Aşkımız Eski Bir Roman
Aşkımız Eski Bir Roman

Kitapyurdu Fiyatı: 158,13TL

Ürüne Git
1265Yorum
zafer saraç
Hezarfen
17.08.2021
Aşkımız Eski Bir Roman
Türk Edebiyatında polisiye türün biraz ihmal edildiği zannına yer yer kapılmak mümkündür. Oysa Ahmet Ümit ve acar polisi Başkomiser Nevzat, edebiyatımızın polisiye cephesini günden güne güçlendirir. Türk polisiye edebiyatı denilince akla ilk Peyami Safa’nın Cingöz Recai’si gelir. Cingöz Recai’nin en az kendisi kadar zeki rakibi Polis Mehmet Rıza, Cingöz’ün şahsında kanunsuzluğa karşı mücadele eder. Ümit’in Başkomiser Nevzat’ı da her ne kadar cinayet davalarına baksa bile Mehmet Rıza’yı anımsatır. Adalet arayışı Nevzat ve Mehmet Rıza gibi kanun adamlarını memnun ettiği kadar, okurun da sayfaları hızlı çevirmesine neden olur. Bu yüzden polisiye edebiyatının modası hiçbir zaman geçmez. Neyse ki Ahmet Ümit okurun ihtiyacına dönük edebi üretkenliğe sahip… Ümit’in bu eserinde 3 cinayet davası, 3 öykü ve 3 katil kim sorusunun cevabı var. Cevaplardan ziyade katil kim sorusunun ustaca kurgulanan öyküsü diğer soruları peşinden getirir. Cevaplanmamış sorulara aranan cevaplar parça parça ortaya çıkınca esas sorunun yanıtı sayfalar arasında siluetini belli edercesine ortaya çıkar. Zaten polisiyenin etkisi böyle anlaşılır. Şayet denklem basitse dava sıradanlaşır. Oysa ki bazı polisiye davalarda sonuca ulaşmak için başta zekâ olmak üzere tüm manevi ve maddi imkanlar aktif bir biçimde kullanılmalıdır. Başkomiser Nevzat bu konuda şanslıdır. Yardımcıları Ali ve Zeynep adeta bütün dava materyallerini mahirce, Nevzat’ın önüne koyarlar. Artık sonuca giden yolda taşları birleştirmek Başkomisere düşer. Tabii yukarıda çizdiğimiz genel geçer tema her polisiyenin sıradan öyküsü gibidir. Fakat düğümü çözmesi gereken karakterin olaylara yaklaşım tarzı, özel hayatı, prensipleri, insan ilişkileri öyküye farklı bir çeşni olur. Ayrıca polisiye öykünün arka planı, sayfanın kenar süsleri gibi parlar. Misal esere adını veren “Aşkımız Eski Bir Roman” isimli öykü de böyledir. Dava bir cinayet davasıdır fakat altı eşelendikçe ortaya çıkanlar, okuru edebiyatın tutkuyla harmanlanan farklı kulvarlarına götürür. Zira her maktul kendi başına bir dünyadır. Cinayet masası dedektifleri, mevzu bahis dünyayı ziyaret ederek hem farklı şeyler öğrenir hem de ortaya çıkan didaktik temadan okur da nasiplenir. Yine okur her cinayet davasında farklı bir ortama ziyaretçi olur. Aslında yazar için işin zorluğu burada ortaya çıkar. Başkomiser Nevzat halkın polisidir. Sadece belli bir zümrenin ihtiyacına binaen görev yapmaz. Bu nedenle farklı cinayet davaları farklı sosyal tabakaların ziyaret edilmesine neden olur. Böylelikle birbirinden çok farklı kültürel temalar ve tiplemelerin ustaca kullanılması zarureti ortaya çıkar. Misal, ilk öyküdeki elit tabaka mensuplarına rağmen ikinci öykü “Overlokçu Kız” da İstanbul’un kenar mahalleleri ziyaret edilir. Zaten sadece kurgunun iyi düzenlenmiş olması yetmez, bu tarz kenar öğelerinde iyi kullanılması öykünün kalibresini arttırır. Yazarın mahareti sadece öykünün bezenmesinde de ortaya çıkmaz. İlk bakışta göze çarpan oturmuş üslup; diyalogların şekillenişinde de