Kırmızı Buğday
Kırmızı Buğday

Kitapyurdu Fiyatı: 353,57TL

Ürüne Git
43Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Ahmet Büke’nin dili her zamanki gibi çok lezzetli...
“Eski dünya ölüyor ve yeni dünya doğmak için mücadele ediyor” diye yazmıştı Antonio Gramsci; “Ehtiyar kün öldü, bala kün doğamadı” diye yazıyor Ahmet Büke. 95. sayfada bu cümleyi okuduğumda bir Gramsci referansı olduğunu anlamış ve çok heyecanlanmıştım, nitekim kitapta ilerleyince referanslar daha da somutlaştı, Gramsci’nin meşhur cümlesinin devamı olan “şimdi canavarlar zamanı” ifadesi, son bölümün başlığı olarak karşıma çıktı. Açıkçası Gramsci üzerine kurulmuş bir Milli Mücadele anlatısı okuyacağımı hiç hayal edemezdim, bu açıdan sahiden çok şaşırtıcı bir kitap Kırmızı Buğday. Gramsci’nin cümlesine toplumların büyük dönüşümlerin arefesinde olduğu karmaşık günlerde sıklıkla başvurulur, yıkılan bir imparatorluktan yeni bir şeyin doğduğu o günleri tarif etmek için de şüphesiz çok uygun. Yazar bizi önce Çanakkale cephesine, I. Dünya Savaşı yıllarına götürüyor, buradan ilerleyip Kurtuluş Savaşı’na varıyoruz. Edebiyatımızdaki milli mücadele anlatılarına selam duran, o geleneği izleyen bir roman bu, ancak bu anlatıya bir de epey görünür bir sınıf mücadelesi katmanı ekliyor. Ben açıkçası bu tür çok karakterli, çok olaylı, çok savaşlı romanlardansa yazarın merceğini tarihin içindeki bir ana yaklaştırıp o anı didik didik ettiği anlatıları daha çok seviyorum. Keza aynı şekilde karakterlerin de daha derinlikli işlendiği, hikâyenin akışı içinde figürandan öte bir pozisyon aldıkları romanlardan daha çok tat alıyorum. Ben bu romanda Deli İbram Divanı’nın Leyla’sı gibi unutulmaz karakterler bulamadım, maalesef çoğu bana tek boyutlu geldi. Deli İbram Divanı demişken, İbram burada da var. O kitapta kısaca dinlediğimiz kardeşinin katledilmesi ve savaşa gitmesi hikâyesini burada daha detaylı öğreniyoruz. Ahmet Büke’nin dili her zamanki gibi çok lezzetli ve yazar yine muazzam çalışmış; özellikle anlattığı Çanakkale coğrafyasını çok iyi bilen biri olarak bu kısımları okumaktan çok haz aldım. (Atatürk’ün 19. Tümen komutanı olarak isimsiz şekilde bir an göründüğü kısım örneğin, nefisti.) Ancak yukarıda belirttiğim sebepler kitapla mesafelenmeme sebep oldu, maalesef. İşte böyle.
Razger Mustafa
Bilge
Ahmet Büke, romanı birkaç yılda yazmış ve Osmanlı'daki toprak düzeni meselesine yaklaşık 3-4 ay çalışmış. Osmanlı toprak meselesi dışında, Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele'yi, sınıf gözünden anlatan bir eser. Milli Mücadele döneminde yoksul ve emekçi halk, mücadelenin asıl merkez konumundayken nasıl oldu da işbirlikçi zengin toprak ağaları bu merkezi ele geçirebildi. Kitapta Antonio Gramsci’nin meşhur "Eski dünya ölüyor ve yeni dünya doğmak için mücadele ediyor" sözüne bir gönderme olarak “Ehtiyar kün öldü, bala kün doğamadı” sözü yer alıyor. Böylece Büke, Gramsci'ye bir selam yolluyor. Kahramanlık anlatısı olmadan, bu toprakların hikayesini Batı Anadolu-Ege özelinde Anadolu'da dünden bugüne sınıfsal farklılıkları, ezilen köylüleri, Ege'deki işbirlikçileri gözardı etmeden yazılan bu romanı okumanızı tavsiye ederim.
laedri88
Üstat
Ahmet Büke’nin Kırmızı Buğday romanı, bende derin bir keder ve büyük bir öfke uyandırdı. Sartre’ın “Savaşı zenginler çıkarır, yoksullar ölürler” sözünün tarihsel bir yansıması olan bu eser, yüreğime tam on ikiden dokundu. Kitabı okurken, vatan toprağı düşman işgalindeyken herkesin aynı fedakârlığı yapmadığını; bir yanda canını ortaya koyan yoksul halk varken, diğer yanda kendi çıkarı için sessiz kalan, malını saklayan ağaların ve beylerin varlığını görmek kanımı dondurdu. Üzülerek fark ettim ki, geçmişin o "içimizdeki düşmanları", bugün hâlâ emekçinin sırtına basarak yükselenlerin atalarıdır. Ancak her türlü çürümüşlüğe ve adaletsizliğe rağmen, varlığını bu topraklar için feda eden vatanperverler sayesinde bugün özgürce nefes alabiliyoruz. Kırmızı Buğday, sadece bir geçmiş anlatısı değil; özümüzü tanımak ve geleceği sağlam inşa etmek için sığınmamız gereken bir hafıza tazeleme niteliğinde. Ahmet Büke külliyatı artık kütüphanemin vazgeçilmez bir parçası olacak.
