Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Kitapyurdu Fiyatı: 287,50TL

Ürüne Git
3021Yorum
Berk Ulubeli
Kitapkurdu
Saatlerinizi ayarlayın çünkü bu işin enstitüsüne doğru giden bir yolculuğa çıkmak üzeresiniz!
Kitap hakkında naçizane yorumlarımı kaleme almadan önce yazarı tanıtmak gibi genel bir planım vardı (aslında hâlâ daha var). Ancak, şu an yorum yapmaya çalışacağım eser ve yazarı o kadar büyük ki açıkçası ne yazacağımı bilemedim. Yine de bazı yorumlar yapmadan da duramayacağım; öncelikle son zamanlarda güncel bir tartışma konusu haline gelmiş olan “Türk Edebiyatı” mı yoksa “Türkiye Edebiyatı” mı çekişmesinin bir kenara bırakılması gerektiği kanaatindeyim. Bunu şu nedenle belirtiyorum; Ahmet Hamdi Tanpınar “Türk Edebiyatı”nın ve “Türkçe”nin en güzel örneklerinden bazılarını kaleme almış, edebiyatımızın temel taşlarından biri olarak (tamamen şahsi bir cüret ile) Peyami Safa ve Refik Halid Karay ile birlikte enler arasında yer almaktadır. Herhalde eserleri ve kendi şahsı üzerine yazılan tez ve makale çalışmalarına ve bu çalışmaların sayısına bakılarak dahi Türk Edebiyatı’nın enleri arasındaki yeri ile alakalı bazı çıkarımlar yapmak mümkün olabilir (merak edenler ilgili platformlardan bu çalışmalara ücretsiz bir şekilde göz atabilir). Kitabın içeriğine gelecek olursak, aslında kitabın başlığından da anlaşılacağı üzere, “zamanı” konu edindiğini ilk bakışta söyleyebiliriz. Şu ana kadar okumuş olduğum hiçbir kitap “zaman” mefhumunun bu denli insana özgü olduğunu ve bu denli izafi olabileceğini, bu kadar çarpıcı bir şekilde ele al(a)mamıştı. Üstelik bunu yaparken sizi muhteşem ve soluk soluğa takip edilebilecek bir maceranın içerisine atmıyor, daha ziyade usul usul işlenmiş bir kurguya sahip. Dolayısıyla okumayı düşünenlerin kendisini buna hazırlaması gerekiyor. Ayrıca, eserin yazılmaya başlama (1954) ve yayınlanış yılını (1961) göz önüne almanız ve dönemin (belki de şimdikinden daha zengin olan) Türkçesi ile karşılaşacağınızı unutmamanız gerekir. Kitabın genel olarak fiziki yapısının, cildinin ve kullanılan kağıt türünün son derece kaliteli olduğunu söyleyebilirim. Elbette kişisel bir tercih olarak bu kitabın sert kapaklı, prestij baskısını da kütüphaneme kazandırmayı çok isterdim. Son olarak kitabı merak eden ve henüz okumamış olan (ve hatta kitap okumaya, kitaplara gönül veren) herkese şiddetle tavsiye ediyorum. Herkese bol kitaplı “saatler”!
Nurçin Metingil
Bilge
Sade ama hicivli bir anlatımla toplumsal eleştirilerini aktarıyor.
