Uzak Tepeler
Uzak Tepeler

Kitapyurdu Fiyatı: 189,75TL

82Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Uzak Tepeler
Etsuko ve Saçiko'yu görünce Nazlı Kar'a bir gönderme olabileceğini düşündüm. Tanizaki'nin romanında Saçiko, Etsuko'nun annesi. Uzak Tepeler'de Etsuko anlatıcı, Saçiko birkaç hafta boyunca arkadaşlık edilecek ama bir ömür unutulmayacak kadın. Şöyle düşündüm; Tanizaki savaşın başlamasıyla birlikte anlatısını bitirir, kalıp bir kronolojik sürem dahilinde. Ishiguro'ysa savaşın hemen sonrasından başlatır anlatısını, iki farklı zaman diliminde sürdürür ama bu iki çizginin aslında tek olduğunu düşündürecek oyunlara yer verir. Yenilginin toplumsal bilinci parçaladığı, zaman algısını yerle bir ettiği zamanların konu alındığı bir roman için normal bir durum ama bu şekilde düşününce Tanizaki'yle Ishiguro'nun bayrak devri anlam kazanıyor. Ishiguro, Etsuko ve Saçiko'yu iki farklı kişiliğe büründürür ve bambaşka hayatların özneleri olarak konumlandırır, bir noktada o kadar da farklı olmadıklarını düşündürene kadar. Uğradıkları/uğradığı felaketler bir olanı birkaç parçaya ayırmış olabilir, okur kendi yorumlayacaktır. Ishiguro'nun ilk romanı bu, 1983'te basılmış ve büyük bir yazarın gümbür gümbür geldiğini müjdelemiş adeta. Bende 1992 tarihli Can baskısı var, Kazua İşiguro yazıyor kapakta. Çevirmen Pınar Besen. Gospodinov'u hayatıma sokan, hayatımın Gospodinov'un bir öykücüğüne çevrilmesini sağlayan Meltem'in hocasıymış zamanında, vefat etmiş, Meltem bugün söyledi. Huzursuzluğun Kitabı'nı bu sefer bitirmemi de sağlayabilir, göreceğiz. Neyse, Meltem kısaca iyi bir insandır. Ishiguro da iyi bir yazardır deyip üfürükten bağlayayım. İki anlatı, birinde Kore savaşı sıralarında Amerikan askerleriyle dolu Nagazaki'nin yeniden inşa edilmekte olan yapılarının arasında geçen olaylarla karşılaşırken diğerinde İngiltere'nin sessiz, sakin kırsalında yaşayan bir kadının geçmişi kurma çabasını görüyoruz. İkisinin bağlantı noktaları muğlak, iki çizginin de kendi karanlığı var ve aydınlanma biçimini metne dahil olarak belirleyeceğiz. Belki de dahil olmayız, çizgileri birleştirme çabasını göstermemiz şart değil ama bu durumda bir çizgide beliren detayların diğerinde yol açtığı kelebek etkisini görmezden gelmek durumundayız. Sıkı bir okurun buna yanaşmak isteyeceğini sanmam, iki çizginin de Etsuko'nun anlatısı olduğunu düşünürsek tek bir katmanla yetinmek zorunda kalıp diğerlerini silmiş oluruz. Ayıp olur, Ishiguro yüzeyde ilerleyen bir akıştan ziyade daha derinlikli bir anlatı kuruyor. Dört beton bina yükseliyor yıkıntıların arasından, şehir yeni baştan inşa ediliyor ve bir köşesinde nehir, dört bina ve bir kulübeden oluşan nispeten kesin çizgili bir mekân var. Anlatıcı Etsuko ilk çocuğuna hamile, eşi Jiro iyi bir firmada çalışıyor ve eşinin babası Ogata-san iyi bir adam, bir süreliğine geliniyle oğlunun yanında kalmak için kente geliyor. Yenik insanın değişimini aile üzerinden göreceğiz; Ogata-san eski bir öğretmen ve öğrencileri, fikir adamları olarak gazetelerde boy göstermeye başlamış. Shigeo Matsuda, Jiro'nun da okuldan arkadaşı olan eski bir öğrenci, yeni komünist. Ogata-san'ın Japon gelenekçiliğini simgelediği söylenebilir; öğrencisinin kendisini eleştiren yazısını görünce yeni fikirlerin Japonlara korkunç zararlar vereceğini düşünür. Oğluyla olan iletişimine baktığımızda satranç üzerinden kendi fikirlerini dayatmasına şahit oluruz, Jiro en sonunda masayı devirmek ister ve odadan çıkıp gider. Ogata-san, Etsuko'ya oğlunun çocukluktan beri aynı huylara sahip olduğunu söyleyip gülümser. Acıdır bu; biraz olsun değişmeyen bir baba, fikir adamı ve öğretmendir. Ishiguro, dünyanın sunacağı