Proust Ve Mürekkep balığı:Okuyan Beynin Bilimi Ve Hikayesi
Proust Ve Mürekkep balığı:Okuyan Beynin Bilimi Ve Hikayesi

Kitapyurdu Fiyatı: 165,00TL

21Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Okuyan Beynin Bilimi ve Hikayesi
Mürekkepbalığı, çünkü üzerinde deney yaparken her şeyi açık seçik görebilirsiniz. Mesela bir şey deneyeceksiniz, boyalı karışımı fşürt diye bastınız, hayvanın içi dışı bir olur. Wolf, görünenler üzerinden böyle bir analoji kullanma yoluna gitmiş. Disleksi bir hastalık mı, yoksa beynin farklı bölümlerinin çalışmasını sağlayan ve yaratıcılığı körükleyen bir fonksiyon çeşidi mi, bunun açığa çıkarılması için pek çok deney yapılmış ve yapılıyor, dolayısıyla elde edilen sonuçlar okumayla ilgili bilişsel yapılara ve süreçlere de ışık tutmuş oluyor. Disleksiye boyayı bastık, okumanın tarihi görünür oldu, yolculuğa başlayabiliriz ama önce Proust. Nörologların bildiklerine sezgileriyle ulaşabildiği ve okumayla ilgili uzun uzun pasajlar yazdığı için bu meselede adı geçiyor ama dar bir yer ayrılmış kendisine, pek geçmiyor adı. Üçüncü bölüm zaten direkt disleksi üzerine. İlk iki bölümde morfolojik, semantik ve kısmen ontolojik meseleler var. Wolf, incelemesinde atalarımızın icat ettiği alfabelerin, seslerin ve okumaya dair hemen her şeyin kökenine inip asırlar öncesinin okuma-yazma alıştırmalarını disleksinin doğasını anlamak için kullanmaya çalışıyor, bilimsel verilerin ışığında antik çağların okuma edimini biçimliyor. Kendisinin de disleksiden mustarip bir çocuğu varmış, ailesinde bu tür bir rahatsızlıktan -da diyesim gelmiyor, rahatsızlık değil aslında- da mustarip pek çok akraba var, bu sebeplerden disleksi üzerine yoğunlaşmış durumda. Şimdi düşünüyorum da, okuma ve yazma olayını icat ettikten sonra dünya zaman içinde kağıtlar üzerinde yazan şeylerin üzerinde temellenmiş. Nispeten yeni bir icat bu, beynimizi biçimlendirirken sadece yazılar üzerinden ilerleyen bir süreci biliyoruz ama eskinin sözlü kültüründe yazının yeri yoktu. Sokrates'in adını sıkça anıyor Wolf, okuyup yazmanın, sadece bu iki eylemle inşa edilecek bir bilgeliğin çok kısır olacağını iddia eden Sokrates için retorik ve diyalog asıl bilgeliğe ulaşmamızı sağlayacak yollardı. Sözle birikenler yazının ölü doğasından kat kat daha üstün olacaktı, böyle bir şeyler. Araştırmalara göre sözlü kültürlerin insana bilişsel olarak kattığı niteliklerle yazılı kültürün kattıkları arasında muazzam fark var, en azından belli bir süre sözlü olarak devam edebilirmişiz ama bilginin dallanıp budaklanmasıyla yazıya bağımlı olmamız kaçınılmazmış. Eh, günümüze bakarak fikrin doğruluğuna katılabiliriz ama şu da var; ekrandan hızla akıp giden bilgilerin beynin potansiyelini açığa çıkarmada pek de nitelikli olmadığı anlaşılmış. Uygarlığımız yazılı kültür üzerine kurulu; okuyoruz, biçimliyoruz, değiştiriyoruz ve değişiyoruz. Sonra ani bir kopuş, artık dijital çağdayız. Geleneğin sürmesinin zor olduğunu söylüyor Wolf, niceliksel olarak belki bir süre daha devam etmemizi sağlayacak bireylerin sayısında -bu yeterlilik için gereken sayı nedir diye sorulursa cevaplıyorum, bir milyar iki insan- azalma olmayacağını söylüyor ama eğitimin niteliği de değişiyor, papağanlık para etmiyor açıkçası, ezberden sıralanan bilgilerin bir faydası yok, analitik zekanın gerektirdiği iş kolları doğuyor. Dünya her zamanki gibi değişiyor. Bu değişimde alternatif eğitim yolları bulunuyor ve bulunacak, dislektik insanlar için de farklı yaklaşımlar gerek. Böyle bitiriyor Wolf, şimdi başa döneyim. Atalarımız beyinlerini yeni bağlantılarla süslediler ve miyelin üretimini tavan yaptırarak hiç düşünülmeyen şeyleri düşünmeye başladılar, böylece birikimli bir şekilde ilerleyen süreçte icat ettik, icatları geliştirdik, uzaya çıktık, bir dünya iş yaptık. Bunlar olurken soyut düşünme yeteneğimizi pek takdir etmedik, edelim. Bir şey okurken üç şey yapıyoruz; görüyoruz, seslendiriyoruz ve anlıyoruz. İyi bir başlangıç