Gül Mevsimidir
Gül Mevsimidir

Kitapyurdu Fiyatı: 139,15TL

31Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Gül Mevsimidir
Mesaadet Hanımefendi, yetmişlerini aşalı çok olmuş bir hanım. İstanbul'da, sahibi olduğu apartmanda üç torunu, oğlu ve geliniyle birlikte yaşıyor, bir de hizmetçiler var. Bir pazar sabahı başlıyor uzunöykü, öğleden sonra gibi bitiyor. Başta Mesaadet'in sülalesine, İzmir'e gidiyoruz. Dürrüzadeler'den Mesaadet. Annesi Perran Hanımefendi. Sözlüsü Sermet Vasıf Bey. Aşık olduğu adam Rüştü Şahin. Ölü. Ailecek zenginler, babasının mağazası var, deli iş yapıyor. Tarlaları varmış, satmışlar. Babasının dava vekilinin oğlu bu Rüştü Şahin. Zeki bir genç. Mesaadet'e aşık oluyor. Mesaadet de aşık buna. Yunanlılar işgal ediyor İzmir'i sonra, Rüştü Şahin savaşa gidiyor kendi isteğiyle. Dönemiyor. Sevmediği bir adamla evleniyor Mesaadet, İstanbul'a yerleşiyor. Sonra duygusuz, ruhsuz bir yaşantı. Seksene merdiven dayamış, huysuz bir kadın haline geliyor. Kabaca böyle, şimdi derinlemesine bakarsak şöyle. Burjuva ya Mesaadet, Rüştü'yle evlenmesi sıkıntılı tabii. Fakir bir aileden geliyor Rüştü. Perran Hanımefendi servet yönetmeye, aile yönetmeye alışık, duygularını kaybetmiş bir anne. Kızının Rüştü'yle evlenme düşüncesini aklından bile geçirmiyor. Mesaadet'se kurtulabilir bir insan o sıralarda, daha 17 yaşında bir kız. Rüştü'nün şöyle bir sözü var: "'Mesaadet', demişti, 'böylece kaçsan evlensek, zengin kızı yoksula kaçtı olur. Eğer savaştan sonra asıl hak sahipleri yerine gelirse, sevdiği adamla evlendi, doğruyu yaptı diyeceklerdir. İlk söz gerçi önemli değil ama, ikincisi çok önemli. Bunu dedirtmeliyiz. Anca sevilenle yaşanılacağını da öğreteceğiz bilmeyenlere, birçok yapacaklarımızla birlikte. İzmir'in dört bir yöresinde dağ ateşleri yanıyor. Orta Anadolu'da kadınların, çocuklarının ölümüne ağlamaya vakitleri yok. Sen bir beni tutturmuşsun. Canının çektiğine, her şeyin hemen olmasına alışmışsın. Bekleyeceksin, herkesle birlikte mutlu olacağız.'" İşte sınıf çatışmasına vurucu, kısa bir örnek. Ailenin Rüştü Şahin'e bakışı olumsuz değil, olumlu hiç değil. Tamamen kayıtsızlar. Bir ara Rüştü'nün babası, çocuğunun zeki olduğundan, Darülfünun'a yollamayı düşündüğünden bahsediyor, Mesaadet'in babasının cevabı şu: "Kardeş, biz okuduk da mı zengin olduk? Onun da eli ekmek tutsun, bak biz nasıl tuttuk." Rüştü'nün tuttuğu yolun bir çıkışı var kendi düşüncesine göre. Döndüğünde her şey değişmiş olacak, asıl hak sahipleriyle paylaşılacak zenginlikler, paralar falan. Bu rüyanın iki ayrı yıkılışı var. Biri, Rüştü zaten savaşta ölüyor. Mesaadet'in gitmemesi için yalvarmalarına, "Gitmezsen de savaş kazanılacak," demelerine aldırmıyor, gidiyor. Davasına inanmış bir adam, ne ki dönmek kısmet olmuyor. İkincisi de dönenler... Savaştan dönenleri büyük bir heyecanla izliyor Mesaadet, fakat Rüştü aralarında değil. Bir süre sonra dönmeyeceğini anlıyor, yıkılıyor. Reküyem Fore Dırim. Zafer kazanıldıktan sonra savaştan dönenlerle ilgilenilmiyor, sanki zaferi onlar kazanmamış gibi. Meydanlarda coşkulu konuşmaları yapanlar yine zengin kesim, işgalde malları yağmalanmasın diye toprağa hazine gömenler. Düzen aynen devam ediyor. Rüştü dönseydi bile istedikleri