Annemin Uyurgezer Geceleri
Annemin Uyurgezer Geceleri

Kitapyurdu Fiyatı: 259,00TL

Ürüne Git
Yorum Özeti
Annemin Uyurgezer Geceleri, özellikle kadınların varoluş mücadelesi ve ailelerindeki kadınların hikayesini anlatan sarsıcı bir roman olarak öne çıkıyor. Şehnaz'ın saplantılı aşkı ve ailesindeki kadınların geçmişleriyle yüzleşmesi üzerinden önemli temalar işleniyor. Yalnızlık, ölüm, benlik ve aşk gibi konular üzerinde derinlemesine düşündüren ve okuyucunun kendi yaşamını sorgulamasına neden olan bir eser. Ayfer Tunç'un güçlü kurgusu ve akıcı anlatımı sayesinde okuru hikayenin içine çekmeyi başarıyor. Birçok okuyucu tarafından sarsıcı ve etkileyici bulunan bu roman, Ayfer Tunç klasiği olarak nitelendiriliyor.

Bu değerlendirmede, Kitapkurtlarının yapmış olduğu yorumlar yapay zeka tarafından analiz edilmiş ve özetlenmiştir.

238Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Annemin Uyurgezer Geceleri
Bir ailenin üç kuşak kadınının öyküsünü zamanda sürekli ileri geri giderek okuyoruz kitapta. Paşa kızı bir anneanne, onun öğretmen kızı ve onun da ekonomi profesörü olmuş kızı; anlatıcımız Şehnaz. Bir gece annesinin uykusunda yürümesi ve Şehnaz'ın o güne dek hiç bilmediği aile sırlarını ifşa etmesiyle beraber hikâye önce düğümleniyor, annenin uyurgezerliği sürdükçe de o düğüm yavaş yavaş çözülüyor. Bu bol kadınlı hikâyede aslında bolca da erkek var. Ölü erkekler, diri erkekler. Bedenen veya ruhen zarar veren erkekler. Bu erkeklerden en önde olanı, Şehnaz'ın hocası ve sonra da sevgilisi olan, evli bir adam olan E. E'nin ismini öğrenmiyoruz zira E. pek çok erkeği ve erki temsilen orada. E. çok tanıdık biri bana sorarsanız, maalesef. Zayıflığını ve zavallılığını bir büyük ego ve kibir maskesiyle örtmüş, acınasılığını acımasızlıkla perdelemiş, muhtaciyetini muktedirlik maskesi altına saklamış bir adam. Şehnaz'ın ona duyduğu ve uzun yıllar aşk sandığı şey de aşk değil, zira iktidar ilişkisinin bu denli asimetrik olduğu bir yerde aşktan söz edemeyiz kanımca, aşka benzeyen ama bambaşka şeylerden müteşekkil bir duygu o. Şehnaz ve E. ilişkisi o kadar iyi yazılmış, o asimetrinin ilişkilerinin her yerine nasıl sindiğini, nasıl biçimlendirdiğini o kadar iyi anlatmış ki Ayfer Tunç satır aralarında, insan okurken öfke, acıma, şefkat karışımı bir tuhaf duygunun içinde buluyor kendini. Ha gerçi tüm karakterler muazzam yazılmış, kanlı canlı önümde belirdi her biri ve kafamda karşılık buldu, hayatımdan birilerinin yüzünü aldı. Keza aynı şekilde, hayatının kahir ekseriyetini Kadıköy'de geçirmiş biri olarak romanın mekânı olan Kadıköy de sokakları, ağaçları, zaman içinde yiten veya değişen sesleriyle gözümün önünde vücut buldu okurken, böyle bir romanın şehrin en belirgin dönüşümlerden birini geçiren Kadıköy'ü kendine mesken tutması bence hikâyeyi şahane tamamlıyor. Anlatıcımız Şehnaz, kendisinin de işaret ettiği üzere Borges'in ünlü Funes karakteri gibi unutamamaktan muzdarip olduğu için neredeyse bir yüzyıla yayılan bu hikâyeyi film seyreder gibi okudum. Bu yorum da Borges'in Funes'e dair söyledikleriyle bitsin madem: “Her şeyi hatırlamanız gerekmez, çünkü sözgelimi benim Funes adlı karakterim sonsuz bir belleğe sahip olduğu için sonunda aklını kaçırır. Hiç kuşkusuz, her şeyi unutursanız artık var olamazsınız. Çünkü insan geçmişinde var olur. Yoksa kim olduğunuzu, adınızın ne olduğunu bile bilemezsiniz. O iki öğenin karışımını aramalısınız. Bellek ve unutuş, buna hayal gücü adını veriyoruz. Cafcaflı bir ad.” Ne diyeyim, hayal gücünüze müteşekkiriz Ayfer Hanım. Çok, çok, çok sevdim.