yeniliklere açık olmamayı eleştirilen bir baba karakteriyle inceler, bunu yaparken karakterler arasındaki gerilimi müthiş bir şekilde yansıtır. Kurmacanın yaşama olabildiğince yakınlaştığı anlardır bunlar, ancak bir ustanın zihninden çıkabilir. Ishiguro bir röportajında olaylardan çok karakterlerin ilişkileri üzerinde durduğunu söylüyor, daha iyi bir anlatım tekniği bu. Aynı zamanda diyalogların oldukça başarılı olmasının sebebi. Saçiko. Yirmilerinin sonundaymış gibi duruyor ama daha yaşlı muhtemelen, kızı Mariko onlu yaşlarında. Japonya'da kız çocuk yetiştirmenin zorluğunu ve anlamsızlığını dile getirse de Mariko'yla ilgilendiği pek söylenemez, çocuk kaybolduğu zaman gönülsüzce arar, çocuğun çok sevdiği kedilerini boğar, tek isteği Amerikalı sevgilisi Frank ile ABD'ye gidebilmektir. Bu uğurda Etsuko'nun yardımıyla girdiği işi bırakır, iş yerinin sahibi Bayan Fujiwara'yla -Kazuo adlı bir oğlu var, kafaları illa çorba yap Ishiguro- Etsuko arasındaki diyaloglarda Saçiko'nun kararsızlığı ve Etsuko'nun oturmuş yaşamı birbirlerini tamamlayan iki zıtlık olarak belirir. Saçiko ABD'ye gidip yepyeni bir hayat kurmak uğruna yaşamını askıya alır, bunaltılı çocuğu Mariko'yu görmezden gelir. Mariko'nun okulla ilişiği yoktur, kaybolmakla vardır. Kayıptır, annesi de öyle. Saçiko, Frank'in kendisini oyaladığını anlamazdan gelir ve bir gün gideceğine dair umudunu sürdürür. Etsuko'da tersi bir durum var, sahip olduğu her şeyin üzerine düşer. Çocuğunun doğmasını beklemektedir, nispeten mutlu olduğu söylenebilir. İkinci çizgiye geçtiğimizde anlatıcının sesi bulanıklaşır, Etsuko'da Saçiko'nun sesini duymaya başlarız veya başlamayız, nasıl anlaşılırsa. Odaklanılan nokta birkaç yıl sonrası, İngiltere. Etsuko, kızı Niki'nin ziyareti sırasında Nagazaki'deki yıllarını hatırladığı zaman ilk çizgi belirir ama biz ikincide kalalım. Niki Londra'da yaşamaktadır, Etsuko'nun ikinci eşi olan babasının ölümünden sonra Jiro'dan olan kız kardeşi -hatırlanırsa ilk çizgide Etsuko hamileydi- Keiko'nun intiharını izleyen yıllarda annesinden giderek uzaklaşır, son ziyaretine kadar. Bu noktada parçaları birleştirmek gerekiyor. Keiko intihar etmeden önce uzunca bir süre odasından çıkmıyor, çok uzunca bir süre. Odanın kirliliği gözde canlanacak kadar yoğun, kokulu. Odadan tamamen çıktığında taşınıyor, evinde ölü bulunana kadar uzaklarda bir yerde, bir başına kalıyor. Mariko'yu anımsıyoruz. Devam. Sonlara doğru Frank'in yanına, Nagazaki Limanı'na giden Saçiko'nun akıbetini bilmiyoruz ama aynı yerde, uzaklardaki tepelerin manzarasını özlemle hatırlayan Etsuko'yu görmek şaşırtıcı. Hayatlarında kasıtlı olarak bırakılmış karanlık noktaları birleştirmeye devam; Etsuko'nun ikinci eşi Batılıdır, Etsuko ikinci çocuğuna Batılı ismi koymak ister ama eşi geleneksel Japon isimlerinde direnir. Niki. Nagazaki'de elinde ipler olan Etsuko'nun kızı Keiko, kendini aynı iplerle mi asmıştır? Etsuko ne ölçüde Saçiko'nun hikâyesinin gerisini tamamlamıştır, ne ölçüde Saçiko'ya dönüşmüştür? Mariko'nun durmadan bahsettiği gizemli kadın, kendisini izleyen ve alıp götüreceğini söyleyen gizemli kadın gelecekteki Etsuko'nun geçmişe bir yansıması mıdır? Etsuko sessizdir, anılarında gözlemci gibidir, en tedirgin edici anlarda bile sükunetini korur. Anılarla oluşturulan geçmişin bir başka kişiye, Saçiko'ya açılıp onunla birleşmenin bir yolu mu bu? "Bu olaylarla ilgili anılarım zamanla bulanıklaşmış, olaylar pek de bugün anımsadığım gibi olmamış olabilir." (s. 37) Ishiguro'nun temel izleklerinden biri bu, çarpık anımsama. Çarpıklığı tartışılır tabii, belki de doğrusu budur. Yaşamla baş edebilmek için alternatif gerçekler uydurmak gerekir. Müthiş bir ilk roman.
