Bülbülü Öldürmek
Bülbülü Öldürmek

Kitapyurdu Fiyatı: 296,25TL

Ürüne Git
287Yorum
mlatifastan
03.09.2021
Bülbülü Öldürmek Günahtır!
Irkçılık insanlık tarihiyle başlayan ve günümüzde de devam eden bir hastalıktır. Dil, din, ırk, milliyet, mezhep, cinsiyet, cinsel yönelim gibi birçok alanda görülebilir. Bülbülü Öldürmek kitabı da, temele ırkçılığı alıp bunun yanında adalet, eşitlik, özgürlük, büyümek, gelişmek gibi kavramları Scout adlı küçük bir kızın gözünden okuyuculara aktarır. Kitabın konusunu oluşturan olaylar örgüsü, 1930 yılının Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlı Alabama eyaletinin Maycomb kasabasında geçer. Kitabı iki bölüm halinde incelediğimizde birinci bölümde Scout ve abisi Jem'in Dill adlı arkadaşları ile tanışması, üçünün bir yaz tatilini beraber geçirmesi ve okulun açılması sürecinden oluşur. İkinci bölümde Scout'un gözünden, tecavüz suçlamasından yargılanan siyahi bir vatandaşı savunan avukat olan babası Atticus'un yaşadıkları, kasabalının onlara karşı tutumu ve abisinin büyümesi, ergenlik dönemine girmesi yer alır. Kitabı ilk kez üniversitede okumuştum ve o anki düşüncem şuydu; bu kitap okullarda öğrencilere okutulmalı ve anlaşılması sağlanmalı. Aradan geçen zamanda düşüncelerim değişmedi; ancak zaman kitaptan çıkardığım anlamların çeşitlenmesini sağladı. Belki çoğumuz kitabı okurken kendimizi Atticus'un yerine koymakta zorluk çekmiyoruz. Ülkemiz, Avrupa ve A.B.D.'ye kıyasla renk ayrımına yönelik ırkçılıkta başarılı bir konumda yer alıyor. Bu noktada okuyucular kolaylıkla Atticus ile özdeşleşebiliyor. Ancak okurken Tom Robinson'un bir Alevi olduğunu ya da Kürt olduğu veya eşcinsel bir birey düşünürsek yine aynı değer yargılarıyla Atticus gibi davranabilir miyiz? İşte zamanla düşüncelerim bu sorular etrafında çeşitlendi. Kitap okurken altını çizeceğiniz güzel cümlelerin olmasını istiyorsanız, sosyal medya hesabınızdan güzel bir paylaşım yapayım diyorsanız bu kitapta hoşunuza gidecek hem edebi anlamda hem de derin anlamları olan birçok cümle ile karşılaşacaksınız. Yazımı kitaptan aldığım şu güzel alıntı ile bitirmek istiyorum. "Basit bir sır öğrenirsen her türlü insanla anlaşman kolaylaşır. Bir insanı anlayabilmek için, o insanın baktığı açıdan bakmayı becerebilmelisin..." Hepinize keyifli okumalar...
Fulya Aldemir
Kaşif
25.01.2023
...her karakterine vermesi gereken mesajı meşale gibi taşıtan Harper Lee'ye, sevgilerle.
