Surname & Bir Osmanlı Macerası
Surname & Bir Osmanlı Macerası

Kitapyurdu Fiyatı: 280,50TL

Ürüne Git
258Yorum
hakan arslangiray
Üstat
22.02.2023
Bir iktidar mücadelesi ve intikam hikayesi...
Osmanlı Devleti'nin bilinmeyen bir döneminde geçen romanda, padişah şehzadeleri için günlerce sürecek dillere destan bir sünnet düğünü yapılmasını emreder. Düğün hazırlıkları sırasında sadrazamın fetihten dönerken öldüğü haberi gelince, kazasker ve defterdar yeni sadrazam olabilmek için çabalamaya başlar. Bir yandan bu mücadele sürerken, bir yandan da kazasker ve defterdara kini olan Nasrettin lakaplı bir genç, kardeşi ve en yakın arkadaşı ile birlikte intikam almak için planlar kurar. Biraz şans biraz da planlama ile Nasrettin kendini, defterdar ve kazasker arasındaki mücadelenin ortasında bulur. Bu mücadele sırasında da hiç tanımadığı bir kıza aşık olunca işler iyice karışır. Yazar romanda; kazasker ve defterdar arasındaki mücadelede insanların menfaatleri icabı her türlü kötülüğü yapabileceğini ve devletine bile hainlik edebileceğini anlatırken; Nasrettin, kardeşi ve arkadaşının diğerleri ile mücadelesinde ise iyi insanların sevdikleri ve vatanları için ne kadar büyük fedakarlıklar yapabileceğini anlatıyor. Yazar, her bölümün başındaki kıssadan hisse tarzı kısa hikayelerle, hem o bölüm için ipucu vermiş hem de romanı daha ilgi çekici hale getirmiş. Kitabın içinde bulunan çizimler de romana renk katmış. Dönem romanı olması nedeniyle romanda bazı bölümler biraz ağdalı bir dille anlatılmış. Genel olarak oldukça akıcı bir anlatıma sahip olan romanın sıkılmadan okunabileceğini düşünüyorum. "... iyiliğe giden yolların aranmasından öte iyiliğin kendisini yürünecek bir yol telakki edeceğim..." (s.73)
Zübeyr Yıldırım
Kitapkurdu
16.02.2023
Modern Zamanın Surnâme'si
“Osmanlı döneminde padişah çocuklarının doğum ve sünnet törenleriyle padişah kızlarının düğün törenlerini anlatan manzum, mensur ya da manzum-mensur karışık yazılan eserler” surnâme olarak adlandırılıyor. Surnâme denilince aklıma ilk önce Seyyid Vehbî’nin yazdığı ve Sultan 3. Ahmed’in oğulları için yapılan sünnet şenliklerini anlattığı eser gelir. Sanatçı Levnî’nin hârikulâde minyatürleriyle bütünleşip anlam kazanan bu eser, şüphesiz Osmanlı el yazmalarının öne çıkan ve en bilinen örneklerinden (18. yy). Prof. Dr. İskender Pala, yıllardır akademik alanda divan edebiyatı üzerine çalışmalar yapan bir yazar. Şah & Sultan, Od, Mihmandar, Katre-i Matem, Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk gibi çok okunan eserlerine son olarak Surnâme’yi ekledi. Yazar, “tarih boyunca zengin bir edebiyat türü olarak geliyor olması, biraz da genç okuyucuya böyle bir geleneğin varlığını anlatmak, hissettirmek” için kitabına bu ismi verdiğini ifade ediyor. Roman kurgusu, ismiyle müsemma şekilde bir sultanın şehzadeleri için düzenlenen sünnet düğünü etrafında gelişiyor. Doğal mekân olarak payitaht şehri İstanbul’da gelişen olaylar, zaman olarak net bir tarihle ifade edilmese de devlette güç ve iktidar kavgalarının yoğun olduğu ve ekonominin Kanuni dönemindeki