“Hepimiz pisliğimizi ona silerek temizledikten sonra çok erdemli hissettik kendimizi. Onun çirkinliğinin üstüne bindiğimizde hepimiz çok güzeldik. Sadeliği bizi süsledi, suçu günahlarımızdan arındırdı, çektiği acı sağlıkla ışıldamamızı sağladı, acayipliği sayesinde mizah anlayışımız var zannettik. Onun konuşamaması kendimizi dilbaz sanmamızı sağladı. Yoksulluğu bizi bonkör kıldı. Karabasanlarını bile kendi kabuslarımızı bastırmakta kullandık. Egolarımızı onun üzerinde biledik, karakterlerimizin içini onun kırılganlığıyla yumuşacık doldurduk ve güçlü olduğumuz yanılsamasıyla esnemeye koyulduk.”
Toni Morrison ile yolculuğum sürüyor. 1970’te yayınlanan ilk romanı “En Mavi Göz” pek övüldüğü için biraz bekletmiştim, sonunda okudum. Çok dokunaklı bir metin olduğu ve bir ilk roman için çok iyi olduğu muhakkak ama 1993 baskısına yazdığı sonsözde kendisinin de ifade ettiği üzere teknik açıdan problemleri olan bir kitap bu bence. Bundan önce okuduğum, daha sonraki dönemlerde yazdığı kitaplarında kurmacanın dinamiklerini çok daha iyi kullanıyor, karakterlerini çok daha başarılı kuruyor ve derdini çok daha iyi anlatıyor. Bu kitaptaysa en doğruyu yapmaya çalışırken biraz fazla karmaşıklaştırmış yapıyı gibi.
Her zamanki gibi ana ekseni ırkçılık olan bir hikâye bu. Irkçılık ve aslında onunla beraber biçimlenen güzellik algısı. 1941 yılındayız, ABD savaşa giriyor ve o sonbaharda topraktan hiç kadife çiçeği çıkmıyor. Daha kitabın ilk cümlesinde nasıl bir kabus okuyacağımızı öğreniyoruz: “Kadife çiçeklerinin yetişmemesinin sebebinin, Pecola’nın öz babasının çocuğuna hamile kalması olduğunu düşünmüştük o zamanlar.” Hikâyenin bir noktada buraya varacağını bilerek, huzursuzlukla okuyoruz metni. Morrison bizi uzun uzun dolaştırıyor, Pecola’yı anlatıyor. Pecola siyah bir küçük kız. Maruz kaldığı ayrımcılığın “çirkin” olmasından ötürü olduğunu düşünüyor, o nedenle tek bir arzusu var: mavi gözlere sahip olmak. Beyazlar gibi mavi gözlü olursa her şeyin çözüleceğine inanıyor.
Ve fakat işte, başta alıntıladığım kısma geleyim; çözülmüyor, çözülmeyecek çünkü hepimiz kolektif bir suçun ortaklarıyız. Teknik kusurlarına rağmen derdini, bakma biçimini çok sevdim neticede. Böyle.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Üniversite de dersimizde işlediğimiz bir roman, şimdi tez için Türkçe çevirisinin de elimde bulunması için aldım. Kitap güzel fakat içindeki olaylar rahatsız edici olabilir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Irkçılık, travmalar ve aile içi şiddete dair üzücü ve rahatsız edici bir konusu var kitabın. Dili akıcı, yormadan zorlamadan okunuyor ve gerçekten iyi bir kitap olduğunu düşünüyorum ama hassas bünyelere önermem.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nobel edebiyat ödüllü bir kitap ancak hiç beğenmedim.Herkes ırkçılık hakkında kitap diye başlamış ancak ırkçılıktan ziyade tüm insanların çirkin yanlarının toplandığı saçma sapan zaman kaybı bir kitap. Bitiremediğim 2. Kitap