sld83
Bilge
Bizim buraları anlatması ve insanın hikayenin içinde kaybolması superr
sakkan
Kaşif
Kırmızı Buğday severek okuduğum bir dönem romanı.Yazarın dili akıcı ve merak uyandırıcı. Toprak ağalarının kurduğu düzen ve bu düzenin sürmesi için türlü hileleri, hatta düşman saflarında bile yer almaktan çekinmemeleri; Diğer tarafta asıl emekçi halkın milli mücadelemizde göstermiş olduğu fedakarlıklar ve üstün çabaBENİ oldukça etkiledi.Okunmaya ve dersler çıkarmaya değer bir yapıt.
tcember
Kaşif
Çukurova'nın Yaşar Kemal'i varsa artık Ege'nin de Ahmet Büke'si var. Ben çok beğendim.
Ays Bas
Kitapkurdu
Kronolojik tarih kitaplarından sıkılıyorum ama Çanakkale Savaşı’nı Kurtuluş Savaşı’nı da ayrıntılı öğrenmek istıyorum diyorsanız bu kitap tam sizlik.Vatanımız nasıl kurtuldu karakterlerler içinde hem fedakar halkımız var hemde düşman tarafında insanlar.Roman karakterleri canlı yaşayan .merak uyandırıyor şimdi keşke bizde öyle cesaretli olsak dedirtiyor.kesinlikle tavsiye edıyorum.
gkn.kalyoncu
Üstat
Kitap iki bölümden oluşuyor ilk bölüm ağalık ve toprak sistemi üzerine işlenmiş, ikinci bölüm ise milli mücadele dönemi üzerine işlenmiş, genel olarak dönemi yansıtan, akıcı dili olan güzel bir kitap olmuş, olumsuz olarak eleştirim ise kitabın sonu bence havada kalmış, (kitabın sonunda ya olaylar milli mücadele sonuna bağlanmalı ya da Arap Ali intikam alıp orduya katılmalıydı) , belki devam kitabı olur…
tuateneyee
Kitapkurdu
çok iyi bir dönem romanı. keyifle okudum. yaşar kemal in ince memed romanını anımsatıyor.
ozarslan80
Kitapkurdu
Türk Edebiyatında son 30 yılın en iyi romanı
aytenbaykal
Üstat
Kitap kulübümüzle okuduk. yazarla tanışma kitabım oldu ben severek okudum
Melek Ünlü
Kaşif
Yaşar Kemal tarzı bir kitap.
metinbilgin
Üstat
Ahmet Büke’nin Kırmızı Buğdayı, tarihî bir fon üzerine kurulmuş ama yalnızca olayları değil, insanın içindeki kırılmaları da anlatan güçlü bir roman.
İzzet Eroğlu
Kaşif
I. Dünya Savaşı’na giden süreç, savaş yılları ve Millî Mücadele Dönemi; Batı Anadolu’da mütegallibe ile reaya arasında bitmez tükenmez bilmeyen sancılı ilişkiler sınıf mücadelesi bağlamında ele alınmıştır. Arap Ali ile mütegallibe Adnan Bey üzerinden sınıflar arası mücadele toplumsal gerçeği yansıtır bir şekilde canlı ve akıcı bir şekilde kaleme alınmıştır. Kara toprakların adeta kaderine dönüşen üreticiler ile toprak sahipleri arasındaki zalimane ilişki eserde başarılı bir şekilde işlenmiştir. Yazar Osmanlı dönemindeki mütegallibe ile reaya arasındaki münasebetlerin Türkiye’de de nitelik bakımından değişmediğini tercih edilen isimler üzerinden ima etmektedir. Diğer bir deyişle düzen değişse de ezilenler değişmemektedir.
Ömer ceyhun Uyanık
Kitapkurdu
Bir arkadaş tavsiyesi ile aldığım kitapdı ama elime aldıktan sonra kesinlikle bırakamadığım bir kitap oldu..Bölge olarak çok iyi bildiğim yerlerde 1.dünya savaşı ve Kurtuluş savaşını anlatan harika bir eser.Herkesin okumasını tavsiye ederim.
hamdi çelebi
Bilge
Ummadığım bir sonla bitti ama güzel bir eser. Tavsiye ederim. yazarın kalemine sağlık..
fevzi şarapcıoğlu
okudum heycanlı bi kitap kütüphanemin baş köşesinde hep olacak yazara teşekürler
galileoman
Kitapkurdu
başka kelimeler, başka bir anlatım...hikayenin geçtiği zamanın öncesini ve sonrası olan bugünleri daha iyi sorgulamamı, düşünmemi sağladı...insanımız, kültürümüz belki de uzunca bitmeyecek sorunlarımızın temeli olan kök nedenler bu topraklarda...çok şey öğrendim, elimde bir sözlükle...
ismail fedai
Kitapkurdu
yazılış bakımından akıcı bir eser
Meral Sırçaada
Kaşif
Ahmet Büke hikayelerinden sonra ilk roman okumam, kolay bir kitap değil, bölümler zaman ve mekan atlamaları ile ilerliyor,.. ama şunu söyleyebilirim kendimizden, insanimizdan yaptığımız okumalarda bildigimiz harfleri görmek, bildigimiz, gitmemiş olabiliriz, yerlerde her an' a şahit olma duygusu güçlü...teşekkürler