Günübirlik hayatlardan geriye insan izi, dokusu ve kokusu bırakabilmek
Her ne kadar kitabın kapağında, yazarı tanımlamak için “ Nietzsche Ağladığında’nın yazarı” notu düşülse de Irvin D. Yalom’u ilk “Varolusçu Psikoterapi” adlı kitabıyla tanıdım. Okuma serüvenimiz, “Spinoza Problemi” ve diğerleri ile devam etti.
Yazar, Marcus Aurelius’un “Kendime Düşünceler” adlı eserinden esinlenerek kitabın adını belirleyerek yola çıkmış. O eserdeki şu tespit, gerçekten asırlar öncesinden çok etkileyicidir:
“Hepimizdeki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar, hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler de yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın”…
Psikiyatrist yazar, bu eserde on bölüm halinde, danışanlarından edindiği gözlemleri ve önerilerini, sonuçlarını; kişisel özel bilgilere saygı göstererek, mesleki disiplin, titizlik içerinde ve edebi bir dille okurlarına aktarmış.
Her danışan ayrı bir dünya, ayrı bir sorunlar yumağı ve davranış çeşitliliği içesinde, adeta sosyal bir laboratuvar gibi bizlere yaşanmış çileler ve deneyimleri aktarıyor.
Psikiyatrist ve psikologların danışanlarından edindikleri bilgileri, yaşanmış mesleki deneyim ve anıları kitaplaştırmaları; bir yönüyle bu alanda bir tür terapi ve önleyici tedavi adına, önemli bir toplumsal kazanımdır. En azından, problem çeşitliliği ve terapi ve tedavi yöntemleri açısından bilgi edinmiş olursunuz.
Hâkim, savcı, avukat olarak, hukuk mesleklerini icra edenlerin de yazdığı mesleki anı kitapları da, okunmaya değer nitelikte olup, yaşamın gerçeklerini, deneyim ve kazanım hanenize artı değer olarak eklemektedir.
Her insan ayrı bir kitap, her yaşam farklı bir hayat. Sorun varsa çözümü de var. Yeter ki doğru yerde doğru yolda ve yöntemle arayışlarımızı sürdürelim. Öneriler, kitapların içerisine serpiştirilmiştir. İhtiyacımıza ve yeteneğimize, donanımımıza göre ilaç gibi alıp yaramıza merhem gibi süreriz. Her arayan bulamamıştır fakat gerçeğe ulaşanlar hep arayanlar olmuştur.
Davranış bozuklukları, tercih ve mantık hatalarının zirve yaptığı bu çağda, psikoloji kategorisindeki bu tür eserlere çok fazla ihtiyaç var.
Verimli, dikkatli ve etkili okumalar dilerim.
Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın.
Kitap, Irvin Yalom'un psikoterapi deneyimlerini konu alan, on öyküden oluşan bir derleme. Her öyküde ölüm, çözülememiş pişmanlık duygusu, duyarsızlaşma, gerçeklik algısı, kelimelerin insan üzerindeki etkisi ve kalıplaşmış bir dünyada özgün olma gibi temalar ele alınmış. Bu kitabı okumadan önce çok fazla erteledim ve bir türlü okumaya fırsat bulamadım. Fakat okuduktan sonra daha erken okumuş olmayı istedim ve kitap, ilk satırlarından itibaren kendine bağladı.
“Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın.”
Yalom burada, danışanlarının hayatlarından çoğunun bastırmaya çalışarak geçirdikleri varoluşsal gerçeklerle yüzleşmelerine odaklanıyor ve her zamanki gibi, bu sayfalarda yer alan iç görüler son derece anlamlı ve hayatın içinden. Kitaptaki karakterler, geleneksel sınıflandırmaların ötesinde sorunlarla boğuşuyor. Genç bir adam, cinsel ilişki yoluyla ölümün dehşetini bastırmaya çalışıyor. Acımasız zamanın getirdiği sınırlamalar altında ezilen yaşlı bir adam, gençliğin verdiği doğallığa ve bunun verdiği sınırsız umut hissine özlem duyuyor. Ölmekte olan bir hasta anlam arayışına giriyor. Bir hemşire başkalarını önemsiyor ama kendisi için hiç teselli bulamıyor. Biri daha iyi bir geçmiş özlemi çekerken, diğeri eksik kimliğini başka birinin imajına yerleştirerek telafi etmeye çalışıyor. Yalom, hayatın bir fırsat, ölümün ise son olduğunu apaçık ortaya koyuyor ve ancak ölümü anlarsak, hayatımızın potansiyel olarak yoğun ve bütünsel hale gelebileceği, mesajını veriyor.