gibi olmayacaktı belki. Mesaadet'in yalnızlığı da bir başka boyut. Aşık olduğu, bütün kalbiyle sevdiği adamın ölüsü bile gelmiyor geri. Konuşacağı kimse yok, yarı deli bir dadı olan Edadil'den başka ki onunla bile konuşulmuyor. İşte bu noktada kaybediyoruz Mesaadet'i; umutla dolu o genç, güzel kız bedenen olmasa da ruhen çöküyor. O artık bir ölü kadındır. "Deli, tutkun Mesaadet, İzmir'de bırakılmıştı. Boş bir konakta, bakımsız, örümceklenmiş piyanosuna yaslanıyordu. Ben, vapurun güvertesinde, gözlerime basan yaşların buğuları ardında acıyla izliyordum onu. İzmir'de kalan küçük Mesaadet'e çok yazık oldu diyordum kendime." İstanbul'a gitmeden önce babası tarafından sözlendirilmiştir, üç dört dil bilen bir bürokrat beyle. Arada sevgi yok, görev icabı yapılmış çocuklar var. "Kokusuz çiçeklere benziyorsun," diyen bir koca... Mustafa Kemal'in beğenisini kazanmış bir kadın Mesaadet, Atatürk, "Gazi" onun için. Öylesine güzel bir kadın. Kokusu Rüştü'yle beraber kaybolmuş. İstanbul günleri bir servetin yönetiminden ibaret. Servetin yönetimi, zenginlikler ve incelikler. Burjuva incelikleri, adetleri, Mesaadet'in her şeyi olur. Kocası erken ölür, bir serveti yönetmek ona kalır. Yaşlılıktan yatağa mahkum olmuştur beş yıldır. Hizmetçisi vardır, uzunöykünün ortalarında ayrı bir bölüm vardır, italik. O bölümde Mesaadet'i dışarıdan, hizmetçinin gözünden görürüz. Kendi cümleleri, kendi düşünceleri yoktur artık, bir garip, huysuz kadındır Mesaadet. Harikalar odasında her şeye söylenen bu kadın, büyük abdestini yapmak için hizmetçisine muhtaçtır. İnsanlara muhtaçtır daha doğrusu, kaba insanlara, "köylülere" muhtaçtır. Bir de Nedim var, torun. Komünist galiba. "Burjuvaların acıları olmaz," diyor, "Başkalarının yoksulluğu üstüne şato kurulmaz," diyor. Mesaadet beğenmiyor kendisini, o ne bilir yoksulluğu havalarında. Kendi de bilmiyor ya, çürümüşlüğünün son evresinde olduğunu gösterir bu. Kitabın kapağında İstiklal Madalyası var, Rüştü Şahin'in. Füruzan'a özgü spiral anlatı var yine. Çağrışımlarla bir geçmişe gidiyoruz, bir şimdiye geliyoruz. Bir bakıyoruz, Rüştü var yetmiş yaşındaki Mesaadet'in odasında. Bir bakıyoruz, meğer annesi olmuş Mesaadet. Süper. Ellerinden öpeyim Füruzan, büyük keyif aldım okurken. Okuyun bence.
Funduka Ayşenur Atakul
Üstat
Füruzan. Seninle bir sonbaharda tanıştım. "Yaşamındaki tek sahici şeyi on altı yaşında tanıyıp, ardından kurgulanmış ve ancak ve kesinlikle öyle olabilir'in içinde özü tükenip gitmiş varlıklı bir kadın" diyor Füruzan kendi yazıp şekillendirdiği Mesaadet için. Bu kitap; İzmir'de milli mücadelenin ortasında filizlenen bir aşkın, sonu mutlaka kötü bitecek bir sevdanın, insan ruhunda ne derin bir kök saldığının uzun hikayesidir. Tarifsiz hüznüne diri diri gömülen Mesaadet'in kendisi yaşlanırken değişen dünyaya baş kaldırışının, her Pazar günü on altı yaşının ilk aşkına sarılışının öyküsü. Sizi şöyle 84 sayfada silkeleyip atan bir kitap arıyorsanız, buyrun
aynur90
Kaşif
02.09.2025
Temelde mazide kalmış fakat hiç unutulmamış bir aşk hikâyesi varken aslında diplerde Kurtuluş Savaşı'nın gerçek kahramanları ve savaşa gitmeyip konaklarda yaşayan zengin,gösteriş düşkünü sahte insanlar ve acınası iki hayatın anlatımı var.