Doğu ile Batı ikileminde yaşayan topluma hicivli bir eleştiri sunan Ahmet Hamdi Tanpınar, bu kitapta yazım tekniğiyle çağın ilerisinde bir iş çıkarmış. Sade bir şekilde bir dizi anı anlatırken satır aralarını iyi okumak ve yeri geldiğinde pek de çekici durmayan bir anlatıcıdan gizli bir eleştiri yakalamak gerekir. Kitabın tamamını değil, bölüm bölüm değerlendirmeye odaklanmalı ve modern yazıya göz kırptığını, büyülü gerçekçilik izleri taşıdığını görmek için sindirmelisiniz. Daha ilk sayfadan karaktere ön yargıyla yaklaşmadan ironik bir anlatımla karşı karşıya olduğunuzu bilirseniz okuma süreci daha verimli geçecektir. Kitaba adını veren enstitüye odaklanmak yerine bu sürecin tadını çıkarmanızı öneririm. Ayrıca karakterlerin dönemin her kesiminden insanı iyi yansıttığını, her birinin başarılı bir şekilde kaleme alındığını söylemeliyim. Üstelik ilişkilerdeki dinamikler ve toplumdaki ahlaki çarpıklaşmalar ile yine toplumun buna karşı tepkisizliği daha enstitünün işleyişinin verildiği ilk andan itibaren arka planda yer alıyor. Kara mizahtan faydalandığı ve bilhassa eski Türkçe kelimelerin ağırlıkta olması sebebiyle bir kesim okuru zorlayabilir. Ancak, yayınevi temiz bir iş çıkardığı için bunun dışında okuma sürecini yavaşlatacak herhangi bir sorun yaşamazsınız. Bu tarza adapte olmayan ve neredeyse bilinç akışı diyebileceğim bu tekniğe aşina olmayanların, kitabın üçte biri kadarını okuyacak kadar sabretmelerini tavsiye ederim. Tekniği benimseyecek, mantığı kavrayacak ve sonra git gide hızlanacaksınız. İnce ince işlenmiş bu kitabı mutlaka okumanız gerek. Bu yüzden devam edemeyecek gibi hissederseniz, birkaç sene sonra yeniden deneyin.
hakan arslangiray
Üstat
Okunması zor ama gerekli olan bir roman...
Hayatında her zaman taklit-takip edebileceği bir rol model arayan bir adamın, biraz şanssız biraz şanslı garip hikayesi anlatılıyor romanda. Ana karakter Hayri İrdal, çocukluğundan itibaren hayata karşı ilgisiz ve amaçsız bir şekilde yaşayan, her zaman birilerinin yönlendirmesi ile yol almaya alışmış bir insan. Okula ve okumaya karşı da aşırı ilgisiz bir genç iken yanında çırak olarak işe girdiği bir saat ustasının, saatler ve zaman konusundaki felsefi düşüncelerinden aklında kalanlar ile şans eseri tanıştığı bir işadamını etkileyerek, onunla beraber yeni bir işe atılması anlatılıyor romanda. Saatleri Ayarlama Enstitüsü adını verdikleri kurumda, Hayri İrdal (her ne kadar yaptıklarının hiçbirine inanmasa da) önemli görevler üstlenerek ülke ve hatta dünya çapında tanınmaya başlıyor. Kitapta, birçok sayfada Osmanlıca ( ya da Arapça-Farsça) kelimeler geçmesine rağmen yazarın dili oldukça sade, akıcı ve anlaşılır. Kitap hakkında (belki de adından ötürü) hemen Saatleri Ayarlama Enstitüsü hikayesiyle karşılaşmayı bekleyen okurlar, maalesef yaklaşık 200 sayfa beklemek zorunda kalıyorlar. Yazar, ana karakter olan Hayri İrdal'ı okuyucuya tam olarak tanıtabilmek için oldukça uzun ve detaylı bir yol izlemiş. Bazı bölümlerde Hayri İrdal'ın "bu kadar da olmaz" dedirten, hayat karşısındaki pasifliğini ve vurdumduymazlığını mizahi bir dille ve biraz da abartarak aktarmış okuyucuya. Yazar, romanın birçok bölümünde geçmişe dönüşler yaparak Hayri İrdal'ın ve romanda anlatılan diğer belli başlı karakterlerin, zamanla ve yaşanılanlarla nasıl değişim gösterdiklerini ustaca anlatıyor. Kitabın