leylakce67
Kaşif
Anlatıcı Şehnaz ekonomi profesörü, delicesine aşık olduğu Bay E. öğretmen annesi, paşa kızı anneannesi ile üç nesil kadın üzerinden  aile sırlarıyla  örülmüş  hikâye mi  okuyoruz yoksa  bir illüzyonun içinde miyiz farklı bir resim mi var yanılsamalarıyla okunuyor, bolca durup düşünmeye, sorgulamaya itiyor kitap yapboz yapar hissiyle. Parçaları birleştirip yapbozun bütününü gördüğümü düşündüğümde vay be dedim. Biraz daha büyüdü gözümde Ayfer Tunç, hangisini söylesem bilemedim. Hayal gücünü, zekasını mı anlatımındaki duruluğu mu, kelime oyunlarıyla merakla okutan sürükleyiciliğini mi, betimlemeler yaparken bilinç akışı tekniğiyle peş peşe sıraladığı sıfatlar, pekiştirmelerin hiç bunaltmamasını mı.. Karakterlerin her biri ete kemiğe bürünmüş halleriyle film izler gibi zihninizde canlanan çevremizden tanıdık kişiler.
hsabah
Üstat
Annemin Uyurgezer Geceleri kitabını okumaya başladığımda kitaptan bu kadar derinden etkileneceğimi düşünmemiştim. Üç kuşak kadın; bir yaşanamamış, bir yaşanmış ama hep eksik kalan aşk ve yaralı bir anneanne… Travmalı bir hayat; gerçekler gizlenmiş, bir gün ortaya çıkacağı düşünülmeden derinlere itilmiş yaşanmışlıklar. Derin derin psikolojik tahliller, her şeyi bilen bir anlatıcı; cesur kadınlar ve E. Peki Eyşan? Anlatının içinde bilerek gizlenmiş ama gücü hep hissedilen… Belleğin gücü unutmaktan mı ileri gelir acaba! Unutacak ki yerine yenisi gelecek (bence). Ayfer Tunç öyle sade ve yoğun anlatıyor ki bazı bölümlerde karın ağrısı ile kıvrandırıyor. İnsan bu kadar yükü nasıl taşır? Maske üstüne maske yaşam üstüne yaşam eklerken hayatına aldığı her şey kendinden eksiltiyor… Okunmalı…
Tarık Oral
Kaşif
Narsist bir adama duyduğu aşkla yalnızlaşmış başkarakterimiz Şehnaz'ın hem kendi hem de ailesindeki kadınların varoluş mücadelesi anlatılıyor. Yalnızlık, ölüm, benlik ve aşk gibi önemli temalar üzerinde şekillenen romanı sarsıcı bulmamın başlıca sebebi anlatılanlar üzerinden hayatınızın geçmişini, şu anını ve geleceğini sorgulamanızdır. Romanı okumadan önce Irvin David Yalom'un yazdığı "Aşkın Celladı" kitabını okumuştum. Yalom; insanın yalnız bir varlık olduğunu, ölümün kaçınılmazlığını ve yaşamımızı kendi irademizle biçimlendirdiğimizi ifade ediyordu. Yalnızlaşan, zamanında yanlış insana aşık olan, hayatta izlenecek yolu bulamayan ve ölümden korkan insanlar için Annemin Uyurgezer Geceleri'nde yazılanlar tanıdık gelecektir. Ayfer Tunç aşk hayatlarında yalnızlaşmış, asıl istediklerini gerçekleştirememiş ve çeşitli psikolojik sıkıntılar çekmiş kadın karakterlerimizin güçlü olmakta -olmak zorunda bırakılmakta- ortaklaşmalarının anlatıldığı mükemmel bir roman yazmış.
