Nihayet Tanzanyalı yazar Abdulrazak Gurnah ile tanışabildim. Geç kalmış bir tanışma, farkındayım ama şu Nobel tantanası bir geçsin, sular bir durulsun istedim ve kendisinin en övülen kitaplarından biri olan Kumdan Yürek ile konuya daldım. Öncelikle - keşke önsözde kitabın bu biçimde anlatılmaması gerektiğini anlayabilsek. Yayınevinin kitaba ön söz olarak koyduğu metin tam anlamıyla bir son söz aslında, zira öykünün en kritik noktalarının temiz bir özetini alıyoruz. Çok can sıkıcı. Okumayanlar sona saklasın diye önemle belirtme gereği duyuyorum.
Shakespeare’in ünlü Kısasa Kısas oyunundan ilhamla yazılmış bir roman bu. Gurnah’ın dili epey sade ve akışkan, anlattığı şeylerin bir kısmı bize çok tanıdık. (Örneğin devletin beyaz ‘Datsun’larla aldığı ve geri dönmeyen insanlar... Sahi, niye hep beyaz olur bu araçlar?) Tanıdık olmayan kısımları da var elbette... Sömürgeleştirilmiş, nihayet bağımsızlığını kazandıktan sonra da asla rahat bırakılmamış, hep bazı “büyük abi”lerin oyun sahası olmuş, biçim verilmeye çalışılmış, eğilmiş, bükülmüş, kendi kimliğini bulmasına izin verilmemiş bir ülkede kim olduğunu aramak - sanırım bana en çok dokunan kısmı bu oldu anlatının. Kitap boyunca kovaladığımız büyük sır bir yana, üniversite çağına gelince “daha iyi bir gelecek için” ülkesini terkedip İngiltere’ye giden anlatıcımız Salim’in (ki hikâyenin bu kısmı epeyce otobiyografik, Gurnah da aynı yolu izlemiş) hiçbir yere ait olamayışındaki hüzün, ailesinin de bu köksüzlüğü kuşaklar boyunca taşımak zorunda kalmış olması, adeta genlerine işlemiş bir “bulunamama” halinden muzdarip oluşlarını çok güzel anlatmış. Ve tabii her tür toplumsal karmaşada en ağır yükü hep kadınların üstlenmek zorunda kalışını, en büyük çileleri onların çekişini...
Dilini dediğim gibi sevdim ama benim zevkime göre biraz fazla basit kaçtığını da söylemek zorundayım. Bu kadar dokunaklı bir hikâye insanın içine işleyecek biçimde de yazılabilirdi. İlla aforizmalara da gerek yok bunu yapmak için ama bazı duyguların ve ikilemlerin çok daha iyi aktarılabileceği kanaatindeyim, öykü buna müsaade ediyor çünkü.
Sevdim, Gurnah’a devam edeceğim ama kendisi favori yazarlarım arasına girecek gibi gözükmüyor şimdilik.
Shakespeare'in Gravel Heart oyunun bir adaptasyonu olan kitap kurgusu açısından iyi. Ancak kitap neden ve nasıl nobel almış insan merak ediyor. Ödüllere her zaman temkinli yaklaşmak lazım. Batı'ya göçmen olmak ve orada yaşamak üzerinden yapılan 'yumuşak' ama dokundurmayan eleştiriler nedeniyle ödül verilmiş olabilir. Üslubu güzeldi, ancak oyundan uyarlama olduğu yani kurgusunun tam olarak yazara ait olmadığı da düşünülürse kitaptan geriye ne kalıyor okuyucu karar versin. Vakit geçirmek için, hiç zorlanmadan kolaylıkla okunabilecek bir roman. Daha fazlasını bekleyenler için yazıyorum.
Kişisel tarihi üzerinden kırgınlıklarla dolu bir roman. Varmış ama yokmuş gibi anlatım, okuru daha çok anlatının içine alıp yakasını bırakmaya hiç niyeti olmayan bir yazar.
Bol travma az mutluluk, bolca kaçış ama az yüzleşme…Kaçarken, hayatta kaçırdığı anlar; cenazeler, dualar.
Yüksünmeden yaşayan, kendince dik durmaya çalışan anlatıcı; duygu sömürüsü olmadan olanı anlatırken; gerçekliğe ya da olanın “doğrusuna” ulaşmak için zaman ve dikkat gerektiren tavrı ile sabrınızı sınıyor .