genelinde; insanların çoğu zaman çevreye ayak uydurmak, insanlar tarafından kabul edilmek, saygı görmek adına kendi davranışlarına ve düşüncelerine yön verdiği, aslında olmadıkları insanlar gibi davrandığı, bunu başaranların her dönemde kendilerine iyi kötü bir yer bulduğu, başaramayanların ise sürekli ezildiği anlatılıyor. Okunması biraz zor bir kitap olsa da, içinde birçok öğretici konu barındıran ve insanı düşünmeye yönlendiren bir roman. " "Belki bu iyi gelir!" diyordum. Elbette birinden biri iyi gelecek ve ben de etrafımdakilere benzeyecektim. Muhakkak benzemeliydim. Benzemezsem yaşamak çok güçtü." (Sayfa 335) " Dostum, işler bizden sonra dünyaya gelmişlerdir. İşleri onları görecek adamlar icat eder." (Sayfa 250)
Melisa Parlak
Kitapkurdu
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanını, yazıldığı dilden okuyabilmenin büyük bir şans olduğunu düşünüyorum. Öncelikle anlatıcının olup bitenleri aktarma biçimi merak uyandırıcı. Hikayeyi ilerleten en büyük unsur da bu bence. Zaman zaman geçmişe, bazen de ileride olacaklara değinerek; meseleyi fazla dağıtmadan, zamanında ve kararında bir biçimde ustalıkla toparlayıp kaldığı yere geri dönüyor. Hikayeye anlam katan, olayları ve kişileri domino taşları gibi birbirine etki edecek şekilde temas ettiren ve zamanı zamanla anlatan bir roman haline geliyor böylelikle. Kitaba adını veren enstitünün kurulması aşamasına gelene kadar yaşananlar hayli dikkat çekici. Peki hangi meseleler üzerinde ilerliyor bu roman, nelere değiniyor? Metafizik olaylar, cemiyetler, rüyalar, zaman mefhumu, kayıp hazineler, yasak aşklar, yanlış anlamalar, davalar, psikoloji, mimari, kurumların işleyişi, medyumlar, talihsizlikler, kayıplar, kazançlar ve elbette saatler… Tüm bunlar ve daha fazlası “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”nün öncesi ve şimdisi oluyor. Bütüne bakıldığında bir insan bir ömre neleri, kaç yaşamı ve insanı sığdırabilir diye sormadan edemiyor insan. Yaratıcı, trajikomik, yer yer hüzünlü ve kesinlikle zamansız bir roman. Kitabın sonuna geldiğinizde ilk sayfalarını yeniden okumanızı öneririm. Bu muhteşem kurmaca, dünyanın kendi içinde yelkovan ve akrep gibi turladığına şahit olmak paha biçilemez. Bence, Saatleri Ayarlama Enstitüsü edebiyatımızın başyapıtlarından biri. Bu derinlikli romanın okuruna çok şey katacağına inanıyorum.
Galip Yüksel
Kitapkurdu
Roman, modernleşme sürecindeki bireyin kimlik arayışını ve çatışmalarını ele alırken, aynı zamanda İstanbul'un tarihî ve kültürel dokusunu da detaylı bir şekilde işler. Hikaye, İstanbul'un değişen atmosferinde kaybolmuş bir şair olan Hayri İrdal'ın yaşamını merkezine alır. İrdal, modern bir dünyada geleneksel değerlerle, geçmişle ve gelecek arasında sıkışıp kalırken, Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nde yaşanan olaylar onun yaşamını dönüştürür. Roman, zamanın algısı ve insan ilişkilerinin karmaşıklığı üzerine derinlemesine bir analiz sunarken, aynı zamanda Tanpınar'ın dil ve anlatımındaki ustalıkla da dikkat çeker. Eser, modernleşme ve batılılaşma sürecindeki bireyin içsel çatışmalarını ve toplumsal değişimin etkilerini incelerken, İstanbul'un geçmişle olan bağını ve tarihî mirasını da ön plana çıkarır. Tanpınar, romanında geçmişin izlerini günümüze taşıyan karakterler aracılığıyla okuyucuya İstanbul'un ruhunu ve çekiciliğini yaşatır.
