Of, ne kitap; kalbimi paramparça etti, çok dokundu. Çok süssüz, çok yalın cümlelerle son derece gerçek ve bir o kadar da dramatik bir hikâye anlatıyor Szabo. Babasının ölümünün ardından İza’nın annesini yanına almasıyla beraber gelişen olayları okuyoruz kitapta. Bir yanda hayatının ortasına dalan annesiyle ne yapacağını bilemeyen İza, diğer yanda işe yaramak için çabaladıkça kızını kendisinden daha da uzaklaştıran annesi… (Özellikle içimi parçalayan bu kısımları okurken Saramago’nun şu çok sevdiğim satırları geldi aklıma: “Ben hep yalnız yaşadım ama yalnızlık yalnız yaşamak değildir, içimizdeki birine ya da bir şeye yoldaşlık edememektir. (...) Hatta öyle sanıyorum ki ilk yalnızlık işte bu; kendini lüzumlu hissetmemek.” İnsanların birbirini anlamasının imkansızlığını, kabuklarımızın altında ne kadar başka insanlar olduğumuzu, yalnızlığın nasıl kaçınılmaz olduğunu suratıma çarptı bu kitap. İçindeki herkesi sevdim, hepsine kızdım. Hepsini sezdim, herkesi işittim, hak verdim, eleştirdim. Yazarın tarafsızlığını böyle koruyabilmesi, yargılamadan tüm karakterlerini çırılçıplak soyup okurun takdirine sunabilmesi büyük maharet hakikaten. Usta işi, incelikli, hüzünlü, çok dokunaklı bir kitap İza’nın Şarkısı. Hem İza’nın, hem Etelka’nın, Antal’ın, Vince’nin, Lidia’nın, Domokos’un şarkısı aslında. İyi ki okudum.
Editorün SeçimiBu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.Bilgi İçin
Her okuyanda farklı etkisinin olacağını düşündüğüm bir eser. Temel olarak 4 bölüme ayrılmış: Toprak, Ateş, Su ve Hava. Bölümler, sayfalar hatta cümleler arasında olaylara ve Iza'ya bakış açımız değişebiliyor. Ben maalesef ana karakteri pek sevemedim ama bu durum hiçbir şekilde kitaptan beni uzaklaştırmadı. Karakterlerin ruh halleri ve duygu durumları o kadar gerçek bir şekilde işlenmiş ki. İkili insan ilişkilerinde mantıklı düşünmenin her koşulda iyiliği ve mutluluğu getirmediği daha iyi nasıl anlatılabilirdi bilmiyorum. Kendinizi de sorgulamanızı sağlayacak bu eseri gönül rahatlığıyla alıp okuyabilirsiniz.
Bazı kitaplar insanda çok derin izler bırakır. İza’nın Şarkısı bittiğinde kendimi sarsılmış hissettim. Üzerinden aylar geçti ama hala etkisindeyim kitabın. Anlatımının çok başarılı, edebi dilinin de güçlü olduğunu düşünüyorum. İnsanda bıraktığı etki ise bir kitabı okurken tam da beklenti duyduğum türdendi. En son Dostoyevski’nin Öteki kitabını okuduğumda böyle etkilenmiş ve karakterle bağ kurmuştum. Şimdi de İza’nın annesi ile o bağı yaşıyorum. Sonu kalbimi incitse de çok etkileyici bir final ile kalbime kazındı bu kitap.
Eşini kaybeden Etelka’nın taşradan Budapeşte’ye,kızının yanına gelişiyle birlikte yalnızca yaşam düzeni değil,anne-kız arasındaki görünmez mesafeler de değişmeye başlıyor.
Roman boyunca yaşlılığın insana hissettirdiği kırılganlığa ve kişinin kendi hayatında fazlalığa dönüşme korkusuna tanıklık ediyoruz. İnsan bazen en yakınının yanında bile kendine ait bir yer bulamıyor.
Anne ile kızın ortak kaybı onları yakınlaştırmak yerine daha da uzaklaştırıyor sanki.Kitap boyunca şu soruyu düşündüm: Bir insanın iyiliğini istediğimizi düşünerek onun adına karar verebilir miyiz? Fedakârlık sandığımız şeyler gerçekten karşı tarafın ihtiyacı mı,yoksa kendi doğrularımız mı?
Iza’nın düzenli ve kontrollü yaşamı dikkat çekiciydi.Kusursuzluk arttıkça duygular daha görünmez oluyordu sanki.
Antal ise bana en sahici gelen karakterdi.Kitap boyunca iyi kimdi, kötü kimdi sorusunun cevabını bulamadım.Çünkü bazen insanlar kötü oldukları için değil, sevmeyi farklı bildikleri için birbirlerini incitiyorlar.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Magda Szabó, son derece sade ama bir o kadar da keskin cümlelerle insan ilişkilerinin karmaşıklığını anlatmış. Kuşak çatışmasını, yaşlılığı ve kentin taşrayı nasıl yuttup yalnızlaştırdığını harika özetleyen bir eser. 'En büyük yalnızlık, birinin yanında kendinizi gereksiz hissetmenizdir' cümlesinin tam karşılığı. Kesinlikle herkesin kitaplığında olmalı.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aslında Iza ve annesi Etelka'nın sevgi dilleri biraz birbirlerine benziyor. Etelka sevdikleri için yemek, temizlik gibi şeyleri yaparak onların hayatını kolaylaştırmayı sevgisini gostermek zannederken
Iza'da sevdiklerine iş yaptırmayarak onların hayatını kolaylaştırdığını düşünüyordu. Ama karşısındakini gerçekten dinlemek veya neye ihtiyacı olduğunu düşünmek her iki tarafın da aklına gelmiyordu. Iza biraz da fazla mantıksal biriydi keşke biraz hislerini de dinleseydi.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın en sevdiğim kitabı değil ama gerçekten basit bir gerçekliği, yaşlanan bir annenin kızı ile zaman geçtikçe sürdürmesi zor olan ilişkisini çok anlaşılır anlatmış.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
akıcı bir dilim.farklı bi kültür.kuşak çatışması.karakterlerin farklı pencerelerden hayata bakışı.iza'nın aile içi dinamiklerini gözlemlemeye hoşgeldiniz.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
10 yıldız olsa vereceğim okuduktan sonra sıksık düşündüğüm bir kitap oldu. Anne baba ilişkisi kendimizi nasıl gördüğümüz ve aslında nasıl olduğumuz hakkında beni kaygılandırdı iyi anlamda. Okurken ağladım beni etkiledi.