Öncelikle, aramıza hoş geldin Medusa Yayınları; sadece kadın yazarların eserlerini basacak bir yayın evi kurulduğu için çok mutluyum. Üstelik seçtikleri ilk kitap da basıldıktan çok kısa süre sonra Booker Ödülü'nün uzun listesine seçildi, ne şahane bir başlangıç!
İtalyan yazar Veronica Raimo'nun Yalan Dolan'ı, günümüz edebiyatında sevdiğim her şeyi temsil ediyor sanırım. Büyük laflar etmek derdi olmayan, biraz müstehzi biraz hüzünlü bir iç diyalog gibi bir anlatı... Bir özkurmaca metni bu, Raimo kronolojik bir sıra izlemeksizin kendini, çocukluğunu, arızalarını, yaralarını, kazanımlarını, hayatını anlatıyor. Kitabın ilk cümlesi olan "bir aileden bir yazar çıkarsa, o aile bitmiş demektir"; bu metni en iyi anlatan cümlelerden biri olsa gerek. (Ki bu aileden iki tane çıkmış - abisi de yazar.) Ailesini son derece cesur şekilde fâş ediyor ama bunu öfkeyle veya intikam arzusuyla değil; bir tür iç dökme gibi yapıyor. "Söylemeye ihtiyacım vardı" hatta "söylesem iyi gelir gibi geldi, söyledim" gibi bir yerden. Dolayısıyla çok içten, çok gerçek bir kitap çıkmış ortaya.
Biraz İdeal Defter tadı aldım ki malum, o kitaba bayılırım. Bu ondan biraz daha ağır, biraz daha kasvetli bir metin tabii. Özellikle annesiyle ilgili bölümlerde yer yer insan büyük bir iç sıkıntısı duyabiliyor. Örneğin şu kısım: "Yıllar önce annem benim bütün şahsi yazışmalarımı konularına göre sınıflandırarak düzenlemeye kalkıştı. Üstelik 'neşeli aşk mektupları', 'hüzünlü aşk mektupları' ve 'pornografik aşk mektupları' olarak alt başlık da atmıştı. Ortaokulda bir erkek arkadaşımın yazdığı 'tebessümmün sık sık aklıma düşüyor' cümlesindeki fazla 'm' harfini kırmızı kalemle çember içine almayı atlamamıştı."
Raimo bu korkunç işgalciliğin kendisine nasıl hissettirdiği söylemiyor ama okurken ben nasıl bir bunaltı hissettiğimi biliyorum. Annesiyle ilgili kurduğu şu cümleyi de muhtemelen hiç unutmayacağım: "bildiği tek ahlâki ilke, kendi endişesi." Of. Ne çok şey anlatıyor, ne çok.
Daha söyleyecek çok sözüm var ama yetsin. Çok sevdim. Yaşasın küçük, bireysel, biricik hikâyeler ve onları anlatanlar.
PS: Eren Cendey çevirisi müthiş dememe gerek var mı? Yok bence. Her zamanki gibi zira.
Kitap kısmen otobiyografik bir hikaye. Bir kadın anlatıcı tarafından anlatılan bir monolog şeklinde ilerliyor. Anlatıcının çocukluğu ve gençliğinden başlayarak, hayatının farklı dönemlerini ele alan bu kitapta, o kadar etkileyici bir anlatımla aktarılıyor ki bunlar, okurken anekdot okuyormuş gibi değil de baştan sona hayatına tanıklık ediyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz.
Kitabın arka kapağında ‘aşırı kontrolcü bir anne’ ve ‘takıntılı bir baba’ ifadeleri yer alıyor. Bu durum hepimizin kendi ebeveynlerinden az çok gördüğü tavır ve davranışlar da var, yer yer tebessümle yer yer kahkahalarla okudum bu kısımları. Çok keyifli, çok eğlenceli bir kitap olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Okumanız tavsiyemdir.
çocuk ya da genç bir kadın olarak yazarla ortak şeyler hissettiğimizi düşünüyorum. kitabı anadolu'da, gelenekselliğin hakim olduğu bir ilçede büyüyen bir kadın yazmış deseler inanırım. italya'nın da gelenekçisi varmış demek ki..
benim için akıp giden bir kitaptı. travmalarıyla bazen dalga geçmesi bazen de mücadele etmeye çalışması kitabı benim için ilgi çekici kıldı.
kitap, nasıl ebeveyn olunmayacağına dair bir okuma olarak kabul edilebilir. evlatlarını, kendi muhteşem benlik ve hayatlarının uzantısı olarak gören tüm anne babalara gelsin..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Bir aileden bir yazar çıkarsa, o aile bitmiş demektir." diyen yazar ailesini, travmalarını,çocukluğundan yetişkinliğe kronolojik olmayan bir şekilde öyle açık,cesur ve matrak bir dille anlatmış ki, bir taraftan üzülürken gülmekten de kendinizi alamıyorsunuz
Dili akıp gitti, takip edeceğim yazarlardan biri oldu Veronica Raimo. 'Coğrafya kaderdir.' cümlesini 'Doğduğun aile kaderdir.' diye mi güncellemeliyiz? Bu kitaptan sonra bunu düşündüm. İtalya'da doğmak da yetmiyor demek ki:')
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kronolojik bir sıra olmadan zaman geçişleriyle yazılmış ama o kadar akıcıki bu durum hiç rahatsız etmedi. Otobiyografik unsurlar içeriyor olmakla birlikte yazar hayatını çocukluğundan beri yalan üzerine kurduğunu söylüyor ve bu hikayenin neresi doğru neresi yalan diye düşünürken keyifle sürüklenip gittiğinizi fark ediyorsunuz.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı büyük beklentiyle almıştım ama maalesef bana geçmedi, otobiyografik bir anlatı ama çok kopuk geldi, duygu derinliği bulamadım veya benim duygularıma hitap etmedi. Bazen keyif alsam da genel olarak ne çerezlik ne çok derin arada bir kitap oldu
Yazarın kendi anılarından yola çıkıp aile olmak, kadın olmak üzerine yazdığı samimi ve yer yer esprili bir kitap. Anne-kız ilişkisi, çocuk sahibi olup olmamak, hayatta başarının ne olduğu, kadın erkek ve arkadaşlık ilişkileri gibi bir çok konu geçiyor. Yalın, yormayan bir üslupta ve zaman zaman herkesin düşündüğü şeyler üzerine ...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Otobiyografik bir kitap ve aile travmalarına oldukça değindiğinden biraz iç karartıcı geldi. Tabi bunda yazarın etkili ve geçirgen anlatımının önemini vurgulamak isterim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Anılarımızın çoğu biz farkına varmadan bizi terk eder sonra da hiç beklemediğimiz bir zamanda karşımıza çıkar.
Otobiyografi izler taşıyan mizahi bir dille yazılmış güzel bir roman.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aile travmalarını esprili bir dille anlatmış yazar. Otobiyografi ancak yer yer komik. Okumaya uzun ara vermiş ve yeniden okuma alışkanlığını kazanmak isteyen kisiler icin ideal
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yüksek beklentiyle başladım ama bana biraz yavan geldi. Yazarla aynı dönemde doğmuş hemen herkesin yaşadığı gibi bir aile hayatı yaşayan karakter, kendini anlatıyor. Öyle oldu böyle oldu anlatısı. Olanlar son derece sıradan, aktarılış biçimi düz, yaşananlara duygusal bir katman eklenmemiş, ne kadarı gerçek ne kadarı kurgu bilemiyoruz ama her iki durumda da biraz tuzsuz.