Yerinden edilen, sırları ile sabrı arasında, minneti ile idealleri arasında sıkışan bir hayat. Olanı kabullenmek/kabullenememek hep bir iğreti kalma hali, minnet değil de sanki baştan savma borç ödemenin en acımasız halini anlatırken yazarın verdiği öyküleme gücü sıradanlıktan çıkarıyor.
Fazlasıyla içe dönük, fazlasıyla kırılgan (belli etmemeye çalışırken daha çok kırılan)...
Umulan ile bulunan arasında yaşanılanı enjekte etmenin halleri yazarın anlattığı.
Sabrın varsa oku.
Selametle.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kumdan Yürek’ü okurken Zanzibar’ın sıcak rüzgârlarından Londra’nın gri sokaklarına uzanan bir sürgün yolculuğuna çıktım adeta. Abdulrazak Gurnah, Salim’in hikâyesini öyle incelikli, öyle derin ve insani bir dille anlatıyor ki… Göçün, ihanetin, aşkın ve aidiyet arayışının ağırlığını, Shakespeare’den ilhamla örülmüş bir dokuda hissettiriyor. Hem geçmişin gölgesinde hem de yeni bir hayat kurma çabasındaki o kırılgan dengeyi muazzam yakalıyor. Okuduktan sonra hem kalbiniz sızlıyor hem de insan doğası üzerine uzun uzun düşünüyorsunuz. Nobel’lik bir kalemden, sarsıcı ve unutulmaz bir roman. Kesinlikle tavsiye ediyorum!
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Beklediğim kadar iyi. Shakespeare'in eserinin kendi dönemine ve toprağına uyarlanması bence oldukça başarılı olmuş; uyarlama konusunda güzel ve yerinde atıflar yapılmış. Bence okunmaya değer
“Abdulrazak Gurnah’ın Gravel Heart kitabını bitirdim. Zanzibar’dan Londra’ya uzanan bir hikâyede aile sırları, kimlik krizleri ve göç deneyiminin izlerini bulacaksın. Sarsıcı ama samimi bir anlatı. Eğer duygusal ama ağırlaşmayan bir roman arıyorsan, bu kitap senin için doğru olabilir.”Aidiyetin sabit bir kimliğe sıkışmadığını, zamanla şekillenen derin bir sorgulama biçimi olduğunu gösteriyor.Okuyucuyu duygusal bir derinliğe sürükleyen ama asla ağdalılaşmayan bu eser, sosyal sınıfların, aile sırlarının ve kimlik meselelerinin iç içe geçtiği bir yaşam öyküsünü anlatıyor
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
''Şükretmek mi sevginin başlangıcıydı, sevgi mi şükretmenin? Önemli değildi aslında; sonuçta insanı uzun vadede mutsuz eden şeyler kelimeler değillerdi. İnsanın mutsuz eden anılardı, solmak bilmeyen, yerinden oynamayan karanlık anlar''.
Kitapta bahsi geçen insanlar batılılar gibi yaşayıp Müslüman olduklarını iddia ediyorlar! Gurnah'a Nobel ödülü verilmesinin sebeplerinden biri de (belki de) böyle bir din anlayışına sahip olmasıdır.
Nobel alan kitapların alamayan kitaplara göre görece daha iyi olmasını bekliyorum edebi olarak. Her ne kadar siyasi bir ödül olsa da biraz da edebiyat yönünden zenginliği olmalı kitabın.
Yabancı hissetme, kültür farkı, memleket özlemi gibi temalara değinmiş ama edebi yönden daha tatmin edici bir anlatım tarzı beklerdim. Çoğu yerinde aşırı sıkıldım ve ilerlemek için zorladım. Okurken daha çok İran canlandı sanki zihnimde ki anlatılan şeyler bize de tanıdık. Buram buram acıtasyon yok ama çok sığ... Adını tam koyamadığım bir olmamışlığı var hikayenin.
Zaman kaybı değil ama beklentinizi çok yüksek tutmadan okumanızı tavsiye ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
ilk defa Afrika kökenli bir yazarın kitabını okudum.
Biz daha çok Avrupalı ve Amerikalı yazarların kitaplarını okuyoruz, bu kitapta anladımki Afrikalı yazarlarda çok güzel kitap yazıyorlar.
Kitapta İyi İnsanlar ve kötü İnsanların hayatı anlatılıyor ama maalesef kötüler kazanıyor .
Kitap sohbet tarzında akıcı bir anlatım ile yazılmış.
Sadece tercümede biraz sıkıntı var.
Daha güzel tercüme edilebilirdi .