Ağrı Dağı Yolcusu Kalmasın
Ağrı Dağı Yolcusu Kalmasın

Kitapyurdu Fiyatı: 79,20TL

50Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Ağrı Dağı Yolcusu Kalmasın
Wells'in son numarası, 1941'de basılmış. Tarihten satire pek çok türde kalem oynatmış bir adamın Kipps'le birlikte işçi sınıfının belini doğrultamamasından kapitalist düzenin sömürü araçlarına kadar pek çok meseleyi ele aldığını görmüştük. Bay Kipps gereken ilgiyi neden görmedi bilmiyorum, belki de Wells'in bilimkurgudan başka okunası bir şey yazmadığı düşünüldüğü içindir ya da bilimkurgu metinlerinden başka bir şeyi bilinmediği içindir, bilmiyorum, sonuçta kendi çağının toplumsal problemlerine eğilen metinleri de var, üstelik çok sayıda. Neyse, her şeye baştan başlanırsa dünyanın daha iyi bir yer olup olmayacağına dair merakından yola çıkarak bu metne varıyor Wells, modern bir tufan yaratıyor, modern bir Tanrı ve peygamber de cabası. Yehova ve Tanrı diyelim, iki dinin de yaratıcısı olarak konuşuyor adam, deli biraz. Nuh Lammock tam anlamıyor olayı başlarda, zaten ikinci savaş çıkmış, dünya yanıyor, tepesine bombalar düşüyor falan, o zamana kadar daha iyi, ideal bir dünya düzeninin hayalini kurarken Nazi uçaklarıyla karşılaşıyor. "Tahayyülündeki Cesur Yeni Dünya" tuzla buz oluyor, Huxley'ye ilerleyen bölümlerde de göndermeler var. Sonuçta insanlar akıllarını kullanamadılar, hayvanlar gibi davrandılar ve kendi sonlarını getirmek üzereler artık, yine de bir şeyler yapılabilir, dünyanın düzeni değiştirilebilir. Bay Lammock kendi kendine düşünürken uşağı geliyor ve kapıdaki adamın kendisiyle görüşmek istediğini söylüyor, Yüce Tanrı olduğunu söyleyen adamın. Gözleri masmavi, sakallı biri. En yakın tımarhanenin aranmasını istiyor Lammock, adamı da merak ettiği için gelmesini istiyor. Sonrası genişçe bir diyalog. Lamek oğlu Nuh ve Tanrı arasında görülmemiş hesaplar var, konuşma uzun sürecek. Tanrılık zor zanaat, kendini evrene bağlayan varlık her şeyi bitirebileceğini söylüyor ama uzay-zamanda var olduğu ve yenilgiyi sevmediği için evrenin süreğenliğini koruduğunu belirtiyor. Kime karşı bir yenilgi bu, üzerinde düşünülmesi gerekiyor. Şeytan'a karşı değil muhtemelen, kendi bilincini evrene dahil ederek düşünen varlığın yenilgisi yine kendisine karşıdır diye düşünüyorum, bir nevi intihar fikrinden kaçış. Kudreti de var, neden baştan başlamasın? Nuh'a ihtiyacı var, o yüzden geldiğini söylüyor ama Nuh'un çocukları yok, eşi de yok. Tanrı'ya göre Nuh yine de bir baba, yazdığı eserlerden ötürü. Samimiyetle dolu metinleri çocuk olarak görmek, eh. Sonrası kozmogonik ve teolojik bir muhabbet. Tanrı evreni yaratınca öngörüden feragat ettiğini söylüyor, seksen iki ilim birden yüce güce dönüşüyor bir anda, Tanrı bilimin diline dönüşüveriyor. Teologların Tanrı eleştirilerini saçma buluyor bir yandan, sağduyuya aykırı hiçbir şeyi yapamayacağını belirtiyor, tam olarak kendi nefesine dönüşüyor aslında. Azizlere, azizelere, çatlak parazitlere prim verilmemesi gerektiğini, sadece kendi sözlerine önem verilmesini istiyor bir yandan. Dünyayı MÖ 4004'te yarattığını söylemesi de ilginç, o zamanlarda Dünya'nın yaşı biliniyor diye hatırlıyorum. Neyse, Şeytan'ın bir gölge olarak tasviri hoş, bu gölgeyle gölgenin sahibinin çatışmaları yüzünden Cennet'ten kovulanlar, helak olanlar, ateşlerde yananlar derken cezalandırılan bir dünya insan çıkıyor ortaya. Düzeltilmesi için kitaplarının geri gönderilmemiş olduğunu söylemesi tartışmaya değer, insan daha çok tefsir üzerinde durup değişimi düşünmemiş olabilir, düşünenler