yazarı tanıyınca yazdıklarıyla ilişkimiz de derinleşiyor şüphesiz...
“İmkânsız imkânsızdır. Mucize ise mucize. İkisinin arasında dağlar kadar fark var.”
Sezgin Kaymaz’la yüz yüze tanışıp sohbet ettikten ve kitabın öyküsünü kendisinden dinledikten sonra çok uzun zaman önce okuduğum Kün’ü bir kez daha okumak istedim ve ne iyi, ne iyi ettim. Bir kez daha içime içime işledi, yazarı tanıyınca yazdıklarıyla ilişkimiz de derinleşiyor şüphesiz.
Nasıl tarif edilir bu roman bilmiyorum, kolay değil; zira Sezgin Kaymaz insanı bildiğimiz dünyadan çok farklı bir dünyaya davet ediyor her defasında. Ankara’nın Yeşilbayır Mahallesi’ndeyiz. Muhtar Naci Kalaycı, burayı mutenalaştırmaya yemin etmiş biri, kendini de bunun Allah’ın emri olduğuna ikna etmiş üstelik. Dolayısıyla gözü hiçbir şeyi görmüyor: taş taş üstünde bırakmıyor ve hatta buldozerle mezarlığa bile girip ölüleri yerlerinden edebiliyor.
İşte zaten hikâye de burada başlıyor. Yerlerinden edilen ölüler ayaklanıyor, içinde kaldıkları araftan bir çıkış yolu arıyorlar. Muhtara dadanıyor, onu durdurmaya çalışıyorlar, bir de neyse ki kendilerini işiten bir köpek buluyorlar, Sırrı.
Sırrı bu kitaptaki tek özel köpek değil, bir de Çeto var ki üf. Ne karakter Çeto! Konya ağzıyla konuşan bir köpek kendisi, resmen her sayfayı çevirdiğimde gözüm italik kısımları taradı önce, zira onlar Çeto’nun konuşmaları ve ben Çeto’yu dinlemeye hiç doyamadım. Bana kalsa uzun uzun Çeto’yu anlatırım ama öyküde başkaları da var tabii, sürekli dayak yiyen bahtsız dördüncü sınıf öğrencisi Ömer, ona kucak açan Hüdai Ağa ve cami imamı Muzaffer Hoca, polis memuru Menderes, Hüdai Ağa’nın kızı Gülsüm, tam zamanlı işportacı, yarı zamanlı müezzin Aşut... Öykü Ankara’dan Konya’ya, oradan tekrar Ankara’ya uzanıyor, bu insanların (ve hayvanların) öykülerini rüyalarla, mucizelerle, deyişlerle birbirine ilmekliyor Sezgin Kaymaz.
Okumadım da içtim resmen Kün’ü bu kez. Çok güldüm, çok duygulandım, içim şefkatle doldu taştı. Ne iyi oldu. Bazı kitaplara sahiden geri dönmek lazım.
Bir de: seni çok seviyorum Çeto. Sezgin abi iyi ki yazmış seni ki var olmuşsun.
bir roman böyle güzel yazılır da böyle mi biter, az önce bitti kitap ve ben uykum kaça kaça gece okuyup kalbim ata ata okudum da sonu na gelince bu yazara bir çift lafım var dedim. az biraz Ömer'e . Çeto'ya torpil yapsaydı n'olurdu. sonuçta bir iki kalem oynatmaya bakardı bu iş. sonra ölmekle yaşamak arasındaki çizgiye takıldım, öyle ince bir iplikti ki. Ömer oradaydı, Muzaffer hoca burada, aralarındaki bağ asla kopmayacaktı. iyi de ben neden Ömer'le Hüdai'nin yasını tutuyorum. biz biriz biliyorum da kalbime söz geçiremiyorum. yazarın diğer romanları da böyleyse eğer...
Sezgin Kaymaz'ın fevkalade kurgusuyla bizlere sunduğu muhteşem eseri Kün, özgün üslup ve anlatımı ile oluşturduğu karakterler ve her bir karakterin kendine has şiveleriyle kurguladığı dünyanın içerisine okuyucuyu adeta kenetlemektedir. Yer yer fantastik ögeler içeren eserde yaşam ile ölüm dünyasını iç içe aktarmaktadır. Dünya malına sahip olma hırsıyla yanıp tutuşan bir Muhtar, başına gelen absürt durumlara aldırış etmeden hırs ve ihtiraslarının müdavimi olmuştur. Dünya dışı varlığıyla inancını koruyan ve ümidini yitirmeyen Şemsi, huzura kavuşacağının inancını tüm sükunetiyle korumaktadır. Hayattaki tüm iyiliklerden, aile, baba, anne ve daha birçok sevgiden yoksun bırakılarak yalnızca acı ve şiddetle beslenmiş bir çocuk olan Ömer'in bir anda merhamet kuyusuna düşmesiyle yolu tüm sevgisiyle kendisini sarıp sarmalayacak olan Hüdai Ağa ile birleşir. Son olarak en samimi en içten en ete kemiğe bürünmüş bir Çeto! Hem can yoldaşı hem aile hem evlat bir Çeto! En çok güldüren Çeto!
