Bir Peren Ercan çevirisi ile Japon kültürüne yaklaşırken hüzünlü bir hikâyeye tanıklık ediyoruz. Anlatıcının çocukluğuyla açılıyor kitap. Çocukluk yıllarından beri yüzüne taktığı görünmez “soytarı” maskesiyle insanları güldüren bir karakter olduğunu anlatıyor. Elbette, aslında içinde kopan fırtınaları da. Perdenin arkasındaki hüznü ve yalnızlığı sadece bir kişi görüyor. Bir başka çocuk. Kahramanımızın anlattığı hikâye boyunca ara sıra geçmişe dönüp o çocuğun adını anması bundandır belki de.
Daha sonra liseye gidiyor. Artık evinden uzakta. Büyükşehirde tek başınalığının ve savrulmuşluğunun daha çok farkına varıyor. Sanatın ve siyasetin içine giriyor. O günlerde edineceği bir başka arkadaş, ona hikâyesinin sonuna kadar eşlik etmeyi başarıyor. Yaşamına giren kadınlarla, aile bireyleriyle, diğer insanlarla olan ilişkileri ve yetişkinlik dönemi de hep sancı dolu. Sevilmekten ötürü ızdırap çekiyor. Başarısız olmak ve oradan oraya savrulmak için yemin etmiş bir karakter. Dünyayı görme biçimi oldukça hüzünlü. Bu bakımdan çok enteresan bir anlatı. Yer yer sinir bozucu olsa da zamanı ve farklı kültürleri tanımak ve anlamak açısından okunmalı.
Osamu Dazai, melankolik yanıyla farklı coğrafyalarda Sâdık Hidâyet ile benzer bir dili konuşan bir yazar bana kalırsa. Bir de Mark Gibeau tarafından yazılmış ve Elif Kılıç tarafından dilimize çevrilmiş olan sonsözde de bahsedileceği üzere, “İnsanlığımı Yitirirken” pek çok kısımda yer alan gerçekçi ve etkileyici detaylarla, otokurguya göz kırpan tirajikomik bir anlatı.
Onaylı YorumBu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.Bilgi İçin
Osamu Dazai (1909 - 1948) Modern Japon Edebiyatı'nın en önemli yazarlarından biridir. Otuz dokuz yıllık yaşamına pek çok eser sığdıran Dazai, sonradan aristokrat olan bir ailenin on iki çocuğundan biri olarak dünyaya gelir. İlerleyen yaşlarında Fransız Edebiyatı Bölümü'nde okuma tercihi, Marksist eylemlerin içinde yer alması ve çarpık ilişkileri yaşamındaki önemli sayılacak devrimlerdir. Yaşamının pek çok evresinde intihar teşebbüslerinde bulunan Dazai, kırk yaşına varmadan, uzun "intihar mektubu" İnsanlığımı Yitirirken'i tamamlayarak sevgilisi ile birlikte intihar eder ve sonunda varoluş sancılarından kurtulur.
İnsanlığımı Yitirirken, Modern Japon Edebiyatı'ndaki önemli bir tür olan I Novel (Ben Roman) türünde sınıflandırılır. Ben Roman, Natüralist gelenekten doğan, bireyin merkezde yer aldığı, ben anlatıcı ve kahraman bakış açısının hakim olduğu, toplumun kokuşmuş bireylerini; yoksullar, alkolikler, fahişeler ve özellikle işçi sınıfını anlatan önemli bir akımdır. Yazarın öz yaşamındaki sahnelerin yoğrulup yarı otobiyografik şekilde anlatıldığı Ben Roman'da kahraman yazarın ta kendisidir.
İnsanlığımı Yitirirken, giriş, üç hatırat ve kapanış bölümlerinden oluşan, Dazai'nin itiraf dolu intihar mektubudur. Daha çocukluk ve ilk gençlik yıllarında öğrendiği ahlâk mekanizmasına ters düşen aile davranışları, romanın başrolü Yozo'da derin izler bırakır. Hakikatle erken tanışmasına bir panzehir olarak "soytarı" yaratan Yozo, bu soytarının arkasına saklanarak yaşamını sürdürür. Yozo'nun yalnızlığı, korkaklığı, kendini ifade etme güçlüğü yarattığı alter ego "soytarı"da görülmez. Saklanarak yaşamanın bir sonucu olarak yaşamı boyunca soytarısını yakalatma korkusuyla mücadele eder.
Dazai'nin yaşadığı dönem Japonya için son derece kritik bir dönemdir. Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombaları halkta derin tahribatlar yaratırken, Dazai eserinde bu konuya neredeyse hiç yer vermez. Osamu Dazai için önemli olan bireydir ve en büyük savaşını birey ve toplum yargılarını yerle bir etmek üzere verir. Yalnız, yabancı, öteki, topluma ait olamayan ama onun gibi yığınların birleşerek toplumu oluşturduğu bir dünyada anlattığı yalnız birey, "ben" dir.
