Bitik Adam
Bitik Adam

Kitapyurdu Fiyatı: 162,45TL

Ürüne Git
84Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Bitik Adam
Lokantaya giriş, lokanta sahibi kadınla konuşma, Wertheimer'in evine yolculuk, hizmetçi Franz'la konuşma ve Wertheimer'in ucuz piyanosunda Glenn Gould'un Goldberg Varyasyonları'nı çalma, eski dosta bir hediye, anlatının zamanı bu kadar. Wertheimer'in evinde Gould'un izi, anlatıcı olan üçüncü dost tarafından. Yakınlıkları asla o kadar yakın olmamalarından, aralarındaki daimi soğuktan ve iki Avusturyalının onmayan yıkıntısından geliyor, hatta birbirlerinin acılarını taklit ettikleri söylenebilir, Gould hariç, o Rockefeller veya benzeri bir bursla Kanada'dan gelmiştir, Mozarteum'da Horowitz'in öğrencisi olmuştur diğer ikisiyle birlikte. Gerçek kadar gerçektir, Bach ve Mozart yorumları müthiştir, dehası keskindir, dünyanın en iyi piyanisti olarak görülür, dahiliği çocukluğundandır ve şüphesizdir, ne olacağını bilir ama onu olmak ister mi, o da bellidir, birlikte okumaları otuz yıl öncesine dayanır, bu otuz yıllık süre içinde bir kez görüşebilirler, o da Wertheimer ve anlatıcı New York'a, birkaç konser verip en iyisi olduğunu ispatlayarak inzivaya çekilen, ormanın içinde inzivaya çekilen, kentten uzaka inzivaya çekilen Gould'u ziyarete gittikleri zaman. Gould aileden zengin ve kendine yaptırdığı ev otuz yıl öncesinin nefret ettiği dağ evlerinden birine benziyor, doğanın içindeki bir doğa yapıtına benziyor ki kentten kaçış bu boğucu doğayaydı, otuz yıl evvel, otuz yıl sonra ise bir kurtuluş, sadece piyano, kayıtlar ve yeşil, 1950'lerden 1980'lere kadar bir ziyaret, az kalacaklardı ama iki hafta kaldılar, sonra New York'a geçtiler, Gould onları üç haftada bir ziyaret etti ve piyano başında beyin kanamasından ölene kadar dost olarak kaldılar. Düşman olarak kaldılar çünkü Wertheimer'in en iyi olmamasını sağlayan Gould'du, Wertheimer böylece en iyi olamadı, en iyi olamayacağını bildiği halde piyano çalmaya devam etti ve yıllar sonra bıraktığında düşünsel bilimler, bilimsel düşler veya ona benzer bir uğraş buldu ama öfkesi dinmedi, ailesinden nefret eden çoğu benzer Bernhard karakteri gibi ailesinden nefret etti, yaşadığı şehirlerden ve köylerden nefret eden çoğu Bernhard karakteri gibi yaşadığı şehirlerden ve köylerden ve insanlardan ve müzikten ve piyanodan ve Gould'dan ve anlatıcıdan ve anlatılan hikâyesinden ve kız kardeşinden ve kız kardeşinin evlendiği adamdan ve kızkardeşleşmekten ve Viyana'dan, Avusturya'dan, İsviçre'den, Salzburg'dan, kendinden, kendini dışarıdan görenden, kendine katlanmak zorunda olan kendinden, onca kibarlığına rağmen, insanların onun hakkında söylediği onca güzel şeye rağmen, onca iyi özelliğine rağmen nefret etti çünkü onu tanıyanlar onun ne kadar kıskanç, despot, kırıcı ve daha bir sürü şey olduğunu söylediler, kardeşi kırklı yaşlarına kadar dayanabildi ve İsviçreli bir zenginle evlenip evden kaçarcasına gitti, Wertheimer bunu hiçbir zaman