kitabın kurdu
Kaşif
Tanpınar'ın okuduğum ilk romanıydı ve kitap bittikten sonra Orwell'in 1984 kitabını hatırlattı nedense. Evet, konu olarak, coğrafya ve kültürel olarak farklılıklar olsa da her iki kitapta bireyler sistem tarafından şekillendirilmek istenen bir varlık gibi hissettirdi. "Büyük Birader" insanların düşüncelerine kadar müdahale ederken, Tanpınar'ın eserinde ise herkesin saatleri aynı ayarlanmak istenir, aynı zamanda kişilerin davranışı, dış görünüşü ve düşünceleri de hep aynı olmak adına yarış halindedir ve öyle olmasının doğru olduğu inancı vardır. Yani bireysellik bastırılırken özgürlükler de kısıtlanmaya başlar. 1984'de "özgürlük" adı altında diktatörlük yaşatılırken,Tanpınar'ın eserinde ise Batılılaşma sadece özentiliktir ve yapaydır. Kitabı çok beğendim, karakterleri de ve okurken hem gülümseten hem de çok düşündüren paragraflar beni adeta büyüledi. Mutlaka okunması gereken bir eser ve geç okuduğum için üzgünüm açıkçası.
Kadir Bilgili
Üstat
Tanpınar'ın okuduğum ilk kitabı. Bu kitabın methini çok duymuş ancak okunması çok dikkat istediği için de hep mesafeli durmuştum. Aldığım ve hemen okumaya başladığım nasir kitaplardan biridir desem yeridir. Saatleri Ayarlama Enstitüsü, ismiyle değil de olay örgüsü ve kalitesiyle anılacak bir eser bana göre. Üslubu oldukça zor ve bol anlatım içeren, konuşma metinlerine çok fazla yer verilmeyen bir kitap. Ama buna rağmen sizi içinde sürükleyen belki zaman zaman sıktığı halde bir türlü bırakmanıza izin vermeyen bir yapısı var. Zamanı ile önceki yılları kıyaslayan, insâni özelliklerin giderek çarpıklaşmasını enteresan bir şekilde kara mizahla ustalıkla sunmuş Tanpınar. 1894'e benzer distopya özelliklerini de taşıyan kitabın ana karakterinin saçmasapan önerilerle ikna edilip içinde bulunduğu çarpık topluma doğru zorla nasıl sürüklendiğini okuyacaksınız. Oldukça fazla zaman harcadım ama damağımda ciddi bir lezzet bıraktığı âşikar. Her kitaplıkta baş köşede olması gereken bir eser.
OSMAN TUFAN
Kaşif
Roman bir şey olmak için hiç bir şey gerekmediğini işlemiş. İnsanımızın modernleşme işinde nasıl çığırından çıktığı, insan ilişkilerinin nasıl çıkar oldukça yakın olduğu, çıkar varken pürüzlerin, olumsuzlukların nasıl göz ardı edildiği çok güzel işlenmiş. Romanda psikolojiden sosyolojiye bir toplum anlatılmış. Sülün Osmanların, Jet Fadılların, bir çok insanın batıp yok olmasına yol açan ortak holdinglerin ortaya çıkmasının sebebi insanın sorgusuz çıkara ulaşma isteğidir. Kitabın sonlarında çok güzel bir paragraf var. “hiç boks maçına gitmediniz mi, önce hayret eder üzülürken zamanla birini tutarız ve karşı tarafa aldırış etmeyiz, taraf olduğumuza destek tamdır. ama bizi ringe çağırsalar kimse o ringde onun yerinde olmak istemez”. Okuması kolay çok akıcı bir teknikle yazılmış. Özellikle kişilerin tasvirleri çok iyi yapılmış.
Korhan Günsor
Kitapkurdu
"Fevkaladenin fevkinde" bir kitap. Hikayeye gelirsek zaten dünyada Greenwich'te bir SAE varken, ülkemizde paralel bir SAE oluşturma çabasının süreçleri ve sonuçları, aralarındaki ilişki adeta (süper bir öngörüşlülükle) Apple kurucuları "Steve Jobs" ve "Steve Wozniak" benzeri iki zıd karakter etrafında oluşuyor.(Halit Ayarcı=Jobs, Halil İrdal=Wozniak.)Uluslararası başarıyı yakalayınca, enstitü binasının mimarisi şöhreti olunca en nihayet yabancı bir heyet gelip de "ne iş?" diyene kadar da zirveye ilerliyorlar. Fakat Jobs'un Apple'dan ayrılması gibi Halit cini de enstitüyle manevi bağlarını kopardığı için Halil çok zor durumda kalıyor vs. Kitap Halil'in çocukluğundan itibaren onun gözüyle anlatılıyor. Mimarlara da özellikle tavsiye ediyorum.
zeliha Yücel
zeliha Yücel 06 Ağustos 2025
Halil kim yaa Hayri irdal!
