşamış...Görünenin ardındaki görünmeyenler o kadar derin ki...Mükemmel bir üslup ve satır aralarında verilen hayata dair mesajlar. Elinizden bırakamadan okuyacağınız bir kitap.
Editorün SeçimiBu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.Bilgi İçin
İlk kez bir kitabı okurken rahatsız oldum sürükleyiciliğinden bırakamadım.
Hayattaki tüm etik değerlerin yok olmasını okuyarak hayrete düştüm.
Şebnem ders vermek uğruna kendini nasıl heba eder, Osman nasıl bu kadar hayal dünyasında yaşar ve mücadele denen şeyden habersiz yaşar. Hele Teoman tam kitapta tarif edildiği gibi bir karakter hakkını fazlasıyla veriyor.
Ahlaki olarak tam bir çöküş romanı. Okuyup ders alınması nazarında bakmak lazım. Toplumdaki bir çürüme kaç kişinin hayatını mahvediyor görmek adına.. Ben Kapak Kızı ve Osman'ı da okudum. Seri bittiğinde birkaç gün tesirinde kaldım. Osman'ı da bitirdiğimde üzülemedim. Kendin ettin kendin buldun Osman. Hayallerin kadar çaban olsaydı keşke.. velhasıl okuyunuz. Ayfer Tunç döktürmüş.
Ayfer Tunç'un Yeşil Gece Perisi, bende sadece okuduğum bir roman olarak kalmayacak. Karakterlerin hayatını yalnızca okumadım; sanki onların yanı başında yürüdüm, acılarını ve suskunluklarını hissettim. Ayfer Tunç, okurla roman arasındaki mesafeyi ustalıkla kaldırıyor ve insanı hikâyenin içine usulca davet ediyor. Roman öylesine sürükleyiciydi ki dışarıdayken bile aklım hep bıraktığım sayfalardaydı; bir an önce eve dönüp kitabımı elime almak istedim. İçeriğinden özellikle söz etmeyeceğim. Çünkü bu romanın büyüsü, onu her okurun kendi duygularıyla keşfetmesinde saklı. Bazı kitaplar okunmaz, yaşanır; Yeşil Gece Perisi de benim için tam olarak böyleydi.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kalbimin her hücresinde hissettiğim bir kitap. Hayatın acımazsızlığının bir kadında bıraktığı izleri okuyoruz. Hiçbir sayfası boş değil, hiçbir sayfası sıradan değil. Ahh şebnem ️
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Serinin ikinci kitabı Yeşil Peri Gecesi çok dramatik bir hikayeye sahip. Serinin ilki olan Kapak Kızı kitabının baş kahramanı kapak güzeli Sebnem'in acı dolu hayatını okuyoruz.
İlk kitapta Şebnem sadece bir dergi güzeli. Fiziken hikayede yok. Baba tarafından akrabası Ersin, anne tarafından akrabası Selda'nın ağzından aile, akraba yapıları dinlediğimiz de neden böyle bir hayata vardı sorusunu sorabiliyoruz.
Fakat Yeşil Peri Gecesi kitabında yaşanılanların acı yüzünü görüyoruz. Serinin bu kitabında Şebnemin dilinden hikayesini dinliyoruz çok akıcı bir kitap.
Ayfer Tunç ile 'Kapak Kızı' kitabi vasitasi ile tanıştım.Kalemini çok beğendiğim bir yazar oldu Ayfer Tunç.Kapak Kızı kitabinda genç yaşında bir erkek dergisinde kapak kızı olan karakter bu kitabin anlaticisi pozisyonunda sunulmuş.Çoçukken yasadığı travmalari,babasinin buyuk bir kaza sonucu kolsu ve sakat kalmasini,annesinin kendilerini terketmesini konu alan eserde nasıl ahlaki bir çöküşe sürüklendiğini göreceğiz.Aslinda bu duruma düşmesinin sadece kendi seçimi olmadığını ve toplumsal olarakta karakteri bu durumda destekleyen hiçbir etkinin olmadığını etkileyici bir şekilde ortaya koyuyor yazar.Devaminda üst düzey emniyet görevlisi ile mecburi bir cinsel birliktelik yaşamasi ahlaki çürmüşlüğun farkli bir noktasini gözler önüne seriyor.Kocasinin kardeşinin tehdidi ile bu birlikteliğe mecbur kalmasi,kocasinin olan bitene gözünü kapatmasi ve neticesinde herkesten intikamini almasi ile sonlanan eser çok etkileyici idi.
Kapak kızından sonra hemen almak istedim. Bukadar pahalı olmasa düşünmeden direk alırdım, biraz bekledikten sonra yinede dayanamayıp aldım. Toplumun çürümesini, güçlü olanın gücünü nasıl kullandığını paranın sevginin insana etkilerini çarpıcı şekilde okuduğumuz bir kitap. Ayfer Tunç sevdim seni , kalemini özümsemek için bir kaç kitabını daha almayı düşünüyorum.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Anlatımı ne kadar güzel olursa olsun kitaplarda ve gerçek hayatta küfür duymaktan, ahlaksızlıkların kelimesi kelimesine yazılmasından rahatsız oldum ben. Benim gibi böyle hisseden varsa okumaması önerilir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Serinin ikincisini okurken bu sefer Şebnem'in açısından bakmak güzeldi. Toplumun değerlerini, Şebnem'in değerlerini sorgularken , Şebnem'in intikamı kimden almaya çalıştığını sorgulatıyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kapak kızını sıkılmadan okusam da pek fazla etkilenmedim. Yine de merak ettiğim için bu kitabı aldım ve iyiki iyiki aldım. Henüz sonuna gelmeden ara sıra gözlerim doldu zaman zaman tebessüm edip sırıtarak buldum kendimi. Yazarın akıcı dili ve bölüm geçişlerindeki zekasına hayran kaldım. Bu kitapla birlikte iyi ki Şebnemi tanıdım. 3. Kitap ‘Osman’ ı okumak için sabırsızlanıyorum. tabiki yazarın diğer kitaplarını da..
Kitap okumaya nereden başlamalıyım diye düşünen varsa bu seriyi alıp okumalı!!