Irvin Yalom, son birkaç yıldır en saygı duyulan yazarlardan da biri ve bence en saygı duyulan psikoterapistlerden de biri, ama yine de değerinin yeterince bilinmediğini düşünüyorum. Dr. Yalom'un kalemi umut, güven ve rahatlık hissettirir. Karakterleri, güzellik, acı, gerçeklik ve sayfaların ötesinde yaşatan bir anlatımı vardır. Benim için gerçekten bir deha ve ilham kaynağıdır. Yalom'un hiçbir kitabını okuyup da keyif almadığımı hatırlamam. Ancak burada ilgi, odak ve tür konusunda da bir iştahınızın olması gereklidir. Varoluşçu terapiye ve bunun tipik hastalarda nasıl ortaya çıktığına dair ilginiz varsa daha fazla bilgi edinmek isteyenler, bu kitabı ve yazarın diğer kitaplarını da denemeliler. Yalom'un her eserini tavsiye ettiğim gibi, çoğunlukla sevileceğini düşünerek bu kitabını da tavsiye ediyorum.
Ne demiş ünlü filozof İbrahim Ballıses;
Dertler derya olmuş ben de bir sandal
Devrilip batmışım boğulmuşum ben
İşte Yalom’u tam da bu hisler içinde okudum. Adam olmuş dert babası, gelen anlatır giden anlatır.Ne çok dertli insan var. Herkes bir çıkar yol arıyor. Bunun için çok farklı çözümler üreten Yalom Baba, bu dertli arkadaşlara derman olmaya gayret gösterdiği terapilerini yine biz “değerli” okuyucularıyla buluşturmuş. Adına da #günübirlikhayatlar demiş.
Kitapta yer alan on öykü, psikoterapiyle ilgili çağdaş müfredatta genelde yer almayan bazı çarpıcı malzemeler içeriyor.
Yalom, gerçek psikoterapi seanslarından on tanesini kitabında bizimle paylaşıyor. Genel olarak ölüm korkusu olan hastaları. Ölümden korkan bir adamın cinsel uyarılma ile bu korkusunu bastırması, ölmekte olan bir kadının hayatı anlama çabası, en yakın arkadaşını kaybeden bir psikoloğun hayatı aslında tam olarak yaşayamadığını farketmesi.. Bu örnekler sadece üç tanesi olsa da hepsinin temelinde ölüm korkusu var. Ancak Yalom da 80'li yaşlarındadır ve kendisi de ölüme adım adım yaklaşmaktadır. Sanki biraz kendiyle de yüzleşiyor gibi geldi bana.
Gerçek hasta hikayeleri. Ölüm korkusu, suçluluk duygusu, yalnızlık gibi evrensel konular var tüm hikayelerde. Ölüm korkusunun hayatı nasıl şekillendirdiği ve bu korkunun anlamlı bir şekilde nasıl ele alınabileceğini çok güzel anlatmış Yalom. Psikoloji sevenlere tavsiye edebilirim. Hatta kesin tavsiye ediyorum.️
“Günübirlik Hayatlar” adını Marcus Aurelius’un “Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok” sözünden alıyor. Yazar, kendi hastalıklarından esinlenerek ölüm, yas ve gelecek kaygısı üzerine psikoterapi öykülerini aktarmış. Kitabı yazarken 80’li yaşlarındaymış, bugün ise 94 yaşında. Benim için hayatı kökten değiştiren bir eser olmadı ama okuyucuya iyi geldiği kesin. İnsanların zor günlerinde sorunlarla nasıl baş ettiklerini görmek huzur veriyor. Bazı yerlerde psikiyatristin yöntemleri bana garip gelse de belki de amaç, tek doğruyu bulmak değil; dinlemek, anlamak ve farklı bakış açıları kazandırmak. Çoğumuzun eksikliğini yaşadığı şey de bu aslında. Bazen yalnızca birinin bizi yargılamadan dinlemesi, duygularımıza eşlik etmesi bile iyileştirici olabiliyor. Özellikle yas sürecinde, hastalıkla mücadele eden ya da ölüm korkusunu sorgulayanlara fayda sağlayacak, düşündüren ve şefkatli bir kitap.