kendisini gösterir. Ümit’in diyaloglarına bakıldığında, binlerce sorguya girmiş bir polisin ustalığı normal bir şekilde zuhur eder. Suçlunun renk vermeyen dilinin ardındakileri çıkarması için sorulan kilit sualler, cinayetin düğümünün parça parça çözülmesinin önünü açar. Okurun yönlendirilmesi son satıra kadar olası değildir. Sadece öyküyle eşgüdümlü bir şekilde ortaya saçılan dava materyalleri vardır. Fakat eldeki materyalin ışıltısı, okurun katili bulmak için çaba sarf etmesine neden olacak tarzdadır. Her basit düşünce okurun kolaylıkla kendi kurgusunu oluşturmasına neden olmakla birlikte, kurguların yazarın sonucuyla örtüşmesi basitliği her zaman için söz konusu değildir. Ümit’in öykülerinde dikkat çekici yönlerden birisi de, hikayelerin başlangıcında cinayet soruşturmalarında suça dair öne sürülen felsefi olabilen argümanlardır. Ümit’in serdettiği fikirlerinden davaların sadece suçlu tespitinden ibaret olmadığı ve polis için sıradan bir görev olgusunun çok dışında olduğu düşüncesine kapılmak mümkündür. Misal, eserdeki son öyküsünün başlangıcında şöyle der Başkomiser Nevzat: “Cinayet soruşturması sadece bir katili bulma faaliyeti değildir. Sayıları kişilerden, işlemleri olaylardan oluşan karmaşık bir matematik problemini çözmek de değildir. Doğrudan insanı anlama uğraşı, yaşamak için doğru yöntemi bulma çabasıdır. Bunca yıllık mesleğimde çözdüğüm ya da çözemediğim her vaka bana hayat hakkında çok kıymetli bilgiler kazandırmıştır. İnsan en iyi kendi deneyimleriyle öğrenir derler ya, doğrudur (s.151)”. Başkomiser Nevzat’ın bu söylevlerinden polisiye edebiyatın bazen haksızca düşünüldüğü kadar basit olmadığı anlamı da çıkarılabilir. Zira insanı anlamlandırabilmek için, tavırlarının altında yatan sebeplere yönelecek psikolojik ve sosyolojik analiz yöntemleri suçun arka planına ışık tutulması için zaruridir. Başkomiser Nevzat’ın kazandığı mesleki tecrübenin benzerini okurun eserle hemhal olmakla kazanmayacağı savunulamaz. Her kitabın öğretici olduğu gerçeği, bu nedenle polisiye eserler için de söylenebilir. Zira Dostoyevski’nin meşhur eseri Suç ve Ceza’da katıksız bir insan davranışını anlamlandırmanın zorluğu göze çarpar. İnsan anlaşıldığı zaman kolaylaşır. Yani kısaca polisiye eserlerde sadece adalet tecelli etmez ek olarak insan da anlaşılır. Sonuçta cinayet suçu da insana dair bir olgudur. Kabil’in Habil’i öldürmesi kadar sıradandır. İlk cinayet zamanla basitliğinden sıyrılmış ve çetrefilleşmiştir. İnsan ruhu da farklı duyguların yönlendirmesiyle farklı şekillerde suçlara temayül etmiştir. Ümit’in eserlerinde dikkate alınması gerekli olgu esasında budur. Yani katil, maktul ve işlenen cinayet vardır. Fakat insanı suça iten duygu sürekli değişir. Farklı duygulardan köken alan cinayet edimi farklı hikayelere dönüşür. İçine kurgusal zekâ katıldığında; öykü tadından yenmez bir hal alır. Zaten bir öyküden alınan farklı tatlar arttıkça, okurun ilgisi daha da artar. Edebiyat da bir yerde basiti karmaşığa çevirerek güzel anlatma sanatıdır. Ümit’in düğümü atarken de çözerken de okuru mutlu etmesini bildiği, rahatlıkla söylenebilir.
Gamze Özdemir
Bilge
28.05.2024
Süründürmesin sürüklesin diyorsan...