heretik diye yakılmıştır veya kafir diye kellesini yitirmiştir ama bunun için bir yol olup olmadığını nereden bileceklerdi ki? "Tanrı, bunda tashih var," mı diyeceklerdi, külli çılgınlık. Bir de yayıncılara, düzeltmenlere ve çevirmenlere sallamaya başlıyor, hepsini Şeytan'ın ele geçirdiğini söylüyor, Nuh'tan kendisine yancı olmasını istiyor bu konuda, onun da kitapları var diye. Bildiğimiz söylenceler. Avram, İbrahim, Midyan, Yakup, İsrailoğulları. Kronolojik olarak diziliyorlar, günümüze dek gelen hikâyeleri bir de Tanrı'nın ağzından dinliyoruz. Nuh'un karşısına çıktığı için sözünü nasıl bitireceğini biliyoruz, Nuh'tan bir gemi inşa etmesini istiyor. Gemiye bineceklerin listesi kabarık, öncelikle hiçbir lider olmayacak ki insanlar liderlerin etrafında toplanmasınlar, fikir ayrılıkları doğmasın. Babil Kulesi'nin tamamlanamamasına bağlanan mesele Tanrı'ya geri adım attırır gibi oluyor, sonuçta ikinci bir yolculuk için pek istekli değil Nuh, aynı şeylerin tekrarlanmasını istemiyor, tekrar alkolik olmak istemiyor mesela, hayatının rezilliğe bulanmasını istemiyor. Tanrı'nın işi zor, bazı sorulara cevap veremiyor ve Nuh'tan kendisine inanmasını rica ediyor. Uzay-zaman yine, her şey dengesiz olduğu için Tanrı kendi dengesizliğini mimarı olduğu bu yapıya bağlıyor. Eh. Sorular ve cevapların çıktığı nokta inşaat ama öncesinde Nuh'un uyuyakalıp odasında uyandığını göreceğiz. Tanrı'nın işi, tımarhaneye götürülmeden önce adamı uyutup deli gömleğini giymiş en sonunda ama deliliğini Nuh'a da bulaştırmış bir kere. Bildiri yazıyor adam, bütün insanlığa. İşçiye, patrona, komüniste, kapitaliste, suçluya, suçsuza, herkese. Bu bölümde Marx'tan Huxley'ye pek çok düşünür ve kitlelerin eğilimleri ele alınıyor, fikirlerin doğurduğu toplulukların nasıl bir araya gelebilecekleri, geldikleri zaman teskin edilip edilemeyecekleri, bu tür şeyler. Nuh bir noktada kesin bir cevap istiyor, düzenin yenilenmesi mi yoksa her şeye baştan başlamak mı? Tanrı her şeye baştan başlamak istiyor, o yüzden çok büyük bir tufan çıkacak işte, her yer su olacak, batacak ortalık. O karışıklıkta heba olmasın diye kitaplar gemiye yerleştirilecek, Marx'ın sosyalizmi geciktiren, felç edici kısıtlamaları dahil. Tanrı kendini bir devrimci olarak gördüğünü söylüyor arada, yaşayan bir devrimin Tanrı'dan farkı yok ona göre. Rusya'nın ve ABD'nin durumu, ideolojilerin niteliklerinin kıyası derken geminin aslında küçük bir Dünya olduğunu görüyoruz, yani bütün problemler geminin içinde sürmeye devam edecek. Uzay-zamanın varlığı devam ettiği için Tanrı neye güveniyor, bunu bilemiyoruz. Kendi yaratılarının aralarındaki anlaşmazlığı çözebilecek gücü yok, zira başka bir tanrının ürünleri onlar. Psikanaliz ve Davranışçılık insanların anlaşmazlıklarını çözümlemeye çalışan araçlar olarak inceleniyor sonrasında, mürettebat ve yolcular için kesin çözümler sunup sunamayacakları tartışılıyor. Geniş kapsamlı bir hazırlık süreci yani, yola çıkılmadan önce her ihtimal düşünülüyor, insanın sonsuz potansiyeli meseleye her açıdan bakılmasını gerektiriyor. Son bölümlerde bir araya geliş, yola çıkış ve Poe'nun Kuzgun'u var. Kuzgun ne iş, edebiyat. Wells'in Poe hayranlığı araya dereye sığışıyor, pek hoş. Yolculuk bitmiyor, başlamasıyla birlikte anlatı bitiyor. Hâlâ süren bir serüven, tufanlar gelip geçiyor ve Dünya aslında o kadar yeni olmasa da yeni başlangıçlar yapıyor, farklı görünen benzer hataları yapmak için. Bizi Tanrı bile kurtaramayacak gibi bir şey. Evet, Wells'in son dönem eserlerinden biri, güzel bir spekülatif kurgu.
