Mahcubiyet ve Haysiyet
Mahcubiyet ve Haysiyet

Kitapyurdu Fiyatı: 91,06TL

Ürüne Git
211Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Mahcubiyet ve Haysiyet
Patlama anının doğallığına bakınca dayanabileceği kadar dayandığını görüyorum adamın. Ibsen'in bir oyununu anlatıyor, öğrenciler dinlemiyor, öğrenciler koca bir kültürü umursamıyor, yirmi beş yılın ardından öğretmenliğini kaldırıp atası geliyor adamın ama bunu da yapamıyor, en sonunda dersi biter bitmez evine gitmek için hareketleniyor, dışarıda yağmur var, adamın şemsiyesi açılmıyor, adam şemsiyesini taşlara vura vura açmaya çalışırken ellerini yaralıyor, şemsiyesini parçalıyor, kendisini izleyen öğrencilerden birine enformatik bir nida salıyor, kıza söylemediğini bırakmıyor ve yürümeye başlıyor. Norveç'in sokakları, yağmuru, karanlığı. Kendini tutmaya çalıştığı için geçmişine yöneliyor. Anılardan ulaştığı şimdide koca bir yıkıntı duruyor. İşinden olacak, kariyeri mahvolacak, saygınlığı yitecek ama daha kötüsünü çoktan yaşadığını görüyor. Yaşamını ilk kez düşünmüyor ama o aydınlanmayı ilk kez yaşıyor, görüşünde ilk defa bir berraklık var. Bunu anlatımın biçim değiştirmesinden anlayabiliyoruz. Serbest dolaylı anlatım vasıtasıyla anlatıcı ve Elias'ın düşünceleri birleştiğinde, Elias karikatürleştirildiğinde -önem verdiği meseleler tekrarlanır, birkaç defa aralara sıkıştırılmış tekrarlar… Hemen bir bağlantı. Sınıfta anlattığı oyundaki karakterin, aslında gereksiz olarak gördüğü karakterin, hatta Ibsen'i bu gereksizlik yüzünden eleştirmesine yol açan karakterin tek bir sözü: "'Bir insanın elinden hayatı boyunca kendisini kandırdığı şeyi aldığınız anda mutluluğunu da bitirirsiniz.'" (s. 9) Sırf bu replik, adamın gerekliliğini, en azından bu metinde ortaya koyuyor. Yalanı elinden alınan Elias için mutluluğu yakalamak pek mümkün değil, yağmur altında tek başına yürürken. Her şeyin bittiğini düşünüyor ve metin de sonlanıyor böylece. Gerçeği kurguluyoruz ve umduklarımız gerçekleşmeyince kendimize dönüp bakıyoruz. Görmek istemediğimiz için körüz. Her şeyin apaçık ortada olması bir önem taşımıyor, istediğimiz gibi yorumlayıp devam ediyoruz, çöküşle birlikte yeni bir gerçekliğe girişiyoruz ve bunun bir döngüye dönüşmemesini umuyoruz. Bu döngünün farkına varış anı işte, Elias'ın yaşadığı şey tam olarak bu.
