İnsan eve nasıl döner? Canı yanarak.
İki anlatı düzlemi. Birinde anlatıcı Eme'den ayrılmıştır, buruğunun kaç katını açar, yazmaya başlar. Adını hatırlamıyorum, X diyeceğim. X yazardır, kitapların üzerinde kendi adını çok görmüştür ama Eme'den sonra hemen hiç görmemiştir, en azından daha önce gördüğü şekilde. Yazmaya başlar, yazdığı hikâye ikinci düzlemi oluşturur. Diktatör belasından çok çekmiş bir ülkenin, Şili'nin 1985'inde, sanki ülkeye musallat olan başka bela yokmuş gibi deprem olur bir der. 3 Mart 1985, büyük yıkım. Çadır kentler kurulur, yaşamlar sokaklara taşar ve anlatıcı çocuğumuz -ona da Y diyeyim- bu ölüm kokan cıvıltılı ortamda Claudia'yla arkadaş olur. Claudia on iki, çocuğumuz dokuz yaşındadır. Başlarına gelecekler var ama çocuğu anlatmam lazım biraz.
Çocuğun büyülü dünyası. Büyük bir ailede yaşadığı için Raul'un yalnızlığı ona garip gelir, Hıristiyan Demokrat olduğunu düşünür çünkü ancak onlar yalnız yaşar, dışlanmışlardır. Baskıcı rejimin suçu; çocuk aklını olabilecek en yanlış şekilde biçimlendirmek. Dede eski komünistlerdendir, babaya göre. Baba öyle değildir, hatta dedenin olduğu şeylere toptan düşmandır. Sokaklardan toplanan, dayak atan bir babanın sahip çıktığı değerler daha kolay yerle bir edilebilir. Bunun yanında komünistlik rezilliktir, çocuk okuldaki bir öğretmeniyle konuşurken onun da iktidar karşıtı olduğunu öğrenir. Öğretmen bunları konuşmak için iyi bir zaman olmadığını ama o zamanın geleceğini söyleyerek çocuğun saçını okşar ve uzaklaşır. Şimdi de farklı bir dönemi yaşamıyoruz, okullarda böyle şeylerin gerçekleştiğine şahit olduğum için söylüyorum. Siyasi altyapı sağlam, Y'nin dahil olacağı bilinmezlik bu karmaşa ortamında hazırlanır. Claudia, dayısı olduğunu söylediği Raúl'u takip etmesini ister Y'den. Y, Raul'un evinden çıkan bir kadını görür, onunla birlikte minibüse biner. Kadın Y'yi fark eder ama izini kaybettirmeye çalışmaz, ona dikkatlice bakar sadece. Bir süre sonra Claudia'nın yanında yakışıklı bir eleman belirir, Y kıskanır ve kızla uzunca bir süre görüşmez. Sonunda da Raul apar topar taşınır, Claudia da. Y ne olduğunu anlamaz, ancak yıllar sonra.
İlk bölüm bitiyor, ikincisi başlıyor. Y'yi yaratan X'in dünyasına geçiyoruz. Kahramanların soyadlarının olmamasının hoşuna gittiğini söylüyor, gerçekten de sadece adlarını biliyoruz. Yeterli, kimi yazarlar onu da vermiyor. Neyse, X'in düzleminde yazmak, yazarlık ve yaratıcılık konusunda pek çok mevzuya rastlayacağız, mesela yazmanın belirli bir zamanda yaşamayı sürdürmeyi sağlaması, anıları derleyip toparlayıcı etkisi, bir sürü şey. Anneler babalar öldürülürken aynı dünyada yer alıp resim çizmekle başlayan bir kırılmanın anlaşılmazlığı önemli; çocuklar roman karakterleri olarak yer alıyorlar, annelerle babalar yazar. Eh, bir anlamda X-Y ilişkisi de buna benzer sanırım, politik olmasa da psikolojik cinayetlere kurban giden bir yazar, kendi çocukluğunu doğurarak yüzleşemedikleriyle hesaplaşıyor bir anlamda. "Okumak yüzünü kapamaktır. Yazmaksa yüzünü göstermek." (s. 60) Yazış aşamasını da anlatıyor, yirmi yıl sonraki Y-Claudia karşılaşmasını X düzleminde görüyoruz önce. Buna benzer kendini ele vermeler, iki düzlemin birbirine karıştığı, aktığı noktalar...
Ailelerin açık edilmesi asıl konulardan biri. Yazarın çocuklaşması hangi sırları açığa dökebilir? Knausgaard ailesindeki hemen herkesle davalık olmuş durumda. Neden? Her şey olduğu gibi yazılabilir, bedel ödenecekse ödenmeli. X bedeli ödüyor, hikâyeden nefret etmesine rağmen yazıyor, yazmak zorunda.
