insanın zihninin bir kenarında durup arada bir şeyler fısıldaması bile kıymetli...
“İki kişi arasındaki aşk buluşması iki çocukluğun anlaşmasıdır.”
Ünlü Fransız yazarlar Julia Kristeva ve Philippe Sollers’in farklı zamanlarda yaptıkları konuşmalardan derlenmiş bir kitap bu, ismi ile elbette Thomas de Quincey’in ünlü eseri “Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Cinayet”e göz kırpıyor. Kristeva da, Sollers de isimlerini çokça duyup hiç okuma şansı bulamadığım yazarlardı, dolayısıyla bu kitap aslında her ikisiyle de tanışma kitabım oldu.
Çok sevdim. İsmini eleştiren çok olmuş, oysa bence şahane bir isim bu. İki insanın birbiriyle uzun, çok uzun süre beraber kalmayı başarması bir sanat çünkü sahiden, en güzelinden bir sanat hem de. Dört bölümden oluşan kitabın “Kafa Denkliği, Gülmeler, Kırgınlıklar” başlıklı ilk bölümü ile “Ötekini Sevmek” başlıklı son bölümü; aşka, sadakatin tanımına, sevmenin biçimlerine, tahammülün dinamiklerine, ikinin bir olması / birde iki olma meselelerine dair nefis içgörüler sunuyor. “Akıntıya Karşı İçsel Deneyim” başlıklı uzun ikinci bölüm beni biraz zorladı, burada biraz fazla felsefi ve takibi güç bir tartışma yürütüyor ikili, özellikle Kristeva’nın psikanalist olmasından kaynaklı olarak yüzdükleri Freudyen sular beni seviyemi aştı ama yine de anlayabildiğim kadarından epeyce keyif aldım.
Benim de üzerine epeyce akıl yürüttüğüm konularda müthiş pencereler açtı bazı konuşmaları. Örneğin şu pasaj, burada da dursun: “Ben her zaman Çin’in yin yang’ına dönerim; iki insan Batı’nın hep düşündüğü gibi tek bir insan olmak için bir araya gelmiyor: Metafizik açıdan, iç içe geçen bir birlik olmalı. Çin perspektifinden baktığınızda, iki kişi iseniz, dört kişisiniz demektir. Neden mi? Onun dişiliği asla benim dişiliğim olmayacak, benim erilliğim asla onun erilliği olmayacak, o halde dört ediyoruz. Saygı ve aşk dolu bir eşitliğin, dört kişi olduğunu bilmesinden ibaret iki kişilik bir diyalog.”
Ne müthiş tanımlama. Özümsemesi de, uygulaması da çok zor belki ama insanın zihninin bir kenarında durup arada bir şeyler fısıldaması bile kıymetli. Romantik ilişkilere dair kafanız iyi anlamda karışsın istiyorsanız, muhakkak bakınız bu kitaba. Arz ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
aşk duygusunun zamana ve dünyaya rağmen böyle bir şey var dedirten özgürlüğünü geniş bir toplumsal ve tarihsel bağlam kapsamında ele alıyor. gördüklerimiz ve hissettiklerimiz arasındaki uçurumun derinliğini içten, abartıdan uzak ve estetize etmekten çok hakikati ortaya çıkaracak bir ustalıkla kavrayan psikanalist, edebiyat teorisyeni, yazar ve düşünür julia kristeva ile yazar philippe sollers, farklı tarihlerdeki ve mekânlardaki konuşmalarında aşkı, kendi kişisel tarihlerinin ve evliliklerinin bilinç-duygu alanına yaklaştırıp uzaklaştırıyorlar. aşkın insanla ve hayatla yenişemeyen lisanına, kabullenilmiş uyumsuzluğumuza daha önce karşılaşmadığımız bir dil yardımıyla yanıt veriyorlar. bu sayede bize geniş bir perspektif aracılığıyla hayatı, ilişkileri, geçmişi, şu an içinde yaşadığımız çağı ve en önemlisi kendinde bir varlık olarak insanı yorumlayabilmemiz adına olanak tanıyorlar.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her iki yazarın kendi iç dünyalarına, kalemlerine, tarzlarına ve ilişkilerine bu kitapta (aslında kaydın yazıya dökülmüş hali) ulaşmak mümkün. Başlangıç veya tanışma olarak kabul edilebilir. Sıkmayan ve akıcı bir diyalog olmuş.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
bizim toplumumuzun evlilik algısının çok uzağında bir kitap. adına aldanıp aldık ama ne üslubunu hem de aldatmayı normal karşılayan ifadelerini begenmedik.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aşk ve evlilik üzerine yazılan nadide bir eser olarak düşünmüştüm fakat beklentimin biraz aşağısında kaldı. Felsefik çıkarımlarla süslü bir felsefe kitabı. Doğrusu, ben okurken darlandım. Yine de her kitap bir şey katar. Birkaç felsefe doktrin faydası oldu.