Bülbülü Öldürmek, 1960'ların Amerika'sında kelimenin tam anlamıyla eşitlik ve insan hakları çığlıklarıyla dolup taşan bir zamanda yayınlanan, dönüm noktası niteliğinde, ırkçılık karşıtı bir manifesto. İnanıyorum ki bu kitap ders olarak verilseydi tarih, hukuk, vatandaşlık ve pedagoji alanlarına çok doğru bir örnek teşkil ederdi. Küçük Scout, abisi Jem, babası Atticus, komşuları Boo Radley, Tom Robinson ve Scout ile Jem'in küçük dostları Dill üzerinden aktarılan sade, naif üslubuyla muazzam bir kitaba imza attı, Harper Lee. Baş karakterleri Finch'lere annesinin kızlık soyadını vererek onları daha anlamlı bir parçası haline getirmeyi de ihmal etmedi. Hatta Dill karakteri de Lee'nin çocukluk arkadaşı Capote'den esinlenerek ortaya çıkmış. Alabama'lı beyaz bir kadın yazarın ki, bu cümleye başlarken kullandığım kelimelerin o zor zamanlarda tek başına kullanıldığında bile ne kadar cüretkar bir kombinasyon oluşturduğunu tahmin edebiliyoruz, daha adil ve insancıl bir toplum için taşını zarif bir şekilde yerine yerleştirmeyi amaçlayarak, görevini layıkıyla yerine getirdi. Irkın ötesini gören ve insanlarda iyiliği bulan, ayakları soğukkanlılıkla yere basan adil bir adam olarak Atticus'u, kimden ilham aldığını merak ediyorum Lee'nin. Açıkçası çocuklarının gözünden başlangıçtaki aktarımı beni duygudan duyguya sürüklerken, kitabın sonuna doğru Atticus'un ismi geçtikçe karakterine olan hayranlığımla gözlerim doldu. Scout, Jem ve Dill şahit olmak zorunda kaldıkları boylarından büyük olaylara getirdikleri masum fikirleriyle kalbimi ısıttılar. Bu hikayede yetişkin ve hayatının ona birçok yönden eksik sunulmasına ve hatta masumiyeti ispatlanarak gösterilen delillerle kanıtlanmasına rağmen ölüm cezası alan, Tom Robinson da masumdu. Atticus, onun için hayal edilemeyecek ahlaki yoksunluklar içinde, fakat cesaretle, dokunaklı savunmasını yaptı. Bu üzücü hikayenin tüm tatsız anları Scout tarafından o kadar naif, kırılgan ve bazı yerlerde tebessümü kaçınılmaz kılarak anlatıldı ki, belki de bu hikayeyi yetişkin bir karakter aktarıyor olsaydı sonuna kadar okumayı sürdüremeyebilirdim. Mesela bebeklerin nasıl dünyaya geldikleri konusunda; 'Dill'in duyduğu, tüm bebeklerin olduğu sisli bir adaya kürekle geçtiği teknesi olan bir adam vardı ve bir tane ısmarlayabiliyordun-Bu bir yalan Halam Tanrı'nın onları bacadan ittiğini söyledi. En azından ben öyle düşünüyorum' gibi muzip yorumları çok tatlıydı. Kitabın ismi de en az sırtladığı mesaj kadar manidardı. Aslında kitabı okumaya başladığımda bir yerinde bu isimle ilgili bir eylem olacağını düşünmüştüm. Dolaylı olarak oldu da... 'Karatavuklar bize hiçbir şekilde zarar vermezler, sadece biz onları duyalım diye cıvıldarlar. Bahçelerimizi bozmazlar, bitkilerimizi yemezler, hiçbir şey istemeden sadece şarkılarıyla hayatımızı güzelleştirirler. Bu yüzden karatavuk öldürmek günahtır.' Atticus, çocuklarına nazik davranmayı, insanları karakter ve şekilleriyle değil oldukları gibi görmeyi ve seçimlerine saygı duymayı öğretti. Bir ebeveyn olarak onların çocuksu benliklerine duyduğu saygıya hayran kaldım. Lee'nin romanı bütünüyle ırkçılık, önyargılar ve zamanın toplumunun temsili gibi temalar için edebiyatın temel taşlarından biri. Önyargı, aile, toplum, nezaket ve hassasiyet ya da adaletsiz bir dünyaya onurlu bir tepki ve daha nicesi gibi pek çok konuyu kapsadığı için, esasen bunlardan biri üzerinde durarak romanı yorumlamak yerine, hepsinin mükemmel bir aynası olduğunu özetlemek daha doğru olur. İsmi geçen her karakterine vermesi gereken mesajı meşale gibi taşıtan Harper Lee'ye, sevgilerle.
Hüseyin Derya Keçici
Kitapkurdu
Önyargıları Parçalamak...
