Sabahın Üçü
Sabahın Üçü

Kitapyurdu Fiyatı: 121,71TL

Ürüne Git
37Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
öykü çok naif, çok sahici...
“İlk tedaviden sonra içine yuvarlandığım derin bunalım günden güne yok oldu. Futbol oynamak ve gazoz içmek dahil eskiden yaptığım her şeyi yapmaya başladım. Baika bir deyişle onlardan çok farklı olmak istememe rağmen yaşıtlarımın arasına karıştım. Bu bütün ergenlerin mustarip olduğu bir tür şizofrenidir. Farklı olmayı hayal ederken aynı olmak için ellerinden geleni yaparlar.” İnsanın bazı kitaplara “ah canımın içi” diye sarılası geliyor, İtalyan yazar Gianrico Carofiglio’nun, adını bir Scott Fitzgerald cümlesinden (“Ruhun gerçekten karanlıklar içine düştüğü gecede saat daima sabahın üçüdür”) alan romanı Sabahın Üçü de onlardan biri. Son derece iddiasız, sakin, olaysız bir kitap - zaten tam da bu nedenle çok güzel ve bu sayede insanın kalbini okşuyor. Annesi ve babası kendisi küçükken boşandığından çok da yakın olmadığı babası ile sağlık sebeplerinden ötürü Marsilya’da uyumadan 2 gece geçirmesi gereken bir genç adam Antonio. Bu 2 gece boyunca babasıyla şehirde avare dolaşıyor ve o güne dek kuramadıkları bir bağ kuruyor baba-oğul. Sanıyorum pek çok insanın anne-babasıyla ilişkisinde bir paradigmanın kaydığı bir an vardır, iki yetişkin gibi yapılan ilk sohbet, ebeveynin anne/baba olarak değil, insan olarak göründüğü, kendini açtığı ilk an. Kim ne kadar hatırlar bilinmez ama hissi bâki kalır insanda. Antonio ve babasının tam olarak bu yolculuğuna eşlik ediyoruz biz de kitap boyunca. Bilmedikleri, tanımadıkları bir şehirde, sorumluluklarından uzakta; şehirle beraber birbirlerini keşfedişlerinin öyküsü. Antonio’nun ağzından dinlediğimiz öykü çok naif, çok sahici. Babasının kırılganlıklarını görüşü, kırılgan olmasının güven vericiliğinden bir şey eksiltmeyişini fark edişi, bir yetişkine şefkat duyulabileceğini öğrenmesi (ki o bilgi insanın büyüdüğünü anladığı anlardan birinin de habercisidir bence), şehrin tekinsizliği ve Antonio’nun hastalığının belirsizliğinin yarattığı huzursuzlukta birbirlerine başka türlü tutunmaları... Çok güzel, çok. Yazarın akışkan, sakin dilini ayrı, öyküyü ayrı, aralara serpiştirdiği minik bilgelik kırıntılarını ayrı sevdim. Eren Cendey çevirisi her zamanki gibi tertemiz. Okuyun. Hatta babalarınıza da okutun!
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
dinlediğimiz öykü çok naif, çok sahici...
“İlk tedaviden sonra içine yuvarlandığım derin bunalım günden güne yok oldu. Futbol oynamak ve gazoz içmek dahil eskiden yaptığım her şeyi yapmaya başladım. Baika bir deyişle onlardan çok farklı olmak istememe rağmen yaşıtlarımın arasına karıştım. Bu bütün ergenlerin mustarip olduğu bir tür şizofrenidir. Farklı olmayı hayal ederken aynı olmak için ellerinden geleni yaparlar.” İnsanın bazı kitaplara “ah canımın içi” diye sarılası geliyor, İtalyan yazar Gianrico Carofiglio’nun, adını bir Scott Fitzgerald cümlesinden (“Ruhun gerçekten karanlıklar içine düştüğü gecede saat daima sabahın üçüdür”) alan romanı Sabahın Üçü de onlardan biri. Son derece iddiasız, sakin, olaysız bir kitap - zaten tam da bu nedenle çok güzel ve bu sayede insanın kalbini okşuyor. Annesi ve babası kendisi küçükken boşandığından çok da yakın olmadığı babası ile sağlık sebeplerinden ötürü Marsilya’da uyumadan 2 gece geçirmesi gereken bir genç adam Antonio. Bu 2 gece boyunca babasıyla şehirde avare dolaşıyor ve o güne dek kuramadıkları bir bağ kuruyor baba-oğul. Sanıyorum pek çok insanın anne-babasıyla ilişkisinde bir paradigmanın kaydığı bir an vardır, iki yetişkin gibi yapılan ilk sohbet, ebeveynin anne/baba olarak değil, insan olarak göründüğü, kendini açtığı ilk an. Kim ne kadar hatırlar bilinmez ama hissi bâki kalır insanda. Antonio ve babasının tam olarak bu yolculuğuna eşlik ediyoruz biz de kitap boyunca. Bilmedikleri, tanımadıkları bir şehirde, sorumluluklarından uzakta; şehirle beraber birbirlerini keşfedişlerinin öyküsü. Antonio’nun ağzından dinlediğimiz öykü çok naif, çok sahici. Babasının kırılganlıklarını görüşü, kırılgan olmasının güven vericiliğinden bir şey eksiltmeyişini fark edişi, bir yetişkine şefkat duyulabileceğini öğrenmesi (ki o bilgi insanın büyüdüğünü anladığı anlardan birinin de habercisidir bence), şehrin tekinsizliği ve Antonio’nun hastalığının belirsizliğinin yarattığı huzursuzlukta birbirlerine başka türlü tutunmaları... Çok güzel, çok. Yazarın akışkan, sakin dilini ayrı, öyküyü ayrı, aralara serpiştirdiği minik bilgelik kırıntılarını ayrı sevdim. Eren Cendey çevirisi her zamanki gibi tertemiz. Okuyun. Hatta babalarınıza da okutun!