kaldıramadı, kardeşiyle eniştesinin yaşadığı evi buldu ve yüz adım ötesinde bir ağaca astı kendini, ruhunu çıkarıp astı, elli yaşına gelmişti, Gould beyin kanamasından ölmüştü, çoktan Madrid'e taşınmış anlatıcıya yolladığı mektuplardan cevap gelmiyordu, kardeşi gittikten sonra o insan sevmez haliyle eve topladığı işe yaramaz okul arkadaşlarını iki hafta beslemiş, akordu ve psikolojisi bozuk piyanosuyla Bach çalıyordu, parmakları doğru pozisyondaydı ama teller doğru gerginlikte değildi, herkes evden kaçtı, Wertheimer piyanoyu çoktan bırakmıştı ve uzun zamandır hiçbir şey çalmamıştı ama o iki hafta boyunca küle dönüşene dek yakmıştı kendini, en sonunda asmıştı kendini, en iyiye ulaşmayı düşünüp ulaşamayan, notlar çıkarıp tek bir metne dönüştüremeyen, kusursuzun yakınına bile varamayacağını anlayan diğer Bernhard karakterleri gibi, öfkesi ve düşmüşlüğü aynıydı, o Gould'un "Amerikalı-Kanadalı açıklığıyla söylediği gibi" bitik adamdı, bitik, Gould'a kabullenmeyen denirdi ama bu onun umrunda değildi, benlik algısı katı ve sarsılmazdı, kim olduğunu ve ne yapması gerektiğini iyi biliyordu, yaptı ve dünyanın en iyi piyanisti oldu, anlatıcının piyanoyu anında bırakmasına ve Wertheimer'in yıllarca acı çekmesine yol açarak, üstelik Wertheimer için aileye bir isyandı piyano, sanat ve ailenin istemediği onca şey, anlatıcı içinse bir yapabilme denemesiydi, yapıldı ve bitti, anlatıcı Steinway'ini hediye etti, Wertheimer Bösendorfer'ini sattı, ikisi de şehir değiştirdiler, mektupların arası açılmaya başladı, Gould her kaydını onlara yollamaya devam etti, o çürümüş yere, nemin her yere yapıştığı, adaletin birkaç aptalın emrinde olduğu, sosyalist hükümetin halkı çöküşe sürüklediği, sosyalistlerin sosyal söğüşe giriştiği, müzik öğretmenlerinin dehaları mahvettiği, dehaların müzik öğretmenlerini yücelttiği, bütün nefretin hedefi olan o yere kayıtlar gitti ama anlatıcı artık orada değildi, Madrid yeni eviydi, dönmeye niyeti yoktu, ta ki Wertheimer'in intiharını duyana kadar. Otuz yıllık arkadaşının izini sürmeye karar verdi, bütün zorluklarına rağmen o leş kente katlandı, geçici bir süreliğine, Gould hakkında yazdığı kitabı bitirmek istiyordu, Wertheimer'in yapmaya bir türlü girişemediği bir olay ki çok not almıştı ve hepsini yakmıştı, kendini asmadan az evvel, cenazeden daha da evvel, anlatıcının Wertheimer'in gömülüşünü izlememesi anlaşılabilir zira sıra artık kendisine geldi, isyan edeceği bir ailesi yok, Madrid'e dönmek dışında başkaca bir isteği de yok, Wertheimer'in bağ evine ne olacağını düşünüyor, uşağa evin satılmayacağını söylese de kız kardeş evi satar, eşyaları ortadan kaldırır, Wertheimer dünyadan silinir gider ki silinmek kendi tercihidir, ikinci olan silinmelidir, Gould varken kimse birinci olamaz, elli yıl geçse de bu değişmeyecektir. Gould kendini New York'a kapatır, büyüklük deliliği. Diğer ikisinin umutsuzluk deliliği. "Kendini sonuna kadar yaşamıştı, varlığını sona erdirmişti." (s. 31) Dedi, diye düşündüm.