gibi parlak olmadığı bir dönemde geçiyor denilebilir. Olaylar, İstanbul’da geçtiği için Fatih öncesi olmadığı muhakkak. Açıkçası yazar için konunun hangi sultanın döneminde geçtiği aslî bir unsur değil: “…bir kurgu yaptım. Osmanlı'da herhangi bir sultanın düğünü olabilir. Surnâme'nin, düğün kitabı olmak bakımından biraz da sevinç, keyif ve eğlenceye kapı aralayan bir tarafı vardı (…) Kitabı okuyup son sayfaya geldiğinde okurlar bir şeyler öğrenmeli fikrini hep taşıyorum. Osmanlı hayat sistemi içerisinde eğlencenin de var olduğunu ve bunun da belirli bir seviye taşıdığını, bu seviyeyi düşürmek ya da düşürmemek konusunda herkesin kendini sorgulaması gerektiğini anlatmaya çalıştım. Bugünkü topluma, 'Sizin atalarınız böyle eğlenirdi', 'Böyle âşık olurdu'yu göstermek istedim (…) Ben bugünkü okuyucuya kendi kimliklerini ve sahip oldukları değerleri, aslında bulundukları aidiyeti, medeniyet kavramı içerisinde yer aldıkları tarafı ve buradan sıçramalar yaparak geleceğe yürüyüşlerinin nasıl olması gerektiğini anlatıyorum.” Pala’nın bu eseri de diğer eserleri gibi hacimli. 400 sayfalık romanın sonunda, yararlanılan kaynaklar sıralanmış. Bu kaynakçadan, kurgusal da olsa ilgili tarihi dönemi gerçekçi bir şekilde yansıtmak için Osmanlı saray düğünleri, saat yapımı, iktisadi gelişmeler ve paranın değerinde yapılan değişiklikler (özellikle tağşiş konusu), Evliya Çelebi’nin Seyahatname’si üzerine ciddi bir ön okuma yapıldığını anlıyoruz. Bu bilgiler, sadece okumakla yetinilmemiş, satır aralarına aşağıda olduğu gibi başarılı şekilde yerleştirilmiş: “Masada ve duvarlardaki malzeme zenginliğine baktı. Bir saat imalathanesinde olması gereken bütün her şey… Tezgahtaki saate dokundu. Gözü köşede iki parça pamuğa ilişti. Bunlar guguk sesini dinlerken kulağındaki hassasiyeti sağlayan pamuklara benziyordu… Pamuklara uzandı. Kulaklarını tıkadı. Eline iğnelerden birini alıp ses tellerine uzandı. Zamanın içinde dalıp gitti.” Sayfaları süsleyen başarılı karakalem çizimlerle de okurun zihnine ve gözüne hitap eden bir anlayışla adeta günümüze uyarlanmış bir surnâme ortaya çıkmış. Kitap, tekmili otuz bölümden oluşuyor. Her bölümün baş kısmında küçük bir hikayecik yer alıyor. Bu güzel hikayecikler, bölüm öncesi biraz “spoiler” gibi. Roman, bir sabah namazı sonrası oluşturulan ve sultanın hazır bulunduğu divan toplantısıyla başlıyor. Sadrazam yönetimindeki ordu, zaferle neticelenen bir seferden dönmek üzere. Sünnet düğününün tertibine ilişkin vazife taksimi, gündemin öne çıkan maddesi. Yükün kime tevdi edileceği önem arz ediyor. Çünkü vazifeyi alan divan üyesi için bu durum, sultan tarafından bahşedilen ve kendi ikbali adına iyi değerlendirilmesi gereken, adeta başarılı bir satranç hamlesi farz ediliyor. Toplantının tam sona ereceği esnada divana acı bir haber ulaşıyor… Eser, akıcı, anlaşılır ve bilgilendirici bir üslupla yazılmış. Tarihi roman meraklıları için kaçırılmaması gereken bir roman. İleride bir filme konu olması muhtemel eserlerden biri. İyi okumalar!
Hüseyin Derya Keçici
Kitapkurdu
Entrika yüklü bir macera...