Muzosist
Üstat
Bazı kitaplar bir hikâye anlatmaktan çok, sanki bize ait olmayan bir hatırayı omuzlarımıza bırakır. Sabahın Üçü tam olarak böyle bir kitaptı benim için. Marsilya’da geçen iki uykusuz gece boyunca bir baba ile oğul; sokaklarda, barlarda, eski suskunlukların içinde dolaşıyor. Başlangıçta yalnızca tıbbi bir zorunluluk gibi duran bu yolculuk, zamanla yıllardır ertelenmiş bir yüzleşmeye dönüşüyor. Gianrico Carofiglio abartılı duygulardan özellikle kaçınıyor. Büyük hesaplaşmalar ya da dramatik kırılmalar yok burada. Her şey çok sessiz, çok kontrollü ilerliyor; tıpkı gece üçte uzaktan gelen bir caz melodisi gibi. Belki de bu yüzden fazlasıyla gerçek hissettiriyor. Çünkü bazı ilişkiler büyük cümlelerle değil, aynı yorgunluğu paylaşınca, savunmalar düşünce ve nihayet birbirini gerçekten görünce değişiyor. Kısacık ama bittikten sonra bile insanın içinde uzun süre kalan, melankolik ve zarif bir roman. Kesinlikle okuyunuz efendim...
Nermin Akyasan Çapoğlu
Üstat
Keyifle okuyabileceğiniz bir baba oğul hikayesi. İnsanların birbirini anlaması için birlikte zaman geçirmeleri ne kadar da önemli. Tanıdığınızı düşündüğünüz ebeveynlerinizi bile tanımıyorsunuzdur belki de.
SENGULS
Kitapkurdu
Sıcak güzel bir hikaye. Anne babanın çocukların hayatındaki yerini anlatması açısından güzel ancak çok dolu dolu bir kitap değil.
şenay erdem
Üstat
Baba ile oğul ilişkisini çok güzel yorumlamış
zeligul
Hezarfen
İnsanı dinlendiren bir anlatım. konu ilgi çekici olmasa bile insan okurken sıkılmıyor. Baba ve oğulun birbirini yeniden tanıması insanda tarifsiz bir güzel his bırakıyor. yolculuklar birini tanımak için gerçekten de ideal bir yöntem sanırım.
EDANUR ŞAM
Kaşif
Güzeldi insanı yoran bir kitap değildi. Fakat konu daha derinleşse verilmek istenen baba-cocuk-aile ilişkisi okuyucu tarafindan daha da icsellestirilirdi diye düşünüyorum.
miraç  bayraklı Yagiz
Üstat
Çok rahat bir şekilde okunabilecek bir kitap.
muh_seyda
Üstat
Okuması gayet kolay, akıcı ve keyifli bir kitap. Aile içinde anne ve babanın arasında yaşananları sadece iki kişi yaşıyormuş gibi hisseden ebeveynlerin aslında hic de öyle olmadığını asıl etkilenenin çocuklar olduğunu iyi bir dille anlatan bir kitap.
jeyran naghiyeva
Kitapkurdu
okurken bir şeyler olacak beklentisinden çok olanın farkına varıyorsun. okuması hafif bir kitap.
sezeratuk
Kitapkurdu
Bir erkeğin kesinlikle okumasi gereken bir eser...
yağmur~ damlası
Üstat
arkadaşımın tabsiyesi ile aldım
)-(ülya
Kitapkurdu
Baba ve epilepsi hastası oğlunun ilişkisini güzel yorumlamş bir kitap
Songül Öztürk
Kitapkurdu
Bir baba ve oğulun zorunlulukla başbaşa kaldıkları uykusuz iki günde birbirlerini keşfetmeleri, anlamaları, barışmaları ve aile olmanın zorlukları, bilinmizlikleri üzerine nahif bir roman.
Büşra Izci
Kitapkurdu
soluksuz ara vermeden okudum ️ güzel bir anlatımla detaylandırılmış baba-oğul ilişkisi okudum.
G.. ylçn
Üstat
nefis bir kitap... icerigi de kapak tasarimi gibi cok güzel..
Derya Yünel
Kitapkurdu
Güzel bir kitaptı babasını yeni tanıyan bir çocuğun hikayesi okunabilir benim beklentim sanırım biraz fazlaydı o yüzden 1 puan kırdım
okur günlükleri
Kaşif
Sabahın Üçünde kitabı; tasarımı, yazı puntosu ve başarılı çevirisiyle oldukça güzel. Hikâye, 48 saat boyunca uyumaması gereken oğluna eşlik eden bir babanın, bu süreçte oğluyla birbirini tanıma serüvenini konu alıyor. Üslup oldukça sade ve akıcı. Kitap mükemmel olmasa da küçük detayları ve insana dokunan anlatımıyla kötü bir kitap da değil.
Zeynep Ozkara
Kitapkurdu
Ailemiz ile yasadiklarimiz beyin hareketlerini negatif olarak etkileyebilir mi? Antonio 48 saat fiziksel anlamda uyanik kalmaliydi, fakat ayni zamanda baba ogul olarak da ilk kez bir uyanis yasadilar sanki. Sonlarina dogru hic bitmesin dedigim bir kitapti
1 2