Modern Amerikan Edebiyatı'nın en önemli klasiklerinden biri olan "Bülbülü Öldürmek", yayımlandığı yıldan bu yana en çok okunan kitaplar arasında. 1960 yılında ilk baskısını gören kitap, 1 yıl sonra Pulitzer Ödülü' nü kucaklayarak ününün tesadüf olmayışını kanıtlıyor. Konusu, kurgusu ve karakterleri ile dikkat çeken kitap, ayrıca yazarının kullandığı yalın ve gayet anlaşılır dili ile de her kitleye hitap edebiliyor. Kitabın satırlarını henüz ergenliğe dahi adım atmamış Scout Finch'in ağzından okuyoruz. Avukat babası Atticus ve kendisinden çok da büyük olmayan ağabeyi Jem ile yaşayan Scout, henüz küçük yaştayken annesini kaybediyor. Babası tekrar evlenmeyince siyahi bir bakıcı olan Calpurnia'nın elinde büyüyor. Hayal dünyası öylesine geniş ve zekası öylesine güçlü ki, Scout nahifliği ile okurun kalbinde taht kuruyor adeta Kitabın geçtiği yıllar 1930'lar... Ve elbette o dönem Amerika'sının yoğun gündemi : Irkçılık! Beyazlar ve siyahlar iki ayrı rengin temsilcileri... Siyahın sınırları daha keskin beyaza göre... Siyah ezilen, hor görülen, aşağılanan ve daima altta kalan kesim oluyor. Beyazla olan mücadelesinde haklı dahi olsa kaybeden taraf. İşte böyle bir dönemde, avukat Atticus Finch bir siyahinin davasını üstleniyor. Tecavüz ve yaralama ile suçlanan biz siyahiyi "aklamak" için mahkeme salonunda tek başına savaşıyor... Kitap uzun soluklu bir yolculuk gibi... Önce çocukların neşeli dünyasına dalıyor. Bir müddet orada eğlendiriyor. Hemen ardından da asıl değinmek istediği noktaya temas edip, okurunu mahkeme salonunda bir koltuğa oturtup seyirci yapıyor... Ve bu koltukta iken kırılmayan önyargıları, benmerkezciliği, sürü psikolojisini gözler önüne seriyor... Irkçılık temasını merkezine oturtan kitap, aile ilişkilerini de bünyesinden ayırmıyor ve duru bir güzellikle kendini noktalıyor.
theethouthy
Üstat
16.05.2026
Çocukların gözünden yaşananları görebilsek...
Eren PARLAK
Kitapkurdu
15.05.2026
Çocukların bakış açısından yazılan hiçbir kitap kötü olamaz diye düşünüyorum. Onların saf masumluğu her kelimenin içinde kendini belli ediyor. Bu kitap da öyleydi. Tek eleştirim mahkeme sahneleri daha ön planda olabilirdi. Okumadan önce siyahilerin meselesini okuyacağımı zannetmiştim. O yüzden beklentimi karşılamadı.
Sema ÖZPARÇA
Kaşif
13.05.2026
Kitap 1930’ların Amerika’sındaki Büyük Buhran dönemini ve kökleşmiş ırkçılığı anlatır. Ancak bugün bile dünyanın herhangi bir yerinde sınıfsal farklılıklar, yabancı düşmanlığı ve "öteki" olana duyulan nefret devam ettiği için kitap güncelliğini asla kaybetmiyor. Maycomb kasabası, aslında dar görüşlü her toplumun küçük bir yansımasıdır.
İbrahim Mutlu
Kitapkurdu
09.05.2026
Bazı kitaplar gibi bazı konularda zamana meydan okuyor. Ne yazık ki ırkçılık da bunlardan biri.
erto023
Kaşif
22.04.2026
Irkçılığı konu alan ortalamanın biraz üzerinde bir roman.
arif burak yılmaz
Kitapkurdu
18.04.2026
orta derece cok begenmedim
gülcan yalçın
Kaşif
14.04.2026
Irkçılıkla ilgili güzel bir roman.
)-(ülya
Kitapkurdu
13.04.2026
Çok iyi bir kitap okunmalı ....
