1116Yorum
BETÜL BOZKURT
22.08.2023
Tanpınar'ın Modernizm Karşısındaki Temkinli Duruşu : Beş Şehir
20. yüzyılın ilk yıllarında doğan Ahmet Hamdi Tanpınar, şair, yazar, edebiyat tarihçisi, akademisyen ve siyasetçidir. Kadı olan babasının görevi nedeniyle çocukluk ve ilk gençlik yıllarını çok farklı şehirlerde geçirmiştir. Tanpınar'ın yaşamının ilk yıllarında tanıştığı farklı kültürler, düşünce dünyasında ve eserlerinde büyük yer etmiştir. İlk kez 1941 yılında Ülkü mecmuasında dizi olarak yayınlanan şehir anlatıları, 1946'da Konya'nın da eklenmesiyle Beş Şehir olarak kitaplaştırılmıştır ve kitap zaman içinde pek çok düzenlemeden geçmiştir. Ağustos 1976'da Dergah Yayınları'ndan ilk baskısı yayınlanan Beş Şehir, 2023 yılı itibariyle 57. Baskısı ile okurlara sunulmuştur. Cumhuriyet'in ilk öğretmenlerinden olan Tanpınar'ın Beş Şehir adlı eseri çocukluğunda yaşadığı Ergani - Madeni, Sinop, Kerkük ve Musul gibi babasının görevi sebebiyle bulunmak zorunda olduğu topraklarda geçmez. Beş Şehir Tanpınar'ın öğretmenlik yaptığı dört şehir ve Bursa'da geçer. Tanpınar, Cumhuriyetin ilk yılında, henüz 21 yaşındayken Erzurum'da edebiyat öğretmenliğine başlar. Üç yıl sonra 1926'da Konya Lisesinde, 1927'de Ankara Lisesinde, 1930'da Ankara Gazi Terbiye Enstitüsünde ve 1932'de İstanbul'daki Kadıköy Lisesinde öğretmenlik yapar. Beş Şehir tam da bu şehirlere yaptığı ziyaretlerin ve entelektüel birikiminin tortusudur. Beş Şehir'de Tanpınar'ın deneyimleri öğretmenlik dönemlerinin aksine akronolojik olarak, Ankara, Erzurum, Konya, Bursa'da Zaman ve İstanbul olarak verilir. Beş Şehir salt bir seyahatnâme yahut gezi yazıları dizisi değildir. Tanpınar sıklıkla Evliya Çelebi'ye atıflarda bulunsa da ne Tanpınar bir gezgin, ne de Beş Şehir bir gezi anlatısıdır. Bu bakımdan deneme sınıfında değerlendirilmesi daha doğrudur. Tanpınar, Beş Şehir'de, tarih, zaman, mekan, sanat ışığıyla, sosyolojik unsurları ve kendi deneyimlerini birleştirmiş ve bu birleşim tam da bu topraklar için kritik bir dönem olan Cumhuriyet döneminde meydana gelmiştir. Beş Şehir, ilk olarak Ankara'nın Milli Mücadele yılları sonrasında yıpranmış ve yeniden doğmayı bekleyen hali ile başlar. Ankara yalnız Cumhuriyet'in başkenti değildir elbette, bedenini bu toprakların oluşturduğu Kibele, kaç nesil emzirmiştir kim bilir dolu dolu göğüsleriyle. Tanpınar'ın kitapta görece daha az yer verdiği Ankara yepyeni bir gün doğumunu izlemeye davet ederken, seyre durulacak kul yapılarından uzaktır aynı zamanda. Haliyle yazarın, "Fakat Osmanlı hiçbir zaman Selçuk gibi yapıcı olmadı." eleştirisi dikkate değerdir. Erzurum, Tanpınar'ın ilk kez gittiği bir şehir olmasa da genç öğretmen için çok önemli bir karşılaşma mekânıdır: Ata ile tanışma. Kurtuluş Savaşı'nda kilit öneme sahip, yüksek rakımlı Erzurum'da Tanpınar diğer şehirlere nazaran daha çok insana odaklıdır. Pek çok kültürü birleştiren