İkinci Meşrutiyet yılları Falih Rıfkı'nın çocukluğuna denk geliyor. 10 yılda ülkeyi dört savaşa sürüklemek kolay değil. Büyük başarı.
1894'ten 1918'e bir imparatorluğun, bir şehrin batışı.
Girişe gel: "Kendime ilk defa ne zaman Türk dediğimi pek hatırlamıyorum. Bizim çocukluğumuzda Türk 'kaba ve yabani demekti.' İslam ümmetinden ve 'Osmanlı' idik. İlmihallerde baş dersimiz din ile milliyetin bir olduğunu öğrenmekti." (s. 11) Yakup Kadri de aşağı yukarı aynı şeyleri yaşamış, bu hadiselerin izlerini Yaban'da ve Sodom ve Gomore'de bulmak mümkün. Yaban'da, "Elhamdülillah Müslümanız, Türk dediğin deha şu dağlarda yaşar," diyen köylü iç burkar. Bir de uzun yıllar boyunca basımı yasaklanmış ve nihayet sansüre uğrayarak basılmış Bozkurt'un yazarı H. C. Armstrong da bu bahsettiğim ikinci kitaptaki, yüzbaşı mıydı, İngiliz asker zannediyorum. Bu alakasız oldu gerçi.
İkinci Abdülhamit dönemi. Vatan, millet, hürriyet gibi şeyler söylediğin an hapisten ey kari. Seni jurnalciler süründürürler, darbe işkencecilerinin eline düşmüş gibi olursun. Bir ilginç anı: Padişahın resmi, fotoğrafı hiçbir yerde yok. O da yasak çünkü. Falih Rıfkı padişahın fotoğrafını bir Fransız gazetesinde buluyor, okula götürüyor. Hocalardan biri çakıyor mevzuyu, iyi yürekli bir adam olduğu için Falih Rıfkı'yı iyi bir dövüp evine yolluyor. İroni diye yazmam gerekir mi? Neyse, Falih Rıfkı'nın abisi de, "Bizi Fizan'a mı sürdüreceksin?" diye daha beter dövmüş bu sefer. Vaziyet bu.
Büyük Köy başlıklı bir bölüm var, fena:
"Önce İstanbul'u ikiye ayıralım: Hıristiyan ve Frenk semtleri, Müslüman semtleri. Tanzimat'tan bu yana Batıkârî gelişmeler Hıristiyan ve Frenklerde, Müslümanların da saray ve Babıâli alafrangalarındaydı. Müslümanların büyük çoğunluğu hazne fıkarası, esnaf ve sokak takımı. Tanzimat çarşıları yüzde yüz Hıristiyanların elinde. 1912'de bir Yunan vesikası bütün Osmanlı İmparatorluğu'nda bir tek Türk bakkal olmadığını yazmaktaydı. Birinci Dünya Harbi'ndeki milli iktisatçılık politikasına rağmen, Rumlar ve Ermeniler çekildikten sonra Anadolu çarşılarının nasıl kapandıklarını gözlerimle gördüğüme göre, bu vesika gerçeğe yakın olmalıydı. İstanbul'da Müslümanların elindeki esnaflık Tanzimat öncesi çarşılarındadır. Müslüman terzisi şalvar diker. Müslüman kunduracı mes, yemeni, takunya, nalın ve terlik yapar. Batı kılığındaki Müslümanların hepsi Hıristiyan dükkâncıların müşterisidirler. Zengin dendiği vakit saray ve Babıâli büyükleri, rüşvetçiler yahut Hıristiyanlarla Frenkler hatıra gelir. Birkaç müteahhit Arap ve Karadenizli zahireci vardır. Türklerden bata çıka, hile veya zulümle mal edinen bir sınıf da aşar iltizamcılardı." (s. 21)
Görüldüğü üzere ekonomi de batmış. Hayırlı olsun. Memurluk o zamanlar da gözde.
"Okuldan çıkınca bir 'kalem'e kapılanmak İstanbul okumuş gencinin başlıca ideali. İlk zamanlar parasız staj yaparsınız. Sonra yirmi kuruş aylığa geçer, yükselmeler için sıranızı beklemeye koyulursunuz. Eğer ailenizin bir geliri yoksa memurluk size ikinci bir kapılanma, varlıklı bir evin içgüveyliği şansını sağlamıştır." (s. 23)
Bunun dışında Beyoğlu alemleri, kibarlık budalası beyefendiler, şuh hanımefendiler... O dönemin romanlarında bolca bulunan şeyler. Bunların dışında yangınlardan da bahsediliyor. Artık nasıl bir etki bıraktıysa Tanpınar da, Ayverdi de, muhtemelen o dönemleri yaşamış veya araştırmış diğerleri de bu yangınları anlatıyor. Yangına ilk kim yetişecek yarışmaları yapılıyormuş falan. Direklerarası, Ramazan Bayramı, Karagöz, Ortaoyunu, bir sürü şey.
1909'a geldiğimizde 31 Mart Vakası. Padişah yanlılarının, "Mektepli subay istemeyiz!" bağırışları arasında İttihat ve Terakki'ye giderin kralı çekilir. İstanbul'da her yer birbirine girer. Kolağası Mustafa Kemal'in yönetimindeki Hareket Ordusu şehre gelir, isyanı bastırır. Zamane gençleri, çocuklar, baskıdan yılanlar İttihat ve Terakki'ye sarılır. İttihat ve Terakki, plansızlığın getireceği yıkıma uğrayacak, ancak o zamanlarda bundan kimsenin haberi yok tabii. Sonrası politik birtakım olaylar, harpler, yenilgiler, Rumeli'nin elden çıkmasıyla ağlaşan insanlar. Falih Rıfkı, bunları bir de karşı taraftakilerin hatıralarıyla destekleyerek anlatıyor, o süper olmuş.