Osmanlı döneminde yapılan düğün şenliklerinin edebi metinlere dönüştürülmesine "Surname" adı verilirdi. Romanın çıkış noktası da Sultan'ın oğulları için düzenlediği görkemli sünnet şöleni. Roman, Osmanlı İmparatorluğu'nun yükselişe geçtiği bir dönemi anlatıyor. Fakat, İstanbul'da geliştiği bilinen olayların zaman olarak netliğiyse belirsiz. Yazar için sultanın kim olduğu da pek mühim değil. O, kitabını yazarken arka planda seyreden olaylara bakış atmayı tercih ediyor. Osmanlı döneminde şenliklerin nasıl olduğu ve bu şenlikler esnasında saray eşrafı arasında yaşanan iktidar mücadelesinin ne denli sarsıcı olduğunu gözler önüne seriyor. Bunun yanı sıra saray dışında vuku bulan ve saray eşrafıyla yakından ilgili bir olayı da şölenle birleştirip macera dolu bir hikayeyi okuruna sunuyor. "Bir Osmanlı Macerası" sloganıyla yola çıkan roman dönemin ruhunu iyi yansıtıyor. Özellikle saat metaforu oldukça etkileyici. Yazar, saat metaforu ile arka planda dönen çarklara başarılı bir gönderme yapıyor. Zira romanın asıl derdi de sultandan gizli dönen dolaplar... Roman kendi içerisinde bölümlere pay edilmiş. Her bölümün başında kıssadan hisse şeklinde kısa hikayeler var. Bu hikayeler oldukça etkili ve ayrıca bölümlerle ilgili ipuçları da veriyor. Tarihsel bir roman olması sebebiyle kullanılan dil biraz ağdalı. Sebebi de Osmanlıca kelimelere ağırlık verilmesi. Ancak genel olarak sürükleyici ve akıcı bir roman.
Sezer Koçak
Kaşif
14.03.2024
Herkes Hakettiğini Yaşar
İskender Pala'nın son romanı olan Surname için yine muhteşem başyapıtlardan biri diyebilirim. Romanda tarih net olarak bilinmese de 16-17. yüzyıllar arasında (celali isyanları s.117) geçtiği kitapta dile getiriliyor. Sultanın emri ile şehzadeler için 15 gün sürecek sünnet düğünü ile başlayan serüven, sefer sırasında sadrazamın ölmesi ile boşalan sadrazamlık makamı için verilecek mücadeleyi gözler önüne seriyor. Bu mücadele Sultana yakın olan Defterdar ve Kazaskerin mücadelesidir. Eski iki dost olan Defterdar ve Kazasker, kendilerini sadrazamlık makamına uygun görüp her türlü yolu mübah olarak görürler. Kalpazanlık, hile, cinayet, hırs ve birbirinin kuyusunu kazma konusunda kimse onlara rakip dahi olamaz. Dobra Hatun külhanında yetişen 3 kafadar gençler (Nasrettin, Nusrettin ve Zeyrek Şaban) Defterdar ve Kazaskerin yaptıklarını açığa çıkarmak için ellerinden geleni yapacaktır. Sultanın karşısında öleceğini dahi bilse yalan söylememeye yemin etmiş gençler, tüm oyunları bozacak ve artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktır... Roman, okuyucusunu başından sonuna kadar serüvenin içinde tutarak, Osmanlı Devletinin taht süreçlerindeki görünmeyen yönlerini, trajikomik edayla gözler önüne sermektedir. Sadece tarih yüklü özelliği ile değil, doğruluk, bilgilik ve dürüstlüğünde karakterler üzerinden anlatıldığı bu romanı okumanızı tavsiye ederim... Şimdiden keyifli okumalar...
Adem Yaprak
Kitapkurdu
02.11.2023
SIRLAR ELBET ORTAYA ÇIKAR
Surname, İskender Pala’nın son romanı. Romanı okuduğumuzda Pala’nın daha önceki romanlarından aşina olduğumuz yazım tarzı ve dilini yine kullandığını görüyoruz. Tarihi romanlarıyla bilgilendirme amacının yanında keyifli bir okuma serüveni de sürdürmeyi amaçlayan yazar, bu kitabında da başarıya ulaşmış. Kitap sizi daha ilk başında yakalıyor. Eğer tarihi roman okumayı seviyorsanız, bu kitabın içerisinde lezzetli vakit geçireceğinizi garanti ederim. Zaten Pala’nın daha önceki romanlarını okuduysanız, bu romanda da benzer duygular yaşayacağınızı söyleyebilirim. Kitabın içerisinde yer alan bölümlerin başında birer hikâye anlatılıyor. Hikâyeler özenle seçilip kitaba konulmuş; zira hikâyelerin yer aldığı bölümlerle ilgili bir ön bilgilendirme yapılıyor diyebiliriz. Hikâyeleri okuyunca Mesnevi’de anlatılan hikâyeler aklına geliyor insanın. Hikâyelerin hem bilgilendirme hem de düşündürme özelliğinin olması ve bölümlerin içerisinde de bu hikâyelerden kısımların yer alması, sizi kitaba daha çok bağlıyor. Usta işi bir kitap yazmış İskender Pala. İçerisinde arkadaşlık, kardeşlik, mertlik, cömertlik, doğruluk gibi erdemlerin yer aldığı, birbirine yardım etmenin öneminin sıkça vurgulandığı muhteşem bir kitap. Tarihi roman okumayı seven herkesin gönül rahatlığıyla alıp okuyacağı ve kütüphanesine dâhil edebileceği bu kitabı okumayı tavsiye ederim.