Irvin D. Yalom, insanın ölüm, yalnızlık, anlam arayışı ve geçmişle hesaplaşma gibi en temel sorunlarını etkileyici biçimde ele alan özel yazarlardan biri.Nietzsche Ağladığında,Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek ve Aşkın Celladı gibi güçlü eserlerinden sonra Günübirlik Hayatlar’a da yüksek bir beklentiyle başladım.
Günübirlik Hayatlar aslında kötü bir kitap değil;ama Yalom’un kendi çıtasının gölgesinde kalan bir kitap.Özellikle önceki eserlerini bilen okurlar için bazı hikayeler,benzer düşüncelerin daha önce daha güçlü işlendiği hissini verebilir.
Kitaptaki terapi öyküleri,insanın kendiyle yüzleşmesine dair değerli anlar içeriyor.Ancak bazı danışan öyküleri farkındalık süreçleri bana önceki eserlerine göre biraz daha hızlı ve yüzeysel ilerliyormuş gibi geldi.Yine de Yalom’un insan ruhuna dokunan sade anlatımı ve varoluşa dair soruları,kitabı okunmaya değer kılıyor.
Belki de sorun kitabın zayıflığı değil;Yalom’un önceki eserleriyle beklenti çıtasını fazlasıyla yükseltmiş olmasıdır.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsan Olmanın Ortak Paydasında Zarif Bir Yolculuk
Irvin Yalom, bu eserinde yine bir psikoterapistten çok daha fazlası olduğunu kanıtlıyor.
Günübirlik Hayatlar, hepimizin içinde taşıdığı o tanıdık varoluşsal kaygıları, ölüm korkusunu, yalnızlığı ve anlam arayışını muazzam bir şeffaflıkla ele alıyor. Kitaptaki her bir psikoterapi öyküsü, adeta kendi iç dünyamıza tutulmuş birer ayna. Yalom'un hastalarıyla kurduğu o samimi, egodan arınmış ve tamamen "insani" bağ, okuyucunun da ruhuna şifa oluyor. Hayatın geçiciliği üzerine düşünürken aynı zamanda anın değerini hatırlatan, kütüphanemin baş köşesinde duracak zamansız bir başyapıt. Kesinlikle tavsiye ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Psikolojik derinliği olmayan yüzeysel bir eser hızlıca okunabiliyor, farkı sorunlara dikkat çekmiş.Genel olarak iyi fakat beni çok rahatsız eden kısmı sürekli farklı eserlerinin ismini kendini övgüyle söz ederek bahsini geçirmesi çok rahatsız ediciydi.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hem psikoloji meraklıları hem de hayatın temel sorularına yanıt arayan okuyucular için bir rehber niteliğinde olan bir kitap. Kitap, hepimizin bu dünyada aslında "günübirlik hayatlar" sürdüğünü hatırlatıyor ve her biri farklı krizlerle boğuşan 10 hastanın terapi sürecini anlatıyor. Seanslarda ölümün kaçınılmazlığı, yaşlanma, yalnızlık ve hayatı anlamlandırma çabası yer alıyor. Yazar, kendi yaşlılık, ölüm korkusu ve mesleki kaygılarıyla olan yüzleşmelerini de açık yüreklilikle paylaşıyor. Kitapta, pişmanlıkların insanı nasıl tükettiği, insanların öldükten sonra bile başkalarının hayatlarında bıraktığı izlerle yaşamaya devam ettiği fikri işleniyor. Dili akıcı, yalın ve herkesin anlayabileceği bir tonda; ağır psikoloji teorileri barındırmıyor. Eğer insan psikolojisine, insan ilişkilerine ve "Hayatımı nasıl daha anlamlı yaşayabilirim?" sorusuna ilgi duyuyorsanız, bu esere şans vermelisiniz.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Adı gibi sıradan günlük olayları anlatıyor sabah kalktım işe gittim eve geldim yemek yedim uyudum bunları siz de yapıyorsanız okumaya gerek yok hayatımda böyle zamanı unutturan bir kitap yok sanki beni anlatıyor sandım her seferinde kısacası alın okuyun ayıracak ve yaşayacak daha değerli bir hayatınız yoksa...
Yazarın ilk okuduğum kitabı. Sanırım çok daha iyileriyle başlayabilirdim, psikoterapi anlamında başyapıt diyebileceğim bir kitap olmadı. Her defasında bir kitabının reklamını yapması rahatsız edici. Olumlu yönüne gelecek olursak herkesin rahatlıkla okuyabileceği akıcı bir içeriğe sahip.