Romanda hiç çalışmadan yaşayabilmesine yetecek kadar geliri olan ve ne iş yaptığını soranlara "aylak" olduğunu söyleyen bir adamın, gerçek sevgiyi yaşayabileceği bir kadını aramasını anlatıyor yazar.
Çalışmasına gerek olmadığı ve zengin sayılabilecek kadar geliri olmasına rağmen oldukça sıradan bir hayat yaşayan aylak adam, günlerini hep bu kadını aramakla geçiriyor.
Romanın ilerleyen bölümlerinde, yazar beraber olduğu ve "acaba aradığım kadın o mu?" diye düşündüğü kadınlarla yaşadığı ilişkilerde genel insan davranışları, kalıpları ve baskıları altında kalınca hayal kırıklığına uğramaktan kaçamıyor.
Romanda dönemin kadın-erkek ilişkisi kalıplarına ve bu kalıplarla toplum baskısının kadınla erkek arasındaki sevgiyi nasıl kötü anlamda etkilediğine sık sık vurgu yapılıyor. Günümüzde de aynı sorunların devam ettiğini görmek, toplumların aslında kalıplarından kolay kolay çıkamadıklarını anlamak açısından önemli.
Yazar, romanın ana karakterinin çocukluğunda yaşadığı travmatik aile sorunlarının yetişkinlik döneminde onu nasıl etkilediğini oldukça net bir şekilde ortaya koymuş. İlk başlarda ana karakterin bazı davranışlarına anlam verilemese de, romanın ilerleyen bölümlerinde çocukluk dönemi anlatılınca durum netleşiyor.
Kitabın bazı bölümleri ağır psikolojik anlatımlar içerse de genel olarak akıcı bir roman.
"Yaman adamdı bu dilenci. İnsanların işten dönerken ucuza huzur satın aldıklarını biliyordu." (s.54)
"Biz, hoşgörüsü olmadığını bile bile, başkalarında kendininkinden ayrıyı bağışlamaya çalışana hoşgörülü diyoruz." (s.140)
"Bilinç akışı" tekniği ile yazılan "Aylak Adam", hayata karşı yabancılaşan karakterinin içsel dünyasına göz atarken, çevresinde olup bitenleri servis etmeyi de ihmal etmiyor. Albert Camus'nün "Yabancı" romanıyla benzer izler taşıdığı aşikar. Yabancı'nın ana karakteri Meursault ile Aylak Adam'ın "C" si hayata aynı pencereden bakıyor. Her iki karakter de melankolik bir ruhun esiri.
Yusuf Atılgan'ın ilk kitabı olan eser oldukça zor bir kompozisyon aslında. Gündelik hayatın koşuşturmasındaki insanların, sıradan duygularını anlatıyor gibi görünse de derinlerde yatan duyguları açığa çıkarma çabası eserin okumasını da güçleştiriyor. Karakteri henüz 28'li yaşlarında olmasına rağmen çocukluğunda yaşadıkları onu kısa sürede olgunlaştırmış. Fakat yaşananların derinliği öylesine fazla ki ana karakter "C" hayat karşısında pek bir duyarsız. Neyi önemseyip önemsemeyeceğini ancak kendi belirliyor. Tam olarak güçlü durduğu bir alan yok mesela. Arkadaşları ile sıkı bağlar kurduğunu göremiyorsunuz ya da sevgililerinden istedikleri neler? Hep bir muamma... Kendi zihninde bir delilik yaşıyor... Dilediği anda vazgeçebiliyor ya da kendi yüklediği anlamlar doğrultusunda hayatını anlık kararları ile şekillendirebiliyor.
Hayatı yaşayış şekli öylesine modsuz ki, bir amacı olmadan yaşamı idame ettiriyor. Birşeyler aradığı belli, kesin ama tam olarak neyi, nerede ve ne zaman arzuladığı belirsiz. Biraz içerlenmişlik, biraz duygusallık, biraz rasyonellik derken karma bir duygu anlayışı ile belirsizliğini pekiştiriyor.