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
12.05.2026
Bitik Adam
Ben şimdi Viyana'dayım ve elimde bir Thomas Bernhard kitabı tutuyorum - bundan daha güzel kaç şey olabilir, sorarım! (Bernhard mezarında beni duyuyorsa “benim Viyana’dan nefret ettiğimi bilmiyor musun” diye sinirleniyor olabilir, biliyorum Thomas amca gayet iyi biliyorum ama sen her yerden nefret ediyorsun, burası en azından senin şehrin.) Viyana'yı ayrı, Bernhard'ın huysuzluğunu, öfkesini ayrı özlemişim. Bir insan ancak bu kadar güzel homurdanıp, bu kadar güzel söylenip, bu kadar güzel sayıklayabilir. Bu kitabı Bach'ın Goldberg Varyasyonları'nı dinleyerek okudum, zira kitabın tam göbeğinde onlar oturuyor. Kanadalı piyanist Glenn Gould'a 2 hayali arkadaş ekliyor yazar, biri anlatıcımız, biri de "bitik adam"ımız Wertheimer. Bir piyano kursunda tanışan bu 3 arkadaşın öyküsünü okuyoruz kitap boyunca. Bu üçlüden hayatta kalan tek kişi olan anlatıcımız öyküyü aktarıyor bize; Viyana'ya da, Salzburg'a da, piyanoya da, virtüözlüğe de, hayata da sövüyor bunları yaparken - zaten bir Bernhard eserinden beklediğimiz tam da bu değil midir? Oturup beraberce insanlardan tiksinmek - ama işte bunu bu lezzete yapabilmesi olacak iş değil gerçekten. Bir nefeslik bir diyalogdan oluşan kitap, tabii ki kolay bir okuma değil. "Diye düşündüm" diye biten cümlelerin her birini anlamak için duraksamak gerekiyor, çünkü kocaman ve çok derinlikli şeyler söylüyor yazar. Hırs, aile, varoluş sıkıntısı, öfke, kıskançlık, mutsuzluğun biçimleri ve sanatsal üretim kitabın ana izlekleri. Herkes okusun demem, diyemem ama hak ettiği dikkati verirseniz sizi pişman etmeyecek o özel kitaplardan biri bu - tüm Bernhard eserleri gibi. "Onu çeken, insanların mutsuzlukları içindeki halleriydi, insanların kendileri değildi, mutsuzluklarıydı ve insanın olduğu her yerde buna rastlıyordu, diye düşündüm, insankolikti o, çünkü mutsuzluk özlemi çekiyordu. İnsan mutsuzluktur, dedi hep, diye düşündüm, yalnızca budala olan bunun aksini savunur. Doğmak mutsuzluktur, dedi, yaşadığımız sürece de bu mutsuzluğu sürdürürüz, bir tek ölüm kesip atar bunu. Bu, hep mutsuzuz demek değildir, mutsuzluk yoluyla mutlu olabiliriz, dedi, diye düşündüm."
Ktpsvr7
Hezarfen
29.01.2026
Yazarın Beton kitabını okumuş ve çok beğenmiştim,bu kitabın yeniden satışa sunulmasını sabırsızlıkla bekliyordum.Okuması kolay bir yazar değil lakin sabırla okunursa alınacak lezzet herşeye değer.
Hatice  Yıldız
Kitapkurdu
21.10.2025
Çeviride " diye düşündüm. " şeklinde cümlelerin bitiyor olması dikkatimi çok dağıttı. Akışı sürekli kesen ve kulağı tırmalayan bir durum olmuş bence. Sürekli takılıp düştüğüm bir taşa dönüştü bu tekrar.
bucelik
Kitapkurdu
20.07.2025
Bir piyanistin gölgesinde ezilen bir hayatın satır aralarında, kıskançlık ve hayranlık iç içe geçiyor. Okuması kolay değil ama çok çarpıcı. Derinlikli, farklı ve çarpıcı bir şeyler arıyorsan tam senlik.
bhirtneybacim
Kitapkurdu
22.01.2025
Yazarın dilini seviyorum harika bir eser kesinlikle okunması gerek
duranm
Kitapkurdu
30.12.2024
Bilinç akışı tekniğini sevenler için güzel bir eser.
zayıf
Kaşif
11.01.2024
Güzel nir eser okudum akılda kalıcı
AYŞİN AĞRITMIŞ
Hezarfen
04.08.2023
Bernhard'ın otobiyografik beşlemesi ve Kireç Ocağı sonrası okuduğum bu kitap benim için tam bir hayal kırıklığı oldu.Mükemmel kurgusuyla kısa bir öykü olmasına rağmen birbirini tekrar eden cümlelerden insanı yoran.aynı olayın etrafında sürekli dönerek bezdiren bir tatsızlığa sahip . Ancak sayesinde Glenn Gould'un hayatını öğreniyor ve Goldberg varyasyonlarının tadını alıyorsunuz.