trinitya
Bilge
10.03.2026
Wells'in konudan sapmadan hikayeyi anlatma tarzını seviyorum. Kahramanın, günümüz problemleriyle ilişkilendirerek Tanrı ile yaptığı konuşmalar ve sondaki 3 güvercin hikayesi dikkat çekiciydi. Tavsiye ederim
Pınar5935
Kitapkurdu
09.10.2025
wells farkı. her seferinde çağ dışı bir okuma. Nuh tufan'ın yeni versiyonu.
Tibuk
Bilge
10.09.2024
Nuh tufanının modern bir versiyonu. Fantastik bir kugu aynı zamanda felsefi konularıda içeriyor. Okurken aklıma acaba yeni bir Nuh tufanı olsa Dünyadaki bütün kötülükleri denizde bırakıp yepyeni Dünya kurulsa nasıl olurdu.Çok güzel olmazmıydı?
A. A
Üstat
22.04.2024
Biraz zayıf bulsam da modern bir efsane olarak değerlendirebilirim.
ADALET MAKAR
Kitapkurdu
18.11.2023
okumazsanız eksik kalırsınız.. H:G.Wells in yüm kitapları gibi olmazsa olmaz...
kamil biçer
25.09.2023
Bekleyin ben de gelmek istiyorum...
nympha32
Kitapkurdu
19.05.2023
Karmaşık , yorucu bir kitap . Sevemedim.
Serhat Çetintaş
Kitapkurdu
17.04.2023
Wells in kıyıda kalmış bir kitabı fakat konu güzel işlenmiş. Çevirisi fena değil
bugulayg
Kitapkurdu
02.01.2023
Oldukça cüretkar ama heyecan hep dorukta
Burçin Özcan
Bilge
27.10.2022
Konu itibarı ile epey derin bir kitap. Sakin bir anda okumakta fayda var. Güzel ilerliyor.
Emre Yorulmaz
Kaşif
04.09.2022
H. G. Wells'in Nuh Tufanı'na bambaşka bir açıdan baktığı romanı. Her eserinde insan ufkunu genişleten yazarın bu kitabını da tavsiye ederim.
Fatma Şahin
01.01.2022
Yeni sipariş girdim yeni yıla yeni kitaplarla başlamak istedim beğeneceğimi umuyorum
çağrı yıldızgöz
Kaşif
İlk defa okuduğum bir yazardı ama ben çok beğendim. Konu itibariyle de insanı derin düşüncelere çeken bir eserdi. Yer yer sorguladığım yerler de olmadı değil.
Pelin Kuş
23.08.2021
Şahane bir kitaptı, iyi ki okumuşum
Evrenos Bey
Kitapkurdu
12.08.2021
ŞAHANE KAPAK, ŞAHANE ANLATIM. Alın ve okuyun, pişman olmayacaksınız.
Okur Kaptan
10.08.2021
Tanrı-insan ilişkisine farklı bir açısı sunuyor.
hakan arslangiray
Üstat
25.07.2021
yazar yaşadığı dönemde insanlığın kötüye doğru gidişini bitirebilmek adına yeni bir nuh tufanı olursa ne olur sorusuna cevap arıyor kitapta. kitapta incilden oldukça fazla bahsediliyor, bu nedenle bazı kısımları anlamak zor. yazarın daha popüler kitaplarından farklı bir tarzda yazdığı bu kısa romanının sonu da bir belirsizlik içinde bitiyor.
YASEMİN  BİCAN
Kitapkurdu
01.06.2021
Kitap bana karışık geldi biraz . Wells e bayılırım ama bu olmadı sanki .,
Kütüphane Müdürü
Yer yer tebessüm ettiren ama bolca düşündüren bir kitap.