İclaltintas
Kaşif
15.09.2025
Kazuo'nun ilk romanı. Büyüleyici bir başlangıç eseri. Kitabın ilerleyişi, benim gibi olaylardan çok yazarın anlatış biçimine ve duygulara önem veren okurları tatmin edecektir. Daha önce üç romanını okuduğum yazarın beni hayal kırıklığına uğratmayacağını düşündüğüm bu eseri de güzel bir deneyim sundu bana.
Kitap kurdu
Kaşif
15.03.2025
Güzel, akıcı bir kitaptı. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ama begendim gerçekten.
Şi Öz
Kaşif
13.12.2024
bu yazarı çok seviyorum, bir tık içimi kararttı bu roman ama okumak çok güzeldi
RubarArenBaran
Kitapkurdu
20.09.2024
Diğer kitaplarını okumak için heves bıraktı diyebilirim. Dili hoşuma gitti izellikle diyalogları çok başarılıydı.
Altay Dolğun
24.05.2023
Değişik kültürlerin ne denli farklı ve ilginç olduğunu okuyoruz satır aralarında, bu kitap bana unutamayacağım bir okuma deneyimi yaşattı.
Ali Cemal Özer
14.04.2023
Beni Asla Bırakma'ya nazaran daha iyi bir üslup ve daha iyi bir çeviri var bence.
Ismail Berkok ÇETİNKAYA
Kitapkurdu
Japon edebiyatı uzun yıllardır ilgimi çekiyor.Bu yazarda çok güzel anlatıyor.
Abdullah necdet Çağırıcı
Kazuo Ishiguro'nun başka kitaplarını da okudum, tasvir yeteneği çok gelişmiş bir yazar; Uzak tepelerde de bunu kanıtlıyor. Çok değişik bir konusu var, ben beğendim.
SEVDAĞ
Bilge
03.01.2023
Japon kültürünün ortasında hayat bulan yazarımızın kitabında sık sık bu kültüre duyduğu özlemle karışık , yine o kültüre sorgulayıcı bakmasının kitaba olan etkilerinin hissedilmesi ve kitabın başarısında bunun önemli bir payı olduğunu düşünmemdi.
burçin
Kitapkurdu
27.12.2022
Mutlaka okuyun.Etkileyici,dram yönü ağır basıp merak ettiren bir roman.
Müjgan  Alhan
04.08.2022
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Bundan sonra birkaç kitabını daha okudum. Müthiş bir yazar. Kitapları arasında en iyisi diyemeyeceğim.
müzeyyensena
Kitapkurdu
16.05.2022
Sonunda ben ne okudum şimdi, kitapta neler oldu dediğim bir kitaptı. Okuma kulübünde üzerinde en çok tartıştığımız kitap oldu kendisi. Ancak Ishiguro için bir başlangıç kitabı değilmiş bu kitap. Günden Kalanlar ile başlamanın akıllıca olduğu söylendi...
Melek Maşalacı
19.04.2022
Etkileyici bir kurgu, alt üst eden bir son…
atesyorulmaz
05.03.2022
zevkle okuyup bitmesini istemediğim ama sonucu merakla beklediğim bir hayat kesiti. farklı karekterler tam olarak hayal edebileceğiniz netlikte sunulmuş yazım tekniği klasik Ishiguro
Batuhan Doğanay
Kitapkurdu
07.02.2022
Okurken insanın tüylerini diken diken eden bir yapıt.
cucuc
Kaşif
10.10.2021
tavsiye edebileceğim cok guzel bir roman.
pianist42
19.07.2021
Ünlü Nobel ödllü Japon yazar Kazuo Ishiguro'nun bu eseri, "Beni asla bırakma" adlı kitabından sonra okuduğum ikinci kitabı oldu. Kitabı okurken kendi kültürümüze o kadar benzettim ki adeta yerli bir roman okuduğumu hissettim.Yazar, Londra'da yaşayan dul bir kadın olan Etsuko'nun ilk kızının intiharının ardından geçmiş yaşamını anımsaması üzerine kurulu gibi görünse de aslında kuşak çatışmalarını, yaşanamamışlıkları ve söylenememişlikleri o denli etkileyici ve büyüleyici bir dille anlatıyor ki yazar yine kendine özgü anlatımı ile okuru kendine hayran bırakıyor. Ishiguro'nun kitaplarında olay örgüsünden çok, kişiler arası ilişkiler üzerinde durması ve ruhsal analizlere yer vermesinin beni oldukça etkilediğini belirtmeliyim. Sonuç olarak bu kitap gerçekten oldukça etkileyici , öyle ki uzun süre etkisinden çıkılamıyor.
anarkh27
Kitapkurdu
13.07.2021
Çok ilginç bir kitap.Tuhaf bir etki bıraktı üzerimde.Okunmaya kesinlikle değeceğini düşünüyorum.
Nimet Kuruoğlu
Kitapkurdu
05.07.2021
Yazarın okuduğum ikinci eseri. Garip bir şekilde kendine çeken bir eser.