okurtuğba
Kaşif
Bir Ailenin Suskun Hafızası Annemin Uyurgezer Geceleri’ni okurken bir hikâyeden çok, bastırılmış duyguların içinde yürüyormuşum gibi hissettim. Ayfer Tunç bu romanda, anne figürü etrafında biriken suskunlukları, söylenemeyenleri ve geçmişten bugüne taşınan kırgınlıkları anlatıyor. Karakterler yüksek sesle konuşmuyor; daha çok içlerinde taşıdıklarıyla var oluyorlar. Anne hem güçlü hem yorgun, hem yakın hem uzak… Çocuklar ise anlamaya çalışan, kırgın ama hâlâ bağ kurmaya çalışan hâlleriyle kalıyor. Tanıdık, yer yer rahatsız edici ama çok gerçek. Bittiğinde cevaplardan çok, insanın içini kurcalayan sorular bırakıyor.
mutlinindibi1
Kitapkurdu
Bir Ayfer Tunç klasiği daha... Kalemini, güçlü kurgusunu ortaya koymuş yazarımız yeniden. Baş karakterimiz Şehnaz "Annemin ilk uyurgezer gecesinde söylediği bir cümleyle hayatım alt üst oldu." diyerek kitabın daha en başından şüphe tohumunu ekiyor zihnimize. Bizlere de sayfaları art arda çevirmek düşüyor. Baş karakterle annesinin aynı adama aşık olduğunu düşündürüyor başta, sonra içe içe açılan gül yaprakları gibi hikaye yeni yeni güzergahlar yeni yeni yollar açıyor önümüze. İlk şüphelenilen hiçbir zaman gerçekleşmiyor Ayfer Tunç kitaplarında ve ikinci kadın olan yani bir metresin ağzından dinliyoruz hikayeyi. Bu zaman zaman sinirlendiriyor okuru, hak ettin sen bunları dedirtiyor ,kendi tabiriyle bipolar hastalıklı aşkının içine çekiyor bizi de ister istemez empati kurduruyor. En güzel kısım olarak da 4 kuşak kadının hikayesinin labirent gibi dönüp dolaşıp benzer yerlere çıkmasının bağlantısını kurduruyor. Enfesti, meraklılarına iyi okumalar dilerim.
Deniz Özbektürk
Üstat
Geçmiş sadece geride kalan değil, bugünümüzü sessizce yöneten bir gölge. Anne–kız arasında aktarılan o görünmez yükler, uzun bir aşkın yorgunluğu ve insanın kendi hayatına dışarıdan bakma hâli. Hepsi çok tanıdık, çok gerçek. Ayfer Tunç yine bağırmadan, abartmadan kalbe dokunuyor. Bu roman bana göre Tunç’un en derin ve en sarsıcı metinlerinden biri. Çünkü sadece bir hikâye anlatmıyor; hafızanın insanın kaderine nasıl dönüştüğünü hissettiriyor. Şehnaz’ın unutamama hâli aslında hepimizin içinde taşıdığı, ama çoğu zaman üzerini örttüğü geçmişi temsil ediyor. Okurken şunu düşündüm: İnsan gerçekten hatırladıkları kadar mı, yoksa unutabildikleri kadar mı yaşayabiliyor? Dil çok sakin ama duygusu yoğun. Hızlı okunacak bir roman değil; bazı yerlerde durup kendi hayatını düşünüyorsun. Özellikle anne–kız ilişkisine dair bölümler içten içe acıtıyor. Bende bıraktığı duygu; çokça hüzün değil, ağır bir farkındalık. Kitabı kapattığında kendi ailene, annene ve geçmişine başka bir gözle bakıyorsun.
Murat Görgün
Kitapkurdu
Yazarın okuduğum ilk eseri. Beğendiğimi söylemek isterim. Ülkemizde geçmişten günümüze kadına olan bakış açısını, ataerkil bir toplumda kadının her anlamda tacize ve şiddete maruz kaldığını bir ekonomi profesörü olan baş kahraman Şehnaz'ın hikayesi ile gözler önüne seriyor yazar. Şehnaz annesinin uyurgezer olduğu gecelere tanıklık ederek kendi geçmişi, annesinin ve anneannesinin geçmişleri hakkında daha önce bilmediği ve şok etkisi yaratan gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalıyor. Bu arada bir akademisyen olmasına rağmen çok ünlü çok saygı gören bir profesör ile yasak bir ilişki yaşaması ve onu hayatının merkezine oturtması, bir köle misali her türlü haksızlığa yada saygısızlığa kör kütük aşık olduğu için göz yumması eserin olay örgüsü içerisinde "Nasıl yani, mümkün değil artık!!" diyeceğiniz anlarda yaşatıyor size. Okuması keyifli bir eser olmuş.