bu, yazının icadına kadar böylesi karmaşık bir işlemi yapabileceğimiz -bence sanat dalları dışında- pek bir alan yoktu. "Açık mimari" diyor Wolf, beynimiz bir şeylerin birleştirilmesi ve yeniden inşa edilmesi için muazzam bir alan. Proust'un okumayla alakalı yazdığı şeyleri hatırlıyorum, duyular şöleni gibi. Odası, odasının kokusu, yatağının yumuşaklığı, her şey iç içe geçmiş bir durumda. İdeal ortam beynin daha fazla çalışmasını sağlıyor ve yeni "yolaklar" için biyolojik olarak hazır hale geliyor. Machiavelli örneğin, Wolf'un aktardığına göre okuyacağı yazarın döneminde giyilen kıyafetleri giyip öyle okurmuş, daha iyi bir özdeşleşme için. Bunlar anlam arayışımız için önemli şeylerdir, küçük ritüellerdir bunlar, sıkı okurların vardır böyle garip huyları. Sıkı okuduğumu düşünüyorum, kendimden bir örnek verebilirim. Uyanınca ve uyumadan önce en az bir şiir. Sonra ne okursam okuyayım, bu şaşmaz. Neyse, ötekiye duyulan farkındalığı da artırıyor bu okuma işi, Wolf sosyal ve psikolojik alanda geçirdiğimiz değişimleri, her bir sözcüğün bizdeki yansımalarını ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. "Okuduğumuz ya da okumadığımız ne varsa, depoladığımız tüm anlamları yığarız oraya." (s. 18) Girift bir işlemdir bu, okurun yaşamının tamamı o sayfalarda belirip kaybolur, tekrar biçimlenir, bir sürü şey. Yapılan araştırmalara göre belli bir yaş aralığında kendilerine kitap okunan çocuklar, sonrasında kendileri okumaya başlayan çocuklar, hiç okumayanlara veya okunmayanlara göre çok daha başarılılarmış. Neyde başarılılar, işte sosyal zekaları gelişiyormuş, analitik zekaları uçuyormuş, öyle bir şeyler. Kısacası çocuklara kitap okunmalı, hatta babıldama dönemi başladığı zamandan itibaren. Farklı uyarıcıların çocukların gelişimleri konusunda faydalı olduğu kanıtlanmış bir şey, o yüzden çocukları ışığa ve sese boğmadan, farklı biçimlerde uyarırsak bilişsel gelişimleri hızlanıyor. Wolf, sinirbilimci ve çocuk gelişimi alanında ihtisas yapmış bir insan, dolayısıyla metnin yarısını deneyler, araştırmalar ve sonuçlar oluşturuyor. Çocuk gelişimiyle ilgili bölümler oldukça dikkat çekici, özellikle okuma sorunu yaşayan insanların beyinlerinin sol loblarının -sağ mıydı yoksa, şu yaratıcılık bölümü- daha sık çalıştığı gözlemlenmiş. Kaku'dan ve Kean'den biliyoruz ki belli bir duyuya kapalı olan beyin -sağırlık sonucu olabilir mesela- bu kaybını başka biçimlerde telafi ediyor, açığı kapamaya çalışıyor. Dolayısıyla çok özgün bilişsel yapılar çıkabiliyor ortaya. En bilinmiş örnekleri veriyor Wolf; Edison var, Einstein var, bir de Leonardo da Vinci. Bu üçünün dislektik olduğu düşünülüyor. Sıkıntısız bir şekilde okuyabilselerdi yaratıcılıkları bu denli gelişmeyecekti belki. İkinci bölümde ilk yazı sistemleri var, asıl ilgi çeken bölüm benim için bu oldu. Biraz özetleyip bitireceğim. İnkaların iplikleriyle başlıyoruz. Düğümler sıralanmış, bu düğümlerden anlamlar çıkarılıyor. Değişik bir okuma biçimi, örnek olarak elimizde. Daha grafiksel şekillere geçtiğimiz zaman serüven başlıyor. Frig dilinin Antik Yunancaya, Latinceye ve Hint-Avrupa dillerine yaptığı katkıyı izliyoruz başta. Bu dilin kaynağının Asya'da aranabileceğini söylüyor Wolf, araştırmalar böyle bir kaynağın var olabileceğini göstermiş ama henüz bir kanıt yokmuş. Ben daha çok bilişsel gelişimle alfabe ilişkisine odaklanıyorum şimdi, Arrival'daki meseleye geliyoruz o zaman. Wolf, sözcüklerin sağdan sola veya yukarıdan aşağıya yazılmasının bile bilişsel farklar yarattığını söylüyor, öyleyse Çinliler, Japonlar, Araplar ve Hint-Avrupa dillerini kullananlar arasında beynin biçimlenişi açısından büyük farklar doğuyor. Bu farklar ayrıntılı bir şekilde ele alınmış, hangi alfabelerin ve yazı biçimlerinin beynin hangi bölgelerini çalıştırıp çalıştırmadığı grafiklerle gösterilmiş. Çivi yazılarından, hatta taşlardan başlayan yolculuğu takip etmek keyifli, Lineer A ve Lineer B konusunda anlatılanlar da öyle. Güzel yani.
