Ortapia Projesi'nin kurucusu Sinirbilimci Serkan Karaismailoğlu'nun Mater Serisi: Pia Mater- Dura Mater- Arachnoid Mater isimlerini taşıyan üç nöro-romandan oluşmaktadır. Kitaplar, daha kapağını aralamadan evvel tıp, biyoloji ve özellikle Sinirbilim dallarında ihtisas yapanlar için ilk mesajını vermektedir. Biz düşünen deli memelilerin, beyin ve omuriliğini sarmalayan üç zar: sert zar (dura mater), örümceksi zar (araknoid mater) ve ince zar (pia mater) olarak adlandırılır. İlk kez 2019 yılında yayınlanan Pia Mater'in arka kapağında yazdığı üzere, seri, Nöro-Roman denemelerinin ülkemizdeki ilk örnekleridir. Ortapia Projesi ile amaçladığı gibi yazar, Nöroloji'yi okurlarına kurmacayla da sevdirmek istemektedir.
Nöro-Roman: Sinirsel gerçeklerin, belli bir kurgu ve hayali karakterler eşliğinde okuyucuya sunulduğu bir roman türüdür. (Arka kapaktan)
Türkiye sınırlarından uzaklaştığımızda bu alandaki örnekler :
1- Beyindeki Hayaletler - V. S. Ramachandran, Sandra Blakeslee
2- Karısını Şapka Sanan Adam - Oliver Sacks
3- Müzikofili - Oliver Sacks
4- Incognito: Beynin Gizli Hayatı - David Eagleman
5- Beyin Yaşlanır mı? Vücut Yaşlanırken Beyin Hücreleri Ölür mü? - Andre Aleman
6- Neil'in Beyniyle Konuşmalar - William H. Calvin, George A. Ojemann
7- Descartes'ın Yanılgısı- Antonio R. Damasio
8- Subliminal Bilinçdışınız davranışlarınızı nasıl yönetir?- Leonard Mlodinow kitaplarıdır.
Pia Mater başlangıçtaki 0. Bölümle birlikte 47 Bölümden oluşmaktadır. Her bölüm yazarın seçtiği popüler kültürden fazlasıyla aşina olduğumuz aforizmavari cümlelerle açılır. 0. Bölümün mesajının en önemli mesaj olduğu söylenebilir. Yazar, ilk önce karakter ağını çizer ve sonra onları birer birer karşılaştırıp çarpıştırır. Karakterlerine bilimsel isimler veren yazar, pek çoğu fizyoloji ve nöroloji ile haşır neşir olan karakterlerinin duygu durum değişikliklerine kendi üsluplarınca bilimsel birer açıklama getirir. Kitabın sonunda da kurguda yer alan bilimsel atıfları açıkladığı bir kaynakçaya da yer vermiştir.
Maddenin en küçük yapı taşından insan fizyolojisine, insandan aileye ve topluma, kimilerince mucizevi sayılan ağlarla bağlı bir karmaşa içindeyiz. İncecik mucizevi bir zarın işlevini çözmek kadar insanların eylemlerinin açıklanması da son derece güç... Serkan Karaismailoğlu, Pia Mater'de çocuk yaşta toplumun dışına itilenler ve topluma kazandırılanları aynı sahneye taşıyor. İster istemez akla Mahabharata Destanı'nın ünlü parçası Bhagavad Gita'nın 3. ve 4. Şarkılarını getiriyor :
BHAGAVAD-GITA, 3. ŞARKI
Her eylemden kaçarak gerçekten özgür olunmaz eylemden Bir dakika bile olsa özgür kalınmaz asla eylemden.
BHAGAVAD-GITA, 4. ŞARKI
Eylem nedir? Eylemsizlik nedir? - Bu, bilgeleri de şaşırtan şeydir. Çünkü dikkat etmeli insan eyleme, dikkat etmeli yasak olan eyleme. Dikkat etmeli eylemsizliğe de - Derindir eylemin doğası.
Kadim Hint metinleri ile güncel bilimsel sonuçları çarpıştırmak ilginç. İsmailoğlu ise inanç mekanizmalarının dışında ancak yine de kadersel bir döngü çiziyor. İnsanlık rastlantı eseri yanından geçen bir çocuktan bile sorumlu fikri belki korkutucu görünebilir. Ama insanın eylemlerinin ve bedeninin doğası korkunç derecede matematikseldir. Burada sürpriz bozmayacağıma emin olarak 0. Bölümün mesajını paylaşmak istiyorum.
Bir Afrika kabilesinde şöyle bir söz vardır:
"Köyü tarafından sevilmeyen çocuk, sonunda o sevgi sıcaklığını hissetmek için köyünü yakar."
