"Vücudunun öteki bölümlerine gelince; nasıl oturup da seyrettiğimi anlatamam. Çünkü bu vücut insanların, dağların, roketlerin bir başkaldırısıydı. Öylesine karmaşık ayrıntılar ve renklerle oluşmuştu ki bu vücutta yer alan kalabalıkların küçük, sessiz mırıltılarını duyabilirdiniz. Derisini şöyle bir oynattığı zaman minik ağızlar kıpırdıyor, küçük, yeşil ve altın renkli gözler kırpışıyor, mini mini eller çırpınıyordu. Sarı çayırlar, mavi ırmaklar, dağlar, yıldızlar, güneşler, gezegenler, adamın göğsünde uzanan samanyolunu bile dolduruyordu. Midesinin üzerinde olduğu gibi bileklerinde, böğürlerinde, sırtında, omuzlarında, kollarında yirmiden çok garip insan kümeleri vardı. Onları kıl ormanları içinde, çillerden oluşmuş birtakım yıldızın arasında bulabilir ya da koltukaltı mağaralarında elmas gözlerin parıldadığını görebilidiniz. Her biri eylemini gerçekleştirmeye niyetli, her biri ayrı bir portreler galerisi..." (s. 9)
Binbir Gece Masalları gibi bir başlangıç; hikâyeleri anlatacak olan karakteri tanıyoruz ve ardından onca hikâyenin arasında kayboluyoruz. Resimli Adam'ın anlatacağı çok şey var, dövmeleri hayat buluyor ve her biri değişik biçimler alıyor, devingen bir vücut. Sonsuz hikâye çıkar buradan.
Usanana kadar hikâyeleri ayrı ayrı anlatmak istiyorum, her biri ayrı bir insanlık eleştirisi. Lem, Bradbury, PKD gibi yazarları tür içindeki diğer yazarlara oranla daha çok seviyorum; gezegenler, uzay gemileri, asırlar sonrasının dünyaları, hikâye ne şekilde işlenirse işlensin metnin altında bize dair her zaman eleştiri okları gizli.
Çayır: Çocukları için her şeyin en iyisini alan ebeveynler bir noktada kontrolü kaybediyor, çocuklarıyla pek ilgilenemiyorlar ve veletler de kendi dünyalarında yaşamaya başlıyorlar. Çocukların çok acımasız olabilecekleri malum, ahlak ve sevgi kavramları beyin gelişimine paralel olarak o yaşlarda tamamlanmadığı için her şeyi yapabilirler. Bu çocuklar da yapıyor.
Çocukların böyle bir aletleri var, hayal güçlerine göre böyle ortamlara geçirebiliyor. Anneyle baba, bu aleti yasaklamaya çalışıyor, çok vakit geçiriyorlar çünkü bununla. Çocuklar sinirleniyor, sonra kabul ediyorlar. Bir gün ailelerini odaya kilitleyip safariye çıkarıyorlar. Gezinti güzel, aslanlar gelene kadar. Aslında aletin tam olarak bir gerçeklik yaratma özelliği yok ama çocukların düşünce şekilleri mi artık, nefretleri mi, her neyse, anneyle baba bir anda Afrika'nın orta yerinde buluyorlar kendilerini. Teknolojinin hayatları ele geçirmesini eleştiren, kitaptaki ilk hikâye bu, bunu seven kitabı elinden bırakamaz zaten.
"Tanrı bunu başarmamızı sağladı. Artık başımıza ne gelecekse, herkesin başına da aynı şey gelecek. Aptallık dönemi sona erdi. Aptallık etmemek zorundayız. Adam konuşurken anlamıştım bunu. Beyaz adamın, şimdi, bizim her zaman yaşadığımız yalnızlığı yaşamaya başladığını anladım. Yıllarca bizim yersiz yurtsuz kaldığımız gibi, şimdi o da yersiz yurtsuz. Şimdi her şey eşit. Yeniden başlayabiliriz, hepimiz aynı düzeyde..." (s. 59) Bundan güzel bir ırkçılık eleştirisi okumadım ben, işte gerçek bilimkurgu bu be. Aşırı keyif alıyorum böyle metinlerden.
Ya daha var böyle şahane hikâyelerden. Eşini ve çocuklarını seven bir adamın uzay mekiği hurdası alıp yaptığı güzel sürpriz, Venüs'ün durmadan yağan çıldırtıcı yağmurundan kurtulmaya çalışan adamların mücadeleleri, bir dünya mevzu. Bu Venüs olayı işleniş açısından çok farklı olsa da yaşam mücadelesi açısından Lovecraft'ın Eryx'in Duvarları İçinde adlı hikâyesini anımsattı, belki Bradbury kendi üslubuyla Lovecraft'ı anmıştır.
Nefis nefis, kaçırmayın.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Ray Brudbury olmasa Stephan King olmazdı”diyen Stephan King’e hak vermemek elde değil gerçekten. Fahrenheit 451 ile tanışmış olduğum bu kıymetli yazarın Resimli Adam kitabını okumak da çok keyifliydi. Evrenin büyüleyici ve akıl almaz gizemlerini her geçen gün gelişen bilim ve teknolojiyi adeta sihirli, bir o kadar da ileri görüşlü hayal dünyasıyla yorumlayıp önümüze sunan bilim kurgu efsanesinin yazdığı diğer kitapları da okumanın güzel olacağını düşünüyorum.
Kitabın adına bakarak çok farklı bir beklenti ile okumaya başladım. Giriş kısmı çok güzeldi. Resimli adam vücudunda hareketli dövmeler olan birisi. Resimler hareket ettikçe bir olayı anlatıyor. İçinde 18 tane kısa kısa öykü var. Çoğu bilimkurgu. Yarısını beğendim, yarısını beğenmedim diyebilirim. Ray Bradbury’nin Fahrenheit 451 romanı çok daha hoşuma gitmişti.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Anlatıcı ıssız bir yolda tüm vücudunda resimlerden oluşan dövmeler olan bir adamla karşılaşıyor. Adam dövmelerine dikkatli bakıldığında hareket ederek hikayeler anlattıklarını söylüyor ve anlatıcı bu dövmelere bakıp gördüklerini 18 farklı hikayede anlatıyor.
Hikayeler yazarın genel bilimkurgu tarzına uygun olarak genelde uzayda, marsta ve o döneme göre dünyanın uzak geleceğinde geçiyor.
Bilimkurgu sevenlerin sıkılmadan okuyabileceği bir kitap.
Kitabın hikayeleri hayal gücümüzün sınırlarını zorlamak için yazılmış sanki. Hayal ederek okunduğunda gerçekten zevk veriyor. Fakat hikayeler biraz havada kalmış. Sonları daha belirgin olabilirdi.