İnsanlığımı Yitirirken'i İthaki Japon Klasikleri'nin 7. Sayısı olarak Peren Ercan çevirisi ile okudum. Çevirmenin Türkçesine güveni ve emeği ile uzak olduğumuz bir dili ve dünyayı son derece akıcı bir şekilde okuma şansına sahip oldum. Dazai, yarattığı anti kahramanın ta kendisi ve bizlere çok da uzak değil. Karanlık ama önemli sorularla dolu bu eserin okunmasını kesinlikle öneririm. Herkese keyifli okumalar.
Nedendir bilmiyorum fakat bu kitabı hep yalnızken okumaya çalıştım. Bazı zamanlar yanımdaki insanları yok sayıp kitabı okumamak ve Dazai'nin iç dünyasına ait işaretleri keşfetmeye çalışmamak çok zordu. İşte bu derece sürükleyici bir kitaptı. Ve kitabı okurken kendimi bu kadar kaptırdığım, beni bu kadar etkileyen başka bir yazarla hayatım boyunca karşılaşmadığımı fark ettim. Açıkçası karşılaşacağımı da hiç zannetmiyorum. Sanki kendimle tanışmış gibiydim çünkü. Ne kadar ilginç... 20. yy başlarında dünyanın bir ucunda yaşamış bir adam ve ondan bir yüzyıl sonra aynı duyguların esiri olmuş çok uzak bir ülkedeki genç bir kadın, toplum hakkında, kendisi hakkında aynı şeyleri düşünüyor... Farklı kültürde yetişmiş ve farklı dilleri konuşuyor olsalar bile... Belki de sebebi toplumdur gerçekten? Osamu bunu biliyordu, maalesef ki ben de biliyorum.
Öncelikle Japon edebiyatına ait okuduğum ilk roman olması açısından beklentimi düşük tutmuştum, okumaya başladıktan sonra dumur oldum ve roman bende inception(başlangıç) filmi etkisi bıraktı, yazar varoluş sağrılarını aslında kendi olan üç kişini ağzından anlatması farklı bir tarz katmış, romanın sonunda kim kimdi hangisi tam anlamıyla gerçek diyebileceğimiz tam bir sonuç yok, zaten kendisini de yazarken kimse kimsenin tam anlamıyla anlamayacağı ana fikir verme üzerine inşa etmek istediğinden bence okuyucusuna istediği mesajı vermiş, son olarak farklı bakış açılarını ve gizemli Japon kültürünü tanıma adına kitabı yaklaşırsanız okumak sizi kesinlikle pişman etmeyecektir, son olarak çevirmen Peren Ercan’a bu zor yapıtı ve bu zor kültürün zor dilini bu denli başarılı çevirisinden teşekkürü borç bilirim…
uzun zamandır okuyup ta bu kadar beğendiğim bir kitap olmadı çoğu kez dile getiremediğim ama umarım başkaları da benim gibidir dediğim durumlarda benim gibi düşünen benzer tepkiler veren birilerinin olması çok güzel bu eser on yıllar önce bile insanların ortak sorunlar yaşadığını bu sorunların insanın iç dünyasında aynı çıkmazları yarattığını gözler önüne seriyor açıkçası psikolojik betimlemeleri ve olayı anlatırken ki dili çok etkili her zaman olduğu gibi ve nedence yazsın kendi hayatı ile bağdaştırdım ben kitabı sanki bir manifesto niteliğinde olmuş.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
kitaptan beklentim çok yüksek te değildi ama sanırım kitabı hem sevdim hem de sevemedim. bazı alıntılar ve duyguların okura geçirilmesi betimlemeler güzeldi diyebilirim
İnsanlığımı Yitirirken kolay okunan ama kolay sindirilen bir kitap değil. Okuyucuya umut vermek gibi bir derdi yok. Belki de bu yüzden bu kadar gerçek. Dazai, insanın karanlık tarafını yumuşatmadan, süslemeden anlatıyor. Kitabı bitirdiğinizde “beğendim” demekten çok, “etkilendim” demek istiyorsunuz. Çünkü bu hikâye, başkasının hayatını anlatıyor gibi görünse de, insanın kendi içindeki kırılgan yerlere sessizce dokunuyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
hayatı boyunca birkaç kez intiharı denemiş yazarın biyografi sayılabilecek kitabı... çocukluğundan itibaren kendini kabul ettirme çabası, gençliğinde aileden kopuşu, zamanla amaçsız ve toplumdan kopmuş bir birey oluşunu anlatıyor.
"artık ne mutlu ne de mutsuzum
her şey gelip geçiyor
bu zamana kadar yaşadığım soğuk bir cehennemi andıran sözde insan dünyasındaki tek gerçek şey bu
her şey gelip geçiyor"
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dazai Japon edebiyatının önde gelen yazarlarından biri, kitap psikolojik ilintilerle uğraşmayı sevenler için gerçekten çok güzel, ilgilisi olmayan kişiler ise okurken zorlanabilir.