Pia Mater, Ortapia yörüngesindeki amacı ile gençler için nörobilime merak uyandırabilecek bir seri parçası. Serinin ileride bir dizi projesinde değerlendirilebileceğini de düşünüyorum. Kitaba üç temel eleştiri getireceğim. Öncelikle karakterlerin kimlik sorunu ve onlara yüklenen anlamlar daha iyi oturtulabilirdi. Kitabın genelinde yazarın üslubunun karakterler tarafından aktarılma çabası pek çok yerde aksamakta. Ve son olarak edebi açıdan daha doyurucu hale getirilmesi gerekiyor. Bilimsel bir temele oturtulan, toplum için çok önemli sorunları ele alan böyle kitaplar sanatla nakışlanırsa çok daha doyurucu eserler ortaya çıkabilir.
Kitabın hedef kitlesinin daha çok gençler olduğunu düşünüyorum ve onlara mutlaka sözlükle, her karakterin isimlerini, bilimsel terimleri sorgulayarak okumalarını öneriyorum. Düşünerek okunması dileğiyle...
Hayat öyle bir sinir ağı ki, kimlerle sinaps yapacağını asla kestiremezsin.
Bir roman bu kadar sürükleyici, ilginç ve dâhi öğretici olur mu? Olurmuş.
Doğrusu, bir roman türü olarak Nöro-Roman türü olduğunu bilmiyordum ve bu tarz bir romanlar da okumamıştım aslında. Okurken romanın kahramanlarının beyin nöronlarında, sinapslarında gezindim, davranışlarının, kararlarının ve hatta kaderlerinin nasıl bilinç dışında nöral bağlantılarla şekillendiğine tanıklık ettim.
Kurgu harika, olay örgüsü muhteşem.
Restoran sahibi sinestezik bir kişilik Alef, sinirbilime meraklı ve tıp fakültesinden ayrılmış oldukça zeki bir kadın Tesla, Tesla'nın kız kardeşi Meryam, kötü giden bir evliliğin içerisinde Meryam'ın eşi Perit, sokaklarda büyümüş sonrasında şirket sahibi olmuş güçlü bir mafya lideri fizyolog lakaplı Galen, Tesla'nın yakın arkadaşı ve masum yaşantısının içinde bir hacker olan Derviş lakaplı İlias ve tüm kurgunun bağlandığı, Tesla'nın annesi olarak bildiği Vera. Peki bu kadar farklı hayatlar hangi kurguda ve nasıl bir hikayede buluşabilir.
Okurken öyle ilginç bilgilere ulaşacaksınız ki, roman mı okuyorum yoksa fizyololoji ve sinir bilimi konusunda ders kitabı mı okuyorum diye tereddüte düşeceksiniz.
Sinirli insanların frontal korteksini kullanmakta güçlük çektiklerini (s.184), kakaonun sinaptik bağlantıları güçlendirdiğini (s.187), "Daha önce duydun mu bilmiyorum ama seksor diye bir meslek var" (s. 215) dediğinde, seksorun nasıl bir meslek olduğunu.
Serinin bu ilk kitabı ve romanın sonu, sanırım serinin ikinci kitabı Arachnoid Mater'ın başlangıcı ve ben ikinci kitaba başlıyorum.
Keyifle ve merakla okuyacağınız bir kitap.
Çok fazla sürükleyici bir kitaptı. Romanı okurken çok fazla beyin ile ilgili bilgileri öğreniyorsunuz. Tesla’nın gerçek ailesini öğreniyoruz. Tesla’nın ablası, eşine kızıp evden kaçtığı zaman Alef ile yediği yemek hayatının hatasına yapmasına neden oluyor.
Tesla’nın Hikayenin sonu ise çok sarsıcıydı. Yazarın okuduğum 2. kitabı olmasına rağmen tarzı benim çok hoşuma gitti. Şimdi aşağıda sizler için kitaptan alıntıladığım kısımları paylaşmak istiyorum.
Yumurtayı düşün. Eğer yumurta içeriden kırılırsa hayat başlar. Yok, eğer yumurta dışarıdan kırılırsa işte o zaman bir hayat son bulur. Yani içten başlayan dönüşümler ölümcüldür. (20)
Mesela az önce oturduğumuz bank. Her tarafı kırık ve kirli. Kimisi üzerini çizmiş, kimisi bir kısmına tekme atıp kırmış. Niye biliyor musun? Çünkü bu bank sahipsizdi ve insanoğlunun sahipsiz olana karşı tavrı netti. Ya sahip olacaktı ya da sahip olamayacaksa illaki zarar verecekti. (178)
Nöro-roman diye bir romanla ilk karşılaşmamdı ancak aradığım roman tarzı buymuş dedirten keşke bitmese dediğim bir kitapla sürükleyici bir yolculuğa çıkmak çok keyifliydi. Eserde aşk, macera, bilim, psikoloji, kişisel gelişim romanlarının harmanlanarak karşınıza sunulmuş olması tüm tatları bir arada yaşamak gibi eseri farklı kılmıştı ve bu beni mutlu eden şeydi. Çünkü bu eser insana birçok katkı sağlayacak türdendi, belki de sinapslarımı öyle etkiledi. Ayrıca eserde her kısım başında verilen özlü sözler, alıntılar bile okuyucuya çok şey katar. Bir an önce serinin devamını okumak istiyorum çünkü sinapslarımda yarım kalan şeyler var:)
"İnsanlar bir şeylere inanmak istiyor ve bunun farkında olan bazıları da insanlara bunu veriyor"
Kitap içinde dikkat çeken bir kaç tespitten biri.
