Kadınlar
Kadınlar

Kitapyurdu Fiyatı: 230,10TL

Ürüne Git
99Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Kadınlar
Kadınlar, postaneden sonraki dönem. 50-56 veya 58 yaş aralığını anlatıyor. Postane'nin yazılışını görmek mümkün ilk sayfalarda; bolca viski, bolca puro, bolca klasik müzik ve bir gecede yazılan sayfaların hesabı. Chinaski kendini yazarlığa vermiş. Şiir yazıyor, roman yazıyor, at yarışlarına devam, kadınlar zaten bir dünya. Bukowski'nin romanlarında bunların hepsine rastlarız ama her bir romanda da ana bir izlek olur. Tayfalı romanda at yarışlarıydı, barlar da vardı. Postalı romanda postane ve saçmalıkları. Factotum'da bir dolu iş ve iğrenç iş hayatı. Burada da kadınlar. Kadınlar üstünden Bukowski'nin yazarlığı, içişleri, yolculukları, geçmişi, sevdiği yazarlar, her şey. Chinaski'nin bütün hayatı kocaman bir kent eleştirisi. Nefret ettiği insanları kullanıyor, onları dövüyor -arada dayak yediği de oluyor tabii- ve evine dönüp horul horul uyuyabiliyor. İnsanın olmadığı yerde küçük bir çocuk kadar çaresiz. Her şeyin farkında. Aslanın güçlü olduğu yeri bilmesi, güçsüz olduğu yerden uzak durması demektir. Kadınlara da hiç girmeyeceğim artık, o kadar çok var ki. Chinaski'nin dediklerinden gidiyorum. Okuyucusuna biçtiği rol de belli değil Bukowski'nin; bir "siz" diyor, bir "sen". Yine de okuyucuya yakın hissettiği söylenebilir, zaten okurları da ya kızlar, ya da hiç sallamadığı erkekler. Hepsi aynı. Bir yerlere sürüklenen ve buldukları tahta parçalarına sarılan insanlar. Chinaski'nin kaybolma deneyiminden sonra bu duruma dikkat etmeye başlaması son derece doğal, anlatıcının kendini çözmeye başlaması da kayboluştan sonraya rastlıyor: "(...) Beni boks maçlarındaki ve hipodromlardaki insanlarla özdeşleştirdiğini biliyordum; ve doğruydu, onlarla birdim, onlardan biriydim. Sağlıklı insanların olduğu anlamda sağlıklı biri olmadığımın farkındaydı Katherine. Hep yanlış şeylere meyletmiştim: içmeyi seviyordum, tembeldim, tanrım yoktu, siyasetim yoktu, fikirlerim yoktu, ideallerim yoktu. Hiçliğe razıydım; yoktum aslında, ve bunu kabullenmiştim. Bu ilginç kılmıyordu beni tabii ki. İlginç olmak da istemiyordum zaten, fazlasıyla zahmetliydi. Tek isteğim yumuşak ve puslu bir yerde bir başıma, rahatsız edilmeden yaşamaktı. Diğer taraftan içince nara atıyor, sapıtıyor, kontrolden çıkıyordum. Genel halimle sarhoş halim çelişiyordu. Umursamıyordum." (s. 110) Umursamıyordu, umursadığı zaman düşüncelerini aklından şöyle bir geçirip içkiye devam ediyordu, basit ve güzel olan oydu çünkü. Fikirler de güzeldi ama zordu, yaşamaksa kolay. İçkiyle. Chinaski en sevdiği iki yazar olarak Fante'yi ve Celine'i gösteriyor. Fante: Dugusallıktan korkmayan, cesur bir adam. Celine: Bağırsaklarını deştiler ve güldü, onları da güldürdü. Çok cesur bir adam. Hemingway'i sevmiyor. "Fazla ciddi. İyi bir yazar, cümleleri güzel. Ama onun için hayat kesintisiz bir savaştı. Hiç bırakmadı kendini, hiç dans etmedi." (s. 216) Bukowski'nin bütün tanıştığı kadınların bazıları gerçekten çok iyi kadınlar. İnsan olarak. Erkeklere aynı gözle bakmasa da kadınların iyi olanlarını da ayırt edebiliyor kendisi. Bir bunun kadar daha yazılacak malzeme var, bitiriyorum. Bukowski işte.