ŞULE PEHLEVAN
Kitapkurdu
İlk okumaya başladığımda, bir kadının bir erkek için bu kadar küçük düşmesi beni oldukça rahatsız etti. Ancak hikâye ilerledikçe yazarın anlatımı içine çekiyor. Özellikle aşk hikâyesinden anne temasına geçişin çok başarılı ve akıcı bir şekilde yapılmış olması dikkat çekiciydi; geçişler hiç kopukluk hissi vermeden ilerliyor. Kitapta eski zamanlara yapılan göndermeler ve o dönemin atmosferini yansıtan küçük ama etkili detaylar oldukça güzeldi. Eski dostluklar, komşuluk ilişkileri gibi unsurlar hikâyeye ayrı bir sıcaklık katmış. Kitabın sonunda ise herkesin aslında ayrı bir hikâyesi olduğu çok güzel bir şekilde ortaya konuyor. Üç kuşak; anne, anane ve torun üzerinden anlatılan bu yapı, kadınların farklı dönemlerde yaşadığı benzer duyguları ve hayat mücadelelerini etkileyici bir şekilde yansıtıyor. Sonunda Şehnaz karakterine ise gerçekten çok üzüldüm. Genel olarak kitap, hem duygusal hem de düşündürücü bir etki bıraktı.
King38
Kaşif
Hafıza, aile sırları ve toksik ilişkiler üzerinden Türkiye’deki kadınlık hallerini ve sosyolojik dönüşümü titiz bir şekilde inceleyen çok güçlü bir eser. Yazar, mikro düzeydeki bir aile kurgusunu makro düzeydeki bir ülke panoramasıyla kusursuz şekilde birleştiriyor. Karakterdeki "unutamama hastalığı" (hipertimezi) anlatıya aşırı yoğun, detaylı ve sarsıcı bir psikolojik derinlik katıyor. Hem üniversitelerin çöküşü hem de Türkiye'deki büyük sermaye ve güç değişimleri satır aralarında didikleniyor. Dili adeta yağ gibi akarken, sıradan kötülüklerimizi ve ikili ilişkilerdeki görünmez iktidar savaşlarını çok cesurca bir gerçekçilikle yüzümüze vuruyor. Romanın baş kahramanı Şehnaz'ın saplantılı aşkı yüzünden yaptığı hatalar ve karakterlerin birbirini ezen tahammül sınırını zorlayan yapıları, okurları psikolojik olarak çok yorabilir veya sinirlendirebilir. Bu topraklarda "kadın olmanın" görünmeyen bedelleriyle yüzleşmek isteyenlerin kaçırmaması gereken bir eser.
Gulsen Gun
Kaşif
Ayfer Tunç bir kitap değil de sanki uzun metrajlı bir film ortaya koymuş gibi okumaktan ziyade adeta izledim hissi yaratan bir eser ortaya koymuş. İnsanın geçmişinden gelen olayların kişiyi ister istemez nasıl etkilediğini, bireyin hayatında ne gibi etkiler yaratabileceğini anlatmış. Bunu yaparken de dönemin atmosferini de satır aralarında aktarmış. Her bir sayfayı okurken adeta içinde kaybolduğum bu kitabı okuduktan sonra hayata, insana karşı bakışım da ister istemez değişti. Halden anlamak gerektiğini, yargıladığımız insan ya da yaşantıların içinde kopan fırtınaları etkileyici biçimde aktaran yazara bir kez daha hayran kaldım.