Ömer Faruk İnceler
Üstat
Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü sindire sindire okudukça kitabın tadı gerçekten derinleşti. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dili hem güldüren hem de içten içe düşündüren bir akışa sahip. Ama beni asıl etkileyen, kitabın anlattığı meselenin hâlâ ne kadar güncel olduğu oldu. Yazıldığı dönemde modernleşmenin sorgusuz sualsiz taklit edilmesini eleştiriyor; değişiyoruz ama gerçekten dönüşüyor muyuz sorusunu soruyor. Bugün baktığımda ise bunun hala devam ettiğini hissediyorum. Hayri İrdal’ın sisteme uyum sağlama hali bana çok tanıdık geldi. Kurumlar, unvanlar, sistemler bazen varmış gibi işliyor ama içlerinin ne kadar dolu olduğu belirsiz. İnsanlarda hala herkes böyle yapıyor mantığı hakim. Çoğu zaman sorgulamadan uyum sağlıyoruz. En çok da zaman meselesi düşündürdü beni. Sürekli bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz ama gerçekten yaşıyor muyuz? Zamanı ölçtüğümüz kadar yaşamayı öğrenemedik. Saniyeleri yönetirken kendimizi ıskaladık..
Sadun Duran
Üstat
Yorum yazan diğer arkadaşlar, çok güzel açıklamalar yapmışlar. Doğrusu bunlara ekleme yapmam mümkün, ama gerek görmüyorum. Sadece burada, bu yaşıma kadar ihmal ettiğim Tanpınar'ı okumamı sağladığı için sevgili Murat Menteş'e teşekkür etmek istiyorum. "Tanpınar'a Huzur Yok" adlı nefis romanını okumamış olsaydım, bu olmazdı. Sırada "Huzur" var. Onu da çok keyif alarak okuyacağımdan kuşkum yok. Üstelik, Dergâh Yayınları'nın "eleştirel basımı". Kısaca, Tanpınar okumak, insanın ufkunu açıp memleketi daha iyi anlamayı sağlıyor, Okuyunuz anacığım.
Özlem Delimehmet
Kitapkurdu
hüseyin hamdi tanpınar diyorummm
Bahadır Başkaya
Kaşif
Kitabın dili ilk başta ağır gelse de, derinlerdeki entelektüel altyapı ve eşsiz mizah anlayışı okuyucuyu kendine çekiyor. Eser, dünün olduğu kadar bugünün ve geleceğin de insanını anlatmaya devam eden zamansız bir klasik olarak kabul edilir. Eski Türkiyenin yaşam tarzına da yer yer ışık tutuyor.
dimplesmooth
Kitapkurdu
Kitabı çok satanlarda görüp alan biri olarak söylüyorum, kitabın dili ağır. Eski kelimeler çok fazla. Ben okurken zorlandım.
Vildan Yaşar
Bilge
Eski bir dostla sohbet eder gibiydi.Kesinlikle okunması gereken bir kitap.
Kbb Kbr
Üstat
Hiç okuyamadım, çok zorladım yüz sayfayı aşkın okudum ama beni çok itti kitap. Hiç sevmedim. Bilmiyorum belki de ben kitaba hazır değilimdir.
Merve  Türkmen
Kitapkurdu
Arladaslarla kitap okuma kulubü icin aldigimiz bu kitabi okumak için sabırsızlanıyorum.
sdnoz
Kaşif
zaman bizimi ayarlıyor yoksa zamanı biz mi ayarlıyoruz. güzel bir kitap
memetaligok
Kitapkurdu
İçten içe düşündüren ve biraz ağır ilerleyen bir kitap.
muhammed ikbal  atmaca
Kaşif
valla hiç beğenmedim hiç bana göre değilmiş