Betül Dinler
Betül Dinler 07 Şubat 2021
mükemmel yazmissiniz, kendi adıma teşekkür ederim bu güzel yorum için
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
13.05.2026
Mahcubiyet ve Haysiyet
Norveçli yazar Dag Solstad’ı okumaya epey yanlış bir yerden (T. Singer ile) başlamış ve hiç sevememiştim, sonra herkes “öyle olmaz, önce Mahcubiyet ve Haysiyet” demişti, gecikmeli de olsa laf dinledim ve okudum Mahcubiyet ve Haysiyet’i ve evet, bu kez oldu. Romanın başlarken pek bir şey ifade etmeyen adı, kitabı bitirince anlam kazanıyor: bu kitap bu çağın çözülmesine dair bir roman ve bu çağda yitirdiğimiz iki temel şey olan mahcubiyet ve haysiyet, varlıklarıyla değil yokluklarıyla bu romanın baş rolündeler. Daha ilk sayfadan romanın derdinin bu olduğunu söylüyor yazar: “bu çağda ve bu koşullar altında yaşamak zorunda kalmanın verdiği ve bir türlü kurtulamadığı rahatsızlık” diyerek. Rahatsızlığı duyan kişi Elias Rukla; son derece sıradan, rutin ve sıkıcı hayatından ziyadesiyle bunalmış bir edebiyat öğretmeni. Kendisini durmadan yoklayan anlamsızlık hissi yeni değil aslında, metin ilerledikçe ve biz karakterimizin geçmişini, evliliğini, insanlarla ilişkilerini öğrendikçe anlıyoruz bunu. Yani bir orta yaş krizinden daha öte, daha yapısal bir mesele mevzubahis ve büyük ölçüde içinde yaşadığı dünyadan kaynaklanıyor bu hal. Ben şahsen çok sayıda Elias Rukla tanıdım. Hakeza kitapta bolca bahsi geçen, eski Marksist yeni kapitalist arkadaşı Johan Corneliussen’den de bolca gösterebilirim, özellikle babamların kuşağında çok sayıda örneği var, ki zaten bu roman da bir anlamda son idealist kuşağın savruluşuna yakılmış bir ağıt kanımca. Elias Rukla’nın okulda yaşadığı bir patlamadan sonra eve dönerken düşündüklerinden müteşekkil bu minik novella, mahcubiyet ve haysiyet üzerine olduğu kadar hayal kırıklığı üzerine de çokça akıl yürütüyor ki bence içinde yaşadığımız dünyanın hakim duygularından biri de o. Şu çok sevdiğim pasajla bitireyim: “En fenası, kimseye söyleyecek bir sözü yoktu. Sözü ancak kendineydi. Bir çağ kapanmıştı, o ise oturmuş burada kendi kendine konuşuyordu. Bir çağ kapanmıştı ve toplumsal konularla ilgili bir birey olarak Elias Rukla’yı da beraberinde götürmüştü.” Dag Solstad’la aramızı biraz düzelttik gibi, hadi hayırlısı. Banu Gürsaler Syvertsen’in pırıl pırıl çevirisinin de bunda payı büyük şüphesiz.
tugbalear
Üstat
08.11.2023
Yazarın Henrik Ibsen hayranlığı kitabın ilk sayfalarında yine kendini gösteriyor. Açıkçası daha çok Yaban Ördeği tahlili isterdim o kısımların tadı damağımda kaldı. Bir Türk Edebiyatı öğretmeni olarak roman kahramanının sınıf içindeki durumunu ve bir meslektaşının Hans Castrorp'tan bahsettiğinizde yaşadığı heyecanı, edebiyattan ve kitaplardan bahsedecek bir dost bulma isteğini, çırpınışlarını derinden hissettim. Maalesef ki bu kitabı tavsiye edeceğim bir meslektaşım ve branştaşım yok. Okumayacaklarını biliyorum ve seni çok iyi anlıyorum Elias...
eda
Kitapkurdu
22.04.2026
güzel bir kitap tavsiye olunur, faydalı
Sezin Yıldırım
Kaşif
26.02.2026
Henrik Ibsen'in Yaban Ördeği kitabının peşine okuduğum bir kitap oldu. Norveç'te yaşayan bir edebiyat öğretmeninin sınıfta bu kitabın tahlilini yapması ve sonrasında gelişen olaylar neticesinde tüm hayatını, işini, eşini tekrar sorguladığı, bizi öğretmenin geçmişine götürüp getiren bir anlatım. Yer yer beni kaybettiği kısımlar oldu ama 2 gün gibi bir sürede sıkılmadan bitirdim.
masfiro
Üstat
13.02.2026
İlk defa bu yazarın kitabını okudum, severek okudum
mervedemirkılıç
Kitapkurdu
21.01.2026
yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Bir edebiyat öğretmeni olarak sınıf içimdeki hallerimde kendimi buldul bir an. zevkle- heyecanla anlattığınız bir konunun karşınızda tepki uyandırmaması büyük hayal kırıklığı yaratıyor.