Y düzlemi, yirmi yıl sonrası. Y memleketine döner ve yabancısı olmadığımız bir hale düşer. "Üniversiteyi bitirdikten sonra da türlü çeşit işte çalışmayı sürdürdüm, çünkü edebiyat okudum, sonunda türlü çeşit işte çalışmaya mahkûm olanların okuduğu bölüm." (s. 79) Ximena'yı bulur önce, o gün minibüste takip ettiği kadın. Claudia'nın ablasıdır aslında, Raul de babalarıdır, rejimin korkunç faili meçhullerinden kurtulmak için baba kimlik değiştirmiştir ve abla dışında babayı görebilen yoktur. Hikâyeyi çok sonraları öğrenen Claudia, ABD'de eğitim görmüştür ve bir süreliğine Şili'ye dönmüştür. Büyüdüğü yerleri görmek ister, Y'yle yaşamaya başlar ve Y terk edemediği, yardım da edemediği, sadece sonsuz bir aşkla sevebildiği bu kadın ortadan kayboluncaya kadar dünyanın en mutlu insanı olur, geçmişin kanlı günlerinin ve kayıp insanlarının üstesinden birlikte gelmeye çalışırlar. Sevişmeleri rüya gibidir ama biter, sonu gelir, Claudia gitmeye meyillidir. Y'nin bunu nasıl savuşturacağını bilemiyoruz, üniversitede ders verirken bir yandan da kendi kitabını yazmaya başlayabilir. "Çünkü geçmiş hep acı verir ama biz ona farklı bir yer bularak yardımı olabiliriz." (s. 100)
Tekrar X düzlemi. Eme bu Y düzleminin taslağını okudu nihayet, X'e fikir verdi. X metni çekip çeviriyor, bir şeyler ekliyor, çıkarıyor ve o sırada ailesini görmek istiyor. Ortalık çok tehlikeli olduğu halde gidip görecek, noktayı koyması için bu şart. Nokta da yolların keskinleşmesi için.
Ev belliyse yollar kurgulanabilir. Bu geçmiş için de böyledir. Bir kurgulama deneyimi, en iyilerinden. Zambra başıma küller yağdırdı. Çok başarılı.
kitabı iki saatlik bir oturuşta bitirdim ve çok sevdim.yazar çok yalın, çok duru öyle dingin dingin anlatmış ve çevirmen de öyle su gibi çevirmiş ki çok başarılı bir işbirliğiydi.
arka planda büyük bir deprem,bir diktatörün iktidar süreci,dönemin politikasının insanları nasıl ayrıştırdığı ve aralarına sızdığı meseleleri ve tabii ki insan ilişkileri,bir de aile meselesi var.çok az sayfayla yapmış yazar bunu.okuyucuya acılarla yoğrulmuş bir dönemi bu kadar kendiliğinden,okuyucuyu yönlendirmeden,olduğu gibi,çok içten bir anlatımla sunmasını çok sevdim.
ilk kez şilili bir yazar okudum ve toplumun yaşadığı acılar,ülkeyi dönüştüren devrimler ve siyasi ortam bakımından çok benzediğimizi fark ettim.depremle başlıyor hikaye.
insanın çocuk aklıyla garipsediği ve yargıladığı şeylere bir bakmışsın dönüşüverdiğini fark etmek çok vurucuydu.
son tahlilde bence kitabı başarılı yapan bu kadar sakin ve dingin bir anlatımla okuyucunun omzuna böyle bir duygu yükü bırakması. tavsiye ederim.
Kitap yazım tekniği itibariyle herkese hitap etmeyecektir. İçiçe geçiyor kurgu. Ama edebi değeri yadsınamaz. Eve dönmek, evden ayrılmak, geri gelmek, bunun bazen hüzün, bazen sevinç, bazen hayalkırıklığı, bazen pişmanlık olması... Tasvir ettiği bu hâl ve duygu durumu çok tanıdık. Cümleleri kimi yerde sert, aforizmatik, kimi yerde şiirsel. Zambra'nın kalemi kıvrak, "nasıl ifade edeceğimi bilemiyorum" diyeceği birşey yoktur galiba. İşte tam da bunun için okunmalı bence; olay akışı beklentisiyle değil, duygu ve düşüncelerini derinlemesine işlemesine bakmalı. Ve edebiyatın sığ sularından sıkılıp, hadi biraz açılalım, dalalım diyenlere göre bir kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eve Dönmenin Yolları, Alejandro Zambra’nın, geçmişin izlerini süren bir romanı. Anlatıcı, bir yazar adayı olarak, hayatını sigaralarla, kadınlarla ve yalnızlıkla geçirirken, aynı zamanda geçmişin karmaşık, bazen de acı verici hatıralarıyla yüzleşiyor. Zambra, bu romanında, Pinochet diktatörlüğü döneminin gölgesinde yaşananları, büyük bir depremin getirdiği kayıpları ve çocukluk aşklarını derinlemesine keşfederken, bireysel bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculuk, yalnızca kişisel bir geri dönüş değil, aynı zamanda toplumsal ve tarihi bir hafızanın da izlerini takip etmek anlamına geliyor. Ev, kaybolan bir yer değil, yeniden bulunması gereken bir hâl olarak ortaya çıkıyor. Zambra, zaman ve mekân arasında gidip gelirken, kaybolmuş ve kaybettirilmiş bir dünyayı yeniden keşfetmeye davet ediyor.
Yazarın kendi anılarından yola çıkarak kaleme aldığı kitapta;1985 yılında yaşadığı 9.5 şiddetindeki büyük Şili depremi, dikatatör lider Pinochet iktidarı ve bu gücün yazarın çocukluğuna nasıl etki ettiği anlatılıyor.
Hem geçmiş hem de bugünü anlatan yazar ;olayları bir çocuğun gözünden çok güzel aktarmış. Akıcı ve kısa cümlelerden oluşuyor.
iki kez arka arkaya okudum. çocukluğuma dair küçük detayları içinde bulmam dolayısıyla galiba farklı bir bağ kurdum kitapla. ayfer tunç ve murat gülsoy'un diyaloglar serisinde de tahlili yapılmıştı, okuduktan sonra onu youtubedan da mutlaka dinleyin, kitabı bir kez daha okumak isteyeceksiniz.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Uuttuğumuz, küçük detaylar ardına saklanmış, bizi büyüten ortak anılar gibiydi okuduklarım... Sanki bu kadar sade ifade etmek mümkün diyor Zambra'nın kalemi bize ve ne denli yalınsa o denli çarpıcı olabilir...