Erzurum'un savaş kalıntısı insanlarının türlü maceralarla bir Odysseius gibi dönüşüne, halkın kast içindeki varlık biçimlerine, mimari ve sözlü sanatlarına değinir Tanpınar. Billur Piyale ve Yemen türküsü sözlü sanatta en güzel örneklerdendir. Savaşın yaralarını henüz saran Erzurum bir de depremle sarsılır. Bu korkunç kaderi yenecek yine Erzurum'un ruhu bütün halkıdır. Ve Ata asla yalnız bırakmaz Kurtuluş şehrini. Genç ve heyecanlı Tanpınar'a kilit sualler yöneltir Mustafa Kemal Atatürk. Kitabın bu bölümüne özellikle dikkat edilmesi gerekmektedir, çünkü Tanpınar'ın "yeniye karşı beslenen iştiyak" tabirini en iyi Atatürk ile karşılaşmasıyla hissedebiliriz. Anadolu'nun yüksek ruhlu şehirlerinden Konya'dır üçüncü şehir. Konya hem Selçuk mimari hazineleri hem de Mevlânâ, Şems, Yunus üçgeniyle ele alınarak Tanpınar'ın nefis anlatımına mahzar olan bir şehirdir. Ama yetmez, Tanpınar'a büyük hayranlık beslemeye itecek bir de halkın sesi vardır. Konya Hapishanesi'nden yüzünü bile görmediği kadın mahkumların çığırdığı "Gesi bağlarında bir top gülüm var" türküsü... Eğer Tanpınar bir tek şehir ile yetinseydi bu şehir kesinlikle Bursa olurdu. Beş Şehir'in en güzel ve İstanbul'dan sonra en geniş hacim kaplayan ancak İstanbul'dan da önemli bölümü: Bursa'da Zaman'dır. "Bursa'da ikinci bir zaman daha vardır." "Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare, geniş bir anın Parçalanmaz akışında." Bursa'da Zaman şiirinin bir çözümlemesidir adeta şehrin anlatımı. Eski Osmanlı başkenti Bursa, doğanın büyük bir şans bahşettiği ve Osmanlı'nın fetih ruhuyla özenle inşa ettiği büyük bir sanat eseridir. Tanpınar'ın modernleşme arifesinde çektiği sancıların bir bir yansıtıldığı satırlar Bursa'da geçer. Bursa hem mimarisi hem kültürel altyapısı ile Türkiye'de bulunan yabancı gezginlerde dahi gizlenemez bir hayranlık bırakır. Andre Gide bunlardan biridir. Gide nedeni bilinmez bir şekilde İstanbul güzelliğini yadsırken Bursa'da hislerini saklayamaz. Yeşil Camii için : "zekânın kemal hâlinde sıhhati" der. Tanpınar'ın Erzurum'daki yeni eğitim sistemi için hevesli halini Bursa'da eski sanat eserleri karşısında hüzne dönüşmüş olarak buluruz. Türkiye'de zaman bir şehir olsaydı, hakikaten Bursa olurdu. İlk kez Bursa'yla karşılaşan herkesin hissedebileceği gibi... Beş Şehir'in sonuncusu ve en çok yer verilen bir diğer Osmanlı başkenti İstanbul. İstanbul'da hem bir tarih yolculuğuna çıkarır Tanpınar hem de kendisi için çok önemli olan kültürel dünyasına şekil veren yüzlerle tanıştırır okurları. İstanbul bir devlet başkenti olduğu kadar kültür başkentidir. Yaşadığı savaşlar, fetihler, depremler, yangınlar şehrin yüzünü çok defa değiştirse de İstanbul daima güzeldir: "Çünkü, İstanbul sadece abide ve âbidemsi eserlerin bol olduğu şehir değildir. Şehrin tabiatı bu eserlerin görünmesine ayrıca yardım eder. İstanbul her süsün, her kumaşın kendisine