Bu nedir? Nedir hakikaten? Dişlerimi sıkarak, içimde büyüyen nefessiz kalma duygusuna direnmeye çalışarak ve bir yandan da sonsuz bir hayranlık hissederek okudum Yavru Ceylan'ı. Hayatımda okurken en çok zorlandığım kitaplardan biri oldu kendisi - teknik bir zorluk değil söz ettiğim, içerik. Kitabın anlatıcısı Eszter, hiçbir zaman unutmayacağım bir antikahraman olarak zihnimde yerini aldı.
185 sayfalık bir monolog bu; tiyatro sanatçısı Eszter bizle konuşuyor. Zamanda ileri geri gidiyor, biraz çocukluğunu, biraz bugününü anlatıyor. Ben incinmiş ve haksızlığa uğramış olmaktan doğan öfkenin insanı nasıl zehirlediğini böyle kusursuz anlatan bir metin hiç okumadım. Canı yanmış, hayatta kalmak için çok çabalamış ve yaşamaya ancak başkalarının canını yakarak devam edebileceğini kendine öğretmiş bir insanı dinliyoruz. Soğuk, acımasız, empati yoksunu biri konuşuyor ve yazar öyle yazıyor ki zaman zaman böyle birine bile empati duyabilmenizi sağlıyor.
Kitabın her cümlesine, her kelimesine sinmiş çok yakıcı bir öfke var. Beni nefessiz bırakan da bu oldu. Eszter öyle öfkeli ve bu öfkesi onu öyle yıkıcı birine dönüştürmüş ki, okura dümdüz, sansürsüz, olanca acımasızlığıyla hislerini anlattığında hakikaten okurken insanı boğan, kuşatan bir metin çıkıyor ortaya. Bir yanı sevilmek istiyor çünkü hiç sevilmemiş ancak sonunda o sevgiyi bulduğunda bile hıncından arınamıyor ve ağır ağır o sevgiyi de zehirlemeye başlıyor.
Bu kitabı okurken yaralı insanların kurduğu nevrotik ilişkileri düşündüm sık sık. İlk bakışta müdanasız, çekici, heyecan verici gözüken; yaralarının biri tarafından gerçekten sevilince sarılabileceğini sanan ama aslında bunun mümkün olmadığını ancak deneyimleyince anlayabilen; çocukluklarından getirdikleri öfkelerini her tür ilişkilerine taşıyan, karşılarındakini de yavaş yavaş zehirleyen çok insan var. Bu insanlarla inen çıkan, yükselen alçalan, böyle oldukça "büyük aşk"mış sanrısına kapılınan ilişkiler yaşıyor pek çok kişi, sanıyorum çoğunuzun başına gelmiştir. Bu tür toksik, problemli bir ilişki yaşadıysanız ya da Eszter gibi o küskün insanlardan biriyseniz bu olağanüstü kitapta çok tanıdık şeyler bulmanız muhtemel.
Kalbim sızladı. Başlarda anlamakta zorlandım karakterler hızla akıp gitti konuları birbirine nasıl bağlayacağım derken her şey bir anda yerli yerine oturdu. Büyük bir şaşkınlık yaşadım o hüzünde, sona doğru ise tüm hikaye anlamlandı ve daha büyük bir hüzün çöktü içime. Hep öfke sandığım şeyin aslında hınç olduğunu çok sonra anlayabiliyorsun. Küçücük bir kız çocuğunda ihmalin izleri ve yetişkin Ezster'in içindeki koca boşluk hissi kalbimi çok kırdı. Önceleri hadi ama neden bu kadar öfke yapma derken sonrasında onu anlamak çok daha üzdü beni. Tüm olumsuz duyguların ve yaşadığı yoksunlukların hıncını tek bir kişide anlamlandırıp ona yüklemesi ve bunun etkisiyle bilinç dışı yaşadığı hayat çok etkileyici kurgu. Hüzün dolu bir hikaye. İnanılmaz bir gözlem ve aktarım.
eszter isimli karakterin tüm hayatını ve iç dünyasını kronoloji gözetmeksizin birine anlatışını okuyoruz bu kitapta. o "birisi"nin sarsıcı kimliği ancak kitabın yarısından sonra ortaya çıkıyor.