Ahmet Ümit’in Bab-ı Esrar kitabından sonra uzun zaman olmuştu onu okumayalı. Polisiyeye geri dönüşüm “Aşkımız Eski Bir Roman” kitabı ile oldu. Başkomser Nevzat ve ekibinin araştırdığı üç farklı cinayet var; Aşkımız Eski Bir Roman, Overlokçu Kız, Sergey Nikolayeviç Jerkovski’ye Ne Oldu?. Genelde polisiye romanlarında özellikle tek bir konu işleniyorsa süreç oldukça uzar. Detaylar sunulur, tahminler alınır ve sonuca gelene kadar zihinsel bir ısınma içinde devam edilir. Yoğun bir dönemde kısa bir zaman aralığında “Çok kalın olmasın, süründürmesin sürüklesin, keyifte versin,” diyorsanız, bu kitap ara öğünlerinize güzel bir eşlikçi olabilir. Kitabın üç kısa ama farklı bölümden oluşması neticeyi çok uzatmadan öğrenmenizi sağlarken, her bölümde olayların aksine Nevzat Başkomser ve ekibinin aynı olması ise bir aşinalık katıyor. Hikayelerde katilin veya olayın tahmin edilmesi çok zorlayıcı olmasa da ters köşe yapan sonlarda var. Bu sonları öğrenme heyecanı ile bir bölüm çok uzun süre yarım bırakılamıyor. Ahmet Ümit’in farklı bir kitabını okurken yaşadığım heyecanı, hiç beklemediğim o sonu ve sürecin keyfini bildiğim için beklentim oldukça yüksek başladım. Okumaktan çok keyif alsam da bazılarının tahmin edilebilir sonlara sahip olduğunu söyleyebilirim. O sebeple çok çetrefilli ve uzun süre düşündürücü olayları içeren kitapları sevenler için oldukça kısa ve kolay bir senaryo olabilir. Fakat özellikle Ahmet Ümit veya polisiye türüyle yeni tanışacak olanlar var ise bu kitabın güzel bir başlangıç olacağına inanıyorum. Bu kitapların en sevdiğim yanı ise sadece okumuyorsun aynı zamanda izliyorsun sanki. Evgenia’nın meyhanesi, Ali’nin o asi tavırları, Başkomser Nevzat’ın külüstürü ve daha birçok sahne gözlerimin önündeyken sayfaları okudum. Hal böyle olunca o kitap ile bağ çok farklı oluyor. Okurken edebiyatın, birinin ölümüne nasıl sebep olabileceğini, bir katilin apaçık bir şekilde olayın merkezinde nasıl durabildiğini, tüm istihbarat servislerinin tahminlerini çürüten aydınlığa ulaşmayan sonları görüyorsun, ta ki Başkomser Nevzat aklından, deneyimlerinden ve yüreğinden güç alıp ipuçları toplayarak olayın peşinden gidene ve olayı aydınlatana kadar. Çünkü Başkomser Nevzat der ki; “Mesleğini doğru yapmak için sadece akıl yetmez, aynı zamanda kocaman bir yürek gerekir. Ama o yürek çelikten yapılmıyor. Bir süre sonra el bombası gibi gümlüyor işte. O yüreği zamansız gümletmeyelim Ali. Zalimleri sevindirmenin alemi yok.” Bir sonraki Ahmet Ümit kitabı ile buluşmak için sabırsızlanıyorum. Okuyan herkese keyif vermesi dileğimle.
Adem Yaprak
Kitapkurdu
29.09.2023
Aşk, aşık olduğunu öldürebilir mi?
Ahmet Ümit'in bu kitabında üç ayrı hikaye yer alıyor. Birbirinden farklı olaylarda, suçu işleyenin tespit edilebilmesi için geniş bir bakış açısına sahip olmanın ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Kitap, bir solukta okunabilecek türde bir kitap. Yazarın anlatımında kullandığı cümlelerin içerisinde aşk, hayat ve insana dair pek çok betimleme mevcut. Yazar, kitaptaki karakterler aracılığıyla öyle cümleler kullanıyor ki insan her birini alıp duvara asmak istiyor. Hayatın içinde, yaşarken, hepimizin karşılaştığı durumlara ilişkin oldukça güzel anlatımları ve tasvirler yapılıyor. Yazar, kurduğu cümlelerle sanki bize yaşamın içindeki sadeliği ve bu sadelikten kaynaklanan güzelliği görmemizi istiyor. Hepimizin 'insan' kavramı altında toplanmamızın öneminden bahsederken, bu sayede ancak gerçek mutluluğa erişmemizin mümkün olduğunu gösteriyor. Ahmet Ümit'in diğer kitaplarına nazaran daha kısa olan bu kitabında, yer verilen bu anlatımlara bakarak kitabın küçük ama oldukça etkili bir kitap olduğunu söylemek mümkün. Polisiye hikayelere meraklı olan herkese tavsiye ederim.
eczmeltem
Kitapkurdu
29.12.2024
Sadık bir Ahmet Ümit okuyucusuyumdur. Bu kitabı da keyifle okudum ama bana acele edilmiş hissiyatı yarattı. 3 hikayenin en az 2'si roman olabilecek kadar orijinal hikayeler. Ki çok rahat genişletilebilecek hikayeler. Ama güya tutku gibi bir ana tema verilip bir seri bağımsız hikaye ile baskıya gidilmiş. Şahsen ben özellikle roman kahramanları ile beraber olan adamın hikayesini sayfalarca okuyup bu vesileyle edebiyat dünyasında gezmek istiyordum cinayet vesilesiyle. Bu kadar orijinal bir hikayenin böyle işlenmesi çok yazık. Filme bile uyarlanabilecek bir hikaye. Nitekim tadına baktırdı doyurmadı. Ama pişman da etmedi.