yaraştığı, ayrı ayrı hususiyetlerini açtığı o cömert yaratılışlı güzellere benzer." Beş Şehir Ahmet Hamdi Tanpınar'ın tarihsel ve sanatsal bakış açılarının edebi ustalıkla perçinlendiği önemli bir deneme. Tanpınar eserinde bu ülkenin önemli şehirleri ile Malazgirt'ten Cumhuriyet'e aldığı yolları, kazanımlarını, inşa ettiklerini, yitirdiklerini, göğsünde beslediği yüzlerce sanatkârı, daima yoksul halkını güçlü diliyle aktarıyor. Doğunun ve batının sanatını içmiş olan yazar, mitolojik imgelemelerle zenginleştirdiği olayları resmin ve müziğin daima canlanıverdiği bir gökyüzüne taşıyor. Eserinde Türkiye'ye gelen pek çok gezgin ve sanatçıdan, Evliya Çelebi, Lamartine, Gide, Théophile Gauter, Lady Craven, Pierre Loti'nin izlenimlerine de değinen Tanpınar bu ülkenin tam anlamıyla farkında olan bir ferdi. Bugün, Tanpınar'ın kültürel perspektifi ile yitirilen zaman mı yoksa zamanla yitirdiklerimiz midir? sorusunu soruyorum. Beş Şehir, güçlü bir mirasla yeniden doğmaya çalışan bir milletin yitirildiği düşünülen ruhu için yazılmış bir modernizm ön eleştirisi. Bu eleştirinin göz ardı edildiğini bugün görüyor olsak da hâlâ bize söyleyecekleri var. Ve Tanpınar ne geçmişin özlemini duyuyor ne de yenilikten korkuyor. Tanpınar'ın en büyük korkusu ruhun yitirilmesi ve ruh, ne zamanın içinde, ne de büsbütün dışında. Ve İnsanlık Babil kulelerinden hiçbir zaman vazgeçmiyor. Neticede Tanpınar tam anlamıyla bir huzursuz ve bu sayede Beş Şehir gibi muazzam bir eseri okuyabiliyoruz. Beş Şehir son derece yoğun bir kitap; çok kez karşılaştığım yorumlarda Tanpınar dilinin ağırlığından bahsederek okurlar uyarılıyor haklı olarak. Tanpınar'ın güçlü sözcük hazinesiyle son derece lezzetli bir anlatımı var ve genç yaşlardaki okurların da korkmadan bu serüvene katılmalarını öneririm. Pek çok kelimede tökezlenilecektir ancak ayağa çok daha güçlü kalkılacağına eminim. Tanpınar'ın Beş Şehir'inin mutlaka okunması gerekiyor, özellikle gençlerin. Günümüzde artan imkanlarla yurtiçi ve yurtdışı gezginlerinin sayısı günden güne çoğalırken, tam da Tanpınar'ın geçmiş özlemini duyacağımız pek çok aksi durum da bulunmakta. Ruhunu yitiren şehirler kadar ruhsuzca gezen insanlar... Sırf birkaç fotoğraf için anı yaşayamadan ve gerçek bir anı biriktiremeden tüketen insanların, dijital hafızaları yok oluverdiğinde geriye hiçbir şey kalmayacak belki de. Tanpınar, deneyimleriyle çok önemli bir yol gösterici. Bir şehri anlamak için ne kadar zaman gerekir? Anlamak için çabalarken geriye baktığımızda zamanın sildikleri ile karşılaşmayacak mıyız yine? Zaman büyük bir silgi ve ruhsuz insanlar da onu çok iyi kullanıyor. Ve ben hâlâ deneyimlerin özgül ağırlığına inananlardanım. Tanpınar'ın diğer eserlerinde de gördüğümüz modernizm karşısındaki çürük duruşa getirdiği eleştirisi Beş Şehir; bir yitirilen zamana sıkışmışlık baş yapıtı. Her daim okunacak, bizim gerçeğimiz.