Kişisel tarihi Osmanlı'nın son dönemi ve cumhuriyetin ilk dönemiyle özdeşleşen yazarın anı türündeki bu eseri 1904-1914 yılları arasındaki dönemi anlatmaktadır. Kısmen yer yer deneme türüne kayan eserde o dönemki toplumun kültürel, sosyolojik ve ekonomik yapısıyla ilgili bilgiler verilirken, Osmanlı'nın batılılaşmaya direnmesi sert şekilde eleştirilmektedir. Aslında gayesi imparatorluğun neden yıkıldığını bulmaya çalışmaktır. Sarayın halktan, halkın dünyadan kopukluğunu net biçimde görebileceğiniz kitapta iyi niyetli ama vizyonsuz olduğunu düşündüğü ittihatçılara da -ki kendi de kısmen ittihatçı gelenekten gelir- yönelik eleştiriler vardır. Okumanızı tavsiye ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın Zeytindağı kitabı okudum. İmparatorluğun batış yılları da o dönemin zorluklarını çok güzel anlatan bir anı kitabı. Yazar o döneme ince ayrıntılarla sosyolojik bir bakış sunmuş...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarihseverlere cidden öneriyorum. Özellikle Osmanlı'nın son dönemine ışık tutan ve devamında 60 lı yıllara kadar nerede hata yaptık sorunsalı nı cidden inceleyen cok değerli bir eser. Yazar, kitabın arkasında kapağında da yer alan " Maksadım, bugünün ve yarının gençlerine Osmanlı'nın batış ve dağılış yıllarının hikayelerini anlatmak ve onları Türkiye'nin geleceği üzerinde daha uyanık tutmaktan ibaret " diyor. O kadar güzel anlatmışki...Okuyalım, okumak sağlıktır....
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
TARİH SEVERLERE HİTAP EDEN OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN SON DÖNEMİNİ OSMANLI'NIN NASIL ZAYIFLADIĞI,İÇ ÇEKİŞMELERİN NELER OLDUĞUNU,YAZAR TARAFINDAN GÖZLEMLENEN OLAYLARI ANLATAN VE OSMANLI'NIN SON DÖNEMİNE IŞIK TUTAN AKICI BİR DİLLE NEDEN VE SONUÇLARI OKUYUCUYA AKTARAN KIYMETLİ BİR ESER.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarihi bir dönemi çocukluğundan itibaren tecrübe eden Rıfkı Atay, Osmanlı halkının ne kadar ayrıştığına bulunduğu çağdan nasıl kopartıldığına, bilhassa Türk milletinin kendisini bir mezbele gibi hissedip korkudan, ürküntüden, hafiyeden, paşalardan ve sarıklılardan çekindirilip ancak ve ancak kanı malı için yine nasıl kullanıldığına dair güzel bir eser. Bizler kendi eğitimimizde bu dönemleri öğrenmez ve öğretmezken, gerçeği bu eserde olduğu gibi anlatılması gerekirse okunması ve okutulması gereken bir eser.
Falih Rıfkı Atay kitapta hem kendi o dönemde yaşadıklarını hem de Osmanlı'nın içinde bulunduğu duruma değinmiştir. Yazdığı eserde çeşitli kişilerin hatıratlarına da yer vererek içeriği zenginleştirmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemleri ve Falih Rıfkı Atay hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlere önerebileceğim bir kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Falih Rıfkı der ki;
"... Maksadım, bugünün ve yarının gençlerine Osmanlı'nın batış ve dağılış yıllarının hikâyelerini anlatmak ve onları Türkiye’nin geleceği üzerinde daha uyanık tutmaktan ibaret..."
Galiba hala uyanıklıktan çok uzaktayız..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Osmanlı’nın çöküş sürecini, içeriden ve dışarıdan yaşanan baskılarla detaylı bir şekilde ele alan eser, imparatorluğun son yıllarındaki hataları ve çıkmazları gözler önüne seriyor. Avrupa’nın siyasi oyunları, Osmanlı’nın iç çekişmeleri ve Sultanların aldığı yanlış kararlar detaylandırılıyor. Osmanlı’nın nasıl zayıfladığı, kapitülasyonlarla nasıl bağımlı hale geldiği ve imparatorluğun son dönemindeki reformların neden başarısız olduğu gibi konular kitapta geniş yer buluyor. Son padişahların politikaları, Osmanlı’nın kendi içindeki bölünmeler ve dış güçlerin etkisi anlatılıyor. Tarihi olaylara derinlemesine bakmak isteyenler için kritik bir eser.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Osmanlı'nın son devri ile Cumhuriyetin kuruluş yıllarını anlatan, neden geri kaldık sorusuna cevap arayan bir kitap. Falih Rıfkı'nın akıcı üslubu ile tek seferde bile okuyup bitirebilirsiniz...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
ilk önce zeytindağı kitabını okudum gerek dili ve yalın türkçesiyle beni o kadar etkiledi ki, Falih Rıfkı'nın diğer kitaplarını da almak için harekete geçtim