fazılhan ildeniz
Kaşif
20.05.2026
Charles Bukowski’nin 'Kadınlar' romanı, yüzeysel bir okumayla salt bir hedonizm ve savrulma anlatısı gibi görünebilir; ancak metnin derinine inildiğinde, Henry Chinaski karakteri üzerinden muazzam ve sarsıcı bir varoluşsal çöküş okuması yapıyoruz. Yazar, maskesiz ve filtresiz bir üslupla, insanın en çiğ, en zaaflı hallerini sayfalara döküyor. Chinaski’nin bitmek bilmeyen kadın arayışı, aslında kendi içsel boşluğundan ve toplumsal yabancılaşmasından kaçışının trajik bir yansıması. Hikâye boyunca kurguya dahil olan her bir kadın karakter, sadece ana karakterin savrulmalarına değil, okur olarak bizim de karanlık yanlarımıza tutulan çarpıcı birer ayna işlevi görüyor. Metnin asıl gücü süslü tasvirlerde değil; Bukowski'nin insan ruhunun en sakil, en savunmasız ve en gerçek hallerini çok boyutlu bir şekilde ortaya koyabilmesinde saklı. Karakter odaklı anlatımların gücüne inanan ve insan doğasının en çıplak haliyle yüzleşmek isteyenler için sarsıcı, cesur bir yeraltı edebiyatı klasiği.
Master0658
Kaşif
16.07.2025
Bukowski edeyatına harika bir eser daha. Hiç bir eserinde okurken beni yoran bir kısım olmamıştır. Bazı bölümleri bittikten sonra düşündürecek kadar derin.
Oz Celk
11.07.2024
Doğal, rahat, dramatik, eğlenceli, sade.
adrianapolis12
Kitapkurdu
27.08.2023
Bukowski'nin atraksiyonu bol kitaplarından.
ahhsennn
Kitapkurdu
29.07.2023
Stili beni çok mutlu etmeyen bi yazardır, kitap için de tartışılabilir olduğunu ifade etmeyelim
Ismail Berkok ÇETİNKAYA
Kitapkurdu
Çok sevdiğim bir akadaşımın önersi üzerine aldım.
S.H.
Kitapkurdu
23.09.2022
Uslubunu beğenmediğim bir yazar
okurrca
28.08.2022
Yazar kadınları rahat ve serbest bir üslupla anlatıyor.
susturucu1995
Kitapkurdu
02.08.2022
Üstadın en çok tartışılan kitabıdir
Oğuzhan SEZGİN
02.04.2022
kadın erkek ilişkilerini derinlemesine ele alan bir kitap. buk çekinmeden kadınlar hakkındaki görüşlerini paylaşıyor.
b.kaya
Bilge
14.02.2022
üstadın okuyacağım ilk kitabı olacak. tavsiye üzerine aldım
Murat Dg
11.01.2022
Bukowski bu kitabı da çok iyi
melisa.isler
Kitapkurdu
07.04.2021
Bukowski üstadın açık, seçik, doğal anlatışıyla beraber olduğu kadınlara dair fiziken ve ruhen hissettiklerini anlatıyor. Tavsiye ederim.
Fuat Çakırbeyli
09.01.2021
Herkes sevmez bu yer altı edebiyatını belki ama ben BUKOWSKİ hayranı olarak çok sevdim. Teşekkürler pis moruk.
cayan2434
25.11.2020
bukowskinin kızlarla geçirdiği vakitleri anlatan bir eser
BaranAkcok
09.11.2020
Bukowski'nin dünyası son derece bohem, bir o kadar da net. Kadınlar kitabı edebiyat dünyasının kült eserlerinden, farklı pencereler açması adına faydalı bir eser...
Purobey
03.09.2020
Abartıldığı kadar bir kitap değil fakat iyi denebilir.
GÖKOĞUZ
Kitapkurdu
25.06.2020
Charles Bukowski hep merak ettiğim bir yazardı ve bu kitabıyla başladım onu okumaya
er_dembaba
21.04.2020
Bukowski ile tanıştığım kitap fakat öncesinde ona ilham veren John Fante'nin Toza Sor adlı kitabını okuduğum için Bukowski biraz beklentimin altında kaldı.Eser çok materyalist ve derinlikten uzak geldi.