Saliha Toprak
Bilge
23.08.2023
Geçmişten Günümüze Aralanan Beş Şehrin Kapısı...
Yazarının ve kitabın şöhretini çok kez duymuş olmama rağmen, "Beş Şehir", Ahmet Hamdi Tanpınar’ın okuduğum ilk kitabı oldu. Kitabın başından itibaren dikkatimi çeken ilk konu, günümüz yazarlarının çoğundan alışmış olduğumuz, yalın, dümdüz anlatımdan uzaklaştırıyor bizi. Öyle ki; arada bir serpiştirilmiş eski Türkçe sözcüklerle duraksadığınız, iç içe geçen, yoğun bilgi içeren cümlelerin arka arkaya gelmesi bazen anlamdan kopacağınız korkusunu hissettiriyor. Ancak anlatım öyle doğal, ifadeler öyle içten ki bu his fazla uzun kalmadan yerini güzel bir metin okuyor olmanın lezzetine bırakıyor. Deneme türü ile karşımıza çıkan bu eser aslında yer yer gezi yazısı oluyor, sık sık tarihi bilgileri yormadan anlatan bir metin, bazen coğrafi, bazen mimari esintiler hissedeceğiniz bir kitaba dönüşüveriyor. Geçmişten günümüze taşıyamadığımız bazı değerlerimizin nedenlerini bulduğumuz satırlar çıkıyor karşımıza ansızın. Diyor ki; “Cetlerimiz inşa etmiyorlar, ibadet ediyorlardı. Maddeye geçmesini ısrarla istedikleri bir ruh ve imanları vardı. Taş, ellerinde canlanıyor, bir ruh parçası kesiliyordu. Duvar, kubbe, kemer, çini, hepsi Yeşil’de dua eder, Muradiye’de düşünür…” Kitapta sevdiğim bir üslupta, yazarın, yer yer eşyayı, mimariyi, şehirleri dile getirip konuşturması idi. Geçmişe gidip, tarihe adını yazdırmış şahsiyetlere gönderme yapması, acaba bunu düşünmüşler miydi diye kalemini yorması ilgi çekiciydi. Misal; Ankara ovalarında gezerken, 1071 yılına gidiyor ve dökülüyor kaleminden; “Malazgirt’te bileğinin kuvvetiyle, dehasının zoruyla bize bu aziz vatanın kapılarını açan Alparslan’ı muharebe emri vermeden evvel hangi kuvvetler ziyaret etti ve ona neler gösterdi? …. Hiç tanımadığı, dehalı çocuklar müstakbel zaferlerin kumandanları, henüz söylenmemiş şiirlerin şairleri, henüz yükselmemiş şaheser yapıların mimarları, henüz duyulmamış nağmelerin bestekarları etrafında henüz açmamış bir fecrin gülleri gibi dolaşmıyorlar mıydı? Gözlerinde Sultan Hanı’ndan, ince minareden bir hayal yok muydu? Eğer yokduysa, bütün bunlardan habersiz, bu müjdeleri içinde konuşur bulmadan o büyük işi nasıl yaptı?” Her ne kadar bir çırpıda okunup bitirilmeyecek bir kitap olsa da, sindire sindire, betimlemelerin derinliklerine dalarak, tarihi anlatıların örgüsünü anlamaya çalışarak, güzel vatanımızın geçmişinden bize aralanan bu kapıdan güzel şehirlerimizi ve insanımızı seyre dalmak gerektiğini düşünüyorum. Belki aralanan o kapıdan bir nebze olsun o mukaddes ruhların ışığı yayılır da günümüze aydınlığı ulaşır...
eser1984
Üstat
16.04.2026
Beş Şehir Ahmet Hamdi Tanpınar DERGAH YAYINLARI Beş Şehir'in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta birbiriyle çatışır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir. Bu itibarla onların arkasında kendi insanımıza ve hayatımızı, vatanın manevi çehresi olan kültürümüzü görmek daha da doğru olur.