Vuslat Kahraman
Üstat
10.01.2026
Mahcubiyet ve Haysiyet, yükte hafif ama ruhta ağır bir eser. Dag Solstad'ın en ikonik romanı; çağımızın "utanç ve onur kaybı"nı öyle çıplak anlatıyor ki okuduktan sonra hem mahcup hem haysiyetsiz hissetmemek elde değil.Kitap okuyanı kendiyle yüzleştiriyor.
zynpyçdnz
Kitapkurdu
08.01.2026
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı.Yeni tanıştığım yazarları ya da kitapları yorumlamak için bir kitap daha okumayı hak ediyor diyebileceğim bir kitap oldu.
zara su
Kitapkurdu
02.12.2025
idealist bir öğretmenin, var olma çabası yorgun geçen yılları içinize işliyor hikayesi...
giz~
Kaşif
23.11.2025
"Ah, Elias Rukla konuşacak birinin varlığını nasıl da delice özlüyordu.Ah, birinin onun sözünü kesip bir şeyler söylemesini, hiç değilse 'Hayatın bize sunacağı bunlardan daha büyük şeyler vardır.' anlamına gelecek bir gönderme yapmasını nasıl da özlemle bekliyordu. " Seni öyle iyi anlıyorum ki Elias. Ben de bir öğretmen olarak, dilediği söyleşileri gerçekleştiremeyen bir öğretmen olarak seni öyle iyi anlıyorum ki... Dag Solstad' ı okumayı seviyorum. Sular seller gibi akıp gitmiyor benim için dura dura, soluklanarak okuyorum. Öyle iyi çözümlüyor ki karakteri nerede görsem tanıyacak gibiyim Elias Rukla'yı ve şemsiyesini:')
Elif Görür
Bilge
10.10.2025
dag soldtad şaşırtıcı dahice yazılmıl metinler üreten müthiş yazar
laedri88
Üstat
03.08.2025
Zaman zaman hepimiz kendimizin anlaşılmadığını düşünürüz. Kimseyle hiçbir şey paylaşamadığımız anlar olur. Ne iki çift laf edecek bir dost vardır çevremizde, ne de halimizden anlayacak birileri. Elias da böyle bir ruh hali içinde buluyor kendisini. Toplumla uyuşmayan, kültürel birikimini, özünü yansıtamayan bir aydın. Kalabalıklar içinde bir başına. O bir “eski dünya insanı” ama yeni dünyada yaşıyor. En yakın arkadaşının karısına büyük hayranlık duymuş, hatta aşık olmuş. Zamanla Elias ile Eva‘nın yolları birleşmiş. Çünkü Elias Eva‘yı sanki beklemiş. Hayat da böyle, bazen istediklerin umduklarını vermez sana.
fema60
Kitapkurdu
22.01.2025
Egil’in hikayesi, toplumun birey üzerindeki etkilerini sorgularken, aynı zamanda her bireyin kendi haysiyetini bulma çabasını da yansıtır. Eser, sadece bir karakterin yolculuğu değil, tüm modern toplumun bireyi nasıl şekillendirdiğini sorgulayan, derinlemesine bir okuma deneyimi sunuyor.
Muhammet S.
Kitapkurdu
15.12.2024
Elias Rukla, okuyan herkesin kendinden bir parça bulacağı bir karakter... " Seni seviyorum" cümlesini duyamamanın haysiyeti ve mahcubiyeti üzerine...
Açık ve net birisi
Bilge
Kitabın ilk başlarında tiyatral bir eser üzerine konuşuluyor. Fakat akıcı olmasına rağmen etkileyicilikten uzak. Kitabı bitirdiğinizde okumasam da olurmuş diyorsunuz maalesef.
Zeliha Ünal
Kitapkurdu
22.07.2024
Kısa olmasına rağmen etkileyici ve üzerinde uzun uzun düşünebileceğiniz bir kitap. İnsanlar kitabı sevmek konusunda ikiye ayrılmış ya seveceksiniz ya da nefret edeceksiniz.
Zenci Forvet
Kitapkurdu
09.06.2024
Bu yazarı maalesef beğenemedim. Belki ileride tekrar şans veririm.
pomaks
Kitapkurdu
01.06.2024
bütün öğretmenlerin okuması gereken harika bir roman. geçmiş ve günümüzdeki ortaöğretim çağındaki gençlerin okula neler hissettikleri çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor... insanın zembereğinin boşalmasına çok ufak şeylerin sebep olabileceğini göstermesi de ayrıca önemli... mutlaka okunmalı...
kaptanınpaltosu
Kitapkurdu
12.05.2024
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Doğrusu sevdim. Biraz yoğun zamanıma denk geldi ama yine de beğendim. Kitaptaki sorgulamalar, eleştiriler hoşuma gitti.