"Kendini boşuna harcamış olur insan / Dilediğine erer de sevinç duymazsa / Yıktığın hayat kendininki olsun daha iyi / Yıkmakla kazandığın şey kuşkulu bir mutluluksa."
Shakespeare külliyatının tamamını zamanında okuduklarım ve daha evvel okumadıklarımla baştan okuma serüvenim Macbeth ile sürüyor. Klasiklerle başladım, Hamlet'in üstüne Macbeth okuyayım dedim; üzerimde seneler önce bıraktığı etkinin azalmadığı gibi arttığını gördüm - ne büyük bir başyapıt bu ya. Hala nasıl genç, nasıl diri, nasıl zamansız bir metin. Nasıl güzel yıllanıyor, nasıl güzel yaş alıyor. Bir de her okuyuşta insana nasıl yeni gelebiliyor? Shakespeare'in büyük sırlarından biri bu.
Macbeth'e dair bugüne dek edilmiş sözlerin ötesinde ne söyleyebilirim bilmiyorum, dolayısıyla çok uzatmayacağım bu incelemeyi. Kötülükle ilişkimize, hırsın bir yol gösterici olmasına izin verdiğimizde içimizde açabileceği karanlık dehlizlere, vicdanın karmaşık dinamiklerine dair ne çok şey söylediği malum. "Vurup, kırıp, parçalayarak" elde edilen zaferlerin bizde parçaladıklarını ne yapmalı? Zafer ne zaman zafer olmaktan çıkar? Muzaffer ne zaman aslında yenildiğini anlar? Peki sonrası ne?
Bunlar, kitabın her okuyuşta yeni bir cevapla beliren büyük soruları. Bu büyük soruların ötesinde tabii Shakespeare'in muazzam diline değinmeden edemeyeceğim. Yutmak, içmek istiyorum kelimelerini. Örneğin şu uyku tarifi: "Kimseler uyumasın artık, Macbeth uykuyu öldürdü / Evet, masum uykuyu, kaygılar yumağını çözen uykuyu / Her günkü hayatın ölümünü / Yorgunlukları yıkayan suyu / Yaralı canların merhemini / Yüce tabiatın baş yemeği / Hayat sofrasının cana can katan ziyafeti." Yani, ah. Nasıl güzel, nasıl şiirli.
Neyse, bir kez daha çok sevdim sonuçta. Lady Macbeth üzerine ayrıca uzun uzun yazmak lazım ama çok yazıldı çizildi zaten. Şu kadarı kâfi olur herhalde: bu kadının yüzlerce yıldır şiirlerin, öykülerin, başka oyunların, teşhislerin, şarkıların konusu olmasına şaşmamak lazım. Ne kadın, ne karakter.
Çok iyi oldu bu Shakespeare yolculuğuna başlamam. Mesudum.
Macbeth, William Shakespeare’in en çarpıcı tragedya eserlerinden biri olarak, güç ve iktidar hırsının insan ruhunda yarattığı yıkımı etkileyici bir şekilde anlatır. Macbeth’in kehanetlerin etkisiyle adım adım suça sürüklenmesi ve vicdanıyla verdiği mücadele, okuyucuya yoğun bir psikolojik derinlik sunar. Karanlık atmosferi ve güçlü anlatımıyla eser, kısa olmasına rağmen kalıcı bir etki bırakır.
Eserde hırs, kader ve suçluluk temaları ustalıkla işlenirken, Lady Macbeth karakteri de hikâyeye ayrı bir dramatik güç katar. İnsan doğasının karanlık yönlerini gözler önüne seren bu eser, okuyucuyu hem düşündüren hem de sarsan bir deneyim sunar. Klasik edebiyatın vazgeçilmezlerinden biri olarak her dönemde değerini korur.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tiyatro türünün klasiklerinden. Böylesi bir eseri anlamak için dönem İngilizcesini öğrenip orijinal dilinden okumak geliyor içimden. Bu tarz kitaplar sayıca azdır, insanı yazıldığı dili öğrenmek için şevklendirir, yüreklendirir. Shakespeare, Kafka, Balzac.. Bunlar büyük adamlar, kendi dillerini kalkındırmış olanlardır.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsanın içinde hiç durmayan yükselme arzusunu, politik hırsını işliyor oyununda Shakespeare. Ve iktidar sevdasına bir diktatörün sonu...
Son söz:
Sön, cılız kandil, sön! Hayat dediğin ne ki:
Yürüyen bir gölge, bir zavallı kukla* bu sahnede:
Bir saat boy gösterip, boyun kırıp gidecek!
Bir daha da duyulmayacak artık sesi.
s.101
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
eseri okurken bir yandan da olaylar gözlerinizin önünde yaşanıyor. giriş kısmında yazar ve eserlerinin tarihi gelişimi hakkında bilgi verilmiş ancak önsöz kısmında olayların nasıl ilerlediği kısaca özetlenmii neredeyse. okumadan önce hikayeyi ve ilerleyen sayfalarda neler olduğunu öğrenmekten hoşlanmıyorsanız önsöz kısmını kitabı bitirdikten sonra okumalısınız.
"çık elimden melun leke" meşhur tiradıyla kalplere dokunan Shakespeare'in önemli eseri. kadının ihtirası, erkek üzerindeki hükmü, hırsları vs. mükemmel anlatılmış. mutlaka okunması gereken bir eser.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Beni mahmuzlayan tek şey, kendi yükselme hırsım" der Macbeth.
"Benim başıma meyvesiz bir taç oturttular,
Elime kısır bir asa tutuşturdular.
Ben kral babası olmayacağıma göre
Tacı da asayı da çekip alacaklar demek benden.
Demek Banquo'nun soyu için kana boyadım elimi,
Onun oğulları için öldürdüm iyi yürekli Duncan'ı,
Onlar için vicdan azaplarına boğdum rahat uykularımı.
Onlar kral, Banquo'nun tohumları kral olsun diye
Şeytana sattım canımı, ölümsüz mücevherimi!.." der üzerine zamanla oturacak krallık için ellerini kana bulayan Macbeth.
Hırsı uykularını kaçırdı, delirtti, gözünü döndürdü. Artık şöyle anılır oldu Macbeth:
"Krallığı bol geliyor sırtına
Bir cücenin bir devden çaldığı kaftan gibi."
*Uzun zamandır doğru zamanda okurum diye beklettiğim bir Shakespeare klasiğiydi. Çizdim. İşaretledim.