Sinestezi, hayatımız üzerinde son derece etkili.
Bir duyu uyarımı söz konusu olduğunda bu otomatik olarak başka duyuları da harekete geçirebiliyor.
Acı biber gördüğümüzde dilimizde oluşan acıyı hatırlayıp hissetmek gibi.
Ve algılar.
Düşüncelerimizi yönlendiren uyarıcılar.
Bunlar artık, nasıl düşünmenizi istiyorlarsa ona göre suni olarak oluşturuluyor.
Böyle olunca da gördüğümüz şeyler, bize dayatılan algılar ile, olduğundan farklı anlam ifade etmesine neden olabiliyor.
Meryam ve Perit iyi bir evlilik sürdürmektedir.
Bir gün Meryam'ın yolu falcıya düşer.
Falcı kocasının onu aldattığını söyler.
Meryam kocasının peşine dedektif takar ve nörolojik hikaye böylece başlar.
Nörolojiye merakı olup ancak terimler içinde boğulmak istemeyen okuyucular için yazılmış adeta. Sürükleyici bir olay örgüsü içerisinde nörolojiye dair şaşırtıcı bilgiler sunuluyor ve bu bilgiler anlaşılır sade bir dille ifade ediliyor. 3 seriden oluşan kitaplardan ilkini oluşturuyor; olaylar yarıda kalıyor ve hemen diğer kitaba başlamak istiyorsunuz. Nöroloji alanında yazılan daha teknik kitaplara başlamak isteyenler için güzel bir hazırlık aşaması olabilir. Ve en güzeli romanda yer alan bilgilerin kaynağına kitabın arka sayfasında yer verilmiş, daha fazla bilgi edinmek ve doğruluğunu teyit etmek (bazı bilgiler çok şaşırtıcı insanın inanası gelmiyor ) için yararlanılabilir. Kesinlikle tavsiye edeceğim bir roman oldu.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nörobilim ilgimi çektiği için okumak istemiştim. Açıkçası bu kadar beğeneceğimi tahmin etmiyordum. Kurgu, anlatım, bilimsel anektotlarla metini desteklemesi, hepsi çok başarılı.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
aşır güzeldi çok beğendim, hem nörolojiyle ilgili çok güzel bilgiler veriyor ve bunu hiç sıkmadan yapıyor hem de müthiş akıcı bir roman. serinin diğer kitaplarını da hemen alacağım.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nöro-roman türünün ülkemizdeki kurucusu diyebiliriz yazar için. Oldukça ilgi uyandırıcı, kurgu içerisinde bilimsel gerçekleri sıkıcı olmadan okuyucuya sunuyor. Etkin bir kalem ve sevdiğim yazarlar arasında. İkinci kitap için sabırsızlandım ;)
Tek kelimeyle harikaydı bayıldım çok çok güzeldi açıkçası beni şaşırttı da yabancılardan degil de kendi milletimden bir kişinin böyle bir romanı yazabilmesi beni çok gururlandırdı da demekki isteyince çalışınca bizlerde ortaya çok güzel eserler çıkarabiliyormuşuz.Yazarın ellerine ve beynine sağlık. Elbette sabırsızlıkla 2. ve 3. kitabını da sipariş edip okudum onlarda cok güzeldi.Okuyalı baya oldu ancak şimdi yorumlayabildim. Bu arada film gibi okudum.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Romancılık alanında yeni bir pencere oldu benim için. İlk kitabı yüksek bir ritimle sonlandırıp şimdi Arachnoid Mater'in kargodan gelmesini merakla bekliyorum.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Büyük bir beklenti ile aldığım ama hüsrana uğradığım bir kitap.Olay örgüsü ve aralarda sık sık kullandığı nörolojik kelimeler çok gereksiz ve basit kaçmış.Kendimi sık sık wattpad romanı okuyormuş gibi hissettim. Diğer serilerini merak etmiyorum.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın okuduğum ikinci kitabı ve şaşırtmadı. Seriyi tamamlayacağım inşallah. Terimsel ifadeler hikayenin içine çok güzel serpiştirilmiş, sıkmıyor ilgiyi artırıyor. Severek okuyorum.