Tuğba Ekin aydın
Kaşif
11.07.2025
* Polisiye roman, 3 farklı cinayetten oluşuyor. Cinayetlerde olan kurgular, karakterler ve aynı zamanda da günümüzde olan töre cinayetleri, insanların yaşadığı duygusal bozukluklar ve saplantıları gibi günümüzde yaşanan önemli birçok konu üzerinden cinayetlerin işlenmiş olmasını çok beğendim. * Olaylar hayali olsa da gerçekleri yansıtmış. Baş komiser Nevzat karakterinin, olayları çözümlemesi, vicdanı, düşünce tarzı ve yazarın anlatımının basit ve anlaşılır olması benim için kitabı çok akıcı kıldı. * Kitabı okuyanlarda kayıp doktorun, son sayfaya kadar nerede olduğunu tahmin edebilen oldu mu? Kalem en güçlü silahtır…
papatya_figen
Üstat
27.05.2026
İçinde 3 tane kısa öykü var. Tabi bunlar yine Başkomiser Nevzat ile alakalı ve her ne kadar kısa da olsalar bence tadında bırakılmış öyküler. Evet uzun olsalarmış kaldırırmış fakat detaylı bir cinayet soruşturması olmadıkları için hatta ve hatta günlük hayatta da bazı dosyaların kapanması kısa süre içerisinde oluyor, gerek deliller gerek cinayeti işleyen kişinin teslim olması vb şeylerden ötürü. Açıkçası bu kitaptaki öykülerinde buna benzer olabileceklerini düşündüğüm için kısa tutulduklarını düşünüyorum. Neyse, Ahmet Ümit'in kalemi birçok okuru tarafından bilinen bir durum ve okuması bir o kadar kolay kitapları var ve bu kitapta öyle bir kitap. gerek anlatım olarak akıcı kurguların seçilmesi gerekse sade dil kullanılması kitabı okumayı zorlaştırmayan durumlardan. severek okuyabileceğiniz bir kitap.
Şura Elikara
Üstat
21.05.2026
Ahmet Ümit’in tüm romanlarını okumuş biri olarak bu kitabı sevmedim. Yalın geldi bana..
ozsa
Kitapkurdu
17.05.2026
Ahmet Ümit’in tüm kitaplarını beğenerek okudum. Bu kitabı da benim için çok güzeldi. Polisiye sevenler için kesinlikle tavsiye edilebilecek bir kitap
Melih Genceli
Üstat
03.05.2026
Ahmet Ümit'ten akıcı ve etkileyici bir eser.
NUR Seymen
Kaşif
02.05.2026
Ahmet Ümit in kitaplarını severek okurum aslında ama bunu çok sevdim diyemem. 3 tane hikaye diyebileceğim kısa kısa cinayet anlatılıyor.
asli591
Üstat
20.04.2026
Ahmet Ümit'in neredeyse tüm kitaplarını okumuş bir okur olarak sadece yazmış olmak için yazıldığını düşündüğüm kitap...
SERDAR  ŞENSÖZ
Üstat
16.04.2026
Akıcı bir çırpıda okunacak kadar merak uyandıran bir polisiye yapıt. Aşk nedir ve sadakat nerede biter diye düşündürücü nitelikte bir çalışma olmuş
Can Arat
Kaşif
14.04.2026
Klasik bir Ahmet Ümit romanı. Kapakta da yazdığı üzere meşhur Nevzat Komiser karakterinin çözdüğü 3 küçük cinayet vakası anlatılıyor. Gayet keyifli, kısa sürede okunabilecek bir kitap.
EZGİ DALGIÇ
Kitapkurdu
12.04.2026
3 farklı cinayetten oluşan harika bir polisiye. tavsiye ederim
Kevser acar
Kaşif
24.02.2026
ahmet ümit kaleminden çıkmış güzel tüm kitaplarında olduğu gibi merak uyandıran üç ayrı hikayeden oluşan bir kitap çok güzel akıcı ilerledi tavsiye ederim
Serap Demir
Kitapkurdu
27.01.2026
Kısa kısa 3 tane romanın birleştiği tek solukta bitecek bir polısıye kitabı. Zevk alarak okudum her zamanki gibi Ahmet Ümit farkı.
Turhan Aydın
Üstat
15.01.2026
Başkomiser Nevzat’ın yeni bir hikâyesi, okumayan okurlara tavsiye ederim
Fulya Tanık
Kaşif
01.01.2026
Ahmet Ümit 'in o inanılmaz akıcı anlatımıyla
Gülsüm Ada
Kaşif
18.12.2025
Akıcı dille yazılmış güzel bir polisiye. 3 ayrı hikaye. 3 duygusal gezi gibi. Keyifle okudum
gülçin danbura
Kitapkurdu
19.11.2025
2 günde bitirdim. Çok güzeldi.