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitaptan alıntılarla bitirmek isterim; "Değil mi ki kendini Allah'ın cennetinden sürdürmeyi başaran âdemoğlu, yine de kıyamayıp ona cennet kadar güzel bir dünya hediye eden Allah'a bir kere daha sırtını dönmüş ve yeryüzünü peynir arayıp durduğu bir labirentler cehennemine çevirmiştir..."(s.9)
"Bedenin algısı kapandıkça ruhun algısının açıldığından bahsetti. Beden, ruhun üstüne kapatılmış zırhlı bir kapak gibiymiş. Körlük, sağırlık gibi bedensel arızalar ise o kapakta açılmış mermi delikleri. İnsan duyularından ne kadar çoğunu kaybederse o kadar üstün özellikle tanışırmış."(s.32)
Keyifli Okumalar Dilerim...
Sezgin Kaymaz’ın edebiyatımızda renkli ve etkili, üstelik sağlam bir yer edinmiş olmasına okuduğum bu ikinci kitabıyla tamamen ikna oldum. İlki “Farfara” idi. Bu nev-i şahsına mahsus romanda ölüler diyarı ile diriler diyarı birbirine geçmiş durumda, ölülerin öldüğü, dirilerin dellendiği bir hikaye S. Kaymaz’ın kendine has uslubu ve mizah anlayışı ile anlatılıyor. Konya’nın eski halini anlatan, Allah’ın yüz adını öğreten, inançlıların tek ayak kaldırarak doğruyu söylemediği, itikatsizlerin and verdirmeye çalıştığı, cami-cemaat işleri ile fitne-fücurun karıştığı yurdumun insanlarının romanı. Tabii konuşan köpek bu romanda da var. Her türlü sansürsüz küfür ve argo konuşmanın mizah içinde böylesine farklı bir şekilde örülerek insanı bırakın rahatsız etmesini, güldürmese bile gülümsetmesi yazarın en çarpıcı özelliklerimden biri. Bu yıl Sezgin Kaymaz’ı sıkça okuyacağım.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sezgin Kaymaz'ın okuduğum ilk kitabı ama son olmayacak.Kün" Ol " olmayacakları olduran ,olabildiğine inandıran ,müthiş bi kurguyla olayları kişileri bağlayan,okurken duygudan duyguya geçtiğim bi kitap .
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
290. sayfadayım yorum yazmak için kitabı bitirmeyi planlıyordum ancak sabredemedim. Kitap okurken ana karakter olurum ona göre gözlemler ona göre değerlendiririm ancak bu kitapta hangi karakter olacağıma karar veremedim. Yazarın karakter konuşturması muazzam, etkileyici ve yerinde. Olay örgüsü çok değişik.Hatta küfürün rahatsız etmediği ilk kitap diyebilirim kendim için. O dahi yerli yerınce:) Keyifle okunur, tavsiye ederim.
"Okuduğum en şefkatli kitaplardan biri Kün. Sezgin Kaymaz'ın kalemiyle mucizeler sıradanlaşıyor, ölüler bile hayata karışıyor ama en çok şefkat kalıyor geriye. Güldürdüğü kadar ağlattı beni, özellikle son 30-40 sayfada salya sümük oldum. Çeto gibi unutulmaz karakterler, Konya ağzıyla yazılmış diyaloglar, Ankara'nın o gri havasıyla Konya'nın tozlu yolları... Hepsi bir araya gelince insanın içine işliyor.
'İmkânsız imkânsızdır, mucize ise mucize' lafı aklımdan çıkmıyor. Kitap boyunca hem 'bu gerçekten olabilir mi' dedim hem de 'iyi ki varmış böyle yazarlar' diye şükrettim. Eğer hayatın absürtlüğüne, acısına ve güzelliğine aynı anda gülmek istiyorsanız Kün tam size göre. Bayıldım, yıllarca unutmayacağım."
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çeto yla herkes tanışmalı :) okuması çok keyifli bir kitap. Seveceğinden emin olduğum için iki arkadaşıma hediye ettim. Şimdi kitaplığım için tekrar alacağım.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
yazarın okuduğum ilk kitabı son olmayacağı kesin diğer kitaplarını da alacağım konu çok güzeldi hiç sıkılmadan okudum öyle sarmış ki kurgu beni gerçekmiş gibi yaşadım ben çok sevdim yazarın tarzını şans verin
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kün'de, Kaymaz’ın gizemine, mizahına, olay örgüsüne, anlatıcılığına kadar, ‘yerliliğine’ de
tutulacaksınız. Kün, her zevke yetişiyor, her şeyi olduruyor!
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Modern Türk Edebiyatı’nın en iyi romanları diye bir liste yapılsa kesinlikle ilk üçe yazılacak, tam bir gurme romanı. Kurgusuyla, diliyle, derinliğiyle tam bir şaheser. Daha ileri gideyim; tüm zamanlar listesinde de ilk on banko yazılır. Özetle okuyun, okutun, hediye edin, tavsiye edin..
bir arkadaşımın tavsiyesi ile okuduğum yazarın ilk kitabı.. baştan pek sarmasa da sonrasında elimden bırakamadığım harika bir eser. ahh be çeto ah be ömer ve diğerleri. kitabın çok yerinde sizi sesli güldüren diyaloglar var ama sonu hüzünlü. insanı hem güldüren hem ağlatan güzel bir eser. okuyun bence.
kurgusu oldukça yaratıcı ve sürükleyici, insanı gerçek hayattan koparan düşündüren, sorgulatan, güldüren yerine göre ağlatan , dili aksanı oldukça samimi hissetiren bir kitap