Gülşah Şahin
Kitapkurdu
10.05.2025
Yazarın kendi üslubunu yine çok iyi yansıttığı bir eser. Baktığı yer, kurduğu dünya, eğlenceli dili imzası gibi. Su gibi akıp giden, kadınların bilhassa daha iyi anlayacağı, empati kurabileceği bir kadın hikayesi...
Talip Sınırtepe
Kitapkurdu
19.02.2025
Yazarın dil ve anlatımına bir şey söyleyemem. Bu yönüyle almış olduğu Tüm ödülleri hak ediyor zira büyük öykücülerimizin dil ve anlatım özelliklerini taşıyor. Ama aynı övgüleri maalesef içeriği için söyleyemeyeceğim. Çocuklukla ilk gençlik arasındaki kızın başından geçenleri anlatırken genel ahlaki öğütlerin zıttına bir tutum sergilemiş. Kimden gelirse gelsin bir edebi eserde bu figürleri ve motifleri asla onaylamıyorum.
sibernetik25
Kitapkurdu
18.01.2025
Fürüzan kült bir yazar ama bu esei beni hiç içine çekmedi.Akıp gitmedi ne yazıkki
AHMET TOPÇU
Üstat
12.11.2024
Aynı hayatı 2 gözden anlatan bu kitabı mükemmel buldum. Füruzan'nın eserlerinden biri olan bu kitaba bir başyapıt denilebilir.
୨୧⋆。˚ ⋆
Kaşif
03.07.2024
Duras tarzı. L'amant kitabının türk versiyonu gibi bu yüzden çok beğendim.
KY-7803323
29.05.2023
“Gül mevsimidir”; üç bölümden oluşan unutulmaz bir ilk aşkın hafızasal öyküsüdür,duru üslubuyla etkileyici bir hikâye.
SYRKBSN
Kitapkurdu
23.04.2022
Ne anlattığı ayrı konu. Nasıl anlattığı ve lezzeti ayrı konu. Okumayı seven herkes Füruzan' ın cümlelerinin ve anlatışının tadına bakmalı.
Disaquee
01.01.2021
Surukleyici ve mukemmel bir eser
E.Ece
26.10.2020
Ayni hayatin iki farklı gözden anlatılması. Güzel bir hikaye
dogukan02
09.05.2020
Eserin konusu normal, yaşlı bir kadın aşk anısını anlatıyor fakat yazarın anlatışı iyi olduğu için eser kendini okutturuyor.
Eda Karaman
13.03.2020
ÇOOK GÜZELDİ. Çok beğendim gerçekten Mesaadet için üzüldüm açıkçası
KY-3186600
02.12.2019
Uzun öykü örneklerimizden. Kapağı daha farklı olabilirdi. Hayatta olabilecek bir hikâye. Dili güzel. Evin betimlemeleri çok az da olsa bitsin artık dedirtti bir yerde. Ama bu kitabı okuduğum için mutluyum. Yaşayan kıymetlerimizdendir yazarımız.
libert
Kaşif
30.10.2019
Hatırası hep canlı kalmış ilk aşkın hikayesi ve geri planda anlatılan kurtuluş savaşının ikiyüzlü kazananları...
Pınar Aybacak
11.09.2019
Güzel, naif bir öykü kitabı.
*********-
03.09.2019
Füruzanın diğer tüm kitapları gibi harika akıcı tavsiye ederim
ÇD
Kitapkurdu
16.03.2019
uzun bir öykü bu eser. içinde birden çok öykü yok. ama yazarın üslubu yine mükemmel
c/
11.02.2019
Füruzan çarpıcı hikayeleriyle insanı kendine hayran bırakıyor.
1 2