Seyyaree
Kitapkurdu
09.02.2026
Yazarın beş şehire dair gözlemelerini anlatıyor
Türkiye Yüzyılı
Kaşif
Güzel kitap ilgimi çeken çok bölüm oldu. Şehirlerimiz anlatılırken insanlar es geçilmemiş. Düşünmeye meylediyor.
Kitapkurdu ve Kitapkurtçuğu
Üstat
Tarihi bir rehber eşliğinde şehirlerimizi dolaşırken bambaşka bir üslupla aşina olduğumuz mekanlar anlatılıyor gibi. Tanpınar'dan okuduğum ilk kitap. Çok beğendim.
Elif Yıldırım
Bilge
13.12.2025
Erzurum , Ankara, Konya , İstanbul ve Bursa anlatılıyor. Bu şehirleri gezmiş olmamdan ve buraların tarihinin anlatılmasından dolayı beğendim. okurken kafamda canlandı . önce gezip sonra okumanızı ya da okumanın ardından fazla ara vermeden gezmenizi tavsiye ederim . böylelikle her şey daha güzel oturacak kafanızda.
Murat Takmaz
Kitapkurdu
18.11.2025
Zamanının şartlarıyla anlatılan ustasından beş şehir
Hacer Sarıtürk
Kitapkurdu
07.11.2025
Tanpınar Erzurum,Eskişehir,Konya,Bursa ve İstanbul'u anlatıyor. Tarih sevenler ve seyehatname sevenler için birebir.
Bengisu CELEP
Kitapkurdu
10.07.2025
Toplu aldığım merakla okunmayı bekleyen kitabım.
Büşranur Bayrak
Kaşif
07.07.2025
Ahmet Hamdi Tanpınar mükemmel bir kalem. Mutlaka herkesin birkaç eserini okuması gerektiğini düşünüyorum. Zevkle sıkılmadan okunabilecek bir eser
Ayşegül Baykan
Kitapkurdu
18.04.2025
ÇOK GÜZEL HER ŞEHİR AYRI BİR DÜNYA. BU KADAR GÜZEL ANLATILIR.
şairmustafa
Kitapkurdu
14.04.2025
Gidip gördüğüm ve hatta biraz yaşadığım şehirleri bana başka bir gözle görmemi sağladığı için minnettarım. Her Türkiye vatandaşının okuması gerek. Büyük şairimizin ruhu şad olsun.
Süleyman Enes Cebeci
Kitapkurdu
beş şehir kitabında alınacak en büyük ders şüphesiz bir medeniyet ve şehir felsefesidir. Ahmet Hamdi tanpınar'ın bunu çok iyi bir şekilde verdiğini söylemek gerek tabii bunu yaparken kendi hatıralarından da yola çıkarak bir bağdaştırma yapmış bu bağdaştırmalar yeri geldiğinde sıkıcı olabilir ama bazı yerlerde gerçekten geçmişe aynı tutmuş bağdaştırmalardır kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
Eyüp Kaya
Kitapkurdu
08.03.2025
Beş şehir gitmezsende bu şehirlere bilgi sahibi olabilirsin
Bonnemort 548
Kitapkurdu
28.02.2025
Tanpınar'ın müthiş gözlemi. Çağını çok güzel duyuyor. Mutlaka okunması gereken bir kitap.
m.h.m.d_emin
22.02.2025
Edebiyatımızın usta kaleminden kadim beş şehir hakkında yaşanmışlıkları ve edindiği izlenimleri
Zeynepti
Kitapkurdu
13.02.2025
Şehirlerin özünü sıkıpta esere yansıtmış sanki yazar.
SERDAR GÜL
02.02.2025
Edebiyatımızın usta kaleminden kadim beş şehir hakkında yaşanmışlıkları ve edindiği izlenimleri
e-ozlem
Kaşif
25.01.2025
beş şehre başka bir açıdan bakmamı sağladın.