Bi Dünya Kitap
Bi Dünya Kitap 09 Eylül 2020
Kitabı okumadım.Almayı düşünüyordum.Bir kitabı almayı düşündüğümde,genelde Kitapyurdu'ndaki yorumlara göz gezdiririm.Epeyi de faydasını gördüm.Bu seferde öyle oldu.Detaylı ve kayda değer yorumunuz ilgimi çekti.Emeğinize sağlık.Okuyalım bakalım.
albo
Kitapkurdu
26.04.2024
Akıcı ve düşünmeye teşvik eden bir eser.
yorumbenimm
11.12.2022
Uzun zamandır satışını bekliyordum, gerçekten muhteşem bir eser. Özgünlüğüyle dikkatinizi çekecek, okuma ve okuma süreçlerine (beyin işleyişi de dahil) ilginiz varsa elinizde mutlaka bulunmalı.
şirazlı
Kitapkurdu
15.04.2021
Bir Proust hayranı olarak umarım beklentimi karşılar
Yasemin Kabakcı
Kitapkurdu
19.03.2021
özgün ve farklı bir eser.
Fatih Yürük
16.01.2021
Yazarın üslubu muazzam. Teknik konulara değinmesine rağmen sıkılmıyorsunuz, ayrıca okuma üzerine çalışanlar için önemli bir yapıt.
_dilara89_
24.09.2020
Okuma serüveni, beynin okuma sırasındaki işleyişi...okumanın bilimselliği, tarihçesi üzerine yazılmış bilgilendirici, güzel ve keyif verici bir kitap.
efendimesöyleyeyim
12.09.2020
Beyin ve işleyişi ile ilgili ilginç bilgiler var.
kitap.paratoneri
Kitapkurdu
02.09.2020
Bu fiyata alınabilecek içeriği en zengin kitaplardan biri
merved0826
Kitapkurdu
16.06.2020
Okumak ile alakalı zengin bilgiler içeren kitap. Farklı şeyler okumak istiyorsanız şans verin
gurkannburakk
15.06.2020
okuma tarihi,beyin, disleksi ile ilgili güzel bir kitap tavsiye edilir.
1postmodern
10.04.2020
okudum düşündüm ve yine okudum.şiddetle tavsiye edilir.
Berk Ulubeli
Kitapkurdu
20.03.2020
Arkadaşımın tavsiyesi üzerine edindim. Son zamanlarda dil, kitap, okumanın tarihi ve zihin üzerine okumalar yapıyorum. Bu eserde ciddi bir boşluğu dolduracak cinsten. Koç Yayınlarına bu eseri dilimize kazandırdıkları için çok teşekkür ediyorum.
jrk
Üstat
06.03.2020
okumanın tarihi üzerine çok güzxel bir başucu kitabı.
tabisilicem
23.02.2020
Okumanın entelektüel ve bilimsel tarihini anlatan oldukça ilginç bir eser. Okuma eyleminin ne ifade ettiğini düşünen ve merak edenler için tavsiye edilir.
Zey Nep
14.01.2020
Okumak üzerine bilimsel bir kitap
buldurm
Kitapkurdu
12.11.2019
Dil bilimi, felsefesi, okumanın tanımı ve bütün bunlar olurken beynin rolü... Keyifle okunan bir kitap.
Giz Yıl
07.04.2019
Fazlasıyla teknik detaylar olsada merak ettiğim çoğu sorunun cevabını almış oldum.
meseller
Üstat
30.07.2018
Proust ve Mürekkep Balığı; okuma, beyin, alfabe, disleksi gibi geniş perspektifli ve anlaşılması güç konulara değinmiş. Yazarın kendisi de Okuma ve Dil Araştırmaları Merkezi adında bir kurumun başında ve akademisyen. Hâliyle yazar akademisyen olduğu için kitap da akademik bir kitap halini almış. Konular ilgi çekici olsa da okuması öyle kolay değil. İçinde bolca terim barındırıyor. Ancak alfabelerin ortaya çıkışı, Sokrates'in alfabeye ve yazılı dile karşı çıkışı dikkat çekici bölümlerdendi.
n.dilarae
20.03.2018
Başları okuma ve yazının tarihine ışık tutarken bir yerden sonra fazla sinirbilime girerek kitaptan uzaklaştırıyor
1 2