Zahide Akkuş
Hezarfen
12.04.2026
Kitabın konusu oldukça etkileyici, anlatımı ise yalın ve anlaşılır. İnsanların sınıflara ayrıldığı, siyahilerin toplumun en alt kesimi olarak görüldüğü bir dönemde, suçsuz bir siyahiyi bir beyaza karşı savunmayı ve bunun beraberinde getirdiği toplumsal baskıyı göze alan bir avukatın hikâyesi anlatılıyor. Eserde, masum insanların yalnızca şarkı söyleyen bülbüle benzetilmesi üzerinden, onlara zarar vermenin ne denli büyük bir günah olduğu güçlü bir şekilde vurgulanıyor. Adalet ve eşitlik temaları son derece dengeli ve etkileyici biçimde işlenmiş. Kitabın uzun bir bölümünde, evden dışarı hiç çıkmayan komşuyla ilgili kısımlar ilk başta gereksiz ve biraz fazla uzatılmış gibi görünse de, finalde bu bölümlerin aslında ne kadar anlamlı olduğu anlaşılıyor. Herkes için kolay okunabilecek bir akıcılığa sahip olmasa da, özellikle her olaya soğukkanlı ve adil bir şekilde yaklaşan Atticus karakterine büyük hayranlık duydum.
NAZMİYE DUDARIK
Üstat
03.04.2026
KİTABA BA-YIL-DIM...358 SAYFA OLMASINA RAĞMEN 2 GÜNDE BİTİRDİM..ANLATIMI ÇOK GÜZEL KONUSU ÇOK GÜZEL..HERKES OKUMALI
Arzu Kuzu
Kaşif
22.03.2026
ahlak ve vicdan üzerine konu alınmış güzel bir kitap beğenerek okudum
Hilal İpek
Kitapkurdu
19.03.2026
Okuduğum en iyi romanlardan biriydi.Çok akıcı bir dille yazılmış.Küçük bir kızın gözünden anlatılan bu roman sanki yanı başındaymışsınız gibi hissettiriyor.Ve Atticus sen harika bir babasın..
Gülşah  Akşahin
Bilge
06.03.2026
Ahlak ve vicdan konularını kaleme alan iyi romanlardan. Meselenin ağırlığı çocuk bakış acısıyla birleşince sade ve akıcı bir anlatıma dönüşmüş. Atticus karakterini çok sevdim. Uzun zamandır ödüllü kitaplar arasında okuduğum en iyi kitaptı diyebilirim.  'Birini anlamak için onun ayakkabılarıyla dolaşmalısın
Metin İlgaz
Hezarfen
03.03.2026
Efsane bir kitap insana dair her seyi yakin tarihde donemin yasantisi cok guzel kurgulamis
Tuğçe  Göğüş
Kaşif
02.03.2026
Irkçılık konusunu işlerken bir ebeveynin çocuklarıyla kurduğu iletişim adalet kavramı gibi konuların ustalıkla anlatıldığı bir başyapıt bence . Özellikle çocuğu olan kişilerin okuması gereken bir kitap .
Ikbal_Can
Kitapkurdu
26.02.2026
Irkçılık sadece o dönemin Amerika’sında değil tüm dünyanın sorun yaşadığı bir hastalık oldu. Ontolojik olarak aynı tözden yaratılan insanların birbirlerini dilleri ve renkleri üzerinden sorgulamaları ya da aşağılamaları çok alçakça. Alçakça diyorum çünkü onu tanımlayacak başka bir kavram bulmakta zorlanıyorum hitlerin anlattıklarından bahsede dursun kitap biz gazzede hitlere rahmet okutturan bir etnik temizlik izledik. Hem de tüm dünyada canlı olarak. Cranberries’ın zombisi olduk. Ne tepki verebildik ne de etkili bir irade ortaya koyabildik. Atticus gibi ilkeli davranmaya çalıştık ama işte o beyaz üstünlüğü tekrar gelip bizi uluslararası kurum ve mahkemelerde buldu. Hem de bu sefer bir insanın hayatını değil tüm insanlığın geleceğini yargılayan bir mahkemede. Biz şunu net olarak biliyoruz ki kötülük er geç sahibine dönecek.
NEŞE Posta
Kaşif
24.02.2026
severek okudum herkesin okuması gereken bir kitap.bir çocuğun gözünden hayaller ülkesine bir bakış. ırkçılık gibi bir hastalığın insan hayatını nasil bir noktaya getirdiğini gözler önüne seriyor.