Orhan Pamuk’tan “Kar” adlı romanı okumayı planlamıştım. Fakat kısmette “Veba Geceleri” varmış.
Roman dili ile anlatım, edebi kurgu, her okurun ilgisini çekmeyebilir. Ayrıca roman okurları da çok seçicidir. Polisiye romanların dışına çıkmayanlar olduğu gibi, yalnızca tarihi roman okuyanları da var, her bulduğunu okuyanı da. Roman diliyle bilgi ve bilinç aktarımını elbette önemsiyorum. Fakat devamında diğer alanlara da yönelmeyi öneriyorum.
Ayrıca; tarihi gerçekleri edebiyata boğdurmamalı, bilgi kargaşası ile zihinleri yormamalı, ağdalı cümlelerle de anlam bütünlüğünü bozmamak gerekiyor. Yazar, giriş yazısında kitabını şöyle tanımlamaktadır: “Bu hem bir tarihi roman hem de roman biçiminde yazılmış bir tarihtir.” 19. yüzyılda, Osmanlı döneminde, 29. Vilayeti olan Minger Adasında veba salgını yayılınca, dönemin yöneticileri ve halkı tarafından sürdürülen mücadeleyi konu edinmektedir. Minger Adasının da Arkaz şehrine bağlı, kurgusal bir coğrafya olduğunu belirtelim. Yerel bir tarihi olayın, 544 sayfalık, 79 bölümlük bir romanla anlatımını, çok fazla uzun bulsam da, tarihsel bilgiler ve detaylı betimlemeler; sayfalara çekicilik kattığından, akıcı cümleler sayfa sayısını unutturuyor. Anlatım ve bilgiler arasında mantıksal bağ kurmak için; çok dikkat ve iyi bir mantık donanımı gerekiyor. Anlaşılırlığı artırmak için kitabın girişine; yer adları ve roman kahramanlarıyla ilgili bir açıklama, kelime sözlüğü eklenebilirdi.
Romandaki tarihsel aktarımlar; II. Abdülhamid'in yeğeni Pakize Sultan'ın torunu Mina Mingerli'nin Hatice Sultan'a yazmış olduğu 113 adet mektubun içeriğinden alınmış. Yazar, eserini 35-40 yıl düşünüp, 5 yılda tamamlanmış bir roman olduğunu belirtiyor.
Siyasi, etnik, bölgesel sorunların da işlendiği romanda, komşu ülkelerle olan sürtüşmelerin arka planı da anlatılmaktadır. José Saramago’nun “Körlük” adlı romanıyla, vurgu ve kavrayış olarak benzerlikler bulunmaktadır. Günümüz Coronavirüs salgını açısından da sosyolojik veriler açısından benzeşmektedir.
Son olarak şunu belirteyim: Uzun ve anlaşılması zor bir roman. Yazardan okuyacağınız ilk kitap bu olursa, yanlış ve noksan bir izlenim edinebilirsiniz.
İyi okumalar.
Bir mokümanter (sahte belgesel / mockumentary) sanılanın aksine bir dokümanter (belgesel / documentary) yazmaktan daha zordur zira dokümanterde olaylar gerçekten yaşanmıştır ve olayın absürt yanlarından tutun da sıkıcı aşamaları da dahil olmak üzere yazarın kabahati değildir. Olay öyle yaşanmıştır. Okur buna katlanmak durumundadır. Oysa mokümanter hayali bir öyküleme gerektirir. Olmayan bir ada, olmayan bir ahali, olmayan önderler, olmayan bir salgın yetkin bir yazarın elinde olmuşçasına anlatılır.
Hayali karakterlerin yüzeyselliği, atmosfer oluşturamama, hiçbir alt öyküye yeteri kadar eğilememe gibi aksaklıklar bu tür romanlarda okura odaklanma sorunu hediye edebilir. Abdülhamit dönemi Ege adası Minger'in haritasının detayları için gösterilen çabayı bir romanın üç olmazsa olmazına; karakter-olay-olgu üçlüsünde görmeyi bekliyorsunuz. Romanın olumlu yanları da var elbette. İstanbul'da, V. Murat'ın zindan hayatı ve onun Abdülhamit'le olan karmaşık bağı okur için yerinde bir sadeleştirmeyle ve dramatik yapıyla sunulmuş. Sonuç olarak Minger adasının mokümanterik bağımsızlık hikayesi, veba ortamı ya da çok kültürlülüğün sancılarını çeken ada ahalisinin yaşamını anlatan bu romanı okumanın kararını okura bırakalım.
Orhan Pamuk'un tarihsel üstkurmaca türünde değerlendirebileceğimiz romanı Veba Geceleri, 2. Abdülhamit döneminde geçen ve kurgusal Minger Adası üstünden inşa edilen bir metin. Başta Sultan V. Murat'ın kızı Pakize Sultan ve eşi Damat Doktor Nuri Paşa olmak üzere karakter kadrosu tıpkı bir tiyatro oyununda olduğu gibi yaratılmış. Her bir karakter zaman zaman öne çıkıp metnin ilerleyen bölümlerinde geri plana çekiliyor. Anlatımsa tarihçi ve kitabın yazarı Mina Mingerli üstünden ilerliyor. Yer yer sanki bir tarih kitabı gibi anlatım da romanda söz konusu. Minger adasındaki veba salgınını durdurmak isteyenlerin ve ona karşı çıkanların mücadelesini okuduğumuz, sonrasında da adanın bağımsızlığını kazanıp bir devlete dönüşme hadisesini görüyoruz. Orhan Pamuk romanları arasında tarihi anlatımın en yoğun olduğu romandır diyebiliriz Veba Geceleri için. Sonuç olarak Nobel sonrası dönemin en iyi romanı Veba Geceleri'dir desek sanırım bunda bir beis olmaz.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Veba geceleri Pamuk’un en zayıf romonlarından biri.Potansiyeli yüksek bir konu,yeterince derinleştirilmeden uzun ve tekrarlı bir metne dönüşmüş.Tarih ve salgın meraklıları için bazı kısımları ilginç gelebilir ama genel okuma deneyimi ağır ve tatmin etmiyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı bundan 5-6 yıl önce pandemi de benzer bir salgını anlatıyor diye aldım. Konu veba salgını ve o dönemde neler yapıldığı nasıl önlemler alındığı anlatılıyor. Tabii tarihte olan bir olay olduğu için o günkü sosyo-ekonomik yapıyla verilmiş. Tarihte beraberinde anlatılmış. Genel olarak Orhan Pamuk dili bana ağır gelir. Belki daha sakin bir zamanda okusam daha çok şey bulacağım bir kitaptı ama okurken çok zorlandım
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Günceli yakalamak için yazdığını düşündüğüm güncel ama olay Osmanlı İmparatorluğu zamanında İstanbul’da geçen bir salgın romanı. Kurgusu ve edebi yönü kuvvetli bir Pamuk kitabı.
Okuduğum ilk Orhan Pamuk kitabı idi. Yazarın hakkını teslim etmek lazım kurgusal bir ada ve o adaya ait tüm detayı kağıda aktarmak zordur. Üstüne üstlük bu kurgusal adada yaşanacak bir veba salgını etrafında cinayet, siyasi hadiseler ve toplumsal olayları okuyucunun zihninde resmetmek daha da zordur. Yazarın bunu başardığına inanıyorum. Her ne kadar bazen romanın akıcılığı yavaşlasa da okuyucusunu edebi manada memnun edecek eser olduğu kanaatindeyim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Orhan Pamuk'un şahsen en az beğendiğim romanlarından. Benim için okuması çok keyifli olan Doğu-Batı sorunu, bu romanda yok gibi. Ama tabi ki yine de Orhan Pamuk işte, ne kadar kötü olabilir.
Kitap aşırı sürükleyici olmasa da sarıyor diyebilirim. Kitap tarihten anektotlar veriliyor gibi anlatılmış; olay minger adasında geçiyor ki böyle bir ada olduğuna inanıyorsunuz baştan. Ama biraz araştırınca tamamen hayal ürünü olduğunu anlıyorsunuz ki okumaya devam edince arada bir bu gerçeği unutup sanki gerçekmiş gibi düşünebilirsiniz.
Olaylar 19. yüzyıl sonlarında osmanlının son dönemlerinde akdenizde rodos ve girit arasında osmanlıya bağlı minger adası denilen küçük bir adada geçiyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kurgusal Minger Adası'nda geçen kurgusal bir roman. Okurken tarihsel roman gibi detayların içinde geziniyorsunuz (hele benim gibi tarih sevdalısıysanız çok da keyif alıyorsunuz) ama sonra bunun, tamamen Orhan Pamuk'un hayal gücü olduğunun ayırdına varıyorsunuz. Bence bu romanın, daha doğrusu yazarın başarısı budur.