Önsözde Borges'in odaklandığı iki nokta var; Kafka'nın piromanik düşü ve öykülerinin izlekleri.
Vergilius ve Kafka eserlerinin yakılmasını istedi, dostları bu işi yerine getirmediler çünkü eserlerin sorumluluğunu almak istemediler. Turgut Uyar'ın Çocuklarıyız nam kitapta, Uyar'ın şimdi adını hatırlayamadığım çocuklarından biri, Turgut ve Tomris Uyar'ın birbirlerine yazdıkları mektupları Turgut Uyar'ın vasiyeti doğrultusunda, elleri titreye titreye yaktığını anlatıyor. Ölümle kaybolan bir dünyadan parçalar... Özeldir, merak uyandırır ama anıların sahiplerinin tasarrufundadır. Yaşananlar sadece yaşayanın zihninde kalır, anlaşılabilir bir tercih. O çocuğun yüklendiği sorumluluk çok büyük.
Yakma mevzusunda yazarların istediklerinin belki de bu sorumluluktan kurtulmak olduğunu söyler Borges, Kafka için öykülerinin bir inanç eylemi olduğunu ve Kafka'nın, okurların inançlarının kırılmamasını istediğini belirtir. Tanrının kaotik evreniyle insan arasındaki ahlaki ilişki bu öykülerin merkezindedir, buradan iki izleğe ulaşılır: İtaat ve sonsuzluk. Bildiğim kadarıyla Kafka'nın dilimize çevrilmiş iki biyografisi var, ikisinde de çalıştığı kurumların ve baba-oğul ilişkisinin Kafka'nın dünyasının büyük bir kısmını oluşturduğu anlaşılıyor. Bürokrasi, öykülerde sonsuza kadar sürmeye mahkum çabalar, sonu gelmez davalar ve ulaşılamayan şatolar olarak görülür. İtaat ise bu sonsuz çabanın katalizörüdür; yapılacak iş için gereken enerji, yaratılan dayanılmaz durumlardan çıkmaya çalışmak için kullanılır ve itaat, koşulsuz itaat, Prometheus gibi tekrar tekrar deneten, yenilgilere, daha iyi yenilgilere yol açan itaat, yaşamın diğer bütün parçalarını emerek insanı sadece çabalayan bir makineye dönüştürür. Kafka'nın anlattığı insan kabaca budur.
Akbaba: Ayaklarını yiyen akbabaya karşı savunmasız duran adamımız, kendisine yardım etmek için tüfeğini almaya giden adamla konuştuktan sonra akbabanın havalanıp boğazına saldırmasını izler. Akbaba ölümcül bir yara açar ama adamın yarık boğazından çıkamaz. Adam bunu bildiği için mutludur, kendisine saldıran varlığın da öleceğini bilir. İntikam için can vermek, ressentiment türü bir duygunun ürünüdür.
Açlık Sanatçısı: Yer değiştiren izleyici ve yoksunlukların insanlarda yarattığı tahribat/etki üzerinedir. Açlık sanatçısı, aç kalarak sanatını sergiler ve insanların bu performans karşısındaki tutumları inceler. Açlığın ne olduğunu belki hiç bilmeyecek olan insanların karşısında kendisi izleyici olur, kanal iki yönlü çalışır.
Adamımız açlığının, performansının zirvesindeyken izleyicilerin müdahalesiyle sanatını sona erdirmek zorunda kalır. Bu, Kafka'nın çıkmaz sokaklarından biridir; performansın zirve noktası olan ölüm, performansın sunulduğu insanlarca engellenir ve gösteri hiçbir zaman tepe noktasına varamaz.
Açlık sanatına duyulan ilgi azaldığı zaman sanatçı bir sirkte çalışmaya başlar, ölmeden önce müdürle yaptığı konuşmada sanatına hayranlık duyulması gerektiğini söyler, ardından tam tersini. Açlık yaşamının bir parçasıdır ve yaşamın parçaları sanat niteliği taşımaz, iddiası bu yöndedir. Ölür, yerine bir panter konur ve pantere her türlü yiyecek verilir. Açlık sanatının zıddını sergiler panter, daha çok ilgi çeker. Ölüme dair olan sanat yerine yaşamı içeren sanat ilgi çeker. Oysa ikisi de bir noktada çakışır; panter ölümün kendisi demektir, besinlerini sağlamak için onlarca canlı öldürülür ama insanların gözünün önünde yaşanmadığı sürece ölüm göz ardı edilebilir.
İlk Dert: Sonsuz olasılıklardan en kötülerinin gerçekleşmemesine rağmen farkına varılması üzerine bir öyküdür. Trapezci, tek trapez yerine iki trapez kullanmak ister, şimdiye kadar sergilediği performansların aslında ne kadar tehlikeli olduğunu anlar, patronu da bu tehlikenin farkına varır ve trapezcinin gözyaşlarını paylaşır. Sanatçının yüzünde beliren ilk çizgiler, farkına kolaylıkla varılmayan potansiyel faciaların ürünüdür.
Bir Melez: Hamam Böceği Adam'ın sahibi, hayvanını bütün garipliğine rağmen öldürmez, beslemeye devam eder. Bir yaşamı yok etme sorumluluğuna sahip olmak istemediğinden hayvanını yaşamaya mahkum eder. Gündelik yaşamda hangi kimliklere bürünürsek bürünelim, hangi ucubeye dönüşürsek dönüşelim, sonumuz başkalarının elinden gelmeyecek.