bütün ömrü boyunca eszter'in ruhunu ele geçirmiş bir kıskançlık ve nefret anlatısı yapmış yazar kitapta. ama bu kıskançlığın altını öyle güzel dolduruyor, karakterin bu hale gelişinin sebebini öyle sağlam temellendiriyor ki yazarın insan psikolojisini anlatma konusundaki ustalığına hayran kalıyorsunuz. bu öfkeyi, tiksintiyi, nefreti sanki elinizi uzatsanız tutabilecek gibi hissediyorsunuz. arkaplanda bir de dönem ve savaş anlatısı var tabii ki. magda szabo inanılmaz bir yazar gerçekten.
bence yavaş tempolu, neyin ne olduğunu hemen anlayamadığımız, okuyucuyu içine alması için okuyucudan biraz sabır talep eden bir kitap. harika ve bir iç dünya şöleni sunuyor ama magda szabo'ya başlangıç için uygun olduğunu düşünmüyorum. iza'nın şarkısı ya da kapı'yla başladıktan sonra kesin okunmalı ama.
Kitabı tam anladım mı, emin değilim. Üstelik yazarla tanışma kitabı seçimim de isabetli olmadı. Szabo'nun kalemi ve kelimeleri etkileyiciymiş. Ömrü boyunca hased duygusuyla kavrulan bir tip çizmiş Eszter'le. "Min şerrin hasidin iza hased" diye bitiyor ya Felak suresi, öyle okunup, üfürülecek cinsten. Mutsuz olmak için sebepleri olduğu gibi mutlu olmak için de sebepleri oldu.Başarı, para, şöhret hatta dostluk ve aşk bile haset ateşini söndürmedi. Ha noldu? En çok kendi yandı.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şimdiye kadar okuduğum en iyi Szabo kitabıydı. Ana karakterin kişiliği ve karakteri beni çok etkiledi. Geçmişte yaşadıkları ve bunu güncel olanlarla harmanlaması etkileyiciydi. Kesinlikle okumaya değer.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir kadının fakirlik ve yoklukla geçen çocukluk çağından sonra aktris olmasına rağmen içindeki yokluğu ve kıskançlığı bir türlü aşamaması, hatta bu uğurda sevdiği insanı kaybetmesini anlatan bir roman. Çok soğuk ve mesafeli anlatmasına rağmen nasıl bu kadar içe işleyen ve samimi bir kitap olabilir. Çok akıcı ve etkileyiciydi...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Diğer Szabo kitaplarına göre başta adapte olmakta zorlandım,olaylar ,zaman mekan ,kişiler karışık geldi ama sonra oturuyor,ana karakter kıskançlık ve hırs yüzünden büyük acı çekiyor ,gerek var mı gerçekten diyor insan.İlerleyen yaşlarında hayatı değişse de çocukluğunda yaşadığı yokluk,sevgisizlik,ilgisizlik onu böyle biri yapıyor.
Savaşın yıkıcılığını bize kopan kollar, bacaklar; dağılan aileler yerine hatıraların kaybolmasıyla, sosyal statütünün değişmesiyle, bazı kötü şeylerin artık o kadar kötü gelmemesiyle anlatmış. Sevgisizliği, kupkuru kapkara kıskançlığı, öfkeyi, bencilliği içimden kitaba taşmış gibi hissederek okudum.
Muazzam bir kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Szabo'nun okuduğum 3 . kitabı, bu kitabında iç monologlar zaman içinde sürekli yer değiştiriyor, önceleri adaptasyonda zorlanılsa da akıcı bir dill var, keyifli bir kitap.
Szabo, tüm eserlerinde birçok soyut kavramı, usta kalemi ile somutlaştırabilme kabiliyetine sahip bir yazar. Bu romanda varlıklı ve eğitimli bir ailenin çocuğu olarak doğan ancak savaş ve hastalıklar nedeniyle oldukça zor dönemler geçirmek zorunda kalan bir kız çocuğunun yetişkinlik dönemine denk uzanan hayatını konu edinmiş. Kıskançlıkları, travmaları, hıncı, başarıları ve bunların arasında sıkışması, yüksek farkındalık ve gözlem yeteneğine rağmen duygularının esiri olmasına şahitlik ediyorsunuz.