MeralDP
Bilge
07.05.2026
yine nefes nefese gidip bir osmanli İstanbul'una misafir oldum... kitap mi okudum film mi izledim bilmiyorum. İskender Pala okurken böyle oluyorum
Feyza Duman
29.04.2026
İskender Paşa nın kendine has tarzıyla keyifli bir okuma sunuyor
jason_freddy
Üstat
28.04.2026
iskender pala nın yeni kitaplarında eskilerinin tadını alamıyorum. artık iyice soğudum. ama surname kitabından ilhamla roman yazması dikkatimi çekti. umarım eski tadı verir.
ATD461903
Üstat
24.04.2026
İskender Pala'nın kaleminden bilinmeyen bir zamanda Osmanlı da geçen harika bir roman
Birokur00
Üstat
23.04.2026
Tarihi romanları seviyorsanız, bu sürükleyici ve bir o kadar da edebi yolculuğu kesinlikle kaçırmayın
Nesrin Gök
Kitapkurdu
14.04.2026
ilgi çekici ve güzeldi
Aydın Çetinkaya
Bilge
23.01.2026
Şehit olan sadrazamın yerine geçmek için Defterdar ile Kazaskerin kıyasıya mücadelesi ...
Tayfun Tulca
Bilge
03.01.2026
Sürülleyiçi elinizden bırakamıçagınız bir eser
Firdevs YILDIRIM
Bilge
25.12.2025
İskender Pala kalemi tarih bilgisiyle birleşince ortaya harika bir iş çıkıyor. Tarih sevenlere, ilgililerine tavsiye ederim...
Merve Atmaca
Kaşif
25.12.2025
Okuduğum. tekrar tekrar tekrar okumak istediğim bir kitap çok bayıldım diyebilirm .
betül öcalır
Kitapkurdu
22.12.2025
İskender pala mı ? Daha fazla söze gerek var mı ️
hatice şahin
Bilge
19.12.2025
çok akıcı bır dıli var hocanın...yine begenerek bitirdigim bir kitap oldu..
ZeynePelin
Üstat
18.12.2025
İskender Pala'nın Osmanlı dönemi zamanında geçen romanlarını hep çok sevdim. Bu kitabını da çok beğendim.
aygn.elif
Kaşif
18.12.2025
İskender Pala’nın Surnâme adlı romanı, bir sadrazamın ölümüyle açılıyor. Sarayda herkesin dilinde aynı soru var: Yeni sadrazam kim olacak? Bu soru yalnızca devlet erkânını değil, hikâyenin kaderini de belirliyor. Padişahın hükmü, görkemli bir sünnet düğününün ardından açıklanacak; roman tam da bu bekleyişin gölgesinde başlıyor. Pala, bu tarihsel çerçeveyi kuru bir bilgi aktarımıyla değil, hikâyeleştirerek kuruyor. Nasrettin ve Nusrettin’in hikâyesi, metne canlılık katıyor; anlatı yer yer çetrefilli, yer yer akıcılığıyla sürükleyici bir hâl alıyor. Sarayın iktidar hesapları, görünmeyen rekabetler ustalıkla örülüyor. Surnâme, Osmanlı’nın görkemli yüzünü anlatırken aynı zamanda insanî zaafları, beklentileri ve iktidar arzusunu da görünür kılıyor. Tarihle edebiyatın dengeli bir biçimde birleştiği bu roman, sabırlı bir okuma istiyor ama karşılığında güçlü bir atmosfer ve derin bir tanıklık sunuyor.
SAREEEM
Bilge
09.12.2025
İskender Pala tam bir tarih şölenine imza atmış.. Her bölümde verilen kıssadan hisseler herkezi dusunmeye sevkediyor.. Severek okuduğum akıcı bir kitapti..