özlemorhann
03.08.2023
Arkadaşınız sınavda düşük not alırsa üzülürsünüz ama sizden daha bir yüksek not alırsa daha çok üzülürsünüz. Kitap da bana biraz bunu anımsattı. Gayet güzel ve düşündürücüydü
kitaparasibirdünya
Bilge
30.07.2023
Thomas Bernhard: Seveni, sevmeyeni çok olan yazarlardan. Yazi dilinin takıntılı, tekrar eden, yaptığından emin olamayan bundan ötürü de tekrar kontrol etse de içi bir türlü rahat edemeyen kişilerin ruh haline sahip olduğunu düşünüyorum. O huzursuz iç dünyasının atmosferini yazdıklarıyla okuyucuya iletmeyi başarıyor. "Düşündüm", "söylemiştim", "yapmayı düşündüm" gibi kullanımlar ile kendini hemen belli eder, belki de ayırır demek daha doğru. Oluşturduğu sıradışı diliyle kendini tüm edebiyat camiasından, yazarlardan kalın bir duvarla ayırdığını düşünüyorum. Bilerek yapmıştır diyemem elbette ama bilinçaltı etkisi yadsınamaz. İlk kitabından itibaren hemen olmasa da, sona doğru yazdığı kitaplarda hemen hissediliyor tarzının yoğunluğu da giderek artıyor tabi. İlerleyen yaş ile yerleşen her şey gibi. Cok zor bir çocukluk, farklı bir hayat geçirdiği bilgisi ile okunursa yazdıkları daha iyi anlaşılacaktır.
yaşayan_ölü
Kitapkurdu
29.06.2023
Romandan daha çok sanat felsefesiyle süslenmiş anlatı gibi ilerliyor.
foxcatcher
Kitapkurdu
26.05.2023
Felsefeyle iç içe geçmiş bir roman okumak isteyenler için son derece ideal bir eser
Liberdádé
19.01.2023
Sıkıcı gibi geliyor ama okudukça merak da ettim açıkçası bence şans verilmeli
libert
Kaşif
26.10.2022
Bernhard okuması zordur diye bir cümle kalmış aklımda ve uzun süre elim gitmedi kitaplarına. Geçen sene otobiyografi serisini okumuştum. Orada anladım kesinlikle seveceğim bir kalemdi. Anlatımı, düşünme tarzı kesinlikle farklı bir yazar ve okurunu düşünmeye zorlayan bir yazar. Kitap ben de yakın arkadaş kavramını, çevremizdeki insanların bizleri nasıl etkileyebileceğini, iç dünyamızı nedenli açabildiğimizi ve ne ölçüde dürüst olabildiğimizi sorgulama ya itti.
kpç
23.09.2022
acikcasi yazarla tanisma için almıştım. Ancak dili ve tarzi bana çok uymadı. çok boğucu ve sıkıcı geldi yarıda bıraktım acikcasi. bence yazarla tanışmak isterseniz başka eserlerinde şansınızı demeyin.
şark-ilm
Kaşif
19.08.2022
Edebi üslubunuzun gelişmesi için dahi okumanız gerekir. Oldukça akıcı bir roman.
tlpozturk
Üstat
20.07.2022
Yazarın "Sarsıntı" kitabından sonra en beğendiğim kitabı.
fikrimincegulu
Kitapkurdu
04.05.2022
Bu adama hem sinir oluyorum hem okumadan da edemiyorum, çok ilginç :)
Uğur Mutlu
24.04.2022
Arkadaşlar birbirinde kendini bulur gerçekten.