Şehrin Amblemi: Babil Kulesi'nin inşaatında çeşitli etnik kökenlere sahip insanlar çalışıyor. İş bir nesilde bitirilecek gibi değil; teknoloji sürekli ilerliyor ve kuleyi daha iyi yapmak için birçok yöntem ortaya çıkıyor. Hep daha iyinin, etnik grupların arasındaki savaşın biteceği günün özlemi, Babil'i bir işçi kentine dönüştürüyor. Kent büyüyor, kule bitirilemiyor ve amblemdeki yumruk, bu saçmalığın son bulacağı zamanı simgeliyor.
Gündelik Bir Kafa Karışıklığı: Tam Kafka'nın kalemi, bir buçuk sayfalık nefis bir öykü. Calvino'nun -yanlış hatırlamıyorsam- Zor Sevdalar kitabında mevzuyu derinleştiren bir öyküsü var. Kısaca Şu: A'nın B'yi bulması gerekiyor. B bir devlet dairesinde memur. A, B'yi görmeye gittiğinde B'nin aynı amaçla A'nın evine gittiğini söylüyorlar. A eve dönmek için acele ediyor, eve geliyor, daireye dönüyor ve birçok kez karşılaşabileceklerken bu hiç gerçekleşmiyor. Öncelikler hakkında bir öykü diyebiliriz, öncelik iyi belirlenmediği müddetçe boş yere çabalanacak.
Bir bu kadar öykü daha var, hepsi şahane ama Çin Seddi Yapılırken özel bir dikkati hak edecek nitelikte. Babil'deki duruma benzer bir hadise; düşmanın sonsuz ordusu, sonsuz bir duvarın yapımıyla sınırlandırılmaya çalışılıyor ama bu çaba sonsuz nesiller, sonsuz uzaklıklar boyunca sürecek. Baudrillard bu meseleyi çok iyi ele alabilirdi, simülasyon evreninde gerçek çabaların değersizliği ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Gerçi kendisi Borges'in döngülerine atıf yaparken iş Kafka'ya da dokunur sanıyorum.
Kafka'nın dehasını hikayelerde görmek
Çin Seddi Yapılırken...
Muazzam hikaye.
1) Büyük işleri parçalara bölmenin önemi üzerine.
2) Devlet sıradan vatandaş için neye tekabül eder?
Çakallar ve Araplar ile Bir Açlık Sanatçısı'da gayet güzeldi.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
#dönüşüm okuduğum ilk ve tek Kafka kitabıydı. Orada ki betimlemeler ve anlatım insana kitabı yaşatan türdendi ve çok beğenmiştim.
#jorgeluisborges in ön sözüyle başlayan "Akbaba" 11 öyküden oluşuyordu. Borges'in bahsettiği;
"İki düşünce, daha doğrusu, iki saplantı, Franz Kafka'nın kitaplarına yön verir. Birincisi itaat, ikincisi ise sonsuzluktur."
" Kafka'nın en tartışılmaz erdemi, dayanılmaz durumlar yaratmasıdır. Ebediyen yaşayan yapıtlar yaratmak için birkaç satır yazmak onun için yeterlidir. "
11 öyküde okurken size her satırı yaşatan türdendi ve bu kitapla yazarın kalemini ve duygusunu sevdiğime tamamen ikna oldum.
Akbaba ve Bir Açlık Sanatçısı en etkilendiğim öyküler oldu. Bu kitabı ve bu muhteşem seçkiyi mutlaka okuyun tavsiyemdir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Daha önce Dost yayınlarında çıkan Babil serisi şimdi Kırmızı Kedi de, Kaçıranlar bu sefer bu seriyi kaçırmayın üstelik Kırmızı Kedi'nin uygun fiyatları Kitapyurdu'nun cazip kampanyaları harika. Kaçmaz benden uyarması.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sakin ilerleyip sarsmayı başarıyor. Gösteri ve sapkın davranışlarla ilgili güzel iki öykü var. Bir maymunun insanlaşması özgürlüğünden vazgeçmesi üzücü bir hikayeydi.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
yaşamı boyunca aşk ve nefret ikileminde bağlı olduğu prag şehrinden kopamayan, şimdilerde müze haline getirilen tek odalı küçük prag tarzı evinde kendini yalnızlığa mahkum eden, maalesef yengeç burcu olan, yüzü ne aşkta ne de aile hayatında gülen, babası ile sorunlarını bir türlü çözemeyen, hep korkan ve bu korkuyla yaşamaya çalışan,buna karşın muhteşem kitaplar yazan, yıllarca felice bauer'le nişanlı kalan ve bu nişanlılık sürecinde tipik bir yengeç burcu erkeği gibi davranarak gizli aşklar yaşayan hatta bu aşklardan birinden bir de erkek çocuk sahibi olan ancak mektupları dışında hiçbir eserinde yer vermediği çocuğunu 9 yaşında hastalıktan kaybeden, çevirmen milena jesenka ile tutkulu bir aşk yaşayan ancak ölümünden çok kısa bir süre önce dora dymant ile evlenen, dünyanın hem en yalnız hem de en çok acı çeken adamı...
Çesitli hikâyelerin olduğu Kafka nın diğer eserlerine göre pek bilinmeyen bir eseri. Kafka okumaya yeni başlıyorsanız ilk okunacak kitabı bu diyebilirim.