Çalışmıyor, üretmiyor.. Her şeyi hazır kullanıyor. Mirasyedi bir genç olmasından kaynaklı "para" konusunda tasası yok. Dolayısıyla istediği yerde gününü gün edebiliyor ama nihai olarak mutsuz. Çünkü, hayata karşı bir yabancılık çekiyor. Çocukluk yıllarında yaşadığı olayların etkileri onu hayata sağlam şekilde bağlayamıyor. Hep bir kaçış halinde. Seviyor firari olmayı... Bu firarilik hem zihnen hem de bedenen...
Yazar, ana karakterini hem kendi bakışından hem de etrafındaki karakterlerin bakışından oldukça güzel anlatmış. Farklı bir üslup, temiz bir dil ile de başarısını taçlandırmış.
Nasıl denir? Darmadağınık, umarsız ve başına buyruk…Bazen savruk kimi zaman da olduğundan ciddi…Yazıldığı tarihe bakıldığında bugüne göre oldukça ileride olan bu romanı başka türlü izah etmek zor.
Fiziki olarak oldukça kısa olarak nitelendirilebilecek kitabın, içerisine girdiğinizde nasıl bir hengâmeye tutulduğunuza hayret edeceksiniz. Edebiyat öğretmeni olan bir arkadaşıma Tutunamayanlar’a başlamaya cesaret edemediğimi anlattığımda "Aylak Adam’ı okursan onu da okursun" dediğini hatırlıyorum. O kadar dolu bir kitap...
Aylak Adam, hayatını aylak olarak geçiren, parası olan (çalınan para olarak niteleniyor) ve tüm istediklerini para karşılığı alan ama asla ruhundan herhangi bir duygu vermeyen, sevmekten korkan, duygusal yoğunluğuyla yaşadığı her âna anlam yükleyen, garip, kısmen kırgın bir adamın romanı… Evet "adamın" çünkü romanda adı bile yok. Albert Camus Yabancı ve Knut Hamsun Açlık kitaplarının farklı bir anlatısı ama bizden… İlk fırsatta bir kez daha okumayı düşünüyorum.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk modernizminin zirvelerinden olan bu roman, "C." karakteri üzerinden şehirli bireyin yabancılaşmasını ve "gerçek olanı" ararken yaşadığı derin yalnızlığı anlatır. Toplum dışına itilen ruh halinin ve imkansız aşkın peşinde koşan huzursuzluğun estetik bir dökümüdür.
Bir insanın hayattaki amacı ne olmalı, nasıl yaşamalı, nasıl davranmalı, nasıl ilişki kurmalı bu soruları kendinize yönelteceğiniz zaman cevapları bulduğumuzda bir amaca ulaşmış olur muyuz? Kitabın karakteri bunları hatırlatır ama her zaman kendisine sorulduğunda ben aylakım dediğini görürüz gerçekten aylak olmasından doğan bir cevap mı yoksa olmasını istediği kişiye dönüşme arzusu mu? Aslında kitap bir sonuca varmaktan çok sorgulama romanı belkide insanı etkileyecek yönü bu, dünyanın monotonluğuna karşı bir tepki. Ayakta durma, zorlukları aşma çabası.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aylak Adam, okurken sizi İstanbul’un boş sokaklarında Selim’in ardında sürükleyen, hem düşündüren hem de hafifçe gülümseten bir roman. Cahit’in dili sade ama satır aralarında öyle bir tuhaflık, öyle bir boşluk var ki, fark etmeden içine çekiyor. Kitap hızlı bitirilecek türden değil; her adımında merak uyandırıyor, bazen de içimizi hafifçe rahatsız ediyor. Okurken kendinizi karakterle birlikte dolaşırken buluyorsunuz ama bir yandan da “ne olacak şimdi?” diye soruyorsunuz. Şehirle, insanla ve zamanın boşluğuyla dans eden, merak uyandıran bir kitap.