bilge_dgr
Üstat
Kitapta Cumhuriyet kadını,aydın bir öğretmenin kızı ve annesiyle birlikte hayat mücadelesi anlatılıyor.Anlatıcı,yaşadığı dönemin toplumsal yapısını,sınıf farklılıklarını ve akademik dünyayı aktarıyor.Özellikle ilk girişte yüklemsiz cümlelerin arka arkaya şiir gibi dizilmesiyle oluşan sayfalar bana okuma zevki vermedi.Ancak ilerleyen bölümlerde olay örgüsünün belirginleşmesiyle kitaba daha fazla dahil oldum.Anlatıcının yaşadığı aşk ilişkisi ve buna bağlı duygusal çatışmaların yer yer gereğinden fazla uzatıldığını düşündüm.Romanın en dikkat çekici yönü ise annenin uyurgezerlikği sırasında anlattıkları, kızının hem annesini hem de kendi geçmişini yeniden değerlendirmesine neden oluyor.Ancak bu sırların kitabın sonlarına saklanması beklentiyi yükseltirken, ortaya çıkan açıklamalar benim için bu beklentiyi tam olarak karşılayamadı.Buna rağmen roman, insanların yıllarca taşıdığı sırları, suskunlukları ve görünmez yükleri başarıyla hissettiriyor.Derinlikli ve sürükleyici bir romandı.
nclklcky
Bilge
Kalın romanlardan hep çekinmişimdir,ya sürükleyici değilse diye.Bu roman çok sürükleyiciydi ama en başından beri ana karakterin duygu durumu beni rahatsız etti.Sevilmediğini düşünmesine rağmen bir adamın peşinden koşuşuyla başlayan romanı,acaba devamında ne olacak diye sabırla okudum.Sonu da güzel bağlanmıştı.Olaylar ve yaşananlar çok ayrıntılı anlatılmış,bunu seven okurlar da olabilir,ben biraz zorlandım.Belki de bu kitabı okumam için doğru zaman değildi.Yazarın emeğine sağlık
Gamze Yalçın
Kitapkurdu
Çok övülünce edebiyat alanında çalışan bir akademisyen olarak alıp okuyayım dedim ama iyi bir edebiyat takipçisiyseniz ve alanda çalışıyorsanız sizi tatmin etmeyecek bir kitap. İpek Ongun kitaplarından hallice ergenlere hitap edecek edebi tadı az olan bir kitap. Konusu itibari ile de babasız büyüyen kızlar bir erkeğin peşinde hayatını ve kişiliğini ayaklar altına alır diyor. Güçlü kadınların hikayesini dinlediğimiz bu dönemde gerçekten çok kötü bir hikaye tercihi olmuş. Çağdaş Türk yazarlara kıyasla daha iyi bir yazım tekniği var ama hikaye itibari ile çok kötü. Özellikle bir akademisyen olarak en çok eleştirdiğim konunun işlenmesi ve bunun basılması çok kötü bir seçim olmuş.
zatiamekuin
Kitapkurdu
Ayfer Tunç yine döktürmüş diyebileceğim, insanı tam kalbinden yakalayan nefis bir aile ve hafıza anlatısı. Kitap boyunca bir ailenin sessizce üstü örtülmüş sırlarını, geçmişin o yükünü ve anne-kız ilişkisindeki o çetrefilli bağı adım adım çözüyorsunuz. Tunç'un karakter yaratmaktaki ustalığı sayesinde o evdeki kasveti, unspoken (konuşulmayan) şeylerin yarattığı gerilimi kendi evinde gibi hissediyorsun. Hüzünlü ama bir o kadar da insanı kendi geçmişiyle, ailesiyle yüzleştiren çok sıcak ve içten bir dili var. Olayların hızıyla değil, duyguların ve detayların derinliğiyle akıp giden, okuduktan sonra uzun süre kafanda dönecek türden bir hikaye.
Meryem Borazan
Bilge
Anne figürünün bir insanın hayatını ne kadar etkilediğini ve şekillendirdiğini amlatan blr romandı. Farklı anlatım biçimi ilgi çekici.
Çetin
Üstat
Kadın gözüyle erkeğe tutsaklık hikâyesi.
Burcu Bur
Kitapkurdu
Derinlikli, travmalı ve insanın içine dokunan Ayfer Tunç bir eseri. Okuması çok kolay değil ama bir kere Şehnaz'ın dünyasına girince onunla birlikte akıp gidiyorsunuz.
dilruba çavuşoğlu
Üstat
Bastırılmış duyguların yansımaları arasında üç kuşağın geçmiş günümüz şeklinde ilerleyen dıygusal hikayesi.
Aylinetu
Kaşif
ayfer tunc kitaplarini severek okuyorum buda onlardan birtanesiydi sikmadan akici bir dille anlatilmis