“Çocukları ölmüş ailelerin birbirinin yüzünde gördükleri acı tanıklığın çekingenliği aralarında asılı kaldı, onları uzaklaştırdı.”
Zülfü Livaneli’nin son kitabı “Balıkçı ve Oğlu”nu elime geçer geçmez bitirdim. Ernest Hemingway’in “Yaşlı Adam ve Deniz” kitabından bir alıntıyla başlıyor, kitabın birkaç bölümünde de oradaki sahnelere göndermeler yer alıyor. Bu beni kitaba çeken ince bir detaydı. Balıkçı ve Oğlu, göçmenlere, denizlerin birbirinden ayırdıklarına, ölüme ve yeniden başlamaya uzanan bir örgüye sahip. Mustafa ve Mesude’nin hayatına odaklanırken, kayıplarını, biricik çocuklarının üzerlerinde bıraktığı yıkıcı etkiyi hissedebiliyoruz. Kendi aralarındaki iletişimsizlik üst boyutlara yükseliyor ve müthiş bir çıkmazın sınırlarında dolaşıyoruz. Mustafa, balık için çıktığı denizde kendiyle yüzleştiği bir an, muhtemelen göçmen olduğunu düşündüğü insanların cansız bedenlerini görüyor. Ama onun tam anlamıyla çakılmasına neden olan, şişme ve küçük bir botun içinde cansız duran bebeği görmesi oluyor. Öldüğünü düşündüğü o bebek, Mustafa ve Mesude’nin hayatına doğru yola çıkarken, beraberinde de zor bir sınavı getiriyor. Yaşamın doğru ve yanlış olarak kabul ettikleri, mahalle baskısı, insanların sorguları ve vicdan…
Livaneli’nin dili ustaca kullanışını, gündelik yaşamın zorlu yollarında incelikle dolaşmasını seviyorum. Fakat bu kitapta, adını tam olarak koyamadığım bir bitmemişlik, aniden yol değiştirmeye neden olacak bir fren hissettiğimi söylemeliyim. Aniden durduk ve indik. Ya hikâyenin ötesi?
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Anıl Bey yorumunuzun ilk bölümünde kitap özetini yazmışsınız. İkinci bölümde kitap hakkında yorumunuzu yapmışsınız, ve yorumunuz çok güzel. Kitap özeti kitabın içerisindeki can alıcı olayları içerdiği için, kitabın gizemi ve heyecanını kaçırıyor. Kanaatimce sadece ikinci bölümdeki gibi yorum yazsanız, bizler için çok daha faydalı ve ışık tutucu olur.
Livaneli’yi takip eden bir okur için deniz kokulu bir eser yazması hiç sürpriz olmamıştır. Kendi adıma bunun zamanını kestiremiyordum sadece. Çünkü Sevdalım Hayat’ta ve kendi hayat hikayesine atıf yaptığı birçok röportajında, denize olan tutkusunu çok net bir şekilde vurguluyor. Bu noktada Hemingway, O’nun için ayrı bir önem taşıyor:
“Hemingway'in bütün kitaplarını ezbere bilirdim ama İhtiyar Adam ve Deniz'in yeri başkaydı. Talihsizlikten de beter bir salao'ya yakalanmış olan ihtiyarı tanıyormuş gibiydim. Karayip Denizi'nin tuzunu cildimde duyuyordum. Ringa balığının ekşi lezzeti dilimi buruyordu. 44 yaşında Karayip Denizi'ni ilk kez gördüğümde tanıyormuş gibiydim. Sanki çocukluğumun denizlerinden biriydi (…) Bir arkadaşımdan, Eskihisar ve Darıca diye iki kıyı kasabasının övgüsünü dinlemiştim. Oralarda denizin tuzuyla yıkanan yaşam beni çok çekiyordu. Özellikle İhtiyar Adam ve Deniz'den sonra, balıktan, denizden ve maceradan başka bir şey düşünemez olmuştum. Aklını kitaplarla bozup yollara düşen Mancha'lı ihtiyar gibiydim.” (Sevdalım Hayat, s. 50, 54)
Livaneli, romanlarına, güncel olsun ya da olmasın, yaşadığı toplumda duyarlılık gösterilen ve kendisinin de dert edindiği bir konuyu harmanlamayı üslup edinen bir yazar, tıpkı Serenad’da ya da Huzursuzluk’ta olduğu gibi. Bu eserinde ise deniz kokulu hayatlara, ülkemizde yaşanan göçmen meselesini dahil ediyor. Eserin kahramanları Balıkçı Mustafa’nın ve eşi Mesude’nin kaderlerini bir şekilde göçmenlerle kesiştiriyor.
Eserin sonuna eklenen röportajda, Balıkçı ve Oğlu hakkında şu ifadeler geçiyor: “İlk gençliğimden beri bir deniz romanı yazma hayalim vardı. Belki de ortaokul lise yıllarıma damga vuran Hemingway tutkusunun bir sonucudur bu.” (s. 129)
Yayınevinin Youtube kanalında paylaşılan, bu eser hakkında yazarla yapılmış söyleşiyi izlemek isterseniz bkz.: bit.ly/3DZGE95
İyi Okumalar!
Ege sahilinde bir balıkçı köyünde kendi halinde yaşayıp giden ve balık avcılığı ile geçimini sağlayan Mustafa ve eşinin hikayesini okurken güncel o kadar çok sosyal hadiseyi de okumuş oluyorsunuz ki. Livaneli ustalıkla hepsini bir roman örgüsünde çok güzel anlatıp bunu başarmış. Romanı yine bir solukta elime alır almaz bitirdim. Ege'de küçük bir kurtuluş umuduna sarılıp denizde kayıp giden mültecileri, kâr hırsıyla kıyılarımızı kirleten balık çiftliklerini, turizm ve rant hırsıyla yağmalanıp tahrip edilen tabiatı ve daha nice şeyi insan psikolojilerini de dikkate alarak farklı insan bakış açılarından anlatmaya çalışmış. Livaneli bu romanında da bence zirveyi zorlamış. Livaneli romanı okumak bir zevk ve ayrıcalıktır. Tereddüt etmeden alıp okuyabilirsiniz, okuyunca ne demek istediğimi anlarsınız. Livaneli bizi bize anlatmış, bize ayna tutmuş. Balıkçı ve oğlu beni hüzünlendirdi, içimi acıttı ve düşüncelere gark etti.
Livaneli’nin kalemini seviyorum.. Her okuduğum romanında yeni bir şeyler öğretiyor okuyucuya.. Burada da 2. Dünya Savaşı’ndaki yarısı batmış gemi olayını anlatmış.. Kitap çok akıcı.. Toplumsal sorunlara da göçmen sorununa da çokça yer vermiş..Bir başka dikkat çektiği nokta da memleketin taşına ,toprağına göz dikmiş yiyiciler..Suyunu,ağcını, dağını, toprağını talan eden yiyiciler..Bir çırpıda okunabilecek bir kitap..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap, bir balıkçının yaşadığı büyük kayıplar ve geçmişle yüzleşme süreci üzerinden ilerliyor. Hikâyenin merkezinde göç, travma ve insanın hayata yeniden tutunma çabası var.
Karakterin yaşadığı acılar ve içsel kırılmalar oldukça derin bir şekilde verilmişti. Özellikle geçmişin yüküyle yaşamak zorunda kalması ve buna rağmen ayakta kalmaya çalışması beni en çok etkileyen kısımlardan biri oldu.
Okurken yer yer içimi burkan ama bir yandan da insanın ne olursa olsun devam edebileceğini hissettiren bir anlatımı vardı. Dili sade ve akıcıydı, duygular abartılmadan verildiği için daha gerçekçi hissettirdi.
Bitirdikten sonra geriye, insanın yaşadığı her şeye rağmen hayata tutunma çabası kaldı.
Bu roman beni sarmıştı okuduğum zaman çok beğendim bir babanın oğlunu kendi yüzünden kaybedisine inanarak nasıl bir başka çocuğu kendi oğluna olan özlemle baglanışını anlatıyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
balıkçı ve oğlu kitabında sadece bir babanın oğlunu kaybetmesi ve yeniden bir çocuğa sahip olması geçmiyor toplumsal sorunlardan da bahsediyor. ağaçların katledilmesi, denizlerin işgali , göçmen sorunlarına da değinmekte
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Livaneli’nin yalın anlatımı, okuru yormadan düşündürüyor; balıkçının çaresizliği ve oğlun karanlığı insanın içine işliyor. Kitap, “İnsan her zaman yaptığıyla mı suçludur, yoksa yaşadıklarıyla mı?” sorusunu geride bırakıyor.
Kısa ama etkisi uzun süren, vicdanı